Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2578 E. , 2024/6306 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2578 Karar No : 2024/6306 DAVACI : ... Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : Uluslararası gözetim sektöründe faaliyet gösteren davacı şirket tarafından, 31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uluslararası Gözetim Şirketi Statüsüne İlişkin Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 201…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2578 E. , 2024/6306 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2578 Karar No : 2024/6306 DAVACI : ... Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : Uluslararası gözetim sektöründe faaliyet gösteren davacı şirket tarafından, 31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uluslararası Gözetim Şirketi Statüsüne İlişkin Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2015/24)'in 9. maddesinin 3. fıkrası ile 15. maddesinin 2. fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentlerinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Tebliğin 9. maddesinin 3. fıkrası yönünden, gözetim raporlarının firmada bulunan nüshanın her zaman denetime açık olduğu ve eksikliklerin giderilebileceği, esas denetime tabi olanın müşteride bulunan asıl rapor olduğu, Tebliğin amacının gözetim şirketlerinin istatistiğini tutmak, bunu ilan etmek ve gözetim raporlarının gerçeğe aykırı olup olmadığını tespit etmek olduğu, söz konusu fıkranın iptal edilmesi durumunda yine Tebliğin 8. maddesinin 3. fıkrası ile 9. maddesinin 4. fıkrasının aynı amaca hizmet edeceği, gözetim raporunu gerçek, geçerli ve denetlenebilir kılacağı, bu sebeple sadece şekilciliğe dayalı ve hiçbir amaca hizmet etmeyen hükmün iptalinin gerektiği; dava konusu Tebliğin 15. maddesinin 2. fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentleri yönünden, Tebliğde yer alan gözetim şirketlerinin Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite olanlar ve olmayanlar olarak ikiye ayrıldığı, TÜRKAK'ın ihtiyari ve kendi özel bütçesi ve yönetimi olan ve belirli bir ücret karşılığında üyelerini akredite eden bir kurum olduğu, Tebliğin 9. maddesindeki hususların tüm gözetim şirketlerini kapsayacak hükümler olmasına rağmen 15. maddesinin 2. fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentlerinde yer alan müeyyidelerin B tipi gözetim şirketleri için öngörüldüğü, davacı şirketin TÜRKAK'tan akredite A tipi uluslararası gözetim şirketi olması halinde hakkında denetim ve ceza uygulanmayacak iken, B tipi uluslararası gözetim şirketi olduğu için bu yaptırımın uygulanmasına neden olan Tebliğ kuralının eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı; esas yönünden, gözetim şirketlerinin alıcı ve satıcı arasında güven oluşmasını sağlamak için taraflar adına ticaret konusu ürünle ilgili kalite, miktar vb. kontrolleri yaparak uluslararası ticaretin gelişimine katkı sağladıkları, idarece gözetim şirketleri hakkında düzenleme getirilmesinin temel amacının gözetim şirketlerince yapılabilecek suistimallerin önüne geçmek, oluşabilecek güven kaybını önlemek ve uluslararası ticarette ülkemizin sağlayacağı faydayı en üst düzeye çıkarmak olduğu, gözetim konusu ürün hakkında faaliyetin uzman bir personel tarafından yapılıp yapılmadığının denetlenebilmesi amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı, çok sayıda müşteriye hizmet verildiğinden müşterilere verilen rapor asıllarının temininin külfet oluşturması nedeniyle denetimlerin gözetim şirketlerinin elinde bulunan nüshalarla yapıldığı, asıl amacın gözetim faaliyetinin gereği gibi belirli kalitede gerçekleştirilmesini sağlamak olduğu, Tebliğin 9. maddesinin 3. fıkrasının iptali halinde hangi uzman tarafından gözetim yapıldığı ve bu uzmanın gerekli şartları taşıyıp taşımadığının tespitinin mümkün olamayacağı, TÜRKAK'ın Dışişleri Bakanlığına bağlı bir kamu kurumu olduğu ve dava konusu Tebliğden daha ağır şartlar içeren standartlara uygunluk şartıyla akreditasyon verip daha ağır şartlarda denetim yaptığı, Tebliğin 15. maddesinin (b), (c) ve (ç) bentleri yönünden, 15. maddenin 2. fıkrasının ilk cümlesine dayanarak denetimde 9. maddeye aykırı davrandığı tespit edilen A tipi gözetim şirketlerine de müeyyide uygulanabileceği, Tebliğin eşitlik ilkesine aykırı olmadığı, idarece TÜRKAK'tan akredite olmayan şirketlere de kendi belirlediği şartlara uymak kaydıyla “uluslararası gözetim şirketi” statüsü kazanma imkanı verildiği, A tipi ve B tipi şirketlerce hazırlanan gözetim raporları arasında herhangi bir üstünlük bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : 31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uluslararası Gözetim Şirketi Statüsüne İlişkin (Ürün Güvenliği ve Denetimi:2015/24) Tebliğin 15. maddesinin 2. fıkrasının (c) ve (ç) bentleri ile (b) bendinde geçen "veya 9 uncu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen şekilde uzman personel veya şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi tarafından imzalanmadığının" ibaresi yönünden davanın süre aşımı yönünden reddine; anılan Tebliğin 9. maddesinin 3. fıkrası ile 15. