3. Ceza Dairesi 2021/11356 E. , 2023/1381 K. İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/392 E., 2021/454 K. SUÇ : Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılması ile sanıkların mahkumiyetlerine yönelik karar TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin on…
**3. Ceza Dairesi 2021/11356 E. , 2023/1381 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/392 E., 2021/454 K. SUÇ : Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılması ile sanıkların mahkumiyetlerine yönelik karar TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.12.2018 tarihli ve 2016/53 Esas, 2018/409 sayılı Kararı ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütünün finansmanı suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatlerine, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi dokuzuncu fıkrası, 63 ncü maddesi uyarınca 13 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsubuna karar verilmiştir. 2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 21.04.2021 tarihli ve 2020/392 Esas ve 2021/454 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, O yer Cumhuriyet savcısı, sanık ... müdafiinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün kaldırılması ile sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 220 inci maddesinin yedinci fıkrası ve 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsubuna karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 31.05.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; sanık hakkında temel cezadan uzaklaşılarak tecdid uygulanmasının ve iyi hal indirimi yapılmamasının hukuka aykırı olduğu, sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiği, tanıklık yapan kişiler hakkında aynı suçtan dolayı ceza soruşturması ve kovuşturması bulunduğundan beyanlarının hükme esas alınamayacağı, tanık beyanlarının tahmine dayalı olduğu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, Bank ... isimli bankaya örgüt çağrısı üzerine para yatırmadığı, sanığın ByLock programını indirmediği ve kullanmadığı, ByLock delilinin istihbari delil niteliğinde olduğu, kaçma şüphesi olmadığından tutukluluk kararı verilemeyeceği, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğu, bu nedenle kararın bozulması gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir. Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz istemi özetle; sanık ... yönünden, sanığın bahse konu Burç okullarının yöneticisi olmayıp hissedarı olduğu, satışlardan bilgi sahibi olmadığı, dernek üyeliklerinin 2006 ve 2010 yıllarında son bulduğu, HTS kayıtlarında yer alan görüşmelerin ticari veya beşeri ilişkilerden kaynaklandığı, tanık beyanının sanık aleyhine delil teşkil etmediği, ... yönünden, sanığın hissedarı olduğu Burç okullarında yöneticiliğinin 2011 yılında son bulduğu, satışlardan bilgi sahibi olmadığı, tanık beyanının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, HTS kayıtlarında yer alan görüşmelerin ticari veya beşeri ilişkilerden kaynaklandığı, her iki sanığın da Bank ... isimli bankaya örgüt çağrısı üzerine para yatırmadığı, sanıklar hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiği, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğu, bu nedenle kararın bozulması gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; sanık açısından suçun maddi unsurlarının oluşmadığı, sanığın yatırım gayesi ile hisse sahibi olduğu, Bank ... hareketlerinin ticari işleri kapsamında olduğu, örgüt çağrısı ile para yatırdığı yönünde delil bulunmadığı, sanığın üzerine atılı suç nezdinde sorumluluğu olmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğu, bu nedenle kararın bozulması gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; istinaf mahkemesince gerekçesiz olarak mahkumiyet kararı verildiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiği, eksik inceleme yapıldığı, Agiad isimli derneğin aktif bir üyesi olmadığı, sanığın hisse sahibi olduğu şirketin tasfiyesinde görev aldığı, Bank ... hesap hareketlerinin örgüt talimatı ile olmayıp 2012 yılında başladığı, rutin bankacılık faaliyeti olduğu, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğu, bu nedenle kararın bozulması gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir. Sanık ... müdafiinin temyiz aşamasında 22.02.2023 tarihli verdiği dilekçesinde özetle; sanığın bu aşamada etkin pişmanlık yönünde beyan sunmak istediğini, bu nedenle öncelikle sanığın beraatine, aksi halde etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmek üzere kararın bozulmasına karar verilmesi ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık ... yönünden; örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan sanığın, Adana İl Emniyet Müdürlüğünün dosya kapsamında bulunan yazısından ByLock kullanıcısı olmadığının anlaşıldığı, sanığın Adana Özel Burç Öğretim İşletmeleri A.