11. Ceza Dairesi 2025/5739 E. , 2026/3004 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/5336 Değişik İş KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.03.2024 tarihli ve 2023/261925 Soruşturma, 2024/41836 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yap…
11. Ceza Dairesi 2025/5739 E. , 2026/3004 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/5336 Değişik İş KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.03.2024 tarihli ve 2023/261925 Soruşturma, 2024/41836 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin, 26.09.2024 tarihli ve 2024/5336 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 26.09.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 10.11.2025 tarihli ve 2025/20728 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.11.2025 tarihli ve KYB-2025/130673 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.11.2025 tarihli ve KYB-2025/130673 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayet dilekçesi ile özetle, ... olarak bildiği şahsın kendisini finans uzmanı olarak tanıttığını, sonrasında ... ve ... programları üzerinden iletişimi devam ettirdiğini, kendisine birlikte iş yapmaları ve ortak bir yatırım yaparak kar elde edecekleri yönünde teklifte bulunması üzerine farklı tarihlerde parça parça olmak suretiyle 82.983,00 Türk lirası parayı sunmuş olduğu dekontlarda belirtilen hesaplara gönderdiğini, ancak kendisine yalan söylenerek maddi zarara uğratıldığını belirterek şikâyetçi olması üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, somut olayda nitelikli yalanın bulunmadığı, hayatın olağan akışı içinde makul düzeyde beklenen öngörü ve tedbirlerin müşteki tarafından alınmamış olması sebebiyle müştekinin denetim imkanının ortadan kalkmadığı, suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müştekinin şikayet dilekçesi ekinde sunduğu dekontlar uyarınca müşteki tarafından yapılan para transferlerine ilişkin kayıtların ilgili bankalardan istenilmesi ve hesap sahiplerinin gerçek kişi olması halinde bu kişilerin, hesabın şirkete ait olması halinde söz konusu şirketleri temsile yetkili kişilerin tespit edilerek ifadelerinin alınması, gerek şikayet dilekçesinde gerekse itiraz dilekçesinde bir kısım şüphelilerin müşteki ile telefon üzerinden iletişime geçtiğinin bildirilmiş olması sebebiyle anılan dilekçelerde belirtilen telefon hatlarının kimlere ait olduğunun tespiti amacıyla ilgili kurumlarla yazışma yapıldıktan sonra belirlenen kişilerin şüpheli olarak ifadelerinin alınması, müşteki tarafça havale yapıldığı bildirilen şirketlerin ticaret sicil kayıtlarının dosya arasına alınarak ticari faaliyet alanlarının, ticari faaliyetlerine devam edip etmediklerinin araştırılması, şüpheliler haklarında benzer şekilde dolandırıcılık suçundan soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması; bunların yanı sıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, sosyal medya üzerinden tanıştığı ve kendisini finans uzmanı olarak tanıtan ... isimli kişinin yönlendirmesiyle yatırım yaptığını düşünerek farklı kişilere ait banka hesaplarına farklı tarihlerde toplamda 82.983,00 TL para gönderdiğinin, bir süre sonra dolandırıldığını anladığının iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şikâyetçinin olayla ilgili ayrıntılı şekilde beyanına başvurulması, şikâyetçi vekili tarafından 18.04.2024 tarihli dilekçe ekinde ibraz edilen CD'nin çözümünün yaptırılması, şikâyet dilekçesi ekindeki dekontlarda belirtilen paranın gönderildiği hesap sahipleri ile şikâyetçinin iletişim kurduğu GSM hat sahiplerinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilmesi, tüzel kişi olarak görünen hesap sahiplerinin yetkilisi/yetkililerinin ilgili kurumlardan sorulmak suretiyle belirlenmesi, tüm şüphelilerin ifadelerine başvurulması, şüpheliler hakkında benzer eylemleri nedeniyle başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı ile daha önce benzer yöntemlerle gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemleri olup olmadığının ortaya konulmasından ve 11.12.2023 tarihli müzekkere cevabının beklenmesinden sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, "...somut olayda nitelikli bir yalanın bulunmadığı, yatırım ve ... danışmanlığına ilişkin sermaye piyasası mevzuatı, müştekinin böyle bir sıfatı olmayan şüphelilere inanıp para göndermiş bulunması, hayatın olağan akışı içinde makul düzeyde beklenen öngörü ve tedbirlerin müşteki tarafından alınmamış bulunması karşısında müştekinin denetim imkanının ortadan kalkmadığı bu nedenle suçun yasal unsurlarının oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin, 26.09.2024 tarihli ve 2024/5336 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde karar verildi.