T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1703 KARAR NO: 2026/447 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 10/07/2025 NUMARASI: 2024/696 Esas - 2025/723 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 26/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairem…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1703 KARAR NO: 2026/447 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 10/07/2025 NUMARASI: 2024/696 Esas - 2025/723 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 26/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin desteğinden yoksun kaldıkları ...’in 16/07/2017 tarihinde davalı ... yönetimindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu öldüğünü, davalı ...’nun sürücü, davalı ... Yurttaşın ruhsat sahibi ve işleten, davalı ...Ş.'nin ZMMS poliçesini düzenleyen sigortacı olduklarını belirterek, davacı ... için 100,00TL destekten yoksun kalma tazminatı, 30.000,00TL manevi tazminat, davacı ... için 100,00TL destekten yoksun kalma tazminatı, 20.000,00TL manevi tazminat, davacı ... için 100,00TL destekten yoksun kalma tazminatı, 20.000,00TL manevi tazminat, davacı ... için 100,00TL destekten yoksun kalma tazminatı, 20.000,00TL manevi tazminat, davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 20.000,00TL manevi tazminat olmak üzere toplam 130.400,00TL tazminattan, destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan, manevi tazminatın ise davalılar ... ve ...’ndan olay tarihi olan 16/07/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların müvekkili şirkete başvuruları dolayısı ile 22/12/2017 tarihinde müteveffanın annesi davacı ... için 17.417,09 TL'nin hesabına 22/12/2017 tarihinde gönderildiğini, böylece hak edilen tazminatın tamamının ödendiğini, ödeme tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak güncellendiğinde davacıların bakiye tazminat alacağının kalmayacağını, faizin dava tarihinden itibaren uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza dolayısı ile müvekkiline yüklenebilecek kusur olmadığını, müvekkilinin kendi şeridinde hız limitlerine uyarak seyrederken kazanın oluştuğunu, destekten yoksun kalanların, yoksun kaldıkları destek rakamını ispat etmeleri gerektiğini savunarak, kardeşler yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya neden olan aracın ... şirketinden ... isimli şahsa kiralandığını, kiracının aracı sigorta ettirip bedelini ödemediğini, uzun süreli kira sözleşmesi olması nedeniyle müvekkiline husumet tevcihinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Maddi Tazminat Talebi Yönünden; a)Davanın davacı ... yönünden kabulü ile, 121.814,82-TL 'nin davalı ... Şirketi'nin poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren, diğer davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 16.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, b)Davanın davacılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden reddine, Manevi Tazminat Talebi Yönünden; a)Davanın Kısmen Kabulü ile; davacı ... yönünden 30.000,00-TL, diğer davacılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden 10.000,00'er-TL olmak üzere toplam 80.000,00-TL'nin kaza tarihi olan 16.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ...Ş. vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ...Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aktüer rapor sonucunda davacı ... için 22/12/2017 tarihinde 17.417,09 TL tazminat ödemesi yapıldığını, yapılan ödeme ile davacı yanın bakiye zararının kalmadığını, müvekkil şirketin Karayolları Trafik Kanunu gereği üzerine düşen tüm hukuki sorumluluğu yerine getirerek davacıya karşı başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığının kabulü gerektiğini, istinaf bozma kararında ibraname olmaması sebebiyle yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının incelenmemesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, şirket poliçeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmiş olup davacının ödeme tarihindeki tüm maddi zararı karşılandığını, mahkemece alınacak bilirkişi raporunda yapılması gereken davacı yanın ödeme tarihindeki verilere göre maddi zararının hesaplanması ve müvekkil şirketçe 22.12.2017 tarihinde yapılan 17.417,09- TL ödeme ile maddi zarar arasında açık nispetsizlik oluşturmadığının tespiti gerektiğini, ödeme tarihinde zararın karşılanıp karşılanmadığı hususunun da araştırılması gerektiğini, ödemenin yeterli olduğunun tespiti halinde müvekkil şirketin, sorumluluğu bulunmadığını, bilirkişi raporunda ödemenin yapıldığı tarih