Ş.'de hisse sahibi olduğu ve yönetimde yer aldığı, tanık A.P.'nin, sanığın örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığını ifade ettiği, A.P. dışında sanığın sohbet adı altındaki toplantıların katıldığı yönünde başkaca delil bulunmadığı, sanığın Bank Asyada hesabının bulunduğu ancak örgüt elebaşısının çağrısı üzerine para yatırdığı ya da hesap açtığı yönünde delil bulunmadığı, mevcut deliller ışığında sanığın eylemlerinin örgüte sempati düzeyinde bağlı olduğunun göstergesi olduğu, sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliği, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanuna muhalefet suçlarına vücut vermeyeceği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün organik ve hiyerarşik yapısı içerisinde süreklilik, çeşitlililik ve yoğunluk gösteren faaliyetlerde bulunduğuna dair mahkumiyetine yeter nitelikte somut ve kesin delil bulunmadığı, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla, müsnet suçlardan sanığın ayrı ayrı beraatine karar vermek gerektiği, sanık ... yönünden; örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan sanığın, Adana İl Emniyet Müdürlüğünün dosya kapsamında bulunan yazısından ByLock kullanıcısı olmadığının anlaşıldığı, sanığın Burç Özel Eğitim İşletmeleri A.Ş.'de hisse sahibi olduğu, örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığı, tanık İ.A.'nın beyanlarına göre 17/25 Aralık olayları sonrası sohbet adı altındaki toplantılara katılmadığı, sanığın örgütün finans kuruluşu olan Bank Asyada hesabının bulunduğu hususlarının sanığın örgütün hiyerarşik yapısında olduğunu göstermediği, sanığın dosyaya yansıyan şekilde örgütle olan irtibat ve iltisakının örgüte sempati düzeyini aşmadığı, sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliği, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanuna muhalefet suçlarına vücut vermeyeceği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün organik ve hiyerarşik yapısı içerisinde faaliyet gösterdiğine dair mahkumiyetine yeter nitelikte somut ve kesin delil bulunmadığı, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla, müsnet suçlardan sanığın ayrı ayrı beraatine karar vermek gerektiği, sanık ... yönünden; örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan sanığın, Adana İl Emniyet Müdürlüğü'nün dosya kapsamında bulunan yazısından ByLock kullanıcısı olmadığının anlaşıldığı, sanığın örgüt ile irtibat ve iltisaklı AGİD, Altın Çocuk Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneğinin üyeliği bulunduğu ve bir dönem bu derneğin başkanı olduğu, örgütün eğitim kurumlarından Burç Özel Eğitim İşletmeleri A.Ş.'den hisse sahibi olduğu, sanığın örgütün finans kuruluşu olan Bank Asyada hesabının bulunduğu, HTS kayıtlarından bir çok örgüt üyesi ile irtibatının bulunduğunun anlaşıldığı, bu deliller dışında sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sohbet adı altındaki toplantılara katılma, himmet verme gibi eylemleri bulunduğuna dair delil bulunmadığı, mevcut deliller ışığında sanığın eylemlerinin örgüte sempati düzeyinde bağlı olduğunun göstergesi olduğu, sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliği, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanuna muhalefet suçlarına vücut vermeyeceği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün organik ve hiyerarşik yapısı içerisinde süreklilik, çeşitlililik ve yoğunluk gösteren faaliyetlerde bulunduğuna dair mahkumiyetine yeter nitelikte somut ve kesin delil bulunmadığı, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla, müsnet suçlardan sanığın ayrı ayrı beraatine karar vermek gerektiği, sanık ... yönünden; örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan sanığın, Adana İl Emniyet Müdürlüğünün dosya kapsamında bulunan yazısından ByLock kullanıcısı olmadığının anlaşıldığı, sanığın örgütsel amaçla yurt dışına çıktığının tespit edilemediği, tanık M.Ş.'nin savunmalarının soyut nitelikte olduğu, O.K.’ya ait ikamette yapılan arama neticesinde ele geçirilen üzerinde “Viranşehir” ibareli CD’nin sanığa ait olduğu hususunda kesin delil bulunmadığı, sanığın Bank Asyada hesabının bulunduğu, Özel Işık Eğitim İşletmeleri A.