T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1206 KARAR NO : 2026/405 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03.07.2025 NUMARASI : 2025/424 Esas 2025/449 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 06.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06.03.2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.07.…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1206 KARAR NO : 2026/405 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03.07.2025 NUMARASI : 2025/424 Esas 2025/449 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 06.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06.03.2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.07.2025 tarih 2025/424 Esas 2025/449 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 23.03.2010 tarihinde, müvekkilinin sürücüsü olduğu ... plakalı motosiklet ile dava dışı ....'in sürücüsü olduğu ... plakalı motosikletin çarpıştıklarını, müvekkilinin ağır yaralandığını, müvekkilinin davalı ...na yaptığı başvuru üzerine 06.12.2011 tarihinde 8.866,00 TL maluliyet tazminatı ödendiğini, yapılan ödemenin zararı karşılamaması nedeniyle Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/731 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, yapılan yargılama sonucunda mahkemece 06.12.2011 tarihli ibraname imzalandığı, 12.12.2011 tarihinde de ibraname çerçevesinde 8.866,00 TL maluliyet tazminatı ödendiği, davanın ise 21.12.2016 tarihinde açıldığı, KTK'nın 111. maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 11. HD 2020/894 Esas 2020/540 Karar sayılı ilamı ile maluliyet raporu alınmadan yapılan ödemeye istinaden düzenlenen ibranamenin makbuz hükmünde olduğu gerekçesiyle kararın kaldırıldığını, dosyanın Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilerek 2020/217 E. numarasını aldığını, yapılan inceleme neticesinde müvekkilinin %6,1 sürekli maluliyetinin oluştuğunun belirlendiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin %25, karşı tarafın %75 kusurlu olarak tespit edildiğini, yapılan ödemenin güncellenerek mahsubu sonucunda müvekkilinin zararının 36.614,61 TL olarak tespit edildiğini, davanın ıslah edilmemiş olması nedeniyle Karşıyaka ATM 2020/217 E. -2021/366 K. sayılı kararı ile taleple bağlılık ilkesi gereğince 100,00 TL'lik bölümün hüküm altına alındığını, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bakiye 36.514,61 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan poliçe teminat limitleri kapsamında tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 08.06.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 60.899,18 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacının KTK’nun 97. maddesinde düzenlenen başvuru şartını yerine getirmediğini, KTK’nun 109/1. maddesine göre davanın 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, ayrıca davacı tarafından imzalanmış ve hukuken geçerli olan ibranamenin iptali için 2 yıllık hak düşürücü geçirildiğini, TCK’nun 89/1 maddesine göre kazaya konu olay ile ilgili 8 yıllık ceza zamanaşımının öngörüldüğünü ve bu zamanaşımı süresinin 23.03.2018 tarihinde dolduğunu, davacının başvurusu üzerine müvekkili kurum tarafından davacının zararının giderildiğini, İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2021/7544E sayılı dosyasına müvekkili kurum tarafından 14.10.2021 tarihinde 2.308,46-TL ödeme yapıldığını, anılan mahkeme kararına karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle müvekkili kurum lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, davacının koruyucu ekipman kullanmadan ve sürücü belgesiz olarak motosiklet kullandığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, ancak dava tarihinden itibaren tazminat talep edilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, 06.04.2022 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda, davaya konu kaza ile ilgili olarak 2020/217 Esas sayılı ve İzmir BAM 11 HD 2021/1528 E, 2021/1045 K. sayılı ilamı ile de kesinleşmiş olan dosyası ile yapılan yargılamada alınmış 27.10.2020 tarihli kusur raporuna göre kazanın oluşumunda, dava dışı ... plakalı motosiklet sürücüsünün %75 oranında, davacının %25 oranında kusurlu olduğu, .... plakalı aracın kaza tarihinde zorunlu trafik sigortasının bulunmadığı, kaza tarihinde Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenen ölüm/sakatlanma teminat limitinin 175.000,00 TL olduğu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu'nun 01.12.2020 tarihli raporunda davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazarıma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının kaza