başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir başvurucu yılında kemerburgazda doğmuş olup kadıköy ilçesinde ikamet etmektedir gıda ve hayvancılık alanında faaliyet göstermek üzere kurulan t gıda sanayi ve ticaret aşnin şirket tarihli türkiye ticaret sicili gazetesinde yer alan ilana göre sermayesi tl olup bu sermaye her biri tl kıymetinde olmak üzere hisseye ayrılmıştır başvurucu tarihinde bir adet hissesini devralmak suretiyle şirket hissedarı olmuş şirket genel kur
başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir başvurucu yılında kemerburgazda doğmuş olup kadıköy ilçesinde ikamet etmektedir gıda ve hayvancılık alanında faaliyet göstermek üzere kurulan t gıda sanayi ve ticaret aşnin şirket tarihli türkiye ticaret sicili gazetesinde yer alan ilana göre sermayesi tl olup bu sermaye her biri tl kıymetinde olmak üzere hisseye ayrılmıştır başvurucu tarihinde bir adet hissesini devralmak suretiyle şirket hissedarı olmuş şirket genel kurulunun tarihli kararı ile şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçilmiştir bu karar da tarihinde ticaret siciline tescil edilmiş ve tarihli türkiye ticaret sicili gazetesinde ilan edilmiştir başvurucunun bu tarihte başlayan yönetim kurulu üyeliği yılında da devam etmiştir sosyal güvenlik kurumu bolu müdürlüğü tarihinde bolu şubesine yılı aralık yılı ocak ve ağustos ayları arası döneme ait tl tutarındaki sosyal güvenlik prim ve gecikme zammı borçları için yönetim kurulu üyesi sıfatıyla başvurucuya ödeme emri göndermiştir aynı ödeme emri şirket yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcısı ile diğer yönetim kurulu üyesine de gönderilmiştir ödeme emri tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir başvurucu ödeme emrine konu sosyal güvenlik prim borçlarından dolayı sorumlu olmadığı iddiasıyla bolu mahkemesinde mahkeme tarihinde sgk aleyhine icra emrine itiraz davası açmış ve ödeme emrinin de iptalini talep etmiştir başvurucu dava dilekçesinde şirketin tapu siciline kayıtlı tl değerinde bir taşınmazı ve makine parkları ile fabrikasının mevcut olduğunu bu sebeple borcun şirketin mal varlığından tahsil imkânının bulunduğunu belirtmiştir mahkeme konu hakkında bilirkişi raporu tanzim ettirmiştir bilirkişinin tarihli raporunda tarihli ve sayılı sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanununun maddesine göre borçlu işveren şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan başvurucunun sigorta prim borçları ile ferîlerinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu belirtilmiştir raporda ayrıca şirketin prim ve gecikme zammı borçlarının başvurucunun yönetim kurulu üyeliğinin başladığı tarihinden sonraki döneme ait olduğu ve anılan madde uyarınca kurumun öncelikle şirkete takip başlatması gibi bir zorunluluğun da olmadığı ifade edilmiştir başvuru numarası karar tarihi mahkeme bu raporu hükme esas alarak tarihinde davanın reddine karar vermiştir başvurucunun temyiz ettiği karar yargıtay hukuk dairesince tarihinde onanmıştır nihai karar başvurucuya tarihinde tebliğ edilmiştir başvurucu tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur iv hukuk a ulusal hukuk mevzuat hükümleri tarihli ve sayılı mülga sosyal sigortalar kanununun prim alınması kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir meslek hastalıkları hastalık analık yaşlılık ve ölüm sigortalarının gerektirdiği her türlü yardım ve ödemelerle her çeşit yönetim giderlerini karşılamak üzere kurumca bu kanun hükümlerine göre prim alınır sayılı mülga kanunun primlerin ödenmesi kenar başlıklı maddesinin birinci beşinci ve on ikinci fıkraları şöyledir bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayin sonuna kadar kuruma ödemeye mecburdur kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde sayılı amme alacaklarının tahsil usûlü hakkında kanunun inci nci ve maddeleri hariç diğer maddeleri uygulanır kurum sayılı kanunun uygulanmasında maliye bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip sayman ve tüzel kişiliğe haiz diğer işverenlerin üst düzeyindeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur sayılı kanunun prim alınması zorunluluğu kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir kısa ve uzun vadeli sigortalar ile genel sağlık sigortası için bu kanunda öngörülen her türlü ödemeler ile yönetim giderlerini karşılamak üzere kurum prim almak ilgililer de prim ödemek zorundadır sayılı kanunun primlerin ödenmesi kenar başlıklı maddesinin birinci on altıncı ve yirminci fıkraları şöyledir başvuru numarası karar tarihi üncü maddenin birinci fıkrasının a bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç kurumca belirlenecek günün sonuna kadar kuruma öder kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde sayılı amme alacaklarının tahsil usûlü hakkında kanunun inci nci ve maddeleri hariç diğer maddeleri uygulanır kurum sayılı kanunun uygulanmasında maliye bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur tarihli ve sayılı amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanunun kanuni temsilcilerin sorumluluğu kenar başlıklı mükerrer maddesinin anayasa mahkemesince kısmen iptal edilmeden önceki hâli şöyledir tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu kanun hükümlerine göre tahsil edilir bu madde hükmü yabancı şahıs veya kurumların mümessilleri hakkında da uygulanır tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz temsilciler teşekkülü idare edenler veya mümessiller bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler ek fıkra md amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur ek fıkra md kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair sayılı vergi usul kanununda yer alan hükümler bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz tarihli ve sayılı ticaret kanununun devredilemez görev ve yetkiler kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri şunlardır e yönetimle görevli kişilerin özellikle kanunlara esas sözleşmeye iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi başvuru numarası karar tarihi sayılı kanunun maddesinin bilgi alma ve inceleme hakkı kenar başlıklı numaralı fıkrası şöyledir her yönetim kurulu üyesi şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteyebilir soru sorabilir inceleme yapabilir bir üyenin istediği herhangi bir defter defter kaydı sözleşme yazışma veya belgenin yönetim kuruluna getirtilmesi kurulca veya üyeler tarafından incelenmesi ve tartışılması ya da herhangi bir konu ile ilgili yöneticiden veya çalışandan bilgi alınması reddedilemez sayılı kanunun kurucuların yönetim kurulu üyelerinin yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu kenar başlıklı maddesi şöyledir kurucular yönetim kurulu üyeleri yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettikleri takdirde kusurlarının bulunmadığını ispatlamadıkça hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi kanuna dayanarak başkasına devreden organlar veya kişiler bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar hiç kimse kontrolü dışında kalan kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz anayasa mahkemesi kararı anayasa mahkemesinin tarihli ve sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir a kanunun mükerrer maddesine sayılı kanunun maddesiyle eklenen beşinci fıkranın konusu kuralın getiriliş amacının amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olması hâlinde bu şahısların sorumluluk uygulamasının amme alacaklarının düzenlendikleri kanunlardaki kanuni ödeme sürelerinde veya özel ödeme sürelerinde farklı şahısların olması hâlini de kapsadığı görülmektedir kanun koyucu amme alacağını güvenceye almak bakımından sorumluluğun yaygınlaştırılması yoluna gidebileceği gibi müteselsil sorumluluk da öngörebilir ancak amme alacağının doğduğu veya ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilcilerin farklı kişiler olabileceği gerçeği göz önüne alındığında kural ile getirilen düzenleme vergi ve diğer mali ödev ve sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yerine getiren kanuni temsilcilerin sonradan kendilerinin görevde olmadığı ve müdahale şanslarının bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen bir eylemden müteselsilen sorumlu tutulmaları sonucunu doğurmaktadır adalet ve hakkaniyet ilkeleri karşısında bireyin bu şekilde belirsiz ve güvencesiz bir biçimde kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle başkalarının eylem veya ihmali sonucu oluşacak sorumluluğa ortak olması adalet ve hakkaniyetle bağdaşmaz dolayısıyla itiraz konusu kural hukuk devleti ilkesine aykırıdır başvuru numarası karar tarihi açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural anayasanın maddesine aykırıdır gerekir b kanunun mükerrer maddesine sayılı kanunun maddesiyle eklenen altıncı fıkranın konusu kuralda kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair sayılı kanunda yer alan hükümlerin bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı öngörülmektedir amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları hâlinde bu şahısların amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacağını düzenleyen kuralın iptaline yönelik yukarıda yer alan gerekçeler kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair sayılı kanunda yer alan hükümlerin bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını öngören kural bakımından da aynen geçerlidir hukuk devletinde kanunlarla kişilerin ekonomik sosyal ve hukuki yaşam alanlarına yöneltilen müdahaleler öngörülebilmeli ve geleceğe dönük planlar buna göre yapılabilmelidir belirlilik ilkesi vergi ve diğer kamu alacakları açısından miktar tarh ve tahsil zamanı ile biçimi gibi vergi ve diğer alacakların esaslı unsurlarının önceden belli ve kesin olmasını gerektirir sayılı kanunun maddesinde kanuni temsilciler için kabul edilen sorumluluk kusura dayalı sorumluluktur buradaki kusur vergilendirmeye dair ödevlerin ihlal edilmesidir buna göre sayılı kanunun maddesi uyarınca kanuni temsilcilerin sorumlu tutulabilmesi için vergilendirme ödevlerini yerine getirmemiş olması gerekmektedir konusu kuraldan kaynaklanan sorumluluk ise kusursuz sorumluluk esasına dayanmakta olup kamu alacağının borçlu şirketten tahsil edilememesinde kanuni temsilcilerin kusuru bulunmasa dahi sorumlu tutulmasına neden olmaktadır sayılı kanunun maddesinde kanuni temsilcilerin sorumluluklarına ilişkin hükümlerin düzenlenmiş olması bu kanun kapsamındaki amme alacaklarının takibinin itiraz konusu kurala göre yapılmasına engel teşkil etmemektedir dolayısıyla itiraz konusu kural nedeniyle sayılı kanun kapsamına giren amme alacakları da dâhil olmak üzere tüm amme alacakları için takip yapılması mümkündür bu durumda her iki kanunun aynı maddi olaya uygulanabilmesi nedeniyle iki ayrı kanuni düzenlemeden hangisinin uygulanacağı konusunda belirsizlik oluşmaktadır dolayısıyla itiraz konusu kural hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural anayasanın maddesine aykırıdır gerekir yargıtay yargıtay hukuk genel kurulunun tarihli ve sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir bilindiği üzere türk sosyal sigortalar sistemi ağırlıklı olarak primli rejime dayanmaktadır kurumun sosyal sigorta yardımlarını sağlaması en önemli gelir kaynağı olan sigorta primlerinin zamanında ve eksiksiz olarak ödenmesine bağlıdır başvuru numarası karar tarihi gerek prim borcunun ait olduğu dönemde yürürlükte bulunan mülga sayılı sosyal sigortalar yasasının maddesi gerekse tarihinde yürürlüğe giren sayılı sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası yasasının maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yöneliktir anılan maddeler uyarınca işveren bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar kuruma ödemeye mecburdur süresinde ödenmeyen prim ve diğer kamu alacakları sayılı amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanun hükümleri uyarınca kurumca tahsil edilecektir sayılı yasanın maddesinin tarihinde yürürlüğe girdiğine dair düzenleme aynı yasanın yürürlük maddesi olan maddesinde açıkça belirtilmiştir yine sayılı yasanın maddesi süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde sayılı amme alacaklarının tahsil usûlü hakkında kanunun inci nci ve maddeleri hariç diğer maddeleri uygulanır kurum sayılı kanunun uygulanmasında maliye bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur kurum kamu idarelerinde işyerinin özelliği nedeniyle primlerin farklı zamanlarda ödeme süresini belirlemeye yetkilidir prim alacaklarının tahsili için muacceliyet tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde icra yoluna başvurmayan kurum yetkili personeli hakkında genel hükümlere göre kovuşturma yapılır ek fıkra md sigortalılar ile tüzel kişilerin kasıt kusur hata veya yanıltıcı beyanından kaynaklanmaması şartıyla sigortalılarca ödenen prim ve prime ilişkin borcun noksan tahakkuk ettirildiğinin kurumca sonradan tespit edilmesi hâlinde tespit edilen fark prime ilişkin borç aslına tebliğ tarihinden itibaren uncu maddenin ikinci fıkrasına göre gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanır bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir görüldüğü üzere özel hukuk tüzel kişilerinin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur prim borcundan ötürü sayılı yasanın maddesinde tanımlanan özel nitelikteki tüzel kişilerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin ile kanuni temsilcileri kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu getirilirken primlerin tahsilinin güvence altına alınması ve prim ödeme işinin özendirilmesi sağlanmaya çalışılmıştır sayılı yasanın maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra oluşan prim borçları yönünden işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için tüzel kişiliğe haiz işyerlerinde yönetim kurulu üyesi olması yeterli olup