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin kalan kısımları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, uluslararası gözetim sektöründe faaliyet gösteren davacı şirket tarafından, 31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uluslararası Gözetim Şirketi Statüsüne İlişkin (Ürün Güvenliği ve Denetimi) 2015/24 sayılı Tebliğin 9. maddesinin 3. fıkrası ile 15. maddesinin 2. fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentlerinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir. 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun'un 5. Maddesinde; "Piyasaya arz edilecek yeni ürünlerin ilgili teknik düzenlemeye uygun olması zorunludur. Bu hüküm, kullanılmış olmakla birlikte değişiklik yapılarak piyasaya tekrar arz edilmesi hedeflenen ürünler ile Avrupa Birliği üyesi ülkeler dışındaki ülkelerden ithal edilen eski ve kullanılmış ürünlere de uygulanır. Birinci fıkrada belirtilen hususlarda düzenlemeler yapmaya, sınırlamalar getirmeye ve istisnalar tanımaya Cumhurbaşkanı (işlem tarihinde Bakanlar Kurulu) yetkilidir.", 9. maddesinde de ,''Uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış kuruluşlar, ilgili teknik düzenlemelerde ve/veya bu Kanun ve bu Kanunun uygulama usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliklerde yer alan usul ve esaslara uygun olarak bağımsız ve tarafsız bir şekilde uygunluk değerlendirme hizmeti vermekle yükümlüdürler. Uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış kuruluşların, ilgili teknik düzenlemede ve/veya bu Kanun ve bu Kanunun uygulama usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliklerde belirtilen şartları kaybettiğinin ve/veya sorumlulukları yerine getirmediğinin tespit edilmesi halinde, bu kuruluşların ilgili teknik düzenleme kapsamındaki faaliyeti yetkili kuruluşça geçici olarak durdurulur. Gerekli şartların ve/veya sorumlulukların ilgili teknik düzenlemede belirtilen süre içinde, bu sürenin belirtilmemesi halinde yetkili kuruluşça belirlenecek süre içinde yerine getirilmemesi durumunda, yetkili kuruluşça, uygunluk değerlendirme kuruluşunun ilgili teknik düzenleme kapsamındaki faaliyetine son verilir, onaylanmış kuruluşun ise ilgili teknik düzenleme kapsamındaki onaylanmış kuruluş statüsü kaldırılır. Onaylanmış kuruluşların faaliyetlerinin geçici olarak durdurulması veya onaylanmış kuruluş statüsünün kaldırılmasına ilişkin kararlar Resmî Gazetede ilan edilerek, Komisyona bildirilir. Uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış kuruluşlar, faaliyetleri ile ilgili her türlü bilgi, kayıt ve belgeleri, ilgili teknik düzenlemede belirtilen süre, bu sürenin belirtilmemesi halinde yetkili kuruluşça belirlenecek süre boyunca muhafaza etmek ve talep edilmesi halinde yetkili kuruluşlara ibraz etmekle yükümlüdürler. Faaliyetine son verilen veya kendi isteği ile faaliyetine son veren uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış kuruluşlar, faaliyette bulundukları dönemde yapmış oldukları uygunluk değerlendirme faaliyetleri ile ilgili bilgi, kayıt ve belgeleri, aynı konuda faaliyette bulunan uygunluk değerlendirme kuruluşu veya onaylanmış kuruluşa devredilmek üzere yetkili kuruluşa teslim eder. Ancak, uygunluk değerlendirme kuruluşu ile onaylanmış kuruluşların söz konusu bilgi, kayıt ve belgelere ilişkin sorumlulukları ilgili teknik düzenlemede belirtilen süre, bu sürenin belirtilmemesi halinde yetkili kuruluşça belirlenecek süre boyunca devam eder. '',10 .maddesinde ise, '' Piyasa gözetimi ve denetimi, ilgili teknik düzenlemelerde ve/veya bu Kanun ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. Bunlara ilişkin idarî düzenlemeler yetkili kuruluşlarca hazırlanır.'' düzenlemesine yer verilmiştir. 22.02.2013 tarih ve 28567 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı'nın 2. maddesinde, bu kararın dış ticarete konu ürünlerin tabi olacağı teknik düzenlemeleri, yapılacak denetimleri, uygulanacak müeeyyideleri kapsayacağı belirtildikten sonra, 14. maddesinde, bu karara, bu karara dayalı yönetmeliklere, tebliğlere, yazılı bildirimlere, talimatlara veya taahhütnamelere aykırı hareket edenlerin, uluslararası gözetim şirketlerinin faaliyetten süreli veya süresiz men edilmesi veya statüsünün geri alınması yaptırımlarının uygulanacağı belirlenmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden, 20.11.2019 tarihinde yapılan denetim neticesinde 02-19 nolu raporda gözetim faaliyetini yürüten personelin ad-soyad ve unvanının bulunmadığının tespiti üzerine, Uluslararası Gözetim Şirketi Statüsüne İlişkin Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2015/24) hükümlerine aykırı davranıldığından bahisle, 28/01/2013 tarih ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı ve anılan Tebliğ uyarınca davacı şirketin 1 ay süreyle faaliyetten men edilmesi üzerine işlemin dayanağı olan 31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uluslararası Gözetim Şirketi Statüsüne İlişkin (Ürün Güvenliği ve Denetimi) 2015/24 sayılı Tebliğin 9. maddesinin 3. fıkrası ile 15. maddesinin 2. fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentlerinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan Bakanlar Kurulu Kararı'na dayanılarak hazırlanan Uluslararası Gözetim Şirketi Statüsüne İlişkin Tebliğ'in (Ürün Güvenliği ve Denetimi:2015/24) dava konusu "Belge düzenleme" başlıklı 9. maddesinde; "...