T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/702 - 2025/1627 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/702 KARAR NO : 2025/1627 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/02/2022 NUMARASI : 2021/83 Esas - 2022/144 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16/01/2026 Mahalli mahkemesince verilen…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/702 - 2025/1627 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/702 KARAR NO : 2025/1627 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/02/2022 NUMARASI : 2021/83 Esas - 2022/144 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16/01/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 05/10/2022 Tarihli, 2022/1762 Esas - 2022/143 Karar nolu karar ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine dair karar verildiği, kararın, davacı vekilinin temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay 4.HD’nin 2023/114 Esas - 2023/11651 Karar nolu 01.11.2023 tarihli kararı ile kaldırılması sonrasında davada duruşmalı olarak yeniden yapılan yargılama sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 26.09.2020 günü yaya olarak yaya geçidinde karşıdan karşıya geçtiği esnada davalı ...’ın, sevk ve idaresindeki otomobilin davacının bulunduğu yaya geçidi üzerinde durmadığını, süratle davacıya çarpmasıyla kazaya sebebiyet verdiğini, bu kaza neticesinde davacının yaralandığını, davalının kaçarak olay yerini terk ettiğini belirterek, şimdilik iş ve güçten kalma zararı olarak 500,00 TL, fizik tedavi ve sair tedavi giderleri olarak 500,00 TL olmak üzere 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren, sigorta şirketi açısından şirkete başvuru tarihinden itibaren, bu da olmazsa dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalıya atfedilen kusuru ve tazminat miktarını kabul etmediklerini, manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI Mahkemece, yapılan yargılama neticesi, davacının özgür iradesi ile imzaladığı uzlaşma tutanağının CMK'nın 253/19. maddesi gereği ilam niteliğinde olması, uzlaştırma tutanağındaki imzanın inkar edilmemesi, davacı tarafından uzlaştırma tutanağında tazminata ilişkin haklarının saklı tutulmaması ve bu uzlaşmanın davalı sigorta şirketini de borçtan kurtardığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davanın HMK'nın 114/1.h bendi gereğince dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacıya uzlaştırmanın mahiyeti ve sonuçları hususunda aydınlatıcı bilgi verilmediğini, raporda tarih yazılmadığını, 4.derecede kemik kırığı başta olmak üzere oldukça yüksek maluliyeti bulunan davacının zararının "6 bin TL" ile karşılanamayacağının izahtan vareste olduğunu, uzlaştırma belgesinin geçerlilik şartlarını taşımadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber, bahsi geçen uzlaştırmanın CMK 253'e göre geçerli bir uzlaştırma olduğu kabul edilse dahi, aşırı yararlanma hükümlerinin uygulanması gerektiğini, uzlaşma sigorta şirketinin durumunu ağırlaştırmıyorsa geçerliliği olamayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasını istemiştir. İSTİNAF İNCELEMESİ NETİCESİNDE DAİREMİZCE VERİLEN İLK KARAR: İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde Dairemizce; ‘ mahkemece davacının kazanın tarafları arasındaki ilam mahiyetinde belge sayılan uzlaştırma raporu ile açılmış olan davadan feragat etmiş sayılmasıyla davalılar aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş olması isabetli değildir.Yine anılan durumda somut olayda davadan sonra gerçekleşen uzlaşma neticesi gerçekleşen durum, hakkın özünden feragat olmayıp davacı alacağına yargılama sırasında kavuştuğundan feragat nedeniyle reddedilen kısım yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığı anlaşılmıştır.’ gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmaması, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmaması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, kararın "davanın feragat nedeniyle reddine" şeklinde düzeltilmesi ile yeniden hüküm kurulmasına, karar verilmiş, Dairemiz kararı, davacı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNİN BOZMA KARARI Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/114 Esas-2023/11651 karar nolu 01.11.2023 tarihli kararı bozma ilamında; " .... 