tarihindeki yaşına göre %5,2 rapor tarihindeki yaşına göre %6,1 oranında sürekli iş göremezliğinin oluştuğunun tespit edildiği, davacının sürekli iş göremezlik zararının toplam 78.032,90 TL olarak hesap edildiği, davalı .... tarafından davacı yana 12.12.2011 tarihinde yapılan 8.866,00 TL'nin güncelleştirilmiş değeri ile 17.029,37 TL, Karşıyaka ATM 2020/217 E., 2021/366 K. sayılı dosyasında hükmedilen 100,00 TL'nin 14.10.2021 tarihinde ödenmekle, güncelleştirilmiş değerinin 104,35 TL olduğu, bu halde mahsup edilecek toplam bedelin 17.029,37 + 104,35 = 17.133,72 TL olduğu, netice olarak davacının bakiye zararının 78.032,90 TL - 17.133,72 TL = 60.899,18 TL olarak hesap edildiği; davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile dava değerini 60.899,18 TL'ye artırdığı; kaza tespit tutanağı ve davacının yaralanmasına ilişkin rapor ve belgeler incelendiğinde, kaza anında davacının kullandığı araca uygun ehliyetinin bulunmadığı ve kullandığı motosiklete uygun koruyucu ekipman (kask, dizlik, vs...) kullanmadığı; olay yerinde 1 adet kaskın bulunduğu, kaskın kaza yerinin uzak bir noktasına fırlamış olduğu ve kask üzerinde herhangi bir ezilme ya da kırılmanın olmadığı, kime ait olduğunun tespit edilemediği, kaskın kaza anında takılı olmadığı sonucuna varıldığı, davacının savcılık dosyasında ve eldeki davada olay yerinde bulunan kaskın kendisine ait olduğu ve takılı olduğu yönünde bir savunmasının olmadığı, davacının yaralanmasının kafa bölgesinden olduğu, %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 48.711,35 TL alacağın 36.514,61 TL’sinin dava tarihinden 12.196,74 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizin 02.06.2025 tarihli 2022/1955 E. 2025/879 K. sayılı ilamı ile; kaza sonucu davacının yaralandığı, kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre uzamış zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, davaya konu trafik kazasının 23.03.2010 tarihinde meydana geldiği, 21.10.2021 tarihinde ek dava şeklinde açılan eldeki davanın 08.06.2022 tarihinde ıslah edildiği, davacı tarafından açılan ilk davada fazlaya ilişkin hak saklı tutulmuş ise de; saklı tutulan alacak miktarı yönünden zamanaşımının işlemeye devam edeceği, gerek cevap gerekse ıslah dilekçesine karşı beyan dilekçesinde davalı tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, ilk derece mahkemesince KTK'nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde düzenlenen raporlarda davacının tedavisinin devam edip etmediği ya da gelişen bir durum olup olmadığı, artan maluliyetin mevcut olup olmadığı hususları araştırılarak, davacının eldeki ek dava konusu bakiye tazminat alacağı talebinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davalının zamanaşımı defi hakkında bir değerlendirme yapılmamasının hatalı olduğu; mahkemenin kabulüne göre de, davacı tarafından davalı ...aleyhine Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/217 E. 2021/366 K. sayılı dosyasında taleple bağlı kalınarak 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedildiği, kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 24.09.2021 tarihli 2021/1528 E. 2021/1045 K. sayılı ilamı ile istinaf dilekçesinin kesinlik nedeniyle reddine karar verildiği, eldeki davanın ise ek dava niteliğinde açıldığı, kısmi davanın tamamen kabulüne karar veren mahkemenin, bununla aynı zamanda davacı ile davalı arasında bir borç ilişkisinin varlığını da tespit etmiş olacağı, bu nedenle mahkeme kararının tespite ilişkin bu bölümünün sonradan açılan ek davada kesin delil teşkil edeceği, mahkemece sadece davalının davacıya kısmi davada hükmedilenden daha fazla borcunun mevcut olup olmadığının inceleme konusu yapabileceği, somut olayda ilk davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava şeklinde açıldığı, dava konusu miktar taraflar arasında tartışmalı olduğundan davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunduğu; ilk davaya konu karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı gibi, ilk karar tazminat hesabına esas alınan gelirin hatalı olduğu gerekçesiyle kaldırılmadığından, davacı yönünden davalı lehine hesap edilen destekten yoksun kalma tazminatı olan 36.414,61 TL yönünden usulü kazanılmış hak söz konusu olup, kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesi açıklanan ilke çerçevesinde mümkün olmadığından, ek davada da davalının tazminat yükümlülüğünü artıracak şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesinin 02.06.2025 tarihli kararında, zamanaşımı def’i ile ilgili bir karar verilmediği ve davaya konu uyuşmazlıkta zaman aşımı süresinin 8 yıl olduğu belirtilmiş ise