Ş.'de hisse sahibi olduğu ve örgütle irtibat ve iltisaklı olmasından ötürü kapatılan AGİD isimli derneğe üye olduğu sabitse de; bu şekilde sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bağlılığının sempati düzeyinde kaldığı, sanığın örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren eylemlerde bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, sanığın örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediğine dair kesin delil bulunmadığı, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla, müsnet suçtan sanığın beraatine karar vermek gerektiği, sanık ... yönünden; kullanmış olduğu Y.P. adına kayıtlı 0532 (...) (..) (..) ve kendi adına kayıtlı 0541 (...) (..) (..) numaralı hat ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin gizlilik içerisinde kullandıkları ByLock programını kullandığı sabit olduğu, sanığın örgütün Kahramanmaraş, Adana ve Batman İl Yapılanmasında görev aldığı, örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığı, bu toplantılarda sohbet hocalığı yaptığı, bir kısım sanıklardan örgüt adına himmet topladığı, örgüte ait yurt olan Adana İlindeki Başaran Öğrenci Yurdunun sorumlusu olduğu, Adana İl Yapılanmasında Çukurova Eyalet Abiliği, İl İmam Yardımcılığı yaptığı, 2016 yılından sonra örgüt içi atama yolu ile Batman İl İmamlığı görevini yaptığı, sanığın örgüte bağlılığının sempati düzeyini aştığı, bu şekilde sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediği ve gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine tabi olduğu, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerde bulunduğu anlaşılmakla üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır. Sanığın örgüt içerisinde yurt sorumlusu olduğu, Eyalet İmamlığı, Adana İl İmam Yardımcılığı, Batmam İl İmamlığı görevlerinde bulunduğu, sanığın örgüt içerisindeki etki alanının genişlediği, suç işleme kastı, kastının yoğunluğu ve eylemlerinin niteliği dikkate alınarak verilecek cezadan alt sınırdan uzaklaşılması cihetine gidildiği, sanık ... hakkında silahlı terör örgütünün finansmanı, silahlı terör örgütüne üye olma, ayrıca iki ayrı iddianame ile silahı terör örgütüne üye olma ve ayrı bir iddianame ile silahlı terör örgütü yöneticiliği suçlarından kamu davası açılmış ise de, her üç suç için de tarif edilen eylemlerin ortak olması ve her üç suçun vasfı da birlikte göz önüne alındığında, sanığın tüm eylemlerinin bir bütün olarak silahlı terör örgütüne üye olma suçuna uyduğu kabul edilerek ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit görülmekle sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması cihetine gidildiği ve sanık hakkında neticeten 13 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği tespit edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmün kaldırılması ile sanık ... yönünden; 2010 yılına kadar Kahramanmaraş ilinde örgütün Büyük Bölge İmamı görevinde bulunan, Adana ilinde örgüt adına 2010-2015 yılları arasında faaliyetlerde bulunarak en son il imam yardımcılığı görevinde bulunan, 2016 yılında faaliyet gösterdiği Batman ilinde ise örgütün il imamı poziyonunda bulunan İbrahim (K) adlı ByLock kullanıcısı sanığın, örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevleri, sorumluluk sahasında sevk ve idare ettiği örgütsel faaliyetleri, bu faaliyetlerinin süre, önem ve yoğunluğu da gözetildiğinde örgüt yöneticisi olarak kabulü gerektiği kabul olunarak örgütteki konum ve faaliyetleri ile örgütte kaldığı süre gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle cezalandırılmasına, pişmanlık göstermeyen gözlenen kişiliği nedeniyle hakkında TCK'nın 62 nci maddenin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, sanık ... yönünden; örgütle irtibatlı olduğu için kapatılmasına karar verilen Anadolu Girişimci İş Adamları Derneğinde 14.06.2004-15.05.2006 arası üyeliği olan, örgütle iltisaklı Altın Çocuk Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği kurucusu, üyesi ve bir dönem başkanı olup 28/01/2016 tarihine kadar üyeliği bulunan, örgütle iltisaklı Burç Özel Eğitim İşletmeleri A.Ş.'de hisse sahibi olup şirketin yönetiminde bulunan örgüt liderinin talimatı doğrultusunda örgütle irtibatlı Bank Asyada 11.02.2015 tarihinde USD ve Euro hesabı açan ve para yatıran sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden söz konusu faaliyetlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı, sanık ... yönünden; 17/25 öncesi sohbet toplantılarına katıldığı anlaşılan, örgütle iltisaklı Burç Özel Eğitim İşletmeleri A.