(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/16270 E. , 2008/5981 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.12.2006 gününde verilen dilekçe ve müdahil davacı tarafından 04.07.2006 gününde verilen dilekçe ile meranın aidiyetinin tespiti istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 12.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi müdahil davacı ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olu
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/16270 E. , 2008/5981 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.12.2006 gününde verilen dilekçe ve müdahil davacı tarafından 04.07.2006 gününde verilen dilekçe ile meranın aidiyetinin tespiti istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 12.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi müdahil davacı ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 06.05.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden müdahil davacı vekili Av.... ile karşı taraftan ... vekili Av. ... ile davalı Hazine vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 22 parsel sayılı merada yararlanma hakkının tespiti istemi ile ve Hazine davalı gösterilmek suretiyle ... tarafından açılmıştır. Davalı Hazine, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın reddini savunmuştur. Davaya asli müdahil olan ..., Binatlı Köyünü hasım göstererek 22 parseldeki yararlanma hakkı üzerinde çıkartılan muarazanın giderilmesini istemiştir. Mahkemece, Binatlı Köyünün Hazine aleyhine açtığı davanın husumet noktasından reddine, asli müdahil Çayüstü Köyü tarafından açılan ve kanıtlanmayan davanın reddine, 22 parsel sayılı meradan yararlanma hakkının Binatlı Köyüne ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. Hükmü, müdahil davacı ... temyiz etmiştir. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 1957 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında 2632 dönüm yüzölçümündeki 22 parsel sayılı taşınmazın dava dışı gerçek kişi adına tespit gördüğü, davalı Hazine’nin itirazı üzerine Kadastro Mahkemesince anılan parselin mera olarak sınırlandırıldığı, aidiyet belirlemesinin yapılmadığı görülmektedir. Davacı ... Köyünün davayı açmaktaki amacı 22 parselden mera olarak yararlanma hakkının tespitidir. Müdahil davacı ... Kişiliğinin, davaya müdahil olmasındaki kasıtta budur. Davacı ..., Hazineyi hasım göstererek eldeki davayı açmıştır. Asli müdahil ... de Binatlı Köyünü hasım göstererek davaya asli müdahil sıfatıyla katılmıştır. 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 3. maddesinde yapılan tanıma göre mera: hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bu yerlerde kullanma hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olabilir. Somut uyuşmazlıkta, yanlarca yetkili merci tarafından yapılmış tahsisin varlığı iddia ve ispat edilmediğinden, uyuşmazlığın 22 mera parselinde kadim kullanmanın hangi tarafa ait olduğunun saptanmasıyla giderileceğinde kuşku yoktur. 31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “...tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı...” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan yansız anlatımda bulunabilecek yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir. Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir. Mahkemece taraf köylerden tanıklarının kimler olduğu sorulup saptanmamış, sadece yerel bilirkişi sözleriyle hüküm kurulmuştur. O nedenle, ilk olarak taraf köylerden bildireceklerse tanıkları sorulup saptanmalıdır. Bundan sonra yerinde yeniden keşif yapılmalı, civar köylerden seçilen ve taraflarla husumeti bulunmayan bilirkişilerde keşif yerinde hazır edilmeli, HUMK.nun 258. maddesi hükmünce bildirilecek tanıklar davetiye ile çağrılmalı, bunlar 259. madde gereğince keşif yerinde yasanın 265. maddesi hükmünce ayrı ayrı dinlenmeli, beyanlar arasında aykırılık olursa yüzleştirilmelidir. Mahkemece, tüm bun yönler bir yana bırakılarak eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır. Kabule göre; Binatlı Köyünün Hazine aleyhine açtığı dava husumet noktasından, davaya asli müdahil olarak katılan ... Köyünün davası da esastan reddedildiğinden bu hükümlerle yetinilmesi gerekirken davası reddedildiği halde Binatlı Köyü yararına kullanma hakkının tespitine dair hüküm kurulması da doğru olmamıştır. Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 550.00 YTL. Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak müdahil davacı ... Kişiliğine verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.