de; davaya konu kaza sonucu davacının yaralandığı, karşı taraf motosiklet sürücüsünün ise öldüğü, olay tarihinin 23.06.2010 tarihi olduğu ve dava konusu olayda uygulanması gereken ceza zamanaşımının TCK’nun 85/1 ve 85/2, 66/1-d maddeleri ile 2918 sayılı yasanın 109/2 fıkrası uyarınca 15 yıl olduğu bu itibarla davacının maluliyetinin artıp artmadığı ya da tam olarak ne zaman maluliyetinin kesinleştiğinin tespitinin zaman aşımı süresi dikkate alındığında bir öneminin bulunmadığı, davalı vekilinin zaman aşımı def’inin reddi gerektiği; usuli kazanılmış hak yönünden yapılan değerlendirmede; Anayasa mahkemesinin 2019/8069 başvuru ve 21/12/2023 tarihli kararında usuli kazanılmış hak ilkesinin esas itibarı ile kanuni bir dayanağının bulunmadığının, bu kurumun yargısal içtihatlar ile ortaya çıktığının ancak hak arama özgürülüğünü sınırlayacak mahiyette genişletilmemesi gerektiğinin, aksinin kabulünün kanunilik ilkesine aykırı olacağının hüküm altına alındığı; davacı tarafça açılan ve ıslah yapılmadığı için 100,00-TL üzerinden hüküm altına alınan kararın istinaf yolu açık olarak verildiği ve davalı vekilince istinaf edildiği; istinaf incelemesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen karar istinaf yolu açık olarak verilmiş ise de, kararın mahiyeti itibarı ile kesin karar olduğu bildirilerek istinaf başvurusunun reddine karar verildiği; dolayısı ile ilk kararın esas itibarı ile yargısal denetimden geçmiş ve kesinleşmiş bir karar olmadığı, şeklen kesinleşmiş bir karar olduğu, miktar itibarı ile kesin olan bir kararı masraf yaparak istinaf etmeyen bir taraf aleyhine usuli kazanılmış hak ilkesinin uygulanmasının kanunilik ve hak arama özgürlüğü ile bağdaşmadığı, hakkaniyete uymadığı; ancak, 6100 sayılı HMK'da bölge adliye mahkemelerince verilen kararlara karşı ilk derece mahkemelerinin direnme hakkı düzenlenmediğinden mahkememizce bölge adliye mahkemesinin kararı doğrultusunda hesaplama yapıldığı; buna göre, ilk derece mahkemesinin 2020/217 E. 2021/366 K sayılı dosyasında davacının talep edebileceği tazminat tutarının kusur oranları dikkate alındığında 36.614,61-TL olarak hesaplandığı, kazanın meydana geliş şekli dikkate alındığında, kaza yerinde iki adet kask bulunduğu ancak kasklarda herhangi bir ezilme ya da kırılma bulunmadığı bu itibarla kazaya karışan her iki motosikletlinin de kaskları takmadığı ve ayrıca her iki motosikletinin de ehliyetsiz olduğunun anlaşıldığı, yaralanma bölgesi ve kazanın meydana geliş şekli (kazanın meydana gelmesinde ehliyetisizliğin etkisi olduğuna dair bir tespitin bulunmaması) dikkate alındığında hesaplanan tazminattan %20 oranında koruyucu ekipman (kask) takmamaktan dolayı indirim yapılarak davacının talep edebileceği tazminat tutarının 29.291,69 TL olarak hesaplandığı, ilk derece mahkemesinin 2020/217 E. ve 2021/366 K. sayılı dosyasında karar altına alınan 100,00 TL mahsup edildiğinde davacının iş bu dosyada talep edebileceği tazminat tutarının 29.191,69 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 29.191,69 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesi ile; usuli kazanılmış hak ilkesinin yasal dayanağının bulunmadığından uygulanmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, Dairemizin kaldırma kararında yer alan usuli kazanılmış hak iddiasının, dosya kapsamına ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince, Anayasa Mahkemesi'nin 21.12.2023 tarihli, 2019/8069 başvuru numaralı emsal nitelikteki kararı ışığında, usuli kazanılmış hak ilkesinin kanuni bir dayanağının olmadığını ve hak arama özgürlüğünü kısıtlamaması gerektiğini vurgulayarak, somut olayda bu ilkenin uygulanmasının hakkaniyetle bağdaşmadığını tespit ettiğini, ancak ilk derece mahkemesinin kendi vicdani ve hukuki kanaatine ters düşen bu kararı, sırf yasal bir zorunluluk (direnme yasağı) nedeniyle uygulamak zorunda kaldığını, bu nedenle ilk derece mahkemesinin kendi gerekçeli kararında hukuka aykırı olduğunu tespit ettiği bu ilkeye dayanan hükmü kaldırılarak Anayasal ilkelere ve hakkaniyete uygun bir karar tesis edilmesi gerektiğini, aksi takdirde yerel mahkemelerin, hukuka aykırı buldukları kararları uygulamak zorunda kalarak, yargı sistemimizin temelini oluşturan adalet ilkelerinden uzaklaşmış olacaklarını; ilk derece mahkemesince hesaplanan tazminat miktarından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasını hakkaniyete aykırı ve fahiş olduğunu, müvekkilinin kask takmaması ile kaza anındaki yaralanma derecesi arasında doğrudan ve kesin bir illiyet bağının ortaya konulmadığını, kaskın kaza yerinden uzak bir noktaya fırlamış olması ve üzerinde