1. Hukuk Dairesi 2006/9628 E. , 2006/12169 K. "" MAHKEMESİ : DURSUNBEY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2006 Taraflar arasında görülen davada; Davacı vasisi, vesayet altında bulunan davacı C.'in hukuki ehliyete haiz olmadığını bu durumdan yararlanarak davalının hile ile davacıya ait . parça taşınmazı tapuda satış işlemi ile temellük ettiğini, yapılan temliki işlemin geçersiz olduğunu ileri sürerek ehliyetsizlik ve hile hukuksal sebeplerine dayalı olarak tapu iptali ve te…
**1. Hukuk Dairesi 2006/9628 E. , 2006/12169 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : DURSUNBEY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2006 Taraflar arasında görülen davada; Davacı vasisi, vesayet altında bulunan davacı C.'in hukuki ehliyete haiz olmadığını bu durumdan yararlanarak davalının hile ile davacıya ait . parça taşınmazı tapuda satış işlemi ile temellük ettiğini, yapılan temliki işlemin geçersiz olduğunu ileri sürerek ehliyetsizlik ve hile hukuksal sebeplerine dayalı olarak tapu iptali ve tescili isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun “ fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir “ biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç ( yükümlülük ) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış. 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin ( reşit ) olmayı kabul ederek “ ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. “ hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü “ eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “ yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, Medeni Kanununun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.6.1941 tarih 4/21)