T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1142 - 2026/621 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1142 KARAR NO : 2026/621 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.07.2024 NUMARASI : 2023/621 Esas 2024/585 Karar DAVANIN KONUSU : Ölüm Sebebiyle Maddi Tazminat KARAR TARİHİ : 10.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 03.05.2026 İlk derece mah…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1142 - 2026/621 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1142 KARAR NO : 2026/621 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.07.2024 NUMARASI : 2023/621 Esas 2024/585 Karar DAVANIN KONUSU : Ölüm Sebebiyle Maddi Tazminat KARAR TARİHİ : 10.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 03.05.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 01.05.2023 tarihinde davacıların oğlu ...’in, okul gezisi nedeniyle yolcu olarak bulunduğu, dava dışı ... Turizme ait, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın karıştığı kazada, ...'in vefat ettiğini ve davacıların vefat eden oğullarının desteğinden yoksun kaldığını, davalının sigortalısının olayda tam kusurlu olduğunu iddia ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik murisin anne ve babası olan davacılar lehine 50,00'şer TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 10,00 TL cenaze ve defin masrafının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalından tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı alacağını 1.027.233,08 TL olarak, ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı alacağını 859.903,88 TL olarak, cenaze ve defin giderleri alacağını 100,00 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin dolduğunu, öncelikle zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortasına müracaat edilmesi gerektiğini, usulüne uygun başvuru yapılmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile murisin müterafik kusur durumunun araştırılması gerektiğini, sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, aktüer hesabının genel şartlar uyarınca yapılması gerektiğini, avans faiz talebinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olduğu; murisin vefat ettiği kazanın tek taraflı meydana gelmesi, soruşturma dosyasında verilen kesinleşmiş kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararda kazanın oluşumunda davalı sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun belirlenmiş olması ve murisin araçta yolcu olarak bulunması nedeni ile kusur raporu alınmasına gerek görülmediği; aktüerya bilirkişisinin 30.01.2024 tarihli raporunda davacıların maddi zararını hesaplayarak, teminat limiti gereği garameten paylaştırma yapılması halinde davacı annenin 653.242,02 TL, davacı babanın 546.757,98 TL talep edebileceği, teminat limitinin iki katı uygulanabileceğinin değerlendirilmesi halinde davacı annenin 1.027.374,76 TL, davacı babanın 859.903,88 TL talep edebileceğinin belirtildiği, taraf itirazları üzerine aktüer bilirkişiden alınan 29.02.2024 tarihli ek raporda da, kök rapordaki kanaatlerini tekrar ettikleri ek raporun, itirazları giderir mahiyette, oluşa ve dosya kapsamına uygun bulunarak hükme esas alındığı, toplanan delillere göre kazanın şehirlerarası taşımacılık sırasında meydana gelmesi nedeni ile poliçe teminatının iki katı oranında uygulanması gerekeceği, cenaze ve defin masrafının belediye başkanlığınca bildirildiği, davacıların dava dilekçesi ve talep artırım dilekçesinde talep edilen miktarda tazminat taleplerinin haklı olduğundan davanın kabulü gerektiği, davadan önce usulüne uygun başvuru yapıldığı gözetilmekle tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek, ticari araç olması nedeni ile avans faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesiyle; “Davanın kabulü ile; Davacı ... lehine 1.027.233,08 TL, davacı ... lehine 859.903,88 TL destekten yoksun kalma tazminatının 25.04.2023 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 100,00 TL cenaze ve defin giderinin 25.04.2023 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,” karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, yahut Yargıtay kararları gereğince, davaya davalının sebebiyet vermemiş olması nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmaması gerektiğini, davacının öncelikle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasına müracaat etmesi gerektiğini, bu nedenle davalının sorumluluğuna karar verilmesinin hatalı olduğunu, kusur raporu alınmaksızın karar verilmesinin de hatalı olduğunu, sürücünün %100 kusurlu olduğunun kabul edilmesinin somut olaya uygun olmadığını, Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması gerektiğini, meydana gelen kazada sürücünün müterafik kusurunun da