ezilme/kırılma olmamasının, kaskın takılı olmadığı sonucuna ilişkin bir karine teşkil etmediğini, takdiren yapılan %20 müterafik kusur indiriminin kaldırılması gerektiğini, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, mahkemece hesaplanan 24.284,57 TL vekalet ücretinin, müvekkilinin müterafik kusuru nedeniyle yapılan takdiri indirimden kaynaklandığını, ilk derece mahkemesince alınan 06.04.2022 tarihli raporda davacının kalıcı iş göremezlik zararının 78.032,90 TL olarak hesaplandığını, yapılan mahsuplar sonrası 60.899,18 TL bakiye zarar tespit edildiğini, dava dilekçesinde talep edilen miktar 36.514,61 TL iken, bu rapor doğrultusunda ıslah dilekçesi ile talebin 60.899,18 TL'ye yükseltildiğini, ancak davacının dava açarken tüm zararını bilebilecek durumda olmadığını, zararın tam ve kesin miktarı ancak yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile ortaya çıktığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili, ilk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararına uygun karar verilmediğini, mahkemece zamanaşımı defileri dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça KTK'nın 97. Maddesi gereğince ek tazminat talebine ilişkin olarak müvekkili kuruma usulüne uygun bir başvuru yapmaması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu edilen, kazadan kaynaklı zararların zamanaşımına uğradığına ve ibranamenin iptali için 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan aktüerya raporunda ilk derece mahkemesinin 2020/217 E. sayılı dosyasının İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 2021/1528 E. - 2021/1045 K. sayılı ilamı ile kesinleştiği, bu dosya kapsamında alınan 27.10.2020 tarihli kusuru raporunda davacının %25, dava dışı ... plaklı motosiklet sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun ve davacının Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulunun 01.12.2020 tarihli raporu ile meslekte kazanma kayıp oranının kaza tarihindeki yaşına göre %5,2 rapor tarihindeki yaşına göre ise %6,1 olduğu yönündeki tespitlere istinaden hesaplama yapıldığını, ancak iş bu raporlara itiraz etmelerine rağmen yerel mahkemece bu itirazların dikkate alınmadığını, davacının sevk ve idaresinde bulunan motosikleti ile kavşak alanına geçişinde hızını azaltmaması, hızını hava ve yol durumunun gerektirdiği şartlara uydurmayarak hızlı bir şekilde seyir etmesi, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi, sürücü belgesiz olarak motosiklet kullanması, kendi bölümünde bulunan yolun mümkün olduğunca en sağından hareket etmeyerek orta şeride en yakın noktadan seyir etmesi ve diğer kusurlu davranışlar ile kazanın oluşumunda asli derece kusurlu olduğunu, bu hususlar dikkate alınarak ATK Trafik İhtisas Kurulundan müterafik kusur durumunu da irdeleyen oransal kusur raporu alınması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin 2020/217 E. - 2021/366 K. sayılı doyasında maluliyet durumunun tespit edildiğine yönelik beyanların aleyhe olan kısımlarını kabul etmediklerini, dosya kapsamında alınan raporların kendilerine tebliğ edilmediğini, davacı tarafın maluliyet durumunun tespiti için ATK 3. İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, hükme esas alınan 06.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacı müvekkili tarafından yapılan ödemelerin güncellenmiş değer tespitinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ödemelerin güncellenmiş değeri tespit edilirken sadece ödemeye yasal faiz eklendiğini, oysa davacının güncel bakiye zararı tespit edilirken son verilerin dikkate alındığını, hükme esas alına bilirkişi raporunda hesaplama yönteminin %1,8 tenkisi de kendi içinde içeren devre başı belirli süreli rant formolünün uygulanması ve kusur indirimi yapılarak hesaplanacak tazminat ile davacıya ödenen tazminat tutarı arasında açık nispetsizlik bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplanmasında TRH 2010 yaşam tablosunun ve %1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, dava konusu taleplere ilişkin yargılamanın yapıldığını, 100,00-TL anapara ve ferileri yönünden hüküm kurulduğunu, bu hükme istinaden başlatılan İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2021/7544E sayılı dosyasına müvekkili kurum tarafından 14.10.2021 tarihinde 2.308,46- TL ödeme yapıldığını, müvekkili yönünden usulü kazanılmış hak oluştuğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, ... yönetmeliği kapsamında trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin ek dava olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Bu müessese Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir. Usulü kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir. (Yargıtay İBK 04.02.1959 tarih ve 1957/13 E. 1959/5 K.,09.05.1960 tarih ve 1960/21 E. 1960/9 K.) Somut olayda, davacı tarafından Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/217 E. 2021/366 K. sayılı dosyasında, 100,00 TL dava değeri üzerinden kısmi dava şeklinde açılan sürekli iş göremezlik tazminatı davasının yapılan yargılaması sonucunda, davacının bakiye 36.614,61 TL sürekli iş göremezlik tazminatının bulunduğu tespit edilmiş, (davacı tarafça ıslah yapılmadığından) taleple bağlı kalınarak 100,00 TL'ye hükmedilmiştir. Eldeki davada ise bakiye 36.514,61 TL'nin davalıdan tahsili talep edilmiştir. İlk derece mahkemesinin ilk kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmamıştır. Bu noktada artık davacının bakiye sürekli iş göremezlik tutarı 36.514,61 TL olarak kesinleşmiş olup, davalı lehine usulü kazanılmış hak ortaya çıkmıştır. Ancak eldeki davada yeniden aktüerya bilirkişi raporu alınmış, davacı vekili de bu tutara göre ek davasını ıslah etmiştir. Ne var ki, az yukarıda açıklandığı üzere davacının bakiye sürekli iş göremezlik tutarı 36.514,61 TL olarak kesinleşmiştir. Aksinin kabulü halinde, her biri kısmi dava şeklinde açılacak ek davalarda alınacak bilirkişi raporlarında asgari ücretin artışına bağlı olarak belirlenecek daha yüksek tazminat tutarlarının bakiye kısımları için açılacak yeni ek davalar silsilesi oluşması ihtimali ortaya çıkacaktır. (Yargıtay 4 HD 08.06.2023 tarih 2021/26424 E. 2023/7685 K.; 25.04.2024 tarih 2024/1480 E. 2024/3791 K.) Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, davacının başvuru şartını yerine getirmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu, kaldı ki, davadan önce davalı ....na yapılan başvuru üzerine kısmi ödeme yapılmış olduğu da gözetilerek, davalı ....vekilinin başvuru şartının yerine getirilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. HD 2021/3042 E.- 2021/1562 K.) Davacı vekili, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Trafik kaza tespit tutanağından kaza sırasında davacının kaskının takılı olup olmadığı belirtilmemiş olup, bu aşamada davacının kaza sırasında kask takıp takmadığının tespiti objektif olarak mümkün görünmemektedir. Ne var ki, davacıya ait adli muaye evrakları ile maluliyet raporu içeriğinden davacının maluliyetinin sağ fibula diafiz kırığına bağlı sağ ayak bileği eklem hareketlerinde kısıtlılık, sağ humerus diafiz kırığına bağlı sağ omuz eklem hareketlerinde kısıtlılık, sağ alt ekstremitede sola göre kısalık ve sağ humerusta sola göre kısalık şeklinde olduğu dikkate alındığında, kask takılmaması ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/1-a bendi gereğince motosiklet yolcularının koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken, dizlik takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir zorunluluk öngörülmemiştir. Davacının mevcut yaralanmasına göre somut olayda tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması yerinde değil ise de, ilk derece mahkemesinin 06.10.2022 tarihli 2021/632 E. 2022/643 K. sayılı ilk kararında müterafik kusur indirimi yapılmış olmasına rağmen davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmamakla, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan, bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır. (Yargıtay 4. HD 20.09.2022 tarih ve 2022/5575 E - 2022/10706 K.) Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir. Davacı vekili, müteafik kusur indirimi nedeniyle davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, ilk derece mahkemesince reddedilen kısım (60.899,18 TL - 36.614,61-TL = 24.284,57 TL) üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedildiği, müterafik kusur indirimi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmakla davacı vekilinin bu istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir. Davalı vekili, maluliyet raporuna karşı itirazlarının karşılanmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulunun 01.12.2020 tarihli raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmiş olmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. HD 22.06.2021 tarih 2021/3089 E., 2021/3441 K.) İlk derece mahkemesince hükme esas alınan aktüerya raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant metodunun uygulanmış olması yerinde olup, davalı vekilinin bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.994,00-TL'den peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.378,60-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 06.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.