(3) Gözetim raporlarının aslında ve firma dosyasındaki nüshasında, gözetim faaliyetini yürüten uzman personelin ad, soyad ve unvanı belirtilir. (4) Gözetim raporlarının aslı ve firma dosyasındaki nüshasında, gözetim faaliyetini yürüten uzman personelin veya şirketi temsil ve ilzama yetkili bir kişinin ıslak imzasının bulunması ve belgelerin imzalı nüshalarının beş yıl süreyle saklanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Uygunluk değerlendirme kuruluşlarının, ilgili teknik düzenlemelerde ve mevzuatta belirtilen usul ve esaslara uygun bağımsız ve tarafsız bir şekilde uygunluk değerlendirme hizmeti vermekle yükümlü olması nedeniyle gözetim faaliyetinin, gözetim konusu ürün hakkında uzman bir personel tarafından yapılıp yapılmadığının denetlenmesi açısından gözetim raporunda hazırlayan tarafın ad, soyad ve ünvanının yer alması ve imzasının bulunması gerekmekte olup, Tebliğin 9. maddesinin 3. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Dava konusu Tebliğin iptali istenen "Müeyyideler" başlıklı 15. maddesinde; ise "...(2) İlgili mevzuata ve bu Tebliğ hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı’nın 14 üncü maddesinin, (a) veya (ç) bentleri uyarınca işlem yapılır... b) B tipi uluslararası gözetim şirketleri tarafından düzenlenen gözetim raporlarının, 9 uncu maddenin üçüncü fıkrasına aykırı olduğunun veya 9 uncu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen şekilde uzman personel veya şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi tarafından imzalanmadığının tespiti hallerinde bir ay süre ile faaliyetten men müeyyidesi uygulanır. c) B tipi uluslararası gözetim şirketlerinin, 9 uncu maddenin dördüncü fıkrasında ve 10 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen belgeleri beş yıl süreyle saklamadığının tespiti halinde en fazla iki kez uyarı müeyyidesi uygulanır. d) B tipi uluslararası gözetim şirketlerinin 10 uncu maddenin birinci fıkrasına aykırı hareket etmesi halinde bir ay faaliyetten men müeyyidesi uygulanır.'' kurala bağlanmıştır. Öte yandan, uygunluk değerlendirme kuruluşlarının sorumluluklarını yerine getirmediğinin tespiti halinde suistimallerin önlenmesi ve uluslararası ticarette güven kaybına sebep olunmaması açısından dayanağı olan mevzuat hükümlerine uygun bir şekilde müeyyideler belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun'un ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı dayanak alınarak hazırlanan Tebliğin davaya konu edilen kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ: Dava konusu Tebliğ hükümlerine tabi olarak gözetim sektöründe faaliyet gösteren bir uluslararası gözetim şirketi olan davacı şirket hakkında 20/11/2019 tarihinde İstanbul Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünce yapılan denetim sonucunda, 02-19 numaralı gözetim raporunda, gözetim faaliyetini yürüten uzman personelin ad, soyad ve unvanının bulunmadığının tespit edilmesi üzerine, bu durumun Uluslararası Gözetim Şirketi Statüsüne İlişkin Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2015/24)'in 9. maddesinin 3. fıkrasına aykırılık teşkil ettiğinden bahisle, davalı idare tarafından 08/02/2020 tarih ve 31033 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2020/28 sayılı Tebliğ ile, 28/01/2013 tarihli ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararının 14. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi ile dava konusu Tebliğin 15. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca, davacı şirket 1 ay süreyle faaliyetten men edilmiştir. Anılan uygulama işlemine karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin karar, Dairemizce temyizen incelenerek 12/12/2024 tarihli ve E:2021/2572, K:2024/6300 sayılı kararla onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Yukarıda bahsi geçen uygulama işlemi üzerine, dayanağı olan Tebliğ maddelerinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı; 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin ilk inceleme esnasında süre aşımı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, yasal süresi içerisinde açılmayan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Anılan hükümlerin incelenmesinden; bir düzenleyici işleme karşı ilan tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği gibi, söz konusu düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bir uygulama işleminin varlığı hâlinde, uygulama işleminin tebliğinden itibaren altmış gün içinde birel veya düzenleyici işleme yahut her ikisine birden dava açılabileceği anlaşılmaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden; 08/02/2020 tarihli ve 31033 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uluslararası Gözetim Şirketinin Faaliyetten Süreli Men'i Hakkında Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi:2020/28) ile dava konusu Tebliğ hükümlerine aykırılık nedeniyle davacı şirket hakkında 1 ay süreyle faaliyetten men kararı verilmesi üzerine, uygulama işleminin dayanağı olduğu ileri sürülerek dava konusu Tebliğin 9. maddesinin 3. fıkrası ile 15. maddesinin 2. fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentlerinin iptali istemiyle davanın açıldığı görülmektedir. Ancak uygulama işlemi incelendiğinde; davacı şirket adına gözetim faaliyeti yürüterek 02-19 numaralı gözetim raporunu düzenleyen uzman personelin ad, soyad ve unvanının, dava konusu Tebliğin 9. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olarak gözetim raporunda bulunmadığının tespiti üzerine, aynı Tebliğin 15. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca 1 ay süreyle faaliyetten men müeyyidesinin uygulandığı; başka bir anlatımla uygulama işleminin dayanağının, Tebliğin 9. maddesinin 3. fıkrası ile 15. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "B tipi uluslararası gözetim şirketleri tarafından düzenlenen gözetim raporlarının, 9 uncu maddenin üçüncü fıkrasına aykırı olduğunun ... tespiti hallerinde bir ay süre ile faaliyetten men müeyyidesi uygulanır." kısmı olduğu; ayrıca uygulama işleminin dayanağını teşkil eden madde ve ibareler haricinde kalan kısımlar yönünden dava açma süresini canlandıracak nitelikte başka bir uygulama işleminin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, dava konusu 2015/24 numaralı Tebliğin 31/12/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığı, bakılan davanın ise bu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresinde de açılmadığı görülmektedir. Bu durumda, dava konusu 2015/24 numaralı Tebliğin 15. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "veya 9 uncu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen şekilde uzman personel veya şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi tarafından imzalanmadığının" ibaresi ile aynı fıkranın (c) ve (ç) bentleri yönünden süresi içinde açılmayan işbu davanın anılan kısımlarına yönelik iptal istemlerinin esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan (mülga) 29/06/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun 'un 3. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde, "teknik düzenleme", bir ürünün, ilgili idarî hükümler de dahil olmak üzere, özellikleri, işleme ve üretim yöntemleri, bunlarla ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme, etiketleme ve uygunluk değerlendirmesi işlemleri hususlarından biri veya birkaçını belirten ve uyulması zorunlu olan her türlü düzenleme şeklinde tanımlanmış; 5. maddesinde, piyasaya arz edilecek yeni ürünlerin ilgili teknik düzenlemeye uygun olmasının zorunluluk olduğu, bu hususlarda düzenleme yapmaya, sınırlamalar getirmeye ve istisnalar tanımaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu; 6. maddesinde, uygunluk değerlendirme kuruluşlarının teknik yeterliliğine ilişkin asgarî kriterlerin, ilgili teknik düzenlemelerde ve/veya bu Kanunun uygulama usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliklerde belirtileceği; 9. maddesinde, uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış kuruluşların, ilgili teknik düzenlemede ve/veya bu Kanun ve bu Kanunun uygulama usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliklerde belirtilen şartları kaybettiğinin ve/veya sorumlulukları yerine getirmediğinin tespit edilmesi halinde, bu kuruluşların ilgili teknik düzenleme kapsamındaki faaliyetinin yetkili kuruluşça geçici olarak durdurulacağı; 10. maddesinde de, piyasa gözetimi ve denetiminin, ilgili teknik düzenlemelerde ve/veya bu Kanun ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yapılacağı, bunlara ilişkin idari düzenlemelerin yetkili kuruluşlarca hazırlanacağı hükme bağlanmıştır. 12/03/2021 tarihinde yürürlüğe giren ve aynı tarih itibarıyla 4703 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu'nun "Teknik düzenlemeler" başlıklı 4. maddesinde, mülga 4703 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan hükümlerine paralel düzenlemelere yer verilmiş; 25. maddesinin 2. fıkrasında, mevzuatta 4703 sayılı Kanuna yapılan atıfların bu Kanuna yapılmış kabul edileceği kurala bağlandıktan sonra, geçici 1. maddesinde, "(1) 24 üncü maddede belirtilen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, 4703 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen uygulama mevzuatı ile 4703 sayılı Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan teknik düzenlemelerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir. (2) Cumhurbaşkanınca yeni bir karar yürürlüğe konuluncaya kadar, dış ticarete konu ürünlerin uygunluk denetimlerine ilişkin 28/1/2013 tarihli ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmüne yer verilmiştir. 22/02/2013 tarih ve 28567 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28/01/2013 tarih ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 4703 sayılı Kanun'un 5., 4458 sayılı Kanun'un 55., 2976 sayılı Kanun'un 3. maddeleri uyarınca yürürlüğe konulan Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı'nın; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kararın amacı; dış ticarete konu ürünlerin teknik düzenlemelere uygun ve güvenli olmasını temin etmek; bu çerçevede ilgili teknik mevzuatın dış ticarete uyarlanması, uygulanması, ithalatta ve ihracatta denetim yapılması veya yaptırılması, denetim yapacak kuruluşların tespiti ile teknik düzenlemesine uygun ve güvenli olmayan ürünlerin ithalat ve ihracatının önlenmesine dair usul ve esasları belirlemek; dış ticarette teknik engellerin önlenmesine yönelik çalışmalar yapmak; teknik düzenlemeler, ürün güvenliği ve denetime dair mevzuat, politika ve uygulamaları