Başvuru, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/10/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. 2015/16953 numaralı bireysel başvuru dosyasının konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2015/16656 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine; incelemenin 2015/16656 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer başvuru dosyasının kapatılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, İzmir'de mukim S. Anonim Şirketine (Şirket) ortak olmuş ve Şirketin Yönetim Kurulu üyesi olarak görev almıştır. Şirketin 2002 ve 2004 yıllarına ait vergi borçlarının tahsili amacıyla başvurucuya 7/5/2010 tarihli birden fazla ödeme emri düzenlenmiştir. Bu ödeme emirleri başvurucunun bilinen adresinde bulunamaması üzerine 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun maddesi uyarınca 20/12/2010 tarihinde ilanen tebliğe çıkarılmıştır. Başvurucu ilanen ödeme emri tebligatı yapıldığını 24/1/2011 tarihinde internet üzerinden öğrendiğini beyan ederek adresini de belirtmek ve bu adrese daha önce bir tebligat yazısı bırakılmadığını ileri sürmek suretiyle posta yoluyla tebligat yapılması için 25/1/2011 tarihinde Aliağa Vergi Dairesi Müdürlüğüne başvuruda bulunmuştur. Aliağa Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından tebligat talebine yönelik bir cevap verilmemesinin ardından başvurucu 20/4/2011 tarihinde ödeme emirlerinin iptali istemiyle İzmir Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Mahkeme 27/12/2011 tarihli kararıyla dava konusu ödeme emirlerini iptal etmiştir. Mahkeme öncelikle davaya ilişkin süre koşulunu incelemiştir. 213 sayılı Kanun uyarınca muhatabın adresinde bulunamaması hâlinin kanunda belirtilen kişiler nezdinde tespiti gerektiği ve bu husus dikkate alınmadan yapılan ilanen tebliğin usulsüz olduğu ifade edilerek davanın süresinde açıldığı kabul edilmiştir. Esasa ilişkin olarak ise öncelikle başvurucunun 2005 yılından itibaren Şirkette yönetim kurulu üyesi olduğu tespit edilmiş; ödeme emrine konu borcun ise bu tarihten önceki dönemlere ait olduğu belirtilerek kişisel sorumluluğu bulunmayan başvurucuya yönelik tesis edilen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilmiştir. Danıştay Üçüncü Dairesi 18/2/2014 tarihinde dava açma süresi yönünden değerlendirme yaparak iptal hükmünü bozmuştur. Öncelikle 213 sayılı Kanun uyarınca ilanen tebligat yapılmasından bir ay sonra ödeme emrinin tebliğ edilmiş sayılacağı, buna karşı dava açma süresinin yedi gün olduğu ve uyuşmazlık konusu ödeme emirlerinin 20/12/2010 tarihinde ilanen tebligata çıkarıldığı belirtilerek ödeme emrinin tebliğ edilmiş sayılacağı tarihten itibaren yedi gün içinde dava açılması gerekirken 20/4/2011 tarihinde açılan davanın süre aşımına uğradığı ifade edilmiştir. Mahkeme bozma ilamına uyarak ödeme emirleri için açılan davaları 15/10/2014 tarihli kararları ile bozma hükmünde belirtilen gerekçeler uyarınca reddetmiştir. Ret kararları Danıştay Üçüncü Dairesinin 7/5/2015 tarihli kararları ile onanmıştır. Başvurucu nihai kararı 30/9/2015 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 20/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 213 sayılı Kanun'un "Tebliğ esasları" kenar başlıklı maddesinin ilk fıkrası şöyledir:"Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir. " 213 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Bu Kanuna göre bilinen adresler şunlardır: Mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri adresleri, Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen işyeri adresleri, 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi.Birinci fıkranın (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı bilinen adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanı dikkate alınır ve tebliğ öncelikle bu adreste yapılır.İşyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır.İşyeri adresi olmayanlara tebliğ, doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır. " 213 sayılı Kanun'un "Tebliğin ilanla yapılacağı haller" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Aşağıda yazılı hallerde tebliğ ilan yoluyla yapılır: Muhatabın bu Kanunun 101 inci maddesi kapsamında bilinen adresi yoksa, Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinde sayılan bilinen adreste tebliğ yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde kayıtlı bir adresi bulunmazsa, Yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkân bulunmazsa, Başkaca nedenlerden dolayı tebliğ yapılmasına imkân bulunmazsa" 213 sayılı Kanun'un "İlanın neticeleri" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İlan üzerine bizzat veya bilvekale müracaat edenlere, yerinde, adres bildirenlere ise posta ile tebliğ yapılır. Posta ile yapılan bu tebliğ hakkında da 100 üncü madde hükmü cari olur.İlan tarihinden başlıyarak bir ay içinde ne vergi dairesine müracaat yapmış ve ne de adresini bildirmiş olanlara bir ayın sonunda tebliğ yapılmış sayılır. " 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un maddesinin işlem ve dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan hâlinde ödeme emri için dava açma süresi tebliğ tarihinden itibaren yedi gün olarak düzenlenmiştir.