araştırılmadığını, kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin belirsiz olarak gösterildiğini, bu nedenle araştırılması gerektiğini, poliçe teminat limitinin 1.200.000 TL olup, bu miktarın üzerinde bir tazminata hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporunda denetime elverişli olmadığını, hesaplama TRH 2010 Yaşam Tablsosu ve progresif ranta göre yapılmış ise de, progresif rant yönteminin gerçek zararı hesaplamaktan uzak olduğunu ve hesaplamanın fahiş olduğunu, usulüne uygun davalının temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle faiz talebinin haksız olduğunu, ancak dava tarihi ve ıslah tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle, destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze defin gideri istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Ankara ... Ortaokulu'nun, Çanakkale iline düzenlendiği okul gezisine, öğretmen olan annesi ile birlikte katılan ...'in, yolcu olarak bulunduğu, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı, dava dışı ... Turizm'e ait araç sürücüsünün gezisi dönüşünde, direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ve aracın yoldan çıkarak devrilmesi neticesinde meydana gelen kazada, araç sürücüsünün ve ...'in vefat ettiği, araçta bulunan birçok yolcunun yaralandığı, ceza soruşturma dosyası ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Ceza soruşturmasında, araç içerisinde bulunan bir kısım yolcuların ifadesine başvurulmuş, ayrıca araca yönelik teknik arıza olup olmadığına yönelik bilirkişi raporu alındıktan sonra, bilirkişi raporunda; aracın seyri sırasında, araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek devrilmesi sonrasında meydana gelen kazada, kazaya sebep olabilecek araçta teknik bir sorun olmadığı, olayın meydana gelmesinde kasıt unsuru olmadığı gibi, aracın yoldan çıkarak devrilmesi ile ilintili görüş, yol, hız ve alkol kullanımı gibi bir etkinin de olmadığı, aracın kaza öncesinde her hangi bir cisme de çarpmadığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün uyku halinin etken olabileceğinin değerlendirilmesinin yapıldığı, meydana gelen kaza nedeniyle, araç sürücüsünün de kazada vefatı nedeniyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği görülmüştür. Meydana gelen trafik kazasının, sigortalı aracın 4925 Sayılı Karayolları Taşıma Kanunu kapsamında şehirlerarası taşımacılık faaliyeti sırasında meydana geldiği, vefat edenin araçta yolcu olarak bulunduğu dosya kapsamından ve beyanlardan anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından, kazanın oluş şekli değerlendirilerek, araç sürücüsünün tam kusuruyla kazanın meydana geldiği kanaatine varılarak, davacıların çocuklarını kaybetmiş olması nedeniyle destekten yoksun kalma zararları ile cenaze defin giderlerini talep edebilecekleri,, aktüer hesap bilirkişisinden alınan raporda, hesaplanan tazminat miktarını esas alarak, kazanın şehirlerarası karayolu taşımacılığı sırasında meydana gelmiş olması ve vefat edenin de araçta yolcu olarak bulunması nedeniyle sakatlık ve ölüm teminatına ilişkin sigorta limitlerinin iki katı uygulanacağı, davacıların zararlarının tamamının sigorta limiti içerisinde kaldığı kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir. 1-Davalı vekili tarafından kusur raporu alınmaksızın karar verilmeyeceğini, ayrıca müterafik kusurun da değerlendirmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; kazanın oluş şeklinin ceza soruşturmasında toplanan deliller çerçevesinde belirlenmiş olmasına, tek taraflı meydana gelen kazaya üçüncü kişinin kusurunun yahut mücbir sebebin neden olduğuna yönelik, soruşturma dosyasında delil bulunmamasına, soruşturma dosyasında alınan rapor ve deliller çerçevesinde araç sürücüsünün tam kusurlu kabul edilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamasına, ayrıca vefat edenin zararın artmasına ya da meydana gelmesinde müterafik kusuru olduğuna yönelik soruşturma dosyasında iddia ve delil de bulunmamasına göre davalının kusura ve müterafik kusura yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. 2-Davalı vekili, taşımacılık faaliyeti sırasında meydana gelen kaza neticesinde, öncelikle Karayolları Zorunlu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortacısına gidilmesi gerektiği, aşan zarar için, davalıya müracaat edilebileceğini, ayrıca poliçedeki sakatlık ve ölüm teminatı ile sorumlu olduklarını, şahıs başına teminat limitinin iki katı uygulanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Karayolları Taşma Kanunu 18. maddesinde düzenlenen, şehirlerarası yolcu taşıması yapan araçların "Zorunlu karayolu taşımacılık malî sorumluluk sigortası" yaptırmasına ilişkin düzenleme, 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 Sayılı Yasa'nın 17. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, aynı maddede yapılan değişiklikle 4925 Sayılı Yasanın 3. maddesinde sorumluluk sigortası tanımı "Sorumluluk sigortası: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda belirtilen zorunlu mali sorumluluk sigortasını, ....ifade eder" şeklinde düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme sonrasında "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik" hükümlerinde de değişikliğe gidilerek, Yönetmeliğe 28/A maddesi eklenerek maddede " (1) 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında şehirlerarası ve uluslararası taşımacılık yapan araçlar için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerinin teminat limitleri, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan ilgili teminat limitlerinin iki katı olacak şekilde uygulanır." düzenlemesine, Geçici 10. maddesinde de " (1) Bu madde kapsamındaki Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçeleri, aynı araç için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerinin vadelerinin dolması veya ilgili mevzuat uyarınca sonlandırılması halinde ayrıca bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer. İlgiliye gün esasına göre prim iadesi yapılır. Bu durumda ilgili araçlar için düzenlenecek Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçeleri bu Yönetmeliğin 28/A maddesine göre düzenlenir. (2) Bu madde kapsamındaki Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerinin aynı araç için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinden önce sonlandığı durumda, mevcut Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerinin teminatları kalan poliçe süresi bakımından herhangi bir zeyilname veya ilave prim ödemek gerekmeksizin bu Yönetmeliğin 28/A maddesine uygun olarak artırılır." hükümüne yer verilerek, 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme sonrasında, bu tarihten sonra Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi uygulamasından, vazgeçilmiş, devam eden Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerinin akıbeti de geçici madde ile hüküm altına alınmıştır. Geçici maddedeki düzenleme değerlendirildiğinde limitin iki katı uygulamasında, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası gereken durumların esas alınacağı anlaşılmaktadır. Zira devam eden Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası'nın geçerliliği süre sonuna kadar kabul edilmiş iken, bu sigortanın kapsamına girmeyen zararlar açısından bu dönemde ZMMS'nin iki katı uygulanması belirlenmiş olduğundan, daha önce Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında kalan zararlarla sınırlı olarak, sonrasında ZMMS limitlerinin iki katı uygulanması gerektiğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığa konu kazada, mevzuatta değişiklikten 7 yıl sonra 01.05.2023 tarihinde meydana gelmiş olup, davalının mevcut mevzuat karşısında, zarardan Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortacısının sorumlu olduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde olmaması yanı sıra, kaza tarihi itibariyle davalının da kabulünde olduğu üzere Karayolları Taşıma Kanunu kapsamında şehirlerarası taşımacılık faaliyeti sırasında meydana gelen kazada, araçta yolcu olarak bulunan davacıların desteğinin vefat etmiş olmasına göre, davalının ZMMS poliçesinde belirtilen şahıs başına sakatlık ve ölüm teminatlarının "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik" 28/A maddesi gereğince iki katı uygulanacak olmasına göre, davalının bu sebeple istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4 HD 2024/8713 E 2025/15295 K; 2023/1106 E 2025/9608 K.; 2021/13172 E. 2022/8082 K.) 3-Davalı vekili tarafından aktüer hesaplamanın da uygun olmadığı ileri sürmüş ise de; yapılan hesaplamanın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından, "gerçek zarar" hesaplamasında benimsenen ilke ve yöntemler çerçevesinde tanzim edilmiş olmasına, destekten yoksun kalanların muhtemel yaşam süresinin, TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre belirlenmiş olmasının ve bilinmeyen dönem hesabının "progresif rant yöntemi" uygulanarak hesaplanmasının yerinde olmasına, göre hesap yöntemine yönelik istinaf sebepleri de yerinde değildir. Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, dava öncesinde davacıların, usulüne uygun davalıya başvurusu bulunduğundan temerrüt faizin KTK'nın 99. maddesine uygun belirlenmiş olmasına göre; davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gereken 128.910,33 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 32.300,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 96.610,33 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 10.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n