koordine etmek ve uluslararası yükümlülüklere uygunluğunu sağlamaktır."; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, (1) Bu Kararda geçen; a) Bakanlık: Ekonomi Bakanlığını, ... ifade eder."; "Yetki" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Bu Karar çerçevesinde; a) Ürünlere ilişkin teknik mevzuatı dış ticarete uyarlamaya, diğer yetkili kuruluşlarla işbirliği halinde dış ticarette uygulamaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye, b) Dış ticarete konu ürünlerin teknik düzenlemesine veya genel ürün güvenliği gereklerine uygun olup olmadığına ilişkin denetim yapmaya ve yaptırmaya veya ilgili mevzuatın diğer bakanlık ve kuruluşlara verdiği yetkiler saklı kalmak üzere denetim yapacak kuruluşları belirlemeye, ... i) Bu Karara dayalı teknik düzenlemelerde ve denetim işlemlerinde gerekli hallerde değişiklik yapmaya, izin vermeye, istisna getirmeye, özel ve zorunlu durumları inceleyip sonuçlandırmaya, j) Dış ticarete konu ürünlerle ilgili gözetim faaliyetlerinde bulunacak uluslararası gözetim şirketlerinin tabi olacakları şartları tespit etmeye, ... Bakanlık yetkilidir."; "Uygulanacak müeyyideler" başlıklı 14. maddesinde, "(1) Bu Karara, bu Karara dayalı yönetmeliklere, tebliğlere, yazılı bildirimlere, talimatlara veya taahhütnamelere aykırı hareket edenler, sahte belge kullananlar ve belgelerde tahrifat yapanlar hakkında, ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, fiilin ağırlığına göre ayrıca aşağıdaki müeyyidelerden biri veya birkaçı uygulanır: ... ç) Uluslararası gözetim şirketlerinin faaliyetten süreli veya süresiz men edilmesi veya statüsünün geri alınması. ... (2) Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında uygulanacak müeyyideler Resmi Gazete’de yayımlanır." kurallarına yer verilmiştir. 28/01/2013 tarih ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı'nın 4. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Uluslararası Gözetim Şirketi Statüsüne İlişkin Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2015/24)'in; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Tebliğin amacı, dış ticarete konu mallarla ilgili olarak 4 üncü maddede tanımlanan şekilde gözetim faaliyetinde bulunacak şirket ve kuruluşlara uluslararası gözetim şirketi statüsü verilmesi, bu şirketlerin tâbi olacağı şartların ve yükümlülüklerinin belirlenmesi, faaliyetlerinin izlenmesi ve denetlenmesine ilişkin hususları düzenlemektir."; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Bu Tebliğde geçen; a) A tipi uluslararası gözetim şirketleri: 16/12/2011 tarihli ve 2011/2621 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Uygunluk Değerlendirme Kuruluşları ve Onaylanmış Kuruluşlar Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin yedinci fıkrası çerçevesinde akreditasyon sertifikasına sahip uluslararası gözetim şirketlerini, b) B tipi uluslararası gözetim şirketleri: Uygunluk Değerlendirme Kuruluşları ve Onaylanmış Kuruluşlar Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin yedinci fıkrası çerçevesinde akreditasyon sertifikasına sahip olmayan uluslararası gözetim şirketlerini, ….. e) Gözetim faaliyeti: Dış ticarete konu malların kalitesinin ve miktarının kontrolü; depolama, yükleme, boşaltma ve nakil esnasındaki durumunun tespiti ile döviz kuru ve mali şartlar da dâhil olmak üzere fiyatının ve gümrük sınıflandırmasının doğruluğunun saptanması konusundaki uluslararası gözetim faaliyetlerini, f) Gözetim raporu: Gözetim faaliyeti sonucunda uluslararası gözetim şirketi tarafından düzenlenerek uzman personel veya şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi tarafından imzalanan belgeyi, g) Uluslararası gözetim şirketi belgesi: Başvuru üzerine, 6 ncı madde çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda Genel Müdürlükçe uygun görülen şirket ve kuruluşlara verilen, uluslararası gözetim şirketi statüsüne sahip olunduğunu gösteren ek-1 ve ek-2’de yer alan belgeleri, ğ) Uzman personel: Gözetim faaliyetinin gerektirdiği uzmanlığa sahip, (ı) bendinde tanımlanan yetkilendirme listesinde belirtilen şekilde yetkilendirilmiş, gözetim faaliyetini yürüten ve ad, soyad ve unvanı gözetim raporunda belirtilen personeli, … ifade eder."; "Belge düzenleme" başlıklı 9. maddesinde, "(1) Uluslararası gözetim şirketleri, bu Tebliğ kapsamında düzenleyecekleri tüm belgeleri müteselsil sıra numarası ve tarih vermek suretiyle kayda alır. (2) Gözetim raporları, gözetim faaliyetlerinin nasıl yapılacağına ilişkin müşteri talimatlarına ve prosedürlere uygun olarak, ihtiyaç duyulabilecek tüm bilgileri içerecek şekilde eksiksiz, ayrıntılı ve gerçeğe uygun şekilde düzenlenir. (3) Gözetim raporlarının aslında ve firma dosyasındaki nüshasında, gözetim faaliyetini yürüten uzman personelin ad, soyad ve unvanı belirtilir. (4) Gözetim raporlarının aslı ve firma dosyasındaki nüshasında, gözetim faaliyetini yürüten uzman personelin veya şirketi temsil ve ilzama yetkili bir kişinin ıslak imzasının bulunması ve belgelerin imzalı nüshalarının beş yıl süreyle saklanması zorunludur."; "Müeyyideler" başlıklı 15. maddesinin 2. fıkrasında, "(2) İlgili mevzuata ve bu Tebliğ hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı’nın 14 üncü maddesinin, (a) veya (ç) bentleri