8. Hukuk Dairesi 2014/19078 E. , 2014/19124 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali Hazine ile ... aralarındaki tapu iptali davasının kabulüne dair Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.03.2014 gün ve 413/69 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıkland
**8. Hukuk Dairesi 2014/19078 E. , 2014/19124 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali Hazine ile ... aralarındaki tapu iptali davasının kabulüne dair Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.03.2014 gün ve 413/69 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu Dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul, Kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına 24.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY Dava konusu ... Mahallesi, 37 Ada 3 Parsel sayılı 6253,43 m2'lik taşınmaz 23.01.1961 tarih, 79,81,83 ve 19.08.1966 tarih, 45 tapu kayıtları revizyon görmek suretiyle tapulama işlemiyle davalı ... adına tespit ve tescil edilmiş; tapulama tespiti 02.06.1977 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı ... 13.11.2007 tarihinde açtığı temyize konu bu dava ile taşınmazın 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden kamu malı niteliğinde olduğu ve kişilerin mülkiyetinde kalamayacağını ileri sürerek; bu bölümün davalı adına mevcut tapu kaydının iptaliyle kıyı olarak tapu sicilinden terkinine karar verilmesini istemiştir. Yerel Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucu 10.04.2009 tarihli kararla (Mahkemenin 1. kararı); davanın 3402 sayılı Kanun'un 12/3.maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle reddine karar verilmiş; hükmün davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. O tarihte bu nitelikteki davalarla ilgili mahkeme kararlarının temyiz incelemesini yapmakla görevli olan Yargıtay 1.Hukuk Dairesi, temyiz edilen hükmü 03.02.2010 tarihli bozma ilamıyla (Yargıtay’ın 1. bozma ilamı) “…davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davanın açılması sırasında davacı ... dava açmada haklı olduğundan, davalının yapılan tüm yargılama gideri ve avukatlık ücretinden sorumlu olacağı gözetilmeden karar verilmesinin isabetli olmadığı…” gerekçesiyle bozmuş;yerel mahkemece bu bozma ilamına uyularak 13.10.2010 tarihli kararla davalı taraf yargılama gideri ve vekalet ücreti ödemekle yükümlü tutulmuştur (Mahkemenin 2. kararı). Bu 2.kararın da her iki tarafça temyizi üzerine Y. 1.HD. tarafından 21.02.2011 tarihli bozma ilamıyla (Yargıtay’ın 2. bozma ilamı) “ …3402 sayılı Kanun'un 12/3.maddesindeki on yıılk hak düşürücü sürenin ... tarafından açılan davalarda da uygulanacağına ilişkin hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, iptal kararının 23.07.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdiği, derdest davalarda bu durumun gözetilmesi gerektiği, bu sebeple davanın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği…” gerekçesiyle tekrar bozulmuştur. Yerel mahkemece bu bozma ilamına karşı 29.02.2012 tarihli kararla ısrar edilmesi sonucu, direnme kararını inceleyen Yargıtay HGK. tarafından verilen 02.10.2013 tarihli bozma ilamıyla “direnme kararının yerinde olmadığı, Dairenin bir önceki bozma ilamına (2.bozma ilamı) uygun karar tesis edilmesi gerektiği “kabul edilmiştir Mahkemece YargıtayHGK'nun yukarıda açıklanan bozma ilamına uyulmak suretiyle, bu kez verilen 19.03.2014 tarihli (mahkemenin 3.kararı) kararıyla yapılan olan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu, taşınmazın tamamının Kıyı Kanunu uyarınca kıyı kapsamında kaldığı belirtilerek iptal/terkin kararı verilmiştir. Kıyılar kamu malı olup; özel mülkiyete konu olmaz (TC. Anayasası m. 43, EMK. m. 641, TMK. m. 715, 3402 s. KK. m. 16, 3621 s. Kıyı Kanunu m.5;13.03.1972 tarih ve 7/4 sayılı YİBK). Davalılar çok eski yıllar öncesinden oluşmuş tapu kayıt malikidir. Tapu kaydının oluşumundan iptal davasının açılmasına kadar çok uzun bir süre geçmiştir. Tapulama tespitinin kesinleşmesinden ve bu davanın açılmasından önce bir kısım paylar tapuda temlik işlemi görmüştür. Tapuda temlik işlemi gören paylar yönünden TMK'nun 1023.maddesindeki iyiniyet karinesi de mevcuttur. Kuşkusuz davacı ... 3402 S. Kadastro Kanunu'nun 12.maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi değildir. Tapu kayıt malikleri tapu kayıtlarının Devlet tarafından himaye görüp Devletçe korunacağı konusunda meşru bir beklentiye sahiptir. Bu meşru beklentinin korunması gerekir. Ne var ki; kamuya ait olması gereken taşınmazın deniz kıyısında kalan bölümünün gerçek kişilerin tasarrufunda kalması da doğru değildir. Bu bakımdan yüksek kamu yararı gereğince Devlet, özel kişilerin mülkiyet hakkına dokunabilir. Ülkemizin de taraf olduğu “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”nin (1) numaralı Protokolünün 1. maddesi kamu yararı gerektirdiği takdirde mülkiyet hakkından yoksun bırakılabileceğin kabul etmiştir. Bu bakımdan; Devletin davacı olarak kıyı olan bölümün tapu kaydının iptaliyle terkin kararı istemesinde kamu yararının olduğu açıktır. Ancak Devlet'e tanınan mülkiyet hakkından yoksun bırakmanın Karşılıksız olacağı anlamını da çıkarmamak gerekir.Davalı, kadastro işlemi öncesinde de tapuya dayalı olarak tespit görüp tapu siciline geçirilmiş ve bu şekilde uzun bir zamandır tasarrufunda bulunan taşınmazın Devlet'in kamu yararı gereğince el koyarak kamuya terk etmesi karşılığında, kendisine uygun bir bedelin tazminat olarak ödeneceği konusunda meşru bir beklenti hakkına sahiptir. Kuşkusuz Devlet bu konuda kamulaştırma yapma yetkisine de sahiptir. Açıklanan nedenlerle, “usul ekonomisi (HMK.md.30) gereğince; Devletin bir kamulaştırma işlemine başvurması gerekmeksizin sorunun açılmış olan bu dava içinde çözümlenerek; kıyı olan yerden tüm kamunun, bu arada davalının da yararlanacağı dikkate alındığında “fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi” uygulanmak suretiyle, taşınmaza rayiç değere yakın miktarda bir bedelini (rayiç değer belirlenip kıyıdan davalının da yararlanacağı gözetilerek hakkaniyete uygun miktarda bir indirim yapılmak suretiyle bulunacak bedel) mahkemece uygun bilirkişi veya bilirkişiler vasıtasıyla tespit ettirilmesi, davacı ...'ne bu bedeli depo etmesi için uygun süre verilmesi, bedel depo edilmediği takdirde davanın reddi; depo edildiği takdirde ise, bu bedel davalıya ödenmek suretiyle kıyı olan bölümün tapu kaydının iptal/terkini kararı verilmesi gerekir. Açıklanan yönde işlem yapılmak üzere hükmün bozulması gerektiğini düşünüyor; Sayın çoğunluğun hükmün esasına ilişkin onama kararına katılmıyorum. 24.10.2014