ayrıca yetkili üst düzey yönetici yönetim kurul başkanı veya başkan yardımcısı gibi unvan taşımasına veya temsil ve ilzam yetkisine sahip olmasına gerek yoktur somut olayda davacının tarihinde kurulan teknik yatırım yapı kurucuları arasında olduğu ve aynı tarih itibariyle yönetim kurulu üyesi seçildiği davalı kurum tarafından şirketin ile ayları arasına ilişkin prim borçlarının tahsilinin istendiği davacının sayılı yasanın maddesinin yürürlükten kalktığı başvuru numarası karar tarihi tarihine kadar sadece yönetim kurulu üyeliğinden dolayı prim borçlarından sorumlu olmayacağı konusunda özel daire ve yerel mahkeme arasında uyuşmazlık bulunmadığı ve dava dışı şirketin sayılı yasanın maddesinin yürürlüğe girdiği tarihinden sonra oluşan dönem borçları yönünden davacının sorumlu tutulabilmesi için yönetim kurulu üyeliğinin yeterli olduğu anlaşılmaktadır buna göre yerel mahkemece yapılacak iş bozma ilamında açıklanan şekilde davacının sayılı yasanın maddesinin yürürlüğe girdiği tarihinden sonra oluşan dönem borçları yönünden sorumlu olduğu göz önüne alınarak bir karar vermekten ibaret olmalıdır yargıtay hukuk dairesinin tarihli ve sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir sayılı kanunun yürürlük süresiyle ilgili maddesinde kanunun maddesinin tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş olup bu tarihten sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında sayılı kanunun maddesi ile sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur şeklinde düzenlenme getirilmiştir yapılan bu düzenleme ile tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir yukarıdaki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere tarihinde önce tahakkuk eden prim borçları bakımından işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için işveren kamu kurum ve kuruluşu ise kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması tüzel kişiliğe haiz diğer yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunulması gerekir ancak sonradan yürürlüğe giren sayılı kanunun maddesi burada bir ayrıma giderek özellikle şirket yönetim kurulu üyelerinin temsil ve ilzam yetkisi aranmaksızın haklı sebepleri olmazsa müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını ayrıca ve açıkça belirtmiştir yargıtay hukuk dairesinin tarihli ve sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir davanın yasal dayanağı ise sayılı kanunun sayılı kanunun ve sayılı kanunun mükerrer maddesi olup davadaki sorunun bu maddeler ile birlikte değerlendirilerek çözüme kavuşturulması gerektiği ortadadır sayılı kanunun yürürlük süresiyle ilgili maddesinde kanunun maddesinin tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir davanın yasal dayanağını oluşturan sayılı kanunun maddesinde sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları sayılı kanunun maddesinde de kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri tüzel kişiliği haiz diğer başvuru numarası karar tarihi işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir sayılı kanunun maddesi sayılı kanunun maddesinden farklı olarak tüzelkişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri yanında şirket yönetim kurulu üyelerini de sorumlu tutmaktadır diğer bir deyişle kurumun tarihinden sonraki sigorta primleri ve diğer alacakları ile ilgili olarak şirketlerin borçlarından ve müteselsilen sorumlu olmak için şirketin yönetim kurulu üyesi olmak yeterlidir yargıtay hukuk dairesinin tarihli ve sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir sayılı kanunun mükerrer maddesinde asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiş ise de sayılı kanun ve sayılı kanunlara göre daha genel bir kanun durumunda olup uygulamada da benimsendiği üzere öncelik özel kanun hükümlerine tanınacağından özel kanun niteliğinde olan sayılı kanunun maddesi ve sayılı kanunun maddesi karşısında davacının ticaret sicil bilgilerine göre sayılı yasa döneminde kurum borçlusu dava dışı uluslararası taşımacılık ve ticaret aş de tarihinden itibaren yönetim kurulu üyesi olduğu tarihinden sonrada tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olsa da temsil ve ilzama yetkisi bulunmaması nedeniyle şirketin borçlarından sorumlu tutulamayacağı davacının sayılı yasanın maddesinin yürürlüğe girdiği tarihinden sonra ödenmesi gereken kurum borçlarından sorumlu olacağı açıktır yapılacak iş davacının tarihinden sonra ödenmesi gereken kurum borçlarından sayılı kanunun maddesi gereğince sorumlu olacağı kabul edilerek karar vermekten ibarettir b uluslararası hukuk avrupa hakları sözleşmesine sözleşme ek nolu protokolün mülkiyetin