uyarınca işlem yapılır. ... b) B tipi uluslararası gözetim şirketleri tarafından düzenlenen gözetim raporlarının, 9 uncu maddenin üçüncü fıkrasına aykırı olduğunun veya 9 uncu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen şekilde uzman personel veya şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi tarafından imzalanmadığının tespiti hallerinde bir ay süre ile faaliyetten men müeyyidesi uygulanır. c) B tipi uluslararası gözetim şirketlerinin, 9 uncu maddenin dördüncü fıkrasında ve 10 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen belgeleri beş yıl süreyle saklamadığının tespiti halinde en fazla iki kez uyarı müeyyidesi uygulanır. ç) B tipi uluslararası gözetim şirketlerinin, 10 uncu maddenin birinci fıkrasına aykırı hareket etmesi halinde bir ay faaliyetten men müeyyidesi uygulanır." düzenlemelerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1- Dava Konusu Tebliğin Yetki Yönünden İncelenmesi: Öncelikle belirtmek gerekir ki, her ne kadar dava konusu Tebliğin dayanağı olan 2013/4284 sayılı Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararının temel yasal dayanağı 4703 sayılı Kanun, 7223 sayılı Kanunla 12/03/2021 tarihi itibarıyla ve 2013/4284 sayılı Karar da 6038 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 15/09/2022 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmış ise de; 7223 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesiyle dava konusu Tebliğin hukuki geçerliliği, yeni düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar korunduğundan ve dava konusu Tebliğ ilga edilerek yerine aynı konuları düzenleyen yeni bir kural işlem yürürlüğe konulmadığından, halihazırda yürürlükte bulunduğu anlaşılan dava konusu Tebliğ'in ilgili hükümlerinin esasının incelenmesi uygun görülmüştür. Anayasanın, dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan haliyle 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler. Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Hukukun genel ilkeleri arasında yer alan normlar hiyerarşisi gereği, kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği kabul edilmektedir. Dava konusu Tebliğin dayanağı 2013/4284 sayılı Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı'nın ve dolayısıyla dava konusu Tebliğin temel yasal dayanağı olan 4703 sayılı Kanun'un 5. maddesinde, piyasaya arz edilecek ürünlerin ilgili teknik düzenlemeye uygun olmasının zorunlu olduğu, bu konuda düzenlemeler yapmaya, sınırlamalar getirmeye ve istisnalar tanımaya (mülga) Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu belirtilmiş; 2013/4284 sayılı Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı'nın 4. maddesinde, dış ticarete konu ürünlerin teknik düzenlemesine veya genel ürün güvenliği gereklerine uygun olup olmadığına ilişkin denetim yapmaya ve yaptırmaya veya denetim yapacak kuruluşları belirlemeye, dış ticarete konu ürünlerle ilgili gözetim faaliyetlerinde bulunacak uluslararası gözetim şirketlerinin tabi olacakları şartları tespit etmeye; bu Karara, bu Karara dayalı yönetmeliklere, tebliğlere, yazılı bildirimlere, talimatlara veya taahhütnamelere aykırı hareket edenler, sahte belge kullananlar ve belgelerde tahrifat yapanlar hakkında, ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, fiilin ağırlığına göre ayrıca, uluslararası gözetim şirketlerinin faaliyetten süreli veya süresiz men edilmesi veya statüsünün geri alınmasına karar vermeye mülga Ekonomi Bakanlığının (davalı Bakanlığın) yetkili olduğu kurala bağlanmıştır. Buna göre, dış ticarete konu ürünlerin teknik düzenlemesine veya genel ürün güvenliği gereklerine uygun olup olmadığına ilişkin denetim yapacak kuruluşları belirlemeye, dış ticarete konu ürünlerle ilgili gözetim faaliyetlerinde bulunacak uluslararası gözetim şirketlerinin tabi olacakları şartları tespit etmeye, uluslararası gözetim şirketlerinin faaliyetten süreli veya süresiz men edilmesi veya statüsünün geri alınmasına karar vermeye görevli ve yetkili bulunan davalı Bakanlığın; dış ticarete konu mallarla ilgili olarak gözetim faaliyetinde bulunacak şirket ve kuruluşlara uluslararası gözetim şirketi statüsü verilmesi, bu şirketlerin tâbi olacağı şartların ve yükümlülüklerinin belirlenmesi, faaliyetlerinin izlenmesi ve denetlenmesi ile uygulanacak yaptırımların tespiti konusunda düzenleme yapmaya da yetkili olduğu açıktır. Bu itibarla, dava konusu Yönetmelik kurallarında, yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır. 2- Dava Konusu Tebliğin 9. Maddesinin 3. Fıkrasının İncelenmesi: Dava konusu Tebliğin öngördüğü uluslararası gözetim sistemi incelendiğinde; 16/12/2011 tarihli ve 2011/2621 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Uygunluk Değerlendirme Kuruluşları ve Onaylanmış Kuruluşlar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 7. fıkrası çerçevesinde akreditasyon sertifikasına sahip olup olmamasına göre sınıflandırılan uluslararası gözetim şirketlerinden, akreditasyon sertifikasına sahip olanların "A tipi uluslararası gözetim şirketi", akreditasyon sertifikasına sahip olmayanların ise "B tipi uluslararası gözetim şirketi" olarak kabul edildiği; bu şirketlerde çalışan ve gözetim faaliyetinin gerektirdiği uzmanlığa sahip (kural olarak Bakanlığın internet sayfasında ilan