10. Hukuk Dairesi 2023/13982 E. , 2024/1383 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2746 E., 2023/1226 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray İş Mahkemesi SAYISI : 2018/89 E., 2019/434 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuru
**10. Hukuk Dairesi 2023/13982 E. , 2024/1383 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2746 E., 2023/1226 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray İş Mahkemesi SAYISI : 2018/89 E., 2019/434 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının emekli sandığına tabi babasından dolayı 30.04.2007 tarihinden itibaren yetim aylığı aldığını, ancak davalı Kurumca boşandığı eşi ile fiilen beraber yaşadığı gerekçesi ile yetim aylığının kesildiğini, davacının eski eşinin önce Arabistan'a, daha sonra Libya'ya çalışmak için gittiğini, tarafların uzun yıllar ayrı yaşadıklarını, daha sonra Rusya'ya gidip burada başka bir evlilik yapıp çocuk sahibi olduğunu, davacıya hakaret ederek sosyal şiddet uyguladığını, davacının eski eşinin 2016 yılına kadar Türkiye'ye gelmediğini, 2016 yılında ise cilt kanseri hastalığı sebebiyle döndüğünü, davacının eski eşinin kendisine olan sorumluluklarını yerine getirmemesi, yurt dışında başka bir kadınla evli olması nedeniyle boşandığını, boşandıktan sonra kesinlikle eski eşi ile birlikte yaşamadığını, Kurum tarafından yapılan işlemin usulsüz olduğunu belirterek davanın kabulü ile davacının yetim aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kuruma yapılan ihbarla davacının "boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı" bildirildiği, Kurumca bu ihbar değerlendirilerek durumun kontrol memurlarınca araştırıldığını ve 30.11.2017 tarihli B.Ö./2017-15 sayılı rapor tanzim edildiğini, rapor ve ekindeki ifade tutanaklarında davacının resmi nikahlı eşi ...'dan ayrıldığı, babasından yetim aylığı aldığı ancak boşanma sonrasında da eski eşi ile beraber yaşadığının resmi yazışmalarla ve tanık anlatımları ile tespit edilmiş olduğunu, davacının eşinden muvazaalı olarak boşandığını, tarafların birlikte yaşadığının Kurum tarafından da tespit edildiğini beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 85.766,52 TL yersiz ödemeye ilişkin Kuruma borçlu olmadığının tespitine, bu yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; davacının aylık almaya başladıktan sonra eski eşiyle birlikte yaşadığının denetmen raporuyla sabit olduğunu, bunu üzerine aylığının kesildiğini, Rusya konsolosluğuna davacının Rusya'da eşi ve çocuğu olup olmadığı yönünde müzekkere yazılmasına ilişkin ara karar kurulmasına rağmen bu karardan döndüğünü, Mahkemece yeterli araştırma yapılmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali ile davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. 3. Değerlendirme 1-İncelenen dava dosyasında; davacının 30.04.2007 tarihinde boşandığı, 28.06.1990 tarihinde vefat eden babasından dolayı 30.11.2007 tarihli tahsis talebine istinaden ölüm aylığının davacıya 01.05.2007 tarihinden itibaren bağlandığı, davacının eski eşi ile 07.03.2017 tarihinde yeniden evlendiği ve eşinin 02.05.2017 tarihinde vefatıyla eşten ölüm aylığı almak için Kuruma müracaatı üzerine Kurum denetmenleri tarafından inceleme başlatıldığı, Kurumun 30.11.2017 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine ödenen aylıkların borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, Mahkemece nüfus müdürlüğü kayıtlarının, seçmen kayıtlarının, elektrik ve su aboneliği kayıtlarının, banka kayıtlarının, medula kayıtlarının getirtildiği, dinlenen tanık anlatımları ile de davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. 2-Zira dosya kapsamında getirtilen kayıt ve belgelere göre; davacının 20.20.2006 tarihinden itibaren kayıtlı adresinin ".... Köyü No:61 .... Aksaray" olup, boşandığı eşi ...'nın adresi ise 22.06.2012 tarihine kadar aynı adreste kaldığı, bu tarihten 10.05.2016 tarihine kadar .... Cumhuriyeti'nde adres kaydı bulunduğu, 10.05.2016 tarihinden sonra ise ... köyü, 81 ve 125 numaralı adreslerde ikamet ettiği, ... Köyü Muhtarı ... Kurum denetmenine verdiği yazılı beyanında; davacı ile eski eşinin hiç ayrı yaşamadıklarını, karı koca olarak yaşamaya devam ettiklerini, davacının geçiminin kocası tarafından sağlandığını, sadece bir dönem ...'nin Rusya'ya gittiğini, ancak karı koca hayatlarının kesintiye uğramadığını belirttiği, köy bekçisi...'ün ifadesinin alındığı, ...'nın Rusya'da bulunduğu kısa bir dönem haricinde sürekli aynı evde birlikte yaşadıkları, hiç ayrı kalmadıklarını, ailesinin geçimini sağlamak için yurt dışına gittiğini beyan ederek ifadesini imzaladığı, ... ve...'ün Mahkeme huzurunda verdikleri ifadelerinin ise tarafların ayrı yaşadıkları yönünde olup, tutanaktaki ifadelerinin neden farklı olduğunu açıklamadıkları, diğer taraftan yapılan çevresel soruşturmada komşuları tarafından da davacı ile ...'nın yurt dışında bulunduğu dönemlerde beraber yaşadıklarının bildirildiği, ...'nin vefatından kısa süre önce evlendikleri ve ...'nin kendi evlerinde vefat ettiği hususlarının denetmene beyan edildiği, Mahkemece tarafların 2009 yılından sonra, bir dönem kesintili olmak üzere yaşadıkları aynı köy olan Belisırma köyü adresinde kolluk araştırması yapılmadığının anlaşıldığı, tüm bu tespitler karşısında Mahkemece sadece davacı tanıklarının beyanları ve tutanak tanıklarının çelişkili beyanları ile yetinildiği anlaşılmakla Mahkemece dava konusu uyuşmazlıkla ile ilgili yeterli araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuştur. 3- Mahkemece yapılması gereken iş, Kurum denetmeni tarafından denetmen raporu ekinde tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağı dikkate alınarak, davacının ve eski eşine ait nüfus kayıtlarında yer alan adresleri olan Belisırma köyü adreslerinde ihtilaf konusu dönem içerisinde birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve hangi adreste kimlerin yaşadığı kolluk vasıtasıyla araştırılarak ve komşu, köy azası gibi kişiler dinlenerek tespit edilmesi, tutanak tanıklarının denetmene verdikleri yazılı beyanları ile mahkeme huzurunda verdikleri ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi suretiyle uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.