korunması kenar başlıklı maddesi şöyledir her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez avrupa hakları mahkemesi şirket ortakları ve yöneticilerinin kamu borçlarından doğan sorumluluklarını kararında mülkiyet hakkı bağlamında incelemiştir kararına konu olayda başvurucu iç hukuka göre sınırlı sorumlu kabul edilen bir limited şirketin payına sahip dokuz ortağından biridir başvurucu şirkette önce finans direktörü sonra da yönetici direktör olarak çalışmıştır başvurucu şirket yöneticiliğinden alındığı hâlde yenisi başvuru numarası karar tarihi seçilemediği için bu görevine devam etmiştir bu arada başvurucu şirketin tasfiyesi için girişimlerde bulunmuş ise de gerekli masrafları yatırmadığı için bu talep reddedilmiştir diğer taraftan bir kamu şirketi olan slovenya demir yolları şirketi başvurucunun ortağı ve temsilcisi olduğu şirket aleyhine alacak davası açmış ve davanın kabulüne dair karar kesinleşmiştir kamu şirketi borç ödenmediği için başvurucunun ortağı olduğu şirket aleyhine tasfiye süreci başlatmıştır bu süreç sonunda şirket tasfiye edilince demir yolları şirketi bu defa başvurucu ve diğer ortaklar hakkında icra süreci başlatılmıştır başvurucunun açtığı dava ise şirketin pasif bir ortağı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle slovenya anayasa mahkemesinin yerleşik içtihadına dayalı olarak reddedilmiştir öncelikle şirketin borçlarından başvurucunun şahsen sorumlu tutulmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini belirtmiştir göre müdahale her ne kadar tek başına mülkiyetin kullanımının kontrolü kapsamında kalmış olsa da daha geniş bir perspektifte şirketin tasfiyesi süreci de dikkate alındığında sözleşmeye ek nolu protokolün maddesinde öngörülen genel kural çerçevesinde incelenmelidir kanunilik ölçütü yönünden ise slovenyada pasif durumda olup borçlu durumda çok sayıda şirketin varlığı sebebiyle yılında kabul edilen bir kanuni düzenlemeye işaret etmiştir bu kanuni düzenleme ve slovenya anayasa mahkemesinin içtihadına göre borçlu şirketin aktif üyeleri şahsen de şirketin borçlarından sorumlu tutulmaktadır müdahalenin amacı yönünden ise ticaret piyasasının çok sayıda pasif ve iflas etmiş şirket sebebiyle bozulduğu durumlarda ekonomiye verilen onarılamaz zararların önlenmesi ve hukuki güvenlik ile piyasaya katılımcı güveninin sağlanması gibi amaçların devlet için olağan dışı bir gereklilik olarak ortaya çıkabileceğini belirtmiştir ölçülülük yönünden ise şirket tüzel kişiliği perdesinin hangi durumlarda aralanabileceği yönünde bazı tespitlerde bulunmuştur buna göre sözleşmeye ek nolu protokolün maddesi anlamında başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklenip yüklenmediği belirlenirken sınırlı sorumlu bir limited şirketin ortağının şirketin borçlarından sorumlu tutulabilmesi yani tüzel kişilik perdesinin aralanabilmesi için istisnai koşulların mevcut olması ve ayrıca belirli güvencelerle dengelenmesi gerektiğini özellikle vurgulamıştır tüzel kişilik perdesinin ortakların veya yöneticilerin hileli davranışlarıyla kötüye kullanılması hâlinde alacaklıların korunması için aralanabileceği belirtmiştir belirtilen istisnai koşulları değerlendirme yetkisinin kural olarak ulusal makamların takdirinde olduğunu vurguladıktan sonra özellikle iç hukukta yugoslavya döneminden kalan borçlu şirketlerin tasfiyesinin sağlanarak ekonominin korunmaya çalışıldığını bu gibi şirketlerin çok fazla olması nedeniyle ülke ekonomisi zora girdiği için reform yapıldığını belirtmiştir ayrıca başvurucunun borçlu şirketin aktif ortağı olduğunu şirketten borcun uzun yıllar tahsil edilemediğini ve başvurucunun şirketin borçlu durumunu bildiği hâlde reform çalışmasına rağmen ortak olmaya devam ettiğini özellikle vurgulamıştır son olarak ise başvurucudan istenen borç miktarının da mütevazı bir tutar olduğunu ve bunların yanında başvurucuya şirketin haklarına da sahip olabilme ve şirkete karşı başlatılacak takipler yönünden bir yıllık zamanaşımı süresi öngörülmesi gibi bazı güvencelerin de öngörüldüğü ifade edilerek mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğuna karar verilmiştir bir sınırlı sorumlu şirketin yalnızca maliklerinin veya yöneticilerinin hileli işlemleri için bir paravan olarak kullanıldığı hâllerde kurum örtüsünün kaldırılmasının devlet dâhil olmak üzere alacaklılarının haklarının korunması bakımından uygun bir çözüm başvuru numarası karar tarihi olarak görülebileceğini kabul etmiştir bununla birlikte göre söz konusu müdahalenin keyfî olmaması isteniyorsa devletin çözüm getirmesine izin veren açık kuralların olması gereklidir and b no v