edilen Uluslararası Gözetim Şirketlerinin Türk Gümrük Tarife Cetveli Fasılları İtibariyle Yetkilendirilmelerinde Esas Alınacak Uzmanlıklar Listesinde belirtilen şekilde yetkilendirilmiş) olan "uzman personel"in, dış ticarete konu malların kalitesinin ve miktarının kontrolü; depolama, yükleme, boşaltma ve nakil esnasındaki durumunun tespiti ile döviz kuru ve mali şartlar da dâhil olmak üzere fiyatının ve gümrük sınıflandırmasının doğruluğunun saptanması konularındaki "gözetim faaliyetleri"ni gözetim şirketi adına yürüttüğü, gözetim faaliyetlerinin sonucunda da uluslararası gözetim şirketi tarafından "gözetim raporu"nun düzenlendiği, gözetim raporunun aslının müşteriye (uluslararası ticaret işleminin sahibine) verilirken bir nüshasının beş yıl süreyle gözetim şirketi tarafından saklandığı, davalı Bakanlık tarafından yapılan denetimlerin de firmada yer alan nüsha üzerinden yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Dava konusu kuralda, aktarılan uluslararası gözetim faaliyeti sonunda uluslararası gözetim şirketi tarafından düzenlenen gözetim raporuna ilişkin gerekliliklere yer verilmiş; bu kapsamda gözetim faaliyetini yürüten uzman personelin ad, soyad ve unvanının, gözetim raporlarının hem aslında hem de firma dosyasındaki nüshasında yer alması gerektiği düzenlenmiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasında ise, gözetim raporunda bu uzman personelin veya şirketi temsil ve ilzama yetkili kişinin ıslak imzasının yer alması gerektiği öngörülmüştür. Buna göre, dış ticarete konu malların; kalitesinin, miktarının, fiyatının ve gümrük sınıflandırmasının teknik düzenlemesine, genel ürün güvenliği gereklerine veya somut durumuna uygun olup olmadığının tespit edilmesi suretiyle uluslararası ticaretin güvenli ve mevzuata uygun şekilde yapılmasını, vergi vb. kaybının önlenmesini amaçlayan uluslararası gözetim sisteminin sağlıklı bir şekilde işlemesini, Bakanlıkça yürütülecek denetimlerin gereği gibi yapılabilmesini, bu denetimler sırasında gerçek sorumlunun tespitini, denetimler sonucu uygulanacak idari tedbirler ile yaptırımların doğru muhataplara yöneltilmesini, gözetim şirketlerince yapılabilecek suistimallerin önüne geçilmesini, kısaca davalı idarenin görev ve yetkisi çerçevesinde yürürlüğe koyduğu dava konusu Tebliğ kurallarının uygulanmasını, bu suretle uluslararası ticarette ülkemizin itibarının zedelenmemesini sağlamak amacıyla getirildiği anlaşılan kuralda, dayanağı mevzuat ile kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir. Ayrıca, gözetim raporunun aslı (orijinali) ile örneğinin (nüshasının) birebir aynı olması gerektiği izahtan vareste olup; gözetim raporunun tamamlayıcı unsurlarından olan uzman personelin ad, soyad ve unvan bilgilerinin gerek raporun aslında gerekse Bakanlık denetimine sunulacak olan firma dosyasındaki nüshasında yer almasını zorunlu kılan dava konusu kuralda bu yönüyle de hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan; davacı tarafından Tebliğin 8. maddesinin 3. fıkrası ile 9. maddesinin 3. fıkrasının aynı amaca hizmet etmek suretiyle gözetim raporunun geçerli ve sıhhatli olmasını sağlayacağı, bu nedenle söz konusu diğer hüküm varken dava konusu 3. fıkranın amacını aşan bir şekilcilik içerdiği ileri sürülmekte ise de; uzman personelin yetkinlik kriterinin belirlenmesinin, gözetim faaliyetinin kamu yararına ve hizmetin gereklerine uygun, sağlıklı bir şekilde yürütülmesine hizmet ederken, uzman personelin raporda ad, soyad ve unvanının bulunmasının, yukarıda ifade edildiği üzere, denetimler sırasında gerçek sorumlunun tespitini, uygulanacak idari tedbirler ile yaptırımların doğru muhataplara yöneltilmesini, gözetim şirketlerince yapılabilecek suistimallerin önüne geçilmesini amaçladığı; bu haliyle bahse konu düzenlemelerin aynı amaca hizmet ettiğinden söz edilemeyeceği açık olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun bulunan aksi yöndeki davacı iddiasına itibar edilmemiştir. 3- Dava Konusu Tebliğin 15. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "B tipi uluslararası gözetim şirketleri tarafından düzenlenen gözetim raporlarının, 9 uncu maddenin üçüncü fıkrasına aykırı olduğunun ... tespiti hallerinde bir ay süre ile faaliyetten men müeyyidesi uygulanır." kısmının incelenmesi: Tebliğin 15. maddesinin 2. fıkrasının dava konusu (b) bendinde, B tipi uluslararası gözetim şirketleri tarafından düzenlenen gözetim raporlarının 9. maddenin 3. fıkrasına aykırı olduğunun tespiti halinde, söz konusu şirkete bir ay süreyle faaliyetten men müeyyidesinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Dava konusu kuralın, yukarıda hukuka uygunluğu tespit edilen Tebliğin 9. maddesinin 3. fıkrasına aykırılığın tespiti halinde, aynı fiilin tekrarını engellemek ve bu suretle uluslararası gözetim faaliyetinin sıhhatini sağlamak amacıyla disipliner mahiyette uygulanacak yaptırımı düzenlemesi ve 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 14/1-ç bendinde (ve daha sonra bu Karar yerine geçmek üzere yürürlüğe konulan 6038 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 13/1-ç bendinde) açıkça dayanağının bulunması karşısında, hukuka aykırı bir yönü bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bunun yanında davacı