Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... İnş. Ltd. Şti. diğer davalı ... Müh, Tic. Ltd. Şti. ve ...'den ciro yolu ile aldığı 3 adet çeke ilişkin olarak müvekkillerim aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... E. sayılı dosyası ile kambiyo senedine dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, müvekkillerimin takipten ve takibe konu çeklerden dolayı gerek takip alacaklısı ... San. Ltd. Şti.'ye gerekse diğer davalı cirantalara herhangi bir borcu bulunmadığını, başlanmıştır. Bu kapsamda da müv
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tarafların arkadaş olup, davalı tarafın güzellik salonu açmak için davacıdan 18.000,00 TL borç para istediğini, davacının bu parayı verdiğini, borca teminat olarak bono aldığını, davalının bonoda alacaklı kısmına davacının yabancı olmasından istifade kendi adınI yazdığını, ödeme niyeti olmadan borç aldığını belli ettiğini, davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı ile sms yoluyla yapılan konuşmalarda davalı borçlunun 18.000,00 TL borçlu olduğunu kabul etmekle birlikte ödemek için parası olmadığını da beyan ettiğini, HMK 202'ye göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunması halinde tanık dinlenebileceğinin düzenlendiğini ve buradan yola çıkarak mahkemeye sundukları alacaklı ve borçlusu aynı kişi olarak düzenlenmiş bononun ve telefon mesajlaşmalarının delil başlangıcı olarak kabulü ile tanıkların dinlenmesini, itirazının iptali ile takibin devamını, % 20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafa borcu bulunmadığını, tam tersi davacının 17.000,00 TL ödemesi gerekirken ödemediğini, davacının yoğun israrı ile giderleri yarı yarıya ödemek kaydı ile bayan kuaförü açmaya karar verdiklerini, davacının dükkan açmak için 35.000,00 TL yi kendisinin vereceğini taahhüt ettiğini, dükkanı açmak için ikna olduktan sonra davacının kendi kullanacağı kuaför malzemelerini satın aldığını ve 18.000,00 TL verdiğini iddia ettiğini, resmi olarak dükkanın kendi üzerine yapıldığını, davacının ortak dükkana katkı vermesi için 17.000,00TL getirmesi gerektiğini, getirirse senet vereceğini söylediğini, internetten bonoların nasıl doldurulacağını öğrenmek için kendi kendine bir örnek bono tanzim ettiğini, defter arasında muhafaza ettiğini,17.000,00TL yi davacının vermediğini, ortak dükkanı bıraktığını, çalışmadığını ve giderken bu müsvette senedi yanında götürdüğünü ve zaman zaman davalıyı tehdit ettiğini, haksız kazanç sağlamak için aleyhine icra takibi başlattığını, davacının çok iyi Türkçe bildiğini, 15 yıldan fazla Türkiyede ailesi ile birlikte yaşamakta olduğunu, daha öncede kuaför ... ile çalıştığını, ticari hayatı bildiğini haksız davanın reddini, talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "..Poliçeye ait hükümlerden hangilerinin bonoya uygulanacağını gösteren TTK’ nun 690.maddesinde (6102 sayılı yasanın 778. maddesi), poliçe ile ilgili 585.maddeye (6102 sayılı yasanın 673. maddesi) bir atıf yapılmadığından, genellikle, bir kimsenin “ kendi emrine” bono tanzim edemeyeceği kabul edilmektedir. Başka bir deyişle, bono tanzim eden kendisini lehtar olarak gösteremez. Aynı şekilde, 690.maddede 585.maddeye atıf yapılmamış olduğu için bir bononun “üçüncü şahıs hesabına” düzenlenmesine de imkan yoktur (Öztan, F.:Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1997, s. 987). Bonoda aynı kişinin hem keşideci hem de lehtar durumunda olması hukuken mümkün bulunmadığından, takibe konu senedin bono vasfında değildir. (Y.19.H.D. 2007/1724E-2007/5970K, 2008/9888E - 2008/10682) Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, Mahkememizce her ne kadar tarafların bir kısım tanıkları dinlenilmiş olsa da, dava konusu takibin dayanağı olan bononun keşideci ve lehtarının aynı kişi olduğu, bunun hukuken mümkün olmadığı, o halde takip konusu senedin bono vasfı olmadığı, davacının alacaklı olamayacağı, davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı kanaatiyle ,.. 1-Davanın REDDİNE, .." şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı taraf, davacıdan 18.000,00 Türk Lirası borç para aldığını, aldığı bu borç para karşılığı olarak, davacının yabancı olması ve bono düzenlemeyi bilmemesinden faydalanarak alacaklısı ve borçlusunun kendisi olduğu bir bono düzenleyerek davacıya verildiğini, borcun davalı tarafça ikrar edildiğini, telefon mesajları ve tanık beyanları ile sabit olmasına rağmen ilk derece mahkemesince bu hususların hiç değerlendirilmediğini, bononun geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, alacaklı ve borçlunun aynı kişi olduğu nedeni ile bononun geçerli olmadığının taraflarınca da bilindiğini, ilk derece mahkemesince bu hususta hiçbir araştırma yapılmadığını, davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmemiş olmasına rağmen, davalı lehine vekalet ücreti takdir edildiğini, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.