Başvuru, konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinde geçen sürenin mahkûmiyet hükmündeki süreden mahsup edilmesine ilişkin talebin reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinde geçen sürenin mahkûmiyet hükmündeki süreden mahsup edilmesine ilişkin talebin reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. İkinci Bölüm tarafından niteliği itibarıyla başvurunun Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında 8/5/2013 tarihinde İstanbul 2 No.lu Hâkimliğince (TMK mülga madde ile görevli) uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 27/6/2013 tarihli iddianamesiyle başvurucunun suç işlemek için kurulan örgüte üye olma ve suç örgütü faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 18/4/2014 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Artvin Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Artvin Ağır Ceza Mahkemesi 16/6/2014 tarihinde karşı yetkisizlik kararı vererek olumsuz yetki uyuşmazlığının giderilmesi ve yargı yerinin belirlenmesi için dosyayı Yargıtay Ceza Dairesine göndermiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 9/7/2014 tarihinde Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili olduğuna karar vermiştir. Artvin Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun da aralarında bulunduğu bazı sanıkların tutukluluk hâlleri gözden geçirilmiş; 17/6/2015 tarihli karar ile mevcut delil durumu, tutuklulukta geçen süre, eşinin sağlık koşulları gerekçesiyle başvurucunun serbest bırakılmasına karar verilmiştir. Bununla birlikte Mahkemece başvurucu hakkında konutu terk etmeme ve yurt dışına çıkamama şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmiştir. Yapılan yargılama sonunda Artvin Ağır Ceza Mahkemesi 26/2/2016 tarihli kararıyla başvurucunun suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan ise 22 yıl 6 ay hapis ve 000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkûmiyet hükmü Yargıtay Ceza Dairesince 11/4/2018 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu hakkında kesinleşen hapis cezalarının infazına 21/6/2018 tarihinde başlanmıştır. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen müddetnameye göre başvurucunun koşullu salıverilme tarihi 19/5/2032 olarak tespit edilmiştir. Başvurucu; konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol altına alınması nedeniyle ceza infaz kurumu dışında da olsa hürriyetinin sınırlandırıldığını, dolayısıyla tahliyesine karar verildiği 17/6/2015 tarihi ile mahkûmiyet hükmünün infazına başlandığı 21/6/2018 tarihi arasında anılan tedbirin uygulandığı sürenin (100 gün) cezasından mahsup edilmesi ve bu duruma göre koşullu salıverilme tarihinin yeniden hesaplanması gerektiğini belirterek hakkında düzenlenen müddetnameye Artvin Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz etmiştir. Artvin Ağır Ceza Mahkemesi 10/12/2018 tarihli ek kararıyla başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...5271 sayılı CMK'nun [Ceza Muhakemesi Kanunu] 109/3-j maddesinde konutu terketmemek yükümlülüğünün düzenlendiği, CMK'nun 109/ maddesindeki adli kontrol altında geçen süre, şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez şeklindeki düzenleme uyarınca hükümlü hakkında konutu terketmemek yükümlülüğü kapsamında geçirilen sürenin infaz edilecek cezadan mahsup edilemeyeceği, bu nedenle müddetnameden düşürülemeyeceği anlaşıldığından, hükümlü Bahadır ÖZTÜRK'ün düzeltilerek yeniden müddetname düzenlenmesine ilişkin talebinin reddine...[karar verilmiştir.]" Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Rize Ağır Ceza Mahkemesince 9/1/2019 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Bu karar 18/1/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 15/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Mahsup" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1)Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir." 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanun'un maddesi ile değişik 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Adlî kontrol" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:a) Yurt dışına çıkamamak.b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.j) Konutunu terk etmemek.... (6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır." 5271 sayılı Kanun'un "Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir. (2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. (3) 109 uncu madde ile bu madde hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır." 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:"Bu kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar." 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanun'un maddesi ile değişik 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliklerinin görevleri" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır : Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.(1) Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar vermek. (Ek:14/4/2020-7242/4 md.)(2) Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikâyetleri incelemek. (Ek:14/4/2020-7242/4 md.)(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mahsup, ceza zamanaşımı ve hükümlünün ölümü hâllerinde verilecek kararlar da dahil olmak üzere hâkim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak ve işleri yapmak. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir ...." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, verilen kararın veya yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir....İnfaz hâkiminin kararlarına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren yedi gün içinde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.İtiraz, infaz hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine yapılır ..." Yargıtay Ceza Dairesinin 3/5/2007 tarihli ve E.2006/5521, K.2007/3057 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:" ...gerek Anayasa ve sair kanunlar, gerek uluslararası anlaşmalarla kişi özgürlüğü en üst düzeyde korunma altına alınmak istenmiştir. Bu kapsamda, ceza yargılamasında asıl olan tutuksuz yargılama olup, sanıkların tutuklu yargılanması, ancak kanunda gösterilen hallerde ve istisna olarak uygulanmalıdır. Aksi takdirde, kişiyi özgürlüğünden alıkoyan devlet olsa da bunun sonucuna katlanmalı ve meydana getirdiği zararı ortadan kaldırıcı veya azaltıcı yükümlülükler altına girmelidir. Bu yöntemlerden biri de ceza hukukundaki mahsuptur.Ayrıntıları [Yargıtay] Ceza Genel Kurulunun 2006 gün ve 2006/1-4 Esas, 2006/7 sayılı kararında açıklandığı üzere; 765 ve 5237 sayılı yasalarda mahsubun mecburiliği (hukukî) sistemi kabul edilmiştir.Bu sisteme göre, mahkûm kusuru ile tutuklu kalmış olsa dahi, tutukluluk süresinin verilen cezadan indirilmesi zorunludur. Bu sistemde yargıcın görevi, indirim yapılması için gerekli yasal koşulların doğup doğmadığını kontrol, doğmuş ise yapılan indirimin hesabında hata yapılıp, yapılmadığını denetlemekten ibarettir. Mahsubun hukuki esası hakkında, bu kurumun cezanın hafifletilmesi nedenlerinden biri olduğu, evvelce çekilmiş bir ceza olduğu, hususi af olduğu konusunda çeşitli görüşler bulunmakta ise de, mahsup, suçlu olduğu henüz kesin olarak bilinmeyen kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılması dolayısıyla ortaya çıkan haksızlıkları gidermek için başvurulan ve kişisel özgürlükleri anayasal düzeyde güvence altına alan, önleyici amaçlarla yoksun bırakılan özgürlüğün iadesi için kabul edilen hukuki bir kurumdur ..." Ayrıca ilgili uluslararası hukuk için bkz. Esra Özkan Özakça [GK], B. No: 2017/32052, 8/10/2020, §§ 36-