Ş.'de hisse sahibi olup şirketin yönetiminde bulunan, örgüt ve örgüt yöneticilerine yönelik operasyonlar sürerken iltisaklı şirkete ilişkin sermaye azaltılması kararı sonrasında 17-23-24.02.2016 tarihlerinde kendisine toplam 520.000,00 TL kendisine ödeme yapılan, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda örgütle irtibatlı Bank Asyada talimat tarihlerine denk gelecek şekilde 14.02.2014, 09.05.2014, 15.09.2014, 09.11.2014 tarihinde TL, 09.11.2014 tarihinde USD ve Euro hesabı, 14.02.2014 tarihinde 30.000 TL bedelle 31 günlük ve 15.09.2014 tarihinde 33.000 TL bedelle 31 günlük katılım hesapları açan, 27.02.2014 tarihinden kasadan 3000 TL, 26.03.2014 tarihinde kasadan 11.000 TL, 30.05.2014 tarihinde kasadan 3000 TL, 14.08.2014 tarihinde kasadan 7500 TL, 26.09.2014 tarihinde kasadan 5500 TL nakit para yatırarak mevduat artırımına giden sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden söz konusu faaliyetlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı, sanık ... yönünden; 17/25 öncesi sohbete katıldığı anlaşılan, örgüt ve örgüt yöneticilerine yönelik operasyonlar sürerken 2015 yılında örgütle iltisaklı Burç Özel Eğitim İşletmeleri A.Ş.'de hisse satın alarak hisse sahibi olup şirketin yönetiminde bulunan örgüt liderinin talimatı doğrultusunda örgütle irtibatlı Bank Asyada talimat tarihlerine denk gelecek şekilde 29.01.2014 tarihinde USD, 09.11.2014 tarihinde USD ve TL, 09.02.2015 tarihinde TL hesabı açan, talimat tarihleri içerisine denk gelecek şekilde 29.01.2014 tarihinde 10.000 TL, 07.03.2014 tarihinde 4500 TL, 24.07.2014 tarihinde 5000 TL 29.08.2014 tarihinde 2000 TL 09.02.2015 tarihinde 28.500 TL vesaire kasadan para yatırma eyleminde bulunarak mevduat arttıran ve 07.03.2014 tarihinde 5000 TL, 10.03.2014 tarihinde 4000 TL, 22.04.2014 tarihinde 30.000 TL, 29.08.2014 tarihinde 996 TL vesaire virman işlemlerinin bulunan sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden söz konusu faaliyetlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı, sanık ... yönünden; örgütle irtibatlı olduğu için kapatılmasına karar verilen Anadolu Girişimci İş Adamları Derneğinde 2005- 23.07.2016 arası üyeliği olan, örgütle iltisaklı Özel Işık Eğitim İşletmeleri A.Ş.'de hisse sahibi olup şirketin yönetiminde bulunan örgütle irtibatlı Bank Asyada hesap açılışından sonra herhangi bir bankacılık işlemi yok iken örgüt liderinin talimatı doğrultusunda 27.01.2014 tarihinde USD, 21.04.2014 tarihinde Euro hesabı açan, 27.01.2014 tarihinde 100.000 USD yatırılarak açılan hesabı katılım hesabı olan, 17.04.2014 tarihinde 10.000 USD, 21.04.2014 tarihinde 11150 USD döviz alımı gerçekleştiren sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden söz konusu faaliyetlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanıklar Mehmet Ali Çolak, ..., ..., ... yönünden; 1.Sanık ... Çolak hakkında; a) FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimatı öncesi/sonrası ile Bank Asyanın TMSF’ye devir tarihi olan 29.05.2015 tarihi sonrasını da kapsayacak şekilde sanığa ait Bank ... hesap kayıtları üzerinde alınan raporların incelenmesinde örgüt liderinin talimatı doğrultusunda işlemlerinin olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve müstakar kararlarında, "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanık müdafinin ByLock delilinin istihbari nitelikte olduğu yönündeki temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, Adana ilinde örgüt adına 2010-2015 yılları arasında faaliyetlerde bulunarak en son il imam yardımcılığı, 2016 yılında faaliyet gösterdiği Batman ilinde ise örgütün il imamı poziyonunda bulunan, İbrahim kod adını kullanan ve ByLock kullanıcısı olan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütler doğrultusunda tayin edilen temel cezada uygulanmasına ve 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirimin uygulanmamasına dair gerekçede isabetsizlik bulunmamaktadır. d) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (5237 sayılı Kanun md. 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(5237 sayılı Kanun md. 30/1). 5237 sayılı Kanun'un “Hata” kenar başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmeyerek, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi kapsamında hata hükümlerinin uygulanması yönündeki temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. e) Sanık ... Çolak'ın çocuklarını örgütle iltisaklı okula göndermesinin örgüt üyeliği açısından delil olarak kabul edilmesinin örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilerek yapılan incelemede, diğer delillerin atılı suçun sübutu açısından yeterli görülmesi nedeniyle sonuca etkili görülmemiştir. f) Terör örgütünü yönetme suçu ile ilgili yasal düzenlemeler şöyledir: 5237 sayılı TCK; Suç işlemek amacıyla örgüt kurma; Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. (5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fali olarak cezalandırılır. Silahlı örgüt; Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. 