T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/498 - 2026/532 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/498 KARAR NO : 2026/532 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2025 NUMARASI : 2024/589 Esas 2025/51 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 28/04/2026 Mahalli mahkemesince veri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/498 - 2026/532 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/498 KARAR NO : 2026/532 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2025 NUMARASI : 2024/589 Esas 2025/51 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 28/04/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete ait otobüsün davacı şirket tarafından 30.12.2022 -30.12.2023 tarihleri arasında ZMM Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, sigortalı aracın 10/10/2023 tarihinde ehliyeti bulunmayan/yetersiz ehliyetli dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresinde olduğu sırada dava dışı ... plakalı araca çarptığını, davacı şirket tarafından zarar görene ödenen hasar tutarının tazmini doğrultusunda davacı şirket tarafından davalı aleyhine Ankara 3. Genel İcra Dairesinin 2024/7394 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafından yapılan itiraz ile takibin durduğunu, davalı şirkete ait aracı kullanmak için aranan ehliyet sınıfının D sınıf ehliyet olduğunu ancak, trafik kaza tespit tutanağında da tespit edildiği üzere davalı sigortalı şirkete ait aracı kullanan ...'ın ehliyet sınıfının D1 olduğunu, D1 sınıfı ehliyetin minibüsler için özelleştirildiğini belirterek, Ankara 3.Genel İcra Dairesi 2024/7394 Esas sayılı dosyasında itirazın iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak ü zere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, Ankara 3.Genel İcra Dairesinin 2024/7394 takip sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile 67.737,60 TL asıl alacak ve 1.503,21 TL işlemiş faiz olmak üzere, toplam 69.240,81 TL alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; bilirkişi raporunda hasar yönünden yapılan incelemede parça fiyatlarından %12 amortisman bedeli düşülmesinin yerinde olmadığını, tenzilatın neden yapıldığına dair hiçbir denetime elverişli açıklama da yapılmadığını, dosyada mevcut 12.10.2023 tarihli bağımsız ekspertiz raporundaki parça hesabında amortisman bedeli indirimi uygulanmadığını, bu kapsamda bilirkişi raporunda parça tutarları yönünden yapılan hesap ile 12.10.2023 tarihli hasar aşamasında alınan ekspertiz raporunun açıkça çeliştiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; tazminatın, davalı şirketin sahibi olduğu aracın kasko şirketinden tahsil edilmesi gerektiğini, davalının davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, davalı şirket tam ehliyetli, işinin ehli şoförler barındırdığını, anılan şoförleri de ...Derneği’nin sağladığını, davalı şirkete ait araç sürücüsünün kaza tarihinde yeterli ehliyete sahip olduğunu, anılan şoförün tüm belgelerinin Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ikame edilerek tamamlandığını, davalı temerrüde düşürülmeksizin davalı aleyhine belirsiz bir tarihten itibaren faize hükmedilmesi yerinde olmadığı gibi faiz türünün de yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafların sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazası neticesinde, zarar görene ZMMS kapsamında yapılan ödemenin, sigortalı araç sürücüsünün yeterli ehliyeti bulunmaksızın seyri sırasında kazaya neden olduğundan bahisle ZMMS Genel Şartları gereğince akidinden (sigortalısından) tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. 2918 sayılı KTK'nın 95. maddesi gereğince, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir. Taraflar arasındaki ZMMS poliçesinin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan Genel Şartları B-4 b) maddesinde; "Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi " durumunda sigortalısına rücu edebileceği düzenlediğinden, sigortalı aracın yetersiz ehliyet ile kullanılması durumunda, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu ile verilen zararlar kapsamında zarar görene ZMMS kapsamında ödeme yapılmış ise sigorta şirketi, akidine müracaat edebilir. Sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile meydana gelen kazada, sigorta şirketinin ayrıca kazaya yetersiz ehliyetin etkisi olup olmadığını kanıtlama yükümlülüğü yoktur. Kusurun ve ayrıca zarar ile karşı tarafa yapılan ödemenin kanıtlanmış olması yeterlidir. Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, kaza tarihinde sigortalı araç sürücüsünün yetersiz ehliyet ile araç sürüdüğünün sabit olmasına, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun kaza tespit tutanağındaki belirlemeler ve olayın oluşu ile uyumlu bulunmasına, buna göre kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmasına, raporda yapılan amortisman indirimine ilişkin olarak, trafik kazası veya başka bir nedenle hasara uğrayan araçlarda kullanılan orijinal parçada amortisman ve arta kalan parçada hurda tenzili yapılırken hangi oranda ve oranın yüzde kaç olacağına dair bir düzenleme bulunmadığı, aracın yaşı, değişen ve onarılan parça nitelikleri ile hasar miktarı esas alınarak ortalama bir oran üzerinde amortisman ve hurda tenziline gidildiği, bu oranlamanın bir yaşında olan araçlar için % 3 oranında, her yaş artışında her yaş için % 1,5-% 2 oranlarında alınarak yapıldığı, dava konusu araç olay sırasında 12 yaşında olduğundan hükme esas alınan raporda aracın modeli ve yaşı dikkate alınarak değişen parçalardan amortisman ve hurda bedeli düşülmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aynı gerekçeyle amortisman indirimi yapılmadan düzenlenen ekspertiz raporu ile mahkemece alınan rapor arasında çelişki bulunduğundan sözedilemeyeceği, hükme esas alınan raporda faiz hesabı ve türüne ilişkin bir isabetsizlik bulunmadığının(her ne kadar likit olmayan alacağa ilişkin davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği ilkesi karşısında mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde görülmemiş ise de bu hususun davalı tarafça istinaf konusu yapılmamış olması nazara alınarak hükmün bu yönüyle eleştirilmesi ile yetinilerek) anlaşılmasına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalıdan alınması gereken 4.729,83 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.182,46 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.547,37 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.