10. Hukuk Dairesi 2012/16992 E. , 2013/19782 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, tarafların avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1- Davacı Kurum, 10.04.200…
**10. Hukuk Dairesi 2012/16992 E. , 2013/19782 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, tarafların avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1- Davacı Kurum, 10.04.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının, davalı işverenden 5510 sayılı Kanunun 21/1. maddesi uyarınca rücuan tahsiline karar verilmesini istemiş; Mahkemece, gelirin ilk peşin değerinden düşük hesaplanan gerçek zarar hesabı esas alınarak karar verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun hükmün kapsamını düzenleyen 297 nci maddesine göre; “Hüküm ….. Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. … kapsar.” Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile yaptığı savunma özetinin kararda yazılması yerine, davaya cevap verilmediğinin belirtilerek, savunmaya ilişkin iddiaların karar verilirken tartışılmamış olması isabetsiz bulunmuştur. 2- Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi (6098 sayılı Borçlar Kanunun md. 74) hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. Mahkemece, hükme esas alınan kusur raporunda, davaya konu iş kazasının işverenin %100 kusuru ile meydana geldiği belirtilmiş ise de; ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/438 Esas sayılı kararında, davaya konu kazanın meydana gelmesinde sigortalının da tali kusurlu olduğu esas alınarak karar verilmiş olup; Mahkemece, ceza davasının sonucu beklenerek, sigortalının kesinleşen kusurunun varlığı durumunda, buna ilişkin maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek, kusur oran ve aidiyeti yeniden alınacak kusur raporu ile belirlenip, sonucuna göre karar verilmelidir.