5271 sayılı Kanun'un 253'üncü maddesi 19'uncu fıkrasına göre, uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır, şeklindeki yasal düzenleme ışığında uzlaşma raporunun düzenlenmesi halinde davacının tazminat davası açma hakkı bulunmadığı, uzlaşma raporu ilam mahiyetinde olacağından uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı kabul edilmekteydi. Ancak; Anayasa Mahkemesi 26.07.2023 tarihinde 2023/43 Esas, 2023/141 sayılı ve Resmi Gazete'nin 18.10.2023 günlü sayısında yayımlanan kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararları derdest davalarda derhal uygulanacağından, söz konusu uzlaştırma tutanağının Anayasa Mahkemesi iptal kararı da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.." denilerek, Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiş, bozma kararı gereğince Dairemizce duruşmalı yargılamaya devam edilmiştir. YARGITAY BOZMA KARARI SONRASINDA YAPILAN YARGILAMA VE GEREKÇE: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin bozma kararı sonrasında duruşmalı olarak yapılan yargılama neticesinde; Somut olayda; kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, 26.09.2020 tarihinde sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki aracıyla seyri sırasında yolun karşısına yaya geçidi olmayan yerden yaya olarak geçmeye çalışan yaya ...’a çarpmasıyla kazanın meydana geldiği, Ankara CBS’nin 2020/191935 soruşturma nolu dosyasında alınan kusur raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde sürücü ...’ın tali, yaya ...’ın asli kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece H.Ü. ATK’dan alınan 21.02.2022 tarihli rapor uyarınca, davacının kaza sonucu bilateral metaters kırığı niteliğindeki yaralanmasına bağlı olarak %10 oranında malul kaldığı, 4 aya kadar geçici iş göremezliğinin meydana geldiğinin belirlendiği, Dairemizce istinaf incelemesi sonucu verilen kararın Yargıtay 4..HD tarafından kaldırılmasına ilişkin karar taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, Dairemizce yapılan yargılamanın 12.09.2024 tarihli ilk celsesinde Yargıtay bozma ilamına uyulmasıyla yargılamaya devam olunmuş, aynı celsede davacı vekili söz alarak taleplerinin maddi tazminat yönünden 200,00 TL kalıcı iş göremezlik, 200,00 TL geçici iş göremezlik, 500,00 TL tedavi, 100,00 TL bakıcı giderine ilişkin olduğunu açıklamış, 23.05.2025 tarihli celsede söz alarak uzlaşmada bahsi geçen 6.000,00 TL'lik ödemenin yol ve tedavi giderine ilişkin olduğunu belirtmiştir. Dairemizce yeniden yapılan yargılamada SGK’ya yazılan müzekkere yanıtından kaza sonucu davacıya rücuya tabi bir gelir bağlanmadığı, ödeme yapılmadığının belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı’ndan alınan 28.03.2025 tarihli rapor uyarınca, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...’ın %75, davacı yaya ...’ın %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, ATK’dan alınan kusur raporu ile Cumhuriyet Savcılığı tarafından alınan kusur raporu arasında çelişki bulunduğundan Karayolları Fen Heyetinde görev yapmış 3 (üç) kişiden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 02.06.2025 tarihli rapor uyarınca, kazanın meydana gelmesinde davacı yaya ...’ın %75 oranında, davalı ...’ın %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, H.Ü. Tıp Fakültesi ATK’dan alınan 10.10.2025 tarihli rapor uyarınca, davacı ...'ın dosyasının incelenmesi ve değerlendirmesi sonucunda, 26/09/2020 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen yaralanmaları dikkate alınarak; kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin hastanın tedavi planı, alçı süresi de dikkate alındığında 2 ay olduğunun belirtildiği, hesap bilirkişisi ve hekim bilirkişiden alınan 06.11.2025 tarihli rapor uyarınca, davacının 26.09.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında cismani zarar görmesi nedeniyle, SGK tarafından ödenmeyen tedavi giderine ait zararının 449,50-TL olduğu, bakıcı giderinin 1.471,50 TL olduğu, geçici iş göremezlik dönem zararının 2.424,94TL, sürekli iş göremezlik (raporun sonuç kısmında "sürekli iş göremezlik dönem zararı" ibaresi yerine maddi hata ile "geçici iş göremezlik zararı" yazıldığı anlaşılmakla birlikte, bu hususun sehven gerçekleştiğinin rapor kapsamından açıkça anlaşıldığı) dönem zararının 327.451,23 TL olduğunun belirlendiği, davacı vekilinin 25.11.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava değerini 2.424,94 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 327.451,23 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.471,50 TL bakıcı gideri, 500,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 330.847,67 TL olarak artırdığı anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davanın kısmi dava olarak açıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 357/1.maddesi gereğince, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinde davanın ıslahı (m.176vd.) istenemeyeceğinden davacı vekilinin ıslah dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla Dairemizce yapılan 18.12.2025 tarihli celsede ıslah dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamının incelenmesinde, 26.09.2020 tarihinde davalı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki aracıyla seyri sırasında yolun karşısına yaya olarak geçmeye çalışan davacı yaya ...’a çarpmasıyla meydana gelen kazada davacının yaralandığı, Dairemizce Karayolları Fen Heyetinde görev yapmış 3 kişiden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 02.06.2025 tarihli rapor uyarınca, kazanın meydana gelmesinde davacı yaya ...’