3713 sayılı TMK uyarınca; Terör örgütleri Madde 7 - (Değişik: 29/6/2006-5532/6 md.) Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır. I-Suçla korunan hukuki değer: Devletin Anayasal düzeni, bu düzene hakim olan ilkeler, devletin birliği ve ülke bütünlüğünün korunması suretiyle kamu güven ve huzuru temin edilerek bireyin Anayasada güvence altına alınan hak ve özgürlüklerine yönelik fiillere karşı korunmasıdır. II-Suçun maddi unsurları: a-Suçun faili: T.C. Vatandaşı olan ya da olmayan herkes olabilir. b-Suçun mağduru: Demokratik bir toplumda temel hak ve hürriyetleri güvence altına alınmış olarak barış içinde yaşama hakkı olan her bir bireydir. c-Fiil-Tipik eylem: TCK’nın 314/1 inci maddesinde tahdidi olarak belirtilen, Devletin Anayasal düzenine, birliğine ve ülke bütünlüğüne karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütü yönetmektir. Böyle bir örgüt, 3713 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi gereğince terör örgütüdür. Aynı nedenle suç, mutlak terör suçlarındandır. Örgütü yönetmekten bahsedebilmek için öncelikle TCK'nın 220 nci maddesinde öngörülen şartlarla birlikte, amaç-saik, yöntem ve elverişlilik kriterleri itibariyle de terör örgütü vasfını haiz bir örgütün bulunması gerekir. Doktrin ve yerleşik uygulamalara göre; Terör örgütünü yönetmek örgüt hiyerarşisinin çeşitli basamaklarında örgütün amaçlarına ve yöntemlerine uygun biçimde örgüt faaliyetlerini sevk ve idare etmek olarak tanımlanabilir. Yönetici suç ortaklığına komuta eden ve örgütün kurallarını gösteren kişidir (Simeone I ReatiAssociativi,op.cit.s 257 aktaran Turinay Faruk Terör Amaçlı Örgütlenme Suçu sh.269). Suç veya terör örgütünü yönetmek; onu sevk ve idare etmek, kısmen veya tamamen, bölgesel, yerel veya genel olarak yönetip yönlendirmek, hiyerarşik yapıya ve varsa iş bölümüne uygun olarak emir ve talimat vermek, bunların yerine getirilmesini bekleyip denetlemek, gerekli olduğunda da emrine veya örgütün talimatlarına riayet etmelerini cezalandırmaktadır. Kişinin somut olayda yönetme kudretine, sevk ve idare yeteneğine fiilen sahip olup olmadığına bakılmalıdır (Şen E.-Eryıldız S.Suç Örgütü sh.107). Fail, hiyerarşik olarak örgüt üyeleri üzerinde bulunuyor, geniş bir alanda iş bölümü yapabiliyor, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunaliyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında; harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenebiiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise yönetici olarak kabul edilebilecektir. Örgüt yönetmek; örgütün amaçları doğrultusunda örgütü idare etmeyi, emir ve direktif vermeyi, örgüt içinde inisiyatif ve karar verme gücüne sahip olmayı gerektirir. Örgütün varlığının, etkinliğinin ve gelişiminin sağlanması, hedeflerinin belirlenmesi, program ve stratejilerinin saptanmasını ifade eder. Ancak örgütün faaliyetleri çerçevesinde sadece belirli bir suçun işlenmesini organize edenler bu suçun işlenmesini planlayıp yönetenler örgüt yöneticisi olarak kabul edilemez. Geniş bir alanda faaliyet yürüten örgütlerin yöneticileri, örgüt yapılanması da dikkate alınarak somut olayın özelliklerine, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevlerine göre belirlenmelidir. Bu tür örgütlenmelerde her yöneticinin örgütün tamamını yönetmesi mümkün olmadığından, örgütün bölge, il, ilçe sorumlularının yönetici olup olmadıklarının sorumluluk sahalarındaki örgütsel faaliyetlerin yoğunluğu da gözetilerek belirlenmesi gerekir. Örgüt yöneticileri, hiyerarşik açıdan emir ve talimat vermeye yetkili olduğu mensupların, örgütün amaçları doğrultusunda işledikleri suçlardan dolaylı fail olarak sorumludurlar (TCK 220/5m.) (Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162- 2017/4786 sayılı kararından). Failin örgüt yöneticisi olup olmadığı, örgütün organizasyon yapısı, hiyerarşisi ve kişilere verilen görevlerin önemi esas alınmak suretiyle belirlenecektir (Baltacı Vahit Terör Suçları ve Yargılaması sh.183). Bu tespitte belirleyici olan, failin örgüt hiyerarşisi içindeki sıfatı değil ve fakat yönetip yönlendirdiği faaliyetlerin, örgütün amaç ve etkinliği bakımından önemidir. Bu nedenle failin hiyerarşik konumu, üstlendiği görevler esas alındığında dahi belli bir hiyerarşik seviyenin üstünde bulunan kişilerin yönetici olarak kabulünde zaruret vardır. Zira gerek kanun koyucunun aynı cezai yaptırımı öngörerek örgüt yöneticiliğini, örgüt kurma fiili ile aynı ağırlıkta bir ihlal olarak görmesi, gerek mülga 765 sayılı TCK'nın 168 inci maddesinde yer alan, "silahlı çetede amirliği ve