T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1602 KARAR NO : 2026/353 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.06.2023 NUMARASI : 2021/401 Esas - 2023/547 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 27.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27.02.2026 İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.06.2023 tarih 2021/401 Esas 2023/547 Karar sayılı kara…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1602 KARAR NO : 2026/353 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.06.2023 NUMARASI : 2021/401 Esas - 2023/547 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 27.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27.02.2026 İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.06.2023 tarih 2021/401 Esas 2023/547 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ...... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin dava dilekçesi ve özetle; 27.10.2019 tarihinde müvekkile ait .... plaka sayılı araca .... plaka sayılı aracın çarpmasıyla maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği,.. .. plaka sayılı araç sürücüsü kazada % 100 oranında kusurlu olup,araç davalı sigorta şirketine 11574383 poliçe numarasıyla ZMMS trafik sigortası ile sigortalı ve poliçe limiti oranında olduğunun,davalı sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde bir miktar ödeme yapıldığı,ancak yapılan bu ödemenin müvekkil zararını karşılamadığı,dava tarihine kadar müvekkil aracında meydana gelen hasar ve değer kaybı zararı tanzim edilemediği,bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 50,00 TL hasar bedeli,50,00 TL değer kaybı bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 27.10.2019 tarihinde meydana geldiği iddia edilen kazada ... plaka sayılı araç müvekkil şirket nezdinde 12.12.2018-2019 tarih aralığında 11574383 poliçe numarasıyla ZMMS trafik sigortası ile sigortalı olup,sigortalı sürücünün kusuru oranında sorumlu olabileceğinin, sürücü kusurlarının belirlenmesi gerektiği,kaza sonrası müvekkile yapılan başvuru neticesinde alınan eksper raporuna göre araçta 22.000,00 TL hasar tespit ettiği ve sigortalı sürücünün % 75 oranında kusuru dikkate alındığında 03.12.2019 tarihinde 16.500,00 TL hasar bedeli ve 04.12.2019 tarihinde de yine sürücü kuusruna göre 1.687,00 TL değer kaybı bedeli ödemesi yapıldığından müvekkil üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi sebebiyle davanın reddi gerektiği,onarım faturası sunulmaması sebebiyle müvekkilin KDV’den sorumlu olamayacağının,müvekkilin temerrüde düşmediği ve yasal faiz talep edilebileceği, bu nedenlerle haksız tazmninat talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; Davanın, haksız fiil sonucu doğan bakiye hasar ve bakiye değer kaybının tazmini istemiyle HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığı, dava şartı niteliğindeki TTK m.5/A kapsamındaki zorunlu arabuluculuk yolunun davacı tarafından tüketildiği, KTK m.97 uyarınca yazılı başvuru yapılmamış ise de hasar dosyasının açılması, eksper raporunun alınması ve kısmi ödeme yapılması sebebiyle İzmir BAM 11. HD içtihatları doğrultusunda başvuru şartının gerçekleşmiş kabul edildiği, kazanın 27.10.2019 tarihinde Buca’da ....sevk ve idaresindeki.... aracının ... idaresindeki .... plakalı araca çarpmasıyla meydana geldiği, zarar gören aracın davacı adına tescilli, zarar veren aracın ise dava dışı ....adına kayıtlı olduğu, zarar veren aracın 12.12.2018–12.12.2019 dönemi için ... A.Ş. tarafından düzenlenen ZMMS poliçesiyle 11574383 numarası üzerinden sigortalı olduğu ve kazanın poliçe dönemi içinde gerçekleştiği, haksız fiil ve işleten-sürücü sorumluluğuna ilişkin TBK m.49–50 ile KTK m.85–91 hükümleri gereği sigortacının sorumluluğunun sürücünün kusuru ile sınırlı bulunduğu, kaza tespit tutanağının polis marifetiyle düzenlenmediğinden kusur tespiti içermediği için TBK m.50 gereği alınan bilirkişi raporunda her iki sürücünün de kural ihlali bulunduğu, İstanbul ATK'nın 05.09.2022 tarihli raporunda kırmızı flaşör fazında kavşağa giren .....’