tarafından, dava konusu müeyyidenin sadece B tipi gözetim şirketleri yönünden düzenlendiği, A tipi gözetim şirketlerine uygulanmadığı, bu haliyle kuralın eşitlik ilkesine aykırılık bulunduğu ileri sürülmektedir. Yukarıda ifade edildiği üzere, dava konusu Tebliğ, uluslararası gözetim şirketlerinden, 16/12/2011 tarihli ve 2011/2621 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Uygunluk Değerlendirme Kuruluşları ve Onaylanmış Kuruluşlar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 7. fıkrası çerçevesinde akreditasyon sertifikasına sahip olanları "A tipi uluslararası gözetim şirketi", akreditasyon sertifikasına sahip olmayanları ise "B tipi uluslararası gözetim şirketi" olarak sınıflandırmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu Tebliğ'in dayanağı olan 2013/4284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 14/1-ç bendinde (ve daha sonra bu Karar yerine geçmek üzere yürürlüğe konulan 6038 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 13/1-ç bendinde), yaptırım uygulanması bakımından uluslararası gözetim şirketleri arasında herhangi bir ayrım yapılmadığı, esasen yaptırım uygulanmasıyla ulaşılmak istenen amacın da bunu gerektirdiği, bir diğer ifadeyle, yaptırım uygulanmasını gerektiren fiilleri gerçekleştiren uluslararası gözetim şirketlerinin tipi (A veya B) her ne olursa olsun anılan Karar uyarınca yaptırıma tabi tutulmasına hukuki bir engel bulunmadığı açıktır. Diğer taraftan, A ve B tipi şirketler arasındaki farkı yaratan "akreditasyon" işleminin kapsamı ile bu işlem sonucu düzenlenecek akreditasyon belgesine sahip olanların tabi olacakları ilke ve esasları düzenleyen Uygunluk Değerlendirme Kuruluşlarının Akreditasyonu Hakkında Yönetmeliğin incelenmesinden; akreditasyon işleminin, uygunluk değerlendirme kuruluşlarının ulusal ve uluslararası kabul görmüş teknik kriterlere göre yeterliliğinin değerlendirilmesi, onaylanması ve düzenli aralıklarla denetlenmesini kapsadığı; akreditasyon belgesi düzenlendikten sonra belgeye esas yeterliliğin ortadan kalktığının veya akreditasyon koşullarından herhangi birisinin yitirildiğinin tespit edilmesi halinde, ihlalin niteliğine göre, akreditasyonun "askıya alınması", "geri çekilmesi", "kapsamının daraltılması" tedbir ve yaptırımlarının uygulandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca dava konusu Tebliğ'in 8. maddesinde, A tipi uluslararası gözetim şirketlerinin faaliyet alanının, akreditasyonun kapsamı ile sınırlı olduğunun, bu şirketlerin akreditasyon kapsamına girmeyen gözetim faaliyetleri açısından B tipi uluslararası gözetim şirketlerinin tâbi olduğu şartlara tâbi olacağının; 14. maddesinde de, B tipi uluslararası gözetim şirketlerinin merkez ve şubelerinin, bu Tebliğde belirtilen esaslar dâhilinde yıl içinde en az bir kez denetleneceğinin, A tipi uluslararası gözetim şirketlerinin merkez ve şubelerinin ise bu denetimden muaf olduğunun, ancak gerekli görüldüğünde Genel Müdürlükçe verilecek talimat çerçevesinde denetlenebileceğinin kurala bağlandığı; Tebliğ kapsamında yapılması öngörülen denetimin ise, yukarıda anılan Yönetmelik uyarınca yapılan akreditasyon belgesi denetiminden daha dar kapsamlı olduğu görülmektedir. Buna göre, A tipi uluslararası gözetim şirketlerinin bu sıfatla gözetim faaliyeti yürütmesini sağlayan temel niteliğinin, ilgili Yönetmelikte belirtilen koşullar çerçevesinde akreditasyon belgesine sahip bulunması olduğu, bu belgeye esas nitelik ve koşulların ilgili Yönetmelik çerçevesinde denetime tabi olduğu, anılan belgenin hukuki geçerliliğinin geçici veya sürekli olarak yitirilmesi halinde dava konusu Tebliğ kapsamında (başvuru üzerine) ancak B tipi uluslararası gözetim şirketi statüsünde faaliyet gösterebileceği, bu nedenle de dava konusu Tebliğde A tipi uluslararası gözetim şirketlerinin denetimlerden kural olarak muaf olduklarının, yalnızca gerekli görüldüğü takdirde denetleneceklerinin öngörüldüğü ve bu şirketlere uygulanacak yaptırımlara yönelik ayrı kurallar sevk edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu Tebliğ kuralında, Uygunluk Değerlendirme Kuruluşlarının Akreditasyonu Hakkında Yönetmelik uyarınca yaptırıma tabi olan ve bu yaptırıma bağlı olarak dava konusu Tebliğ kapsamında da faaliyeti duran A tipi uluslararası gözetim şirketleri hakkında ayrıca yaptırım öngörülmemesinde eşitlik ilkesine aykırı bir yön olmadığı, kaldı ki dayanak mevzuat uyarınca denetim yapılıp yaptırım uygulanmasına da hukuki bir engel bulunmadığı, bu haliyle dava konusu kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uluslararası Gözetim Şirketi Statüsüne İlişkin (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2015/24) Tebliğin 15. maddesinin 2. fıkrasının (c) ve (ç) bentleri ile (b) bendinde geçen "veya 9 uncu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen şekilde uzman personel veya şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi tarafından imzalanmadığının" ibaresi yönünden davanın SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, 2. Anılan Tebliğin 9. maddesinin 3. fıkrası ile 15. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin kalan kısımları yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 12/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.