kumandayı haiz olmak" ve 141 inci maddesindeki, "cemiyetlerin faaliyetlerini tanzim veya sevk ve idare etmek" kavramları ile mer'i 3713 sayılı Kanunun 7/1 inci maddesinde yer verilen "örgütün faaliyetlerini düzenleyenlerin de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılacağına" dair kavramlar gerekse örgütle kurulan "organik bağın" sonucu olarak her seviyede belli ölçüde talimat alma-verme, astları yönetme olgusunun, örgütlü suçların doğasında mündemiç bulunması birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilikten maksadın hiyerarşik yapının belli seviyede üst katlarını ifade ettiğini kabul etmek gerekir. Bu görüş Yüksek Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarında da benimsenmiştir. Nitekim silahlı terör örgütlerinin kırsalda faaliyet gösteren tim, manga, bölük sorumluları ile faaliyet yoğunluğu bulunmayan kimi il sorumluları örgüt yöneticisi olarak değil, örgüt üyesi olarak cezalandırılmaktadır. TCK'nın 220/1 inci maddesinde düzenlenen örgütü yönetme suçu niteliği gereği devamlılık gerektirdiğinden, mütemadi bir suçtur. III-Suçun manevi unsuru: Suç işlemek üzere kurulmuş bir örgütü yönetme saikine dayanan doğrudan kastla işlenebilen bir suçtur. Bu suç olası kast ile işlenemez. Suç örgütünün varlığı için suç işlemek amacının açık bir şekilde ortaya konulmuş olması gerekir. Bir oluşumun çekirdeğini oluşturan kişiler suç işlemek amacıyla hareket etmekle birlikte, oluşumun içinde yer alan fakat bu amaçtan habersiz olan kişiler, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüte üye olmaktan veya bu örgütü yönetmekten sorumlu tutulamazlar (Özgenç, Suç Örgütleri sh.21,22). Bu halde sorumluluk, TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen "hata” kurumuna göre çözüme kavuşturulmalıdır (Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162- 2017/4786 sayılı kararından). IV-Hukuka Aykırılık: Kişi hak ve hürriyetlerinden hiç birisinin, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağına dair Anayasanın 14 üncü maddesinde de açıkça vurgulandığı üzere, bu suç herhangi bir hukuka uygunluk sebebi kapsamında işlenemez. Hiçbir devlet, hiç kimseye birliği ve ülke bütünlüğünü, Anayasal düzenini bozacak bir hukuk düzeni kurmaz. V-Konunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütü bakımından değerlendirilmesi: Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 16-956 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin 24.04.2017 tarih 2015/3- 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere FETÖ'nün dikey yapılanması şöyledir; Örgütün sorumlu yöneticisi “imam” olarak isimlendirilir. Hiyerarşi içerisinde yer alan örgütün yöneticisi, raporları toplayan ve emirleri veren kişidir. Kâinat imamı, kıta imamı, ülke imamı, bölge imamı, şehir imamı, semt ve mahalle imamı, kurum imamı gibi birçok değişik pozisyonu vardır. Örgütün lideri, mensuplarınca kâinat imamı, mehdi, mesih olarak kabul edilmektedir. Kâinat imamına bağlı olarak üst kurullar örgütün birimlerini yönetmekte faaliyetlerini düzenlemektedirler. Bu kurullar “istişare kurulu”, “mollalar”, “tayin heyeti” ve “özel hizmet” birimleridir. Örgütün yurt içi yapılanmasında ise, “Türkiye imamı”, “bölge imamları”, “il imamları”, “küçük il ve bölge imamları”, “İlçe imamları”, “semt imamları”, “mahalle imamları”, “ev imamları (abileri)”, “talebe imamları”, “serrehberler”, “belletmenler” şeklinde hiyerarşik bir yapı izlenmekte ve örgüt tabana yayılmaktadır. Türkiye’den sorumlu imama, beş bölge imamı, onlara da bu beş bölgeyi oluşturan şehirlerden sorumlu imamlar bağlıdır. Her şehir, büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler semtlere bölünmüş olup her semte ayrı bir imam atanmaktadır. Semt imamlarının altında ise semte bağlı ışık evlerinin imamları yer almaktadır. Bunun yanı sıra kamuda, bakanlıklar ve taşra teşkilatı, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri alanlarında faaliyet gösteren kurumlara da örgüt tarafından imamlar atanmaktadır. ...’in 1999 yılında ABD’ye gitmesinden sonra Türkiye’deki faaliyetlerine ilişkin sorumluluk Türkiye imamına geçmiştir. Ülke içerisindeki faaliyetler ülke imamına bağlı olarak yürütülmekte ve yapılan faaliyetler kurye aracılığıyla ya da doğrudan irtibata geçilerek Gülen’e aktarılarak onayı istenmektedir. Örgütün bir nev’i omurgasını oluşturan ve günümüz itibariyle elde ettiği konumu kazandıran özel hizmet birim imamları, örgüt ve lideri Gülen’in en çok önem verdiği imamlardır. Bu birim en geniş şekilde yargı, emniyet, mülkiye, TSK, MİT, Milli Eğitim ve akademik kadro imamlarından oluşmaktadır. Hizmet birimlerinde gizliliğe çok önem verilerek hücre tipi yapılanmaya gidilmiştir. Örgüt mensubu en fazla bir üst sorumlusunu ve bir altında bulunan mensubunu tanımaktadır. Bir hücre evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusu erkekler için “abi”, kadınlar için “abla” dır. Abilik örgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler ve görevine son verir. Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir. Lider ve ailerin alttakiler tarafından seçimi söz konusu olmaz ve onaylamalarına da gerek yoktur. Abilik dokunulmazdır. Buna karşın kadınlar örgütün içerisinde hiçbir zaman üst düzey yönetici olamazlar. Örgütün bütünlüğü üzerinde tek hakim ve önder ... olup örgüt içerisinde kainat imamı olarak görülmektedir. Diğer yöneticiler onun verdiği yetkiyle onun adına görev yaparlar. Örgüt yukarıdan aşağıya doğru tekçi (monist) yapıda örgütlenmiştir. Daha önce de ifade edildiği gibi kâinat imamı, kutsal insan, Mesih, mehdi, hoca efendi gibi sıfatlarla anılmaktadır. Kâinat imamlığı, örgütün her türlü işiyle ilgilenip üst karar veren temel, ideolojik ve doktriner birimdir. Bütün işler onun talimatıyla yürütülmektedir. Örgüte her hafta sesini internet üzerinden duyurmaktadır. Örgüt mensuplarının topladığı bütün bilgi ve belgeler de onda toplanır. Kâinat imamı inancı ve yedi katlı piramidal yapılanma, İsmailiye mezhebinden ve köken olarak da Zerdüştlük dininden alınmıştır. Zerdüştlük dini ve ondan mülhem İsmailiye mezhebinden yedi kat gök gibi örgütlenmişlerdir. Bu mezhep, sofilerini yedi dereceye ayırmıştır. Tarikatın piri yedinci derecede oturur ki, bu mertebe Allah’tan doğrudan emir alan imamlık makamıdır. İmam helali haram ve haramı helal yapabilir. Ona mübah olmayan hiçbir şey yoktur. Örgüt içi hiyerarşide itaat ve teslimiyet, katı bir kuraldır. Teslimiyet hem örgüte hem de liderin emrine ona atfen verilen göreve adanmışlıktır. Örgüt sivil toplumu kendi haline bırakmayıp, kendine hizmet eden bağlı unsurlara dönüştürmektedir. Kadrolaşma ile yargı, ordu, emniyet ve bakanlık birimleri bu gücün denetimine girip, örgütsel amaçlar doğrultusunda kullanılabilmektedir. Örgütün hiyerarşik yapılanmasındaki tabaka sistemi kat sistemine dayanır. Katlar arasında geçişler mümkündür ama dördüncü tabakadan sonrasını önder belirler. Katlar şu şekildedir; -Birinci Kat, Halk Tabakası: Örgüte iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşur. Bunların birçoğu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan bilinçli veya bilinçsiz hizmet ettirilen kesimdir. Genellikle faaliyetlerden habersizdirler. Bu katmandakileri örgüte bağlayan ana unsur istismar edilen İslami duyarlılık ve din duygularıdır. -İkinci Kat, Sadık Tabaka: Okul, dershane, yurt, banka, gazete, vakıf ve kurum görevlilerinden oluşan sadık gruptur. Bunlar örgüt sohbetlerine katılır, düzenli aidat öder, az veya çok örgüt ideolojisini bilen kişilerdir. -Üçüncü Kat, İdeolojik Örgütlenme Tabakası: Gayri resmi faaliyetlerde görev alırlar. Örgüt ideolojisini benimseyen ve ona bağlı çevresine propaganda yapan kişilerden oluşur. -Dördüncü Kat, Teftiş Kontrol Tabakası: Bütün hizmeti (legal ve illegal) denetler. Bağlılık ve itaatte dereceye girenler buraya yükselebilir. Bu tabakaya girenler örgütte çocuk yaşta kazandırılanlardan seçilir. Örgüte sonradan katılanlar genellikle bu katta ve daha üst katlarda görev alamazlar. -Beşinci Kat, Organize Eden ve Yürüten Tabaka: Üst düzey gizlilik gerektirir. Birbirlerini çok az tanırlar. Örgüt lideri tarafından atanır. Devletteki yapıyı organize edip yürüten tabakadır. Evliliklerinin örgüt içinden olması zorunludur. -Altıncı Kat, Has Tabaka: ... ile alt tabakaların irtibatım sağlar. Örgüt içi görev değişiklikleri yapar. Azillere bakar. Örgüt liderince bizzat atanırlar. -Yedinci Kat, Kurmay Tabaka: Örgüt lideri tarafından doğrudan seçilen 17 kişiden oluşan örgütün en seçkin kesimidir. Yedi katmanın en üstünde “Sözde Fethullah Hoca arşı” yer almaktadır. Beşinci, altıncı ve yedinci katmanlar örgütü yöneten katmanlardır. Altıncı ve yedinci katmandakilerinin örgütten kopmalarına kesinlikle izin verilmez. Altıncı katmandakiler örgüt liderinin bildiği ve takip ettiği hayati önemi haiz gördükleri hizmetleri yapan kişilerdir. Beşinci katmanda çok nadir halde örgütten kopma olmuştur. Bu katmanda olup örgütten ayrılanlar takip edilerek etkisiz hale getirilmiştir. Dördüncü katman örgütü bir arada tutar ve alt katmandakilerin teftiş ve kontrolünü yapar. Hizmet denen işleri ise ilk üç katmandakiler yürütmektedir. Şu hale göre; anılan örgüt yönünden, örgütün lideri ...ile beşinci, altıncı ve yedinci katmanlarda yer