ın %75 oranında birinci derecede, sarı flaşör fazında kavşağa giren .....’in %25 oranında ikinci derecede kusurlu olduğunun belirlendiği; ATK’nın hasar tutarını 52.918,27 TL olarak saptadığı, kusur indirimi uygulandığında sigortacının sorumlu olduğu miktarın 39.688,70 TL olduğu, sigortaca daha önce ödenmiş 16.500 TL’nin mahsubu sonrası bakiye 23.188,70 TL bulunduğu ancak davacının değer artırımı dilekçesi ile talebini 19.875 TL ile sınırladığından bu tutarın esas alındığı, değer kaybının 3.500 TL olup bunun %75’ine tekabül eden 2.625 TL’den yapılan 1.687 TL’lik ödemenin düşülmesiyle bakiye 938 TL bulunduğu, ATK raporundaki 36.000 TL teminat bilgisinin hatalı olup kaza tarihi itibarıyla teminat limitinin 39.000 TL olduğu, başvuru tarihi olarak ..... Eksperlik’e yapılan 31.10.2019 tarihli talebin esas alındığı ve 8 iş günü sonrası 13.11.2019 tarihinin temerrüt tarihi sayıldığı, ekspertiz ücretinin HMK m.323 kapsamında yargılama gideri olduğu, arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanun m.18/A uyarınca Hazine tarafından karşılandığından yargılama giderine dahil edildiği, ATK raporunun uzmanlık, teknik yeterlilik ve iç tutarlılığı nedeniyle hükme esas alındığı, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti içinde kalan bakiye hasar bedeli 19.875 TL ile bakiye değer kaybı 938 TL’den oluşan toplam 20.813 TL’lik tazminattan kusur oranı ve teminat limiti dahilinde sorumlu olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının usul, yasaya ve yerleşik içtihada açıkça aykırı olduğunu, kısmi dava niteliğindeki eldeki davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının zamanaşımını kesmeyeceğini, KTK m.109 gereği 27.10.2019 tarihli kazaya ilişkin ıslah edilen kısım bakımından zamanaşımının 27.10.2021 tarihinde dolduğunu, bu nedenle ıslah talepli artırımların zamanaşımına uğraması nedeniyle reddi gerektiğini, alacak miktarı belirlenebilir nitelikte olduğundan belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını ve HMK m.114/h uyarınca davanın usulden reddi gerektiğini, davacının değer kaybı ve hasar zararının kusur oranına göre yapılan ödemelerle karşılandığını, fazlaya ilişkin taleplerin haksız olduğunu, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda açıklanmamış 6.866,89 TL ilave yapılarak maddi hesap hatası bulunduğunu, tedarik iskontosunun uygulanmadığını, KDV’nin fiili teslim ve ödeme ile doğan bir vergi olduğu hâlde farazi hesapla eklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, işçilik bedellerinin fahiş ve piyasa dışı hesaplandığını; aracın önceki hasar geçmişinin araştırılmaması nedeniyle raporun eksik ve denetime elverişsiz olduğunu; ihbar edilmeksizin alınan ekspertiz ücretinin sigorta şirketini bağlamayacağını, davalının hiç temerrüde düşmediği için faiz talebinin kabul edilemeyeceğini, ıslah edilen miktarlar bakımından faiz başlangıcının ancak ıslah tarihi olabileceğini, poliçe limitinin (39.000 TL) aşılması mümkün olmadığından sorumluluğun limit ile sınırlı tutulması gerektiğini, davacının zararının zamanında ödendiği için yargılama gideri ve vekâlet ücretinden müvekkilin sorumlu tutulamayacağı istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı hasar ve değer kaybı maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Belirsiz alacak davasını düzenleyen 6100 Sayılı HMK 107. maddesinde; “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Davacı tarafa ait araçta trafik kazası sonucu meydana gelen gerçek zarar miktarı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olmayıp, dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olduğu (Yargıtay HGK 17.11.2020 tarih 2017/17-1102 E. 2020/905 K. sayılı ilamı) anlaşılmıştır. 2918 Sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar"; aynı kanunun 109/2. maddesinde "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda kazanın 27.10.2019 tarihinde meydana geldiği ve iş bu belirsiz alacak davasının ise 09.06.2021 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında gerek davanın zamanaşımı süresi içerisinde ikame edildiği, belirsiz alacak davasıyla tazminatın tümü yönünden zamanaşımı süresi kesilmekle yargılama sırasında talep konusu tazminat kalemlerinin zamanaşımına uğradığından bahsedilmesi doğru olmadığından bu yönden ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K. ) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. ( Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.) Somut olayda iskonto uygulanmasına dair yasal şartlar oluşmadığı gibi KDV dahil davacı zararının giderilmesi gerektiğinden yapılan istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı) Açıklanan