ın %75 oranında, davalı ...’ın %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, kusur raporunun olayın oluşu ile uyumlu bulunduğunun anlaşılmasına, H.Ü. ATK’dan alınan 21.02.2022 tarihli rapor uyarınca, davacının kaza sonucu bilateral metaters kırığı niteliğindeki yaralanmasına bağlı olarak %10 oranında malul kaldığı, 2 aya kadar geçici işgöremezliğinin meydana geldiği, H.Ü. Tıp Fakültesi ATK’dan alınan 10.10.2025 tarihli rapor uyarınca, davacı ...'ın dosyasının incelenmesi ve değerlendirmesi sonucunda; 26/09/2020 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen yaralanmaları dikkate alınarak; kaza nedeniyle tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin hastanın tedavi planı, alçı süresi de dikkate alındığında 2 ay olduğunun belirtildiği, maluliyet ve bakıcı ihtiyacı hususunda alınan raporların kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine uygun ve denetime elverişli olduğunun anlaşılmasına, hesap bilirkişisi ve hekim bilirkişiden alınan 06.11.2025 tarihli raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğunun anlaşılmasına, davacı vekilinin 23.05.2025 tarihli celsedeki beyanı ve bilirkişi raporu birlikte nazara alındığında davacının tedavi giderlerinin dava sırasında tahsil edildiğinin anlaşılması karşısında bu yöndeki talep (500,00 TL)hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/02/2022 tarih, 2021/83 Esas – 2022/144 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-b-2. madde uyarınca yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/02/2022 tarih, 2021/83 Esas – 2022/144 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, Buna göre; I- Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 1-Davacının 200.00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 200,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 100,00 TL bakıcı gideri tazminatı talebinin davalı Sigorta Şirketi yönünden 05/01/2021 tarihinden (Sigorta limiti olan 410.000,00 TL ile sınırlı olarak), davalı ... yönünden 26/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Davacının tedavi giderlerinin (dava dilekçesinde talep edildiği gibi 500,00 TL) dava sırasında tahsil edildiği anlaşıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın 26/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...’dan tahsili ile davacıya verilmesine, II-Davacı tarafından peşin ve ıslahla yatırılan toplam 2.860,16 TL harçtan peşin harç olan 615,40 TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 2.244,76 TL harcın davacıya iadesine, III-a- AAÜT uyarınca belirlenen 26.000,00 TL (1.000,00 TL kabul gören maddi + 25.000,00 TL manevi) vekalet ücretinin davalılardan (davalı sigorta şirketi 1.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, b-14/03/2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 25/12/2024 tarihli ve 2024/29 Esas, 2024/226 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile HMK'nın 326/2 maddesinde yer alan "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmünün manevi tazminat yönünden iptaline ve kararın resmi gazetede yayınlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, Anayasa Mahkemesinin bu kararının 14/12/2025 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşılmakla davalı ... yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesine yer olmadığına, c-Reddedilen manevi tazminat kısmına ilişkin karar tarihinde geçerli olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı sigorta şirketine verilmesine, d-Davacı tarafından yapılan 565,90 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, e-Dava öncesi zorunlu ara buluculuk gideri olan 1.360,00 TL'nin davalılardan alınarak Hazineye gelir yazılmasına, f-HMK 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN; 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harcının istek halinde yatırana iadesine, 2-Davacının temyiz aşamasında yaptığı 1.732,40 TL posta masrafı, 3.900,00 TL Adli Tıp Ücreti, 11.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 16.192,40 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 3-Başvuran tarafca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalılar vekillerinin yokluğunda yapılan açık yargılama sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 18/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.