alanların, bu cümleden olarak kıta imamı, ülke imamı, “Türkiye imamı” ve “bölge imamlarının”, her halükarda örgütün üst düzey yöneticisi olduklarında kuşku yoktur. Ancak örgütü bir arada tutan ve alt katmanlardakilerin teftiş ve kontrolünü yapan dördüncü katman örgüt mensupları ile ilgili olarak, il ve ilçe sorumluları/imamları ile kamu kurumları imamlarının yönetici olup olmadıkları, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, somut olayın özellikleri, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevleri, sorumluluk sahalarında sevk ve idare ettiği örgütsel faaliyetlerin örgütün amaç ve etkinliği bakımından önem ve yoğunluğu ile kontrol ettikleri kamu personelinin devletin güvenliği bakımından ifade ettiği stratejik değer de gözetilerek belirlenmelidir. Örgüt yöneticisinin mutlaka illegal faaliyetleri yönetmesi gerekmez. Örgütün amacına ve varlığının devamına katkı sunan sözde legal faaliyetleri sevk ve idare etmek de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Örgütün anlatılan yapılanması çerçevesinde, “örgüt mensupları ve örgütsel faaliyetler bakımından yoğunluk içermeyen ilçe imamları”, “semt imamları”, “mahalle imamları”, “ev imamları (abileri)”, “talebe imamları”, “serrehberler”, “belletmenler” gibi ilk üç katman mensuplarının ise örgüt yöneticisi olarak kabul edilmesi mümkün görülmemektedir. g) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmış, mahkeme tarafından 'Adana İl İmam Yardımcısı' ve sonrasında 'Batmam İl İmamı' olarak kabul edilen sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin bir bütün halinde; TCK 314/1 inci maddesinde yazılı “Silahlı Terör Örgütünü Yönetme” suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; incelenen hüküm hukuka aykırı bulunmamıştır. 2. Sanıklar ..., ..., ... hakkında; a) Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi karar başlıklarında suç tarihinin yardım mahiyetindeki son eylem tarihi olan sanık ... yönünden “15.09.2014” yerine "06.06.2016" olarak, sanık ... yönünden “11.02.2015” yerine "06.06.2016" olarak, sanık ... yönünden “13.02.2015” yerine "09.11.2016" olarak, yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir. b) Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanıklar müdafiilerinin temyizinin kapsamı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş.'de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirlenmiştir. c) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmış, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş. hesabına örgüt liderinin talimat verdiği tarihle uyumlu olacak şekilde, sanıkların para yatırma ve katılım hesabı açma işlemleri olan, örgüte müzahir olması sebebi ile KHK ile kapatılan şirkette yönetici ve hissedar sıfatı bulunan sanıkların dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin bir bütün halinde; silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; incelenen hüküm hukuka aykırı bulunmamıştır. B. Sanık ... yönünden; a) (b) bendinde açıklanan gerekçe ile Tebliğnamedeki onama düşüncesine iştirak edilmemiştir. b) Dosya kapsamına göre, silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş olduğundan yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K. 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.). TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Sanık müdafiinin, temyiz aşamasında 22.02.2023 tarihinde verdiği dilekçesinde sanığın etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirip bu yönde bilgi vermesi karşısında, sanığın duruşmada hazır edilerek beyanlarının alınıp, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun faydalı bilgiler olup olmadığı, eldeki bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221/4-2 nci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunduğundan, lüzum üzerine sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. c) Kabul ve uygulamaya göre; Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi karar başlıklarında suç tarihinin yardım mahiyetindeki son eylem tarihi olan “23.06.2015” yerine "02.08.2016" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir. V. KARAR A. Sanıklar ..., ..., ... yönünden; Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 21.04.2021 tarihli ve 2020/392 Esas ve 2021/454 sayılı Kararında sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B. Sanık ... yönünden; Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 21.04.2021 tarihli ve 2020/392 Esas ve 2021/454 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin bir ve ikinci fıkrası uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.03.2023 tarihinde karar verildi.