bu hususlar karşısında bu yönden hesaplamayı içeren şekilde kazandırılan rapor bu yönüyle yerinde olduğu gibi davacı aracının da bu kazadan dolayı değer kaybına uğradığı yönündeki değerlendirme içeriği yerinde olduğundan bu yönden ileri sürülen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda 6.866,89-TL'lik ilavenin kaynağının açıklanmadığı, bu hesaplamaya dayanılarak hüküm kurulamayacağı hususu ileri sürülmüş ise de raporun incelenmesinde bu bedelin hesaplamanın başında yer alan eskime payı ve hurda bedeli tenzili 5.819,40-TL'nin %18 KDV ilave edilmiş hali olduğu, davacıya ait araçta bulunan parçaların onarımı nedeniyle araçta değer artışı yaşandığına dair bir tespit bulunmadığı dikkate alındığında eskime ve hurda payı tenzil edilmemesinde bir hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf nedeninin incelenmesinde; 2918 sayılı KTK'nın 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta olup, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Eldeki davada, davacı yanca davalı şirkete 31.10.2019 tarihinde yapılan hasar ihbarı neticesinde 13.11.2019 tarihinde temerrüt gerçekleştiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde ve değer artırım dilekçesinde dava konusu tazminata temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi isteminde bulunduğu gözetilerek hasar bedeli 13.11.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği halde kaza tarihi olan 27.10.2019'dan önceki bir tarih olarak sehven 13.10.2019 tarihinin kararda temerrüt tarihi olarak gösterildiği, değer kaybı zararı yönünden ise 04.12.2019 tarihinde kısmi ödeme gerçekleştirilmekle sigorta şirketinin bakiye değer kaybı zararı yönünden kısmi ödeme tarihinde temerrüde düştüğü halde yanılgılı değerlendirmeyle 13.10.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmiş olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının aracında oluşan zarar dolayısıyla hasar ve değer kaybı tazminatına hak kazanmasınına, kusur ve hasarın olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, gerçek zarar ilkesi gereğince sigorta şirketinin aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olmasına, aracın onarım bedeli ile değer kaybı bedelinin piyasa şartları kapsamında tespiti yönündeki raporun hükme esas alınmasına, davalı sigorta şirketi yönünden limiti aşmayacak şekilde değerlendirme yapılmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, dava öncesinde davacının sarf ettiği ekspertiz giderinin davalıya yükletilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda belirtilen yönlerden bir hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu durumda, davalı vekilinin yerinde görülen istinaf istimine ilişkin kısım yönünden yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak istinaf yoluna taşınmamakla kazanılmış hak oluşturan kısımlar korunmak suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.06.2023 tarih 2021/401 Esas - 2023/547 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; Davanın KABULÜNE; 19.875,00-TL bakiye hasar bedeli ve 938,00 bakiye değer kaybına ilişkin maddi tazminatın bakiye poliçe limiti olan 20.813,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak kaydıyla davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, Tazminat miktarlarına bakiye hasar bedeli yönünden temerrüt Tarihi olarak kabul edilen 13.11.2019 tarihinden, bakiye değer kaybı zararı yönünden 04.12.2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,590,00-TL tutarındaki ekspertiz ücretinin yargılama gideri kapsamında ele alınmasına,Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 1.421,73-TL harçtan peşin alınan 59,30-TL ile tamamlama harcı olarak ödenen 353,75-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.008,68-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL Başvurma Harcı, 59,30-TL Peşin Harç, 8.50-TL vekalet harcı ile 353,75-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 480,85-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 600,00-TL bilirkişi ücretinin, 1.460,00-TL İstanbul Adli Tıp Kurumu Faturası ve 137,70-TL tebliğat ve posta ücreti olmak üzere toplam 2.197,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 738,00-TL istinaf başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 27.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.