Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki çerçevesinde yapılan ticari alışverişten kaynaklanan cari hesaba istinaden davalının müvekkili şirkete borçlu olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle davalı şirket hakkında ----- sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, ancak borçlu şirketin icra takibine ------------ projesi için üretilen camlarda ayıplı olduğu gerekçesiyle zarara uğradığını, davacı şirkete olan cari hesap borcunun üstünde alaca
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ....’nin 100.000 TL sermayeli bir şirket olduğunu, bu şirketin %70 hissesine davalı ...’nın,diğer %30 hissesine müvekkil ...’in sahip olduğunu, müvekkili ...’in bu hissesini 07.11.2017 tarihinde ... ...’a resmi olarak devrettiğini, bu durumdan davalı olan diğer ortak ...’yı bilgilendirdiğini, ancak ...’nın bu hisse devri işleminin karar defterine işlenmesini ret ettiğini, müvekkili ... bu durumdan şüphelenerek, 19.04.2010, 31.12.2010, 17.04.2013, 06.08.2014, 13.04.2017 karar tarihli toplantılarda düzenlenen defter ve belgeler ve diğer tüm defter ve evraklar üzerinde araştırma ve inceleme yaptığını, bunun sonucunda düzenlenen tüm karar defterlerinin ve defterlerde bulunan imzaların sahte olduğunu gördüğünü, iş bu karar defterlerinde yer alan imzalardan şirketin salt adres değişikliğine ilişkin imzalar davacıya ait olup, geri kalan evraklarda bulunan imzaların hiçbirinin davacıya ait olmadığını, bu hileli işlemlerin yaklaşık 7-8 yıldır yapılmakta iken davacının durumundan yeni haberdar olduğunu, davalının bununla kalmayıp, 20.11.2017 tarihinde Şirketin Genel Kurul Toplantısı yapılacağını ve bu toplantıda şirketin 100.000,00TL olan sermayesinin 3.000.000,00TL'ye çıkarılacağını 03.11.2017 tarihli 9444 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ile ilan ettiğini, genel kurul toplantısında alınan kararlar ve düzenlenen evrakların hepsi sahte olup, düzmece bir oyundan ibaret olduğu için söz konusu genel kurul toplantısına zorunlu olarak katılan davacı müvekkili söz konusu evraklara şerh düşerek imza altına aldığını, 20.11.2017 tarihli genel kurul toplantısında düzenlenen davacı tarafından şerh düşülerek imzalanan, aynı şekilde davacı ...’in kendi imzası olmayan, müşteki adına resmi karar defterlerinde ve diğer evraklarda sahtecilik yaparak imza taklit eden şüpheli tarafından sarfedilen/imzalanan sahte imzalara ilişkin savcılığa tarafımızca resmi belgede sahteciliğe ilişkin suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı tarafça yapılan işbu işlemlerin, toplantıların vs. usul ve yasaya aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını, şöyle ki, Genel Kurul toplantısında görüşülen sermaye artırımına ilişkin olarak davacı müvekkili %30’luk hissesine tekabül eden borç/şirkete koyması gereken miktara ilişkin herhangi bir ihtarname çekilmeden davalı taraf şirket sermayesini üç milyona çıkardığını ve sonrasında kendi payını yine usulsüz olarak %70 iken %99 a çıkardığını ve bu hukuka aykırı yok hükmündeki işlemi tescil ettirdiğini, söz konusu evrak ve karar defterlerinin aslı davacı müvekkiline verilmediği, yapılan sahteciliğin gecikmesinde sakınca olmaksızın ortaya çıkarılabilmesi için 20.11.2017 tarihli genel kurul kararının iptali ve artırılan sermaye miktarının usulsüz ve yok hükmünde olduğunun tespitini talep ettiklerini, aksi halde bu durumun davacının aleyhine ileride telafisi zor veya imkansız zararlara neden olacağını, 20.11.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların ve düzenlenen evrakların hepsinin sahte olup, düzmece bir oyundan ibaret olduğunu, davalı tarafın yine hileli yollarla iş bu yükseltilen ve davacı müvekkili için %1 ancak davalı taraf için %99 olarak tescil edilen sermayenin kendisine düşen kısmını ödememiş olup, ancak ödediğine ilişkin sahte imzalı evraklar düzenlediğini/düzenlettirdiğini, kendisinin payına düşen herhangi bir ödemenin yapılmadığını, öncesinde olduğu gibi yine sahte evrak ve belgeleri yine taklit yolu ile imza altına aldığını/aldırdığını, usul ve yasaya aykırı olarak yapılan ve iptali gereken 20.11.2017 tarihte yapılan Genel Kurul Toplantısında ilan edilen ve sonrasında tescil edilen sermaye artışına ilişkin durum yok hükmünde olduğunu ve bunun tespitinin gerektiğini, öncelikle davacının hak kaybına engel olmak amacıyla davalı şirket hisseleri üzerine tedbir konulmasına 20.11.2017 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında alınan tüm kararların iptaline, usul ve yasaya aykırı olarak 20.11.2017 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında ilan edilen ve sonrasında tescil edilen sermaye artırımının yok hükmünde olması sebebiyle tespitine karar verilmesini talep etmiştir.