Başvuru, gözaltı tedbirinin hukuki olmaması ve Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının gereğinin yerine getirilmeyerek hapis cezasının infazına devam edilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gözaltı tedbirinin hukuki olmaması ve Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının gereğinin yerine getirilmeyerek hapis cezasının infazına devam edilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 3/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından 2018/25223 numaralı bireysel başvuru dosyasının aralarında konu ve kişi yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2018/23111 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. İkinci Bölüm tarafından niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Ceza Yargılamasına İlişkin Süreç Başvurucu, değişik sektörlerde ticari faaliyet gösteren çok sayıda firmanın işletmeciliğini yapmış bir iş adamıdır. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) başvurucunun da aralarında yer aldığı birçok şüpheli hakkında 2006/7035 Soruşturma numarasına kayden çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme, örgüte üye olma, kamu kurum ve kuruluşları aleyhine dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlamalarıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu anılan soruşturma kapsamında Bursa Sulh Ceza Mahkemesinin 30/6/2006 tarihli kararıyla tutuklanmıştır. Başsavcılık 25/9/2006 tarihli iddianame ile başvurucunun çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme, söz konusu örgütün faaliyeti kapsamında kamu kurum ve kuruluşları aleyhine dolandırıcılık ile suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Bursa Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. Bursa Ağır Ceza Mahkemesi 2/10/2006 tarihinde, başvurucuya isnat edilen suçlara göre yargılama görevinin 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun mülga maddesi gereğince yetkili ve görevli İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir. Görevsizlik kararı ile dosyanın gönderildiği (kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (CMK mülga madde ile görevli) 12/10/2006 tarihli karşı görevsizlik kararı vererek dosyanın yetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesi için Yargıtay Ceza Dairesi Başkanlığına gönderilmesine karar vermiştir. 13/11/2006 tarihinde Yargıtay Ceza Dairesi, (kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar vermiş ve yargılamaya anılan Mahkemenin E.2006/313 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Başvurucu, yargılama devam ederken 20/2/2008 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 20/6/2012 tarihli kararıyla başvurucunun suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgütü yönetme suçundan 4 yıl 2 ay hapis, örgütün faaliyeti kapsamında suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçundan 6 yıl 8 ay hapis ve 000 TL adli para, nitelikli dolandırıcılık suçundan ise 4 yıl 2 ay hapis ve 990 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Anılan hükmün temyiz incelemesini yapan Yargıtay Ceza Dairesinin 17/12/2014 tarihli kararı ile başvurucu hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme ile örgütün faaliyeti kapsamında suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına, nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan davanın ise zamanaşımı gerekçesiyle düşmesine hükmedilmiştir. Bursa Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/506 İş sayılı kararıyla başvurucu hakkında kesinleşen hapis cezalarının 10 yıl 10 ay hapis cezası olarak içtima edilmesine karar verilmiştir. Buna göre İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 6/7/2015 tarihli müddetnamede, anılan hapis cezasının infazına 18/4/2015 tarihinde başlandığı ve koşullu salıverilme tarihinin 30/5/2023 olduğu belirtilmiştir. B. Yeniden Yargılamaya İlişkin Süreç Başvurucu; hakkında kesinleşen mahkûmiyet hükmüne yönelik karar sonucunu etkileyecek esaslı iddiaların kararda tartışılmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın çok uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek 15/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda (B. No: 2015/964) bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi 12/6/2018 tarihinde yaptığı inceleme sonunda Anayasa'nın maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine, gerekçeli karar hakkının ihlaline ilişkin sonuçların ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılması için -(kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin yerine bakan- Bursa Ağır Ceza Mahkemesine (E.2006/16) gönderilmesine karar vermiştir (Erol Eşrefoğlu ve Hüseyin Kayapalı, B. No: 2015/964, 12/6/2018, §§ 62-80). Anılan kararın ilgili kısmı şu şekildedir:" Bu durumda başvurucuların ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunun konusunu oluşturan ekonomik değerlerin hangi öncü suçların işlenmesi suretiyle veya dolayısıyla elde edildiğine dair iddiaları ayrı ve açıkça tartışılmamış ve karşılanmamıştır. Gerekçede birtakım soyut değerlendirmeler bulunmaktaysa da başvurucuların mal varlığı değerlerinin hangi suçlar nedeniyle elde edildiği yönünden bir tartışma yapılmamıştır. Kayıt dışı para ile suçtan kaynaklanan gelirin birbirine karıştırıldığı kuşkusuna sebep olacak şekilde bir değerlendirme yapılmıştır. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucuların gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.... Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere (kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (CMK madde ile görevli) yerine bakan Bursa Ağır Ceza Mahkemesine (E.2006/16) gönderilmesine karar verilmesi gerekir." Başvurucu müdafileri Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına istinaden 4/7/2018 tarihinde Bursa Ağır Ceza Mahkemesine (Mahkeme) müracaat ederek yargılamanın yenilenmesine ve başvurucu hakkındaki hapis cezasının infazının durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme aynı tarihli ek karar ile yargılamanın yenilenmesine ve hapis cezalarının infazının durdurulmasına hükmetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"1-Anayasa Mahkemesi'nin 12/06/2018 tarih 2015/964 başvuru numaralı kararının hüküm fıkrasının C bendi gereğince Anayasa Mahkemesi'nin hükmünde suç ayrımı yapılmadığından mahkememizin 2006/16 Esas sayılı dosyasıyla mahkumiyet kararı verilip kesinleşen hükümler yönünden hükümlü sanık Erol Eşrefoğlu müdafiilerinin talebinin KABULÜ İLE;...Sanıklar Erol Eşrefoğlu (Evcil), ... hakkında YARGILAMANIN YENİLENMESİNE,2-Mahkememizin 20/06/2012 tarih 2006/16 Esas 2012/519 Karar sayılı ilamıyla (Kapatılan İstanbul (CMK'nun madde ile görevli) Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/313 Esas 2012/105 Karar sayılı ilamı) Sanık Erol Eşrefoğlu (Evcil) hakkındaki suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgütü yönetme suçundan 4 yıl 2 ay hapis, mal varlığı değerlerini aklama suçlarından 6 yıl 8 ay hapis 000 TL.adli para cezasının İNFAZLARININ DURDURULMASINA ... [karar verildi.]" Başvurucu anılan karara istinaden 4/7/2018 tarihinde ceza infaz kurumundan tahliye edilmiştir. Başsavcılık 5/7/2018 tarihinde infazın durdurulmasına ilişkin ek karara itiraz etmiştir. İtirazın ilgili kısmı şu şekildedir:"Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeli karar hakkının ihlalinin, yerel mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabul ederek sanıklar hakkında yeniden kuracağı hükümde dosyada bulunan deliller nazara alınarak suçun delillerini ayrıntılı şekilde göstererek giderilebileceği, bu hususta sanıklar hakkında Yargıtay denetiminde verilen hükümlerdeki cezanın infazının durdurulmasının gerektirmeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkındaki infazın durdurulması kararının yasaya aykırı olduğu..." Bursa Ağır Ceza Mahkemesi 5/7/2018 tarihinde Başsavcılığın itirazını kabul ederek başvurucu hakkındaki infazın durdurulması kararının kaldırılmasına kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Anayasa'nın maddesinde Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişilerini bağlayacağı açıklanmıştır.Hükümlü Erol Eşrefoğlu'nun, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/7-6440 sayılı müddetnamesinde, hak ederek bihakkın tahliye tarihinin 12/02/2026, koşullu salıverme tarihinin 30/05/2023 olduğu, yargılamanın yenilenmesi aşamasında kara paranın aklanması ile ilgili nasıl bir karar verileceğinin şu aşamada belli olmadığı, ayrıca toplanacak delilin bulunmadığı, CMK'nun 312/1 maddesinde; 'Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün infazını ertelemez. Ancak mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.' düzenlemesinin bulunduğu, bihakkın ve koşullu salıverme tarihleri dikkate alındığında henüz bir hak kaybının gözükmediği, hükümlü Erol ve diğer hükümlülerin kaçma ihtimalinin bulunduğu, bu nedenlerle Cumhuriyet Savcısının hükümlüler açısından infazın durdurulmasına ilişkin karara yaptığı itirazın, yasa ve mevzuata uygun bulunduğu anlaşıldığından kabulüne, Bursa Ağır Ceza Mahkemesinin infazın durdurulmasına ilişkin kararların kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir." Başvurucu, söz konusu karar gereğince hapis cezasını infaz etmek üzere 5/7/2018 tarihinde yeniden ceza infaz kurumuna alınmıştır. