3. Hukuk Dairesi 2023/5175 E. , 2024/4392 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1230 E., 2023/2774 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/9 E., 2022/305 K. Taraflar arasında birleştirilerek görülen alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye
**3. Hukuk Dairesi 2023/5175 E. , 2024/4392 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1230 E., 2023/2774 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/9 E., 2022/305 K. Taraflar arasında birleştirilerek görülen alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl davada; yurt dışında yaşayan müvekkilinin, devredilmekte olan güzellik merkezini ortak olarak açtıklarında getirisinin çok yüksek olacağı hususunda davalı tarafından ikna edilerek ve 100.000,00 TL yatırım yapmasını sağladığını, müvekkilinin 100.000,00 TL yatırım yaparak Pendik, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... de bulunan iş yerini devralarak davalının işletmesine sunduğunu, güzellik uzmanı olan davalının bu yeri işleteceğini ve yıl sonunda gelirin yarısını müvekkiline vereceği konusunda 27.09.2016 tarihinde protokol imzalayarak anlaşmaya vardıklarını, anlaşmaya aykırı hareket edildiği takdirde 100.000,00 TL ödeneceğinin de imza altına alındığını, davalının iş yerine bir araç alınmasını iyi olacağını beyan etmesi üzerine 06.12.2016 tarihinde 34 LC ... plakalı aracın satın alındığını, ortak alınan aracın yarısı olan 41.000,00 TL'nin müvekkili tarafından 06.12.2016 tarihinde eft ile ödendiğini, geri kalan yarısının ise davalı adına kredi çekilerek ödendiğini, son olarak 19.01.2017 tarihinde 2 adet epilasyon cihazı için müvekkilinin 92.512,00 TL ödeme yaptığını, yıl sonu geldiğinde paylaşıma gidilmesi için gerekli işlemi yaptığında davalının iş yerine ait olan Garanti Bankasındaki hesabı boşalttığını, gayrimenkulü, aracı ve makineleri satışa çıkardığını öğrendiğini ileri sürerek; davalı tarafından davacıya borçlanılan 100.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini istemiş, 01.07.2019 tarihli dilekçe ile adi ortaklığın tasfiyesi için tasfiye memuru atanmasını ve tasfiyenin sonuçlandırılmasını talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen davada; davalının satın almak istediği 34 LC ... plakalı aracın bedelini ödeyebilmek için müvekkilinden borç para aldığını, araç için eksik kalan 40.750,00 TL'nin davalıdan daha sonra geri alacağı ümidi ile müvekkili tarafından aracı satan firmaya EFT yolu ile ödendiğini, ancak aradan geçen süreye rağmen davalı tarafından ödenmediğini, taraflar arasında ödünç sözleşmesi bulunduğunu ileri sürerek; 40.750,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davada; davaya dayanak olan protokolün, davacının protokolde belirtilen ödemeyi yapmaması ve protokolün müvekkili aleyhine ağır hükümler içermesi nedeniyle karşılıklı olarak feshedildiğini, müvekkilinin güzellik uzmanı olduğunu, yıllarca çalıştığını ve birikimi ile güzellik merkezini 13.07.2016 tarihinde yapılan devir sözleşmesi ile tüm emtiaları ile birlikte devraldığını, söz konusu işletmenin davacı tarafından müvekkilinin işletmesine sunulmadığını, müvekkili tarafından aleyhine düzenlenen ve davacıya verilen 100.000,00 TL 'lik senedin iade alınarak imha edildiğini, davacı tarafın huzurdaki davayı açmadan önce davaya dayanak protokol ile İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün 2017/1695 Esas sayılı dosyası ile 100.000,00 TL alacak iddiası ile ilamsız icra takibi başlattığını, takibin müvekkili tarafından yapılan itiraz ile durdurulduğunu, dava dilekçesinde bedeli davacı tarafından ödendiği iddia edilen epilasyon cihazlarının müvekkili tarafından bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı vekili birleşen davada; davacı ile müvekkili arasında borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin hiçbir surette davacıdan borç para istemediğini, müvekkilinin bir araç almak istediğini, davacı tarafın müvekkiline almak isteği aracın bir kısım bedelini ödemek istediğini ve bunu bir hediye olarak kabul etmesini teklif ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında güzellik merkezi işletilmesi için adi ortaklık kurulduğu, taraflara adi ortaklığın mallarının nelerden oluştuğunun, nerede bulunduğunun bildirilmesi, dava konusu yapılan tasfiye alacağının hangi kalemlerden kaynaklandığı konusunda açıklama yapmak üzere süre verildiği fakat bu hususların somutlaştırılamadığı, taraflarca getirilme ilkesinin uygulandığı işbu davada tarafların sayfalarca yazışma görüntüleri ve denetlenemeyen açıklanmayan belgeler sundukları, dinlenen tanıkların uyuşmazlığın çözümüne katkı verecek bilgiler vermedikleri, davalının halen İstanbul Med isimli şirketin sahibi olup keşifte görüldüğü üzere davacı tarafça ortaklığın faaliyet gösterdiği adres olarak bildirilen adreste ortaklığın değil İstanbul Med isimli şirketin faaliyet gösterdiği, işyerindeki eşyaların faturalarının davalı tarafça sunulduğu, ortaklığa ait olan bir eşyaya rastlanmