Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/5766 E. , 2024/3768 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/5766 Karar No : 2024/3768 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 12- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:....K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından; Iğdır ili, Merkez ilçesi, ... Köyünde ikamet eden
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/5766 E. , 2024/3768 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/5766 Karar No : 2024/3768 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 12- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:....K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından; Iğdır ili, Merkez ilçesi, ... Köyünde ikamet eden davacılardan ...'ın ... Köyü, ... Yaylası Mevkiinde çobanlık yaparken 27/07/2012 tarihinde, bulduğu bir cismin patlaması sonucu sakat kaldığından bahisle olayda davalı idarenin kusursuz sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık ... için miktar artırımı sonucu 1.915.992,42 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, anne ... için 30.000,00 TL manevi, baba ... için 30.000,00 TL manevi, kardeşler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... için de ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, Danıştay Onuncu Dairesinin 26/10/2020 tarih ve E:2015/3266, K:2020/4159 sayılı bozma kararına uyularak, terör örgütüne ait olan mühimmat sebebiyle yaralanan davacının olayına ilişkin, olay öncesinde Korhan Yaylasının vatandaşın kullanımına açık olduğu belirtilmiş iken olayın bölücü terör örgütü tarafından konulan el yapımı patlayıcıyla gerçekleştiği ve idarenin üzerine düşen uyarı ve ikazları yapmaması ve olayın gerçekleştiği ... Yaylasının güvenli olduğu izlenimi vatandaşlara verilmek suretiyle gerçekleşen olayda idarenin olaya özgü ve kabul edilebilir bir kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacı ...'ın iş gücü kaybına dayalı maddi zararının tespiti için hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.915.992,42 TL maddi tazminat ile toplam 295.000,00 TL manevi tazminatın 04/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacılara ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, olayda hizmet kusurunun ve kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, meydana gelen olayda davacının ve üçüncü kişinin kusuru bulunduğundan illiyet bağının kesildiği, maddi tazminat miktarının yüksek olduğu, manevi tazminat miktarının yeniden değerlendirilmesi ve faiz uygulanmaması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden, 27/07/2012 tarihinde davacılardan ...'ın Iğdır ili, Merkez ilçesi ... Köyü, ... Yaylası, ... Mevkii olarak adlandırılan bölgede hayvan otlatırken bulduğu poşeti çubukla karıştırması sonucu poşet içerisinde bulunan patlayıcının infilak etmesi neticesinde yaralandığı, patlama sonucu ...'ın tüm vücut fonksiyonlarında %95 oranında kayıp meydana geldiği, olay nedeniyle uğradığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle 04/01/2013 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine, olayda davalı idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle uğradıkları ileri sürülen zarar karşılığı olarak ... için 1.915.992,42 TL maddi ve ... ile annesi, babası, ve kardeşleri için toplam 295.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 27/07/2004 tarih ve 25535 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan haliyle 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan haliyle 9. maddesinde, ''Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Bakanlar Kurulu nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve sakatlık derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır. Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin olay tarihinde yürürlükte olan haliyle "Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacılardan ...'ın Iğdır ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, ... Yaylası ... Mevkii olarak adlandırılan bölgede hayvan otlatırken bulduğu poşeti çubukla karıştırması sonucu poşet içerisinde bulunan patlayıcının infilak etmesi neticesinde yaralanması nedeniyle oluşan zararlarının genel hükümlere göre tazmininin istenildiği görülmektedir. ... İdare Mahkemesince, 20/02/2015 tarihinde verilen ilk kararla davacılardan ...'ın yaralanmasına neden olan cismin niteliği itibarıyla patlayıcı olup olmadığının anlaşılamadığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterinde böyle bir patlayıcı mevcut olmadığından Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından olayın olduğu bölgeye yerleştirilmesine olanak bulunmadığı, olay yerinin askeri yasak bölge kapsamından çıkarılmış ve vatandaşın kullanımına açık olan bir bölge olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı idareye yüklenebilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı gibi kusursuz sorumluluk ilkesi gereği de tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine, Dairemizin 26/10/2020 tarih ve E:2015/3266, K:2020/4159 sayılı kararıyla "terör örgütüne ait olma ihtimali bulunan mühimmat sebebiyle yaralanan davacının olayına ilişkin, idarenin olayla ilgili hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluk haline sebep olacak olaya özgü ve kabul edilebilir bir sorumluluğunun bulunmadığı, davacının yararlanmasına sebebiyet veren durumun terör olayı olup olayın 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerekirken olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı ve kusursuz sorumluluk ilkesine göre tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir. ... İdare Mahkemesince bozma kararına uyulduğu belirtilerek ve "terör örgütüne ait olan mühimmat sebebiyle yaralanan davacının olayına ilişkin, olay öncesinde ... Yaylasının vatandaşın kullanımına açık olduğu belirtilmiş iken olayın bölücü terör örgütü tarafından konulan el yapımı patlayıcıyla gerçekleştiği ve idarenin üzerine düşen uyarı ve ikazları yapmaması ve olayın gerçekleştiği ... Yaylasının güvenli olduğu izlenimi vatandaşlara verilmek suretiyle gerçekleşen olayda idarenin olaya özgü ve kabul edilebilir bir kusursuz sorumluluğunun bulunduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargılama sürecinin incelenmesinden, İdare Mahkemesinin ilk kararının Dairemiz tarafından davacının yaralanmasına sebebiyet veren durumun bir terör olayı olduğu, idarenin olayla ilgili hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluk haline sebep olacak olaya özgü ve kabul edilebilir bir sorumluluğunun bulunmadığı ve olayın 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına ve Mahkemece de bozma kararına uyulduğu belirtilmesine rağmen kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca değerlendirme yapılarak olayda idarenin olaya özgü ve kabul edilebilir bir kusursuz sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Dairemizin anılan bozma kararına uyulmasına rağmen bozma kararında yer alan gerekçeden farklı bir gerekçe ile verilen ve bu nedenle de bozma kararına uygun olmayan temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın kabulüne ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.