itibariyle zarar tespit edilip, bu ödemenin yeterliliği de değerlendirilmemediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müteveffanın iş bu kazada asli kusurlu olduğunu, kaza sonrası arabanın sol tarafında hasar meydana gelmesi de bu durumu doğruladığını, ayrıca ölümlü trafik kazası olduğu için olay yeri inceleme ekipleri tarafından olaydan sonra çekilen fotoğraflar belirtilen hususu doğruladığını, mahkemenin kusura yönelik kararı eksik inceleme ve değerlendirmeyi içerdiğini, müvekkilin hızını mahal şartlara ayarladığı, müteveffanın aniden yola atlaması sonucu kazanın meydana geldiği, gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen kazaya bu nedenle mani olamadığı ortada olduğunu, müvekkile %20 gibi yüksek oranda kusur izafe edilmesi de doğru olmadığını, davacı taleplerinin tamamı zamanaşımına girdiğini, aynı davada birden fazla talep artırım veya ıslah yapılmasına olanak olmadığını, annenin destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilmesi için müteveffanın ölümden önceki sürekli ve düzenli desteğini maddi olgularla ispat edemediğini, davacı annenin destekten yoksun kalma tazminatının reddi gerektiğini, tazminat miktarına esas olan pay oranları yanlış hesaplanmış olup itirazlarının değerlendirilmediğini, ödenen bedele yasal faiz uygulanarak zararın giderilip giderilmediği yönünden hesap yapılması doğru olmadığı gibi hakkaniyete de aykırı olduğunu, güncellemenin asgari ücret baz alınarak yapılması gerektiğini, davacıya, sigorta şirketi tarafından ödenen miktar, davacının karşılanmayan maddi zararının olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarı çok fahiş olduğunu, kararın manevi tazminatın kaldırma kararına aykırı olacak şekilde %800 gibi fahiş oranda artırılması, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenmesinde hakkaniyetten uzaklaşılması nedenleriyle açıkça usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkil işleten sıfatına haiz olmadığını, dosyada mübrez olan kira ödeme makbuzları, muamele vekaletnamesi, trafik sigorta poliçesi ve ödeme makbuzundan da anlaşılacağı üzere aracı da kiracı Sadettin Demiral sigorta ettirip bedelini ödediğini, bunlar sonradan düzenlenmesi kabil belde olmadığından kiracılığın ispatı için kafi olduğunu, husumet itirazlarına baki kalmak kaydıyla mahkeme tarafından işbu davada davanın reddine yönelik kısımlar usul ve yasaya uygun olduğunu, yapılan incelemede Mahkeme tarafından, davacıya ödendiği belirtilen 17.417,09 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyen yasal faizi 12.716,38 TL olarak hesap edilmiş olup davacının şuan için hesap edilmiş zarar hesabından bu bedel mahsup edilmiş olması doğru ve hakkaniyetli olmadığını, davacılarn manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, müteveffanın meydana gelen kazada %80 oranında kusurlu olduğu göz önünde bulundurulmadan yapılan inceleme eksik ve hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 24/06/2024 tarih, 2021/2432 Esas ve 2024/1058 Karar sayılı kararı ile " Bu halde Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında davacılar vekili ve davalı ... vekilinin kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı anneye davalı ... şirketi tarafından 22.12.2017 tarihinde toplam 17.417,09 TL ödeme yapıldığı tarafların kabulündedir.Davalı vekili cevap dilekçesinde ödemeden bahsetmiş ise de ibraname düzenlendiğini belirtmemiş, dosyada ibranameye rastlanmamıştır. Bilirkişi raporunda ödeme tarihindeki verilere göre yapılan incelemede; davacı ...’ e yapılan ödeme ile ödeme tarihindeki maddi zararının fazlasıyla karşılandığı ve talep edebileceği maddi zararının kalmadığı tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince davacı ...'in maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Oysa KTK'nın 111. maddesi gereğince karar verilmesi için davacının imzasını taşıyan ibraname bulunması gerekir. Bu durumda mahkemece; öncelikle davacı ... tarafından düzenlenmiş ibraname bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa dosyaya kazandırılması ve KTK'nın 111. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçip geçmediği ve ibranamenin iptali şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti, açılan davanın hak düşürücü süre içerisinde olduğunun anlaşılması halinde ilk olarak (yazılı gerekçede olduğu gibi) ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi amacı ile ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi; ibraname yok ise davalının davadan önce ödediği bedelin, ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faizi hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle karar vermek gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Somut uyuşmazlıkta TBK’nın 56/1. maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında benimsenen manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkeler nazara alınarak tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte kaza tarihi, olayın meydana geliş şekli, davacıların uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde ve meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarda olayda davacılar için bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarları bir miktar düşük olmuştur. Kabule göre de; Dava dilekçesinde manevi tazminatı davalılar ... ve ...’ndan talep ettiğini açıkça belirtmiş olmasına rağmen davalı ...Ş. aleyhine manevi tazminata ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Davalı ...Ş. vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerindedir. " gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Davalı ...'nin kazaya karışan ... plakalı aracın işleteni olduğu, aracın kiralandığına ilişkin sözleşmenin adi yazılı şekilde olduğu gibi kira ödemesini gösteren dekontlarda da davalı ...'nin adının geçmediği ve dosya kapsamına göre aracın uzun süreli kiraya verildiği ispatlanmadığından işleten olan davalı ... bakımından da tazminata hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Davalı ...'nun kusura yönelik istinaf itirazları dairemizce değerlendirilip karara bağlandığı ve kusurun mevcut haliyle kesinleştiği anlaşılmakla bu konuda yeniden değerlendirme yapılmamıştır. KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 16/07/2017 tarihi ile dava tarihi 28/05/2018 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf itirazı yerinde değildir. Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçek1eşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir.Hukuk Genel Kurulunun 21/04/1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de nafaka hakkındaki hükümlere dayanır. Sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülmektedir. Somut olayda; destekten yoksun kalma maddi tazminatı talep eden davacı ...'in desteğin annesi olup, desteğin ölmeyip yaşaması halinde, ileride annesine eylemli ve düzenli olarak maddi veya hizmet/bakım sağlayarak destek olacağı değerlendirilmekle, bu yöne değinen istinaf talebi yerinde değildir.Dava belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Mahkemece davacının ıslah dilekçesi ve bedel artırım talebi esas alınarak karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı olmuştur. İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda sigorta şirketi ile yapılan yazışmaya göre davadan önce yapılan ödeme nedeniyle ibraname bulunmadığının tespit edilmiş olması nedeniyle KTK'nın 111.maddesi uygulanmayacaktır. İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı aktüer bilirkişi raporunda istinaf olmadığından PMF Yaşam Tablosu ve prograsif rant tekniği uygulanarak düzenlendiği, desteğin kaza tarihindeki yaşı esas alınarak muhtemel yaşam süresinin, davacı anne Çiçek'in kaza tarihinde yaşına göre destek süresi belirlenerek destek, davacı annesi ile muhtemel eş, çocuklarına pay verilerek ve desteğin geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek tazminatın belirlendiği, yine dava tarihinden önce yapılan ödemenin güncellenmiş tutarı da düşülerek yerleşik yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması yapılmış olduğu anlaşıldığından bu rapora göre karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesinin ilk kararında bir miktar düşük belirlenen manevi tazminatlar yönünden TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte yeniden değerlendirme yapılarak manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul miktarda manevi tazminat belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı ...Ş. vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ...Ş. vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 8.321,17 TL harçtan peşin alınan 2.081,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.240,17 TL harcın davalı ...Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 8.321,17 TL harçtan peşin alınan 2.080,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.240,88 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, c-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 8.321,17 TL harçtan peşin alınan 2.080,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.240,88 TL harcın davalı ...'tan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/02/2026