Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlünün avukata yazdığı mektubun sakıncalı bulunarak muhatabına gönderilmemesine karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlünün avukata yazdığı mektubun sakıncalı bulunarak muhatabına gönderilmemesine karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 4/5/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Birinci başvurucu adına vekâleten, ikinci başvurucu adına asaleten başvuru yapıldığını belirten ikinci başvurucu tarafından sunulan başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Bursa H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu), devletin egemenliği altında bulunan topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışma suçundan hükümlü olarak bulunan başvurucu (birinci başvurucu), avukatı (ikinci başvurucu) adına taahhütlü olarak mektup göndermek istemiştir. İkinci başvurucuya hitaben yazılmış mektupta genel olarak İnfaz Kurumunda yapılan bir sayım sonrasında birinci başvurucunun sağlık sorunları olmasına rağmen maruz kaldığını iddia ettiği bazı olaylar anlatılmıştır. Bu kapsamda mektupta, birinci başvurucunun İnfaz Kurumundaki sayım işleminin akabinde arkadaşlarıyla birlikte 30-40 gardiyan tarafından tartaklanarak, ağzı kapatılarak ve darp edilerek koğuştan alındığı, astım hastası olduğu ve nefes alamadığı arkadaşları tarafından söylenmiş olmasına rağmen bu tür müdahalelere devam edildiği, astım ve kalp ilacı üzerinden alınarak ve elleri kelepçelenerek süngerli odaya konulduğu ve burada uzun süre kaldığı ifadelerine yer verilmiştir. Mektupta ayrıca çeşitli sağlık sorunlarının tedavisi ve ilaçların temini için gerekli işlemlerin yapılmadığı, geciktirildiği veya aksatıldığına yönelik açıklamalara yer verilmiştir. İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonunun 26/2/2018 tarihli tutanağında söz konusu mektupta geçen "13/2/2018 günü saat 8:00'dan sonra bilinen sayım meselesinden dolayı oda'dan arkadaşlarım ile 30-40 gardiyan ile tartaklanarak alındım. Ağzım kapatıldı. Ağzım kapalı iken yumruklarla dirseklerle böğrüme vurdular. Daha önceki durumlar için size yazdığım şekilde bazen ilaçlarım verilmiyor. Epilepsi ilacım Epiks verilmemektedir." ifadelere yer verilerek mektubun yanıltıcı ve yanlış beyanlar içerdiği, kanun, tüzük ve yönetmelikler çerçevesinde yapılan uygulamaların sanki bir dayanağı olmadan uygulanıyormuş gibi gösterildiği, bu nedenle İnfaz Kurumu güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğü, bu çerçevede mektubun sakıncalı ifadeler içerdiği değerlendirilmiştir. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı 26/2/2018 tarihli kararıyla sakıncalı olduğu gerekçesiyle mektubun kurumda muhafazasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde mektubun yanlış ve yanıltıcı beyanlar içerdiği ifadesine yer verilmiştir. Birinci başvurucu karara karşı şikâyet başvurusunda bulunmuştur. Dilekçesinde, mektubunda yanlış veya yanıltıcı ifadeler olmadığını, yaşadıklarının tamamını dahi anlatmadığını, mektupla ilgisi olmayan bir gerekçe ile mektubunun alıkonulduğunu ifade etmiştir. Başvurucu, mevcut şikâyeti ile aralarında benzerlik olduğunu düşündüğü bazı derece mahkemesi kararları ile Anayasa Mahkemesinin bir kararına yer vererek avukatına sağlık sorunlarını ve kendi durumunu anlattığını ifade etmiş, kararın hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini savunmuştur. Bursa İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 1/3/2018 tarihli kararıyla şikâyetin reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) ve maddelerine yer vererek kanun, tüzük ve yönetmeliklere uygun olan uygulamaların kişi veya kuruluşları paniğe yöneltebilecek şekilde yanlış aktarıldığı ve mektubun İnfaz Tüzüğü'nün ilgili hükümlerine aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Birinci başvurucu, karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde özetle, avukatına durumu ile ilgili bilgi verdiği ve hastalığı ile ilgili yaşadığı süreci anlattığı mektubunun alıkonulması kararının hukuka aykırı olduğunu ve iletişim hakkının engellendiğini ifade etmiştir. Bursa Ağır Ceza Mahkemesi 2/4/2018 tarihli kararıyla, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile itirazı reddetmiştir. Nihai karar birinci başvurucuya 4/4/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bireysel başvuru formu ve dosya kapsamındaki belgelerden ikinci başvurucunun nihai kararı 25/4/2018 tarihinde öğrendiği anlaşılmaktadır. Başvurucular 4/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Süleyman Araç (2), B. No: 2016/9882, 12/6/2019, §§ 17- 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "İnfaz hâkimliklerinin görevleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " Hükümlü ve tutukluların ... dışarıyla ilişkileri, ... gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü" kenar başlıklı maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:"Şikâyet yoluna, kendisi ile ilgili olmak kaydıyla hükümlü veya tutuklu ya da eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, müdafii, kanunî temsilcisi veya ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu başvurabilir."