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 11/7/2018 tarihli müddetnameye göre başvurucunun koşullu salıverilme tarihi 29/5/2023 olarak belirlenmiştir. İnfazın durdurulması kararının kaldırılmasına yönelik itiraz sonucu verilen nihai karar başvurucu müdafiine 25/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 3/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkemede 14/9/2018 tarihinde yargılamanın yenilenmesine dair yargılama başlamıştır. Mahkeme 20/3/2020 tarihli duruşmada başvurucu hakkındaki hapis cezalarının infazının durdurulmasına karar vermiştir. Bununla birlikte Mahkeme, başvurucunun yurt dışına çıkışının yasaklanmasına yönelik adli kontrol tedbirinin uygulanmasına hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"CMK'nun [Ceza Muhakemesi Kanunu] maddesinde yargılamanın yenilenmesi halinde infazın durdurulmasının mahkemenin takdirine bağlı olduğunun belirtilmiş olması, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine vermiş olduğu kararın mahiyeti, Anayasa Mahkemesi kararında sanıkların makul sürede yargılanma haklarının da ihlal edildiğinin tespit edilmiş olması karşısında, Anayasa Mahkemesinin kararından sonra geçen süre, sanık Erol Eşrefoğlu yönünden infazda geçen sürenazara alınarak infazın durdurulması yönündeki taleplerin kabulü ile ... suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgütü yönetme suçundan 4 yıl 2 ay hapis, mal varlığı değerlerini aklama suçlarından 6 yıl 8 ay hapis, 000 TL adli para cezasının infazlarının durdurulmasına... [karar verildi.]" Mahkeme 19/2/2021 tarihli kararıyla, başvurucunun suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgütü yönetme ile suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından daha önce verilen 20/6/2012 tarihli mahkûmiyet (bkz. § 18) hükümlerinin iptaline ve anılan suçlardan beraatine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Hükümlüler Erol Eşrefoğlu ve H.K. aşamalardaki savunmalarında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini belirtmişlerdir. Hükümlü Erol Eşrefoğlu’nun yukarıda anlatıldığı şekliyle bahse konu paraları elde ettiği belirtilen öncü suçları işlemediği, dosya kapsamı itibariyle kayıt dışı paranın mal varlığı değerlerini aklama suçunun konusunu oluşturan öncü suçlardan elde edildiğinin kesin olarak tespit edilemediği, böylelikle malvarlığı değerlerini aklama suçunun unsurlarının oluşmadığı, hükümlü ... ve sanıklar hakkında malvarlığı değerlerini aklama suçundan verilen mahkumiyet kararının iptali ile üzerlerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığından CMK’nın 223/2-a maddesi gereği beraatlerine karar verilmiştir....Dosya kapsamındaki tape kayıtları, fiziki ve teknik takipler ile tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; CD çözüm tutanağı içeriğine göre ‘sanıklar H.K. ve Erol Eşrefoğlu’nun her birinin kendilerine ait yanlarında bulunan koruma ordularıyla birlikte Kayapalı Oteli’nin önündeki buluşma esnasını gösteren dosya muhteviyatında görüntüleri ve fiziki takip tutanaklarında görüldüğü üzere; ülkemiz suç örgütleri tarzına uygun bir üslup sergiledikleri, liderin gayri resmi korumaları tarafından trafiğin durdurulduğu, etrafının et duvarı ile örüldüğü, bir devlet büyüğü edasıyla koruma hizmetinin verildiği, liderin bindiği araca eskortluk yapıldığının tespit edildiği, devlete milyonlarca TL borcu bulunan örgüt yöneticisinin korumalarının giyim kuşamlarından, konaklamalarına, lüks araçların masraflarından, iaşelerine kadar birçok maliyeti karşıladığı’ şeklindeki tespitlerin soyut kaldığı, tape kayıtları ve hükümlülerin hesaplarına giriş ve çıkış yapılan paraların amaç suçlar olan malvarlığı değerlerini aklama ve dolandırıcılık suçlarını işlemeye yeterli özellikler içermediği, sanıkların birlikteliklerinin örgüt faaliyeti kapsamında değerlendirebilmek için gerekli olan suç işleme konusunda devamlılık ve gevşek de olsa, sanıklar arasında hiyerarşik bir ilişki olmasının gerekli olduğu, oysa tape kayıtları içeriğinin suçun oluşumu için yeterli bulunmadığı, örgüt lideri olduğu söylenen Erol Eşrefoğlu ile örgüt yöneticisi ve üyesi olduğu söylenen diğer sanıklar arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağın tespit edilemediği, ...... atılı suçların unsurları itibariyle oluşmadığından CMK’nın 223/2-a maddesi gereği ayrı ayrı beraatlerine ... [karar verildi.]" Anılan hükme karşı Cumhuriyet savcısı ve katılanlar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı istinaf yoluna başvurmuştur. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla kanun yolu aşamasında derdesttir. 5271 sayılı Kanun'un "Kanun yollarına başvurma hakkı" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır." 5271 sayılı Kanun'un "İtiraz olunabilecek kararlar" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir." 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) a) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğegiren kanun hükmünün Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirse, hükmü veren mahkemeden,b) Çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse, infaz hâkimliğinden, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için karar istenir. (2) Birinci fıkra uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir." 5275 sayılı Kanun'un "İnfaz sırasında verilecek kararların mercii ve usulü" kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir: "Bu madde uyarınca verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir." 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Esas hakkındaki inceleme" kenar başlıklı maddesinin (6) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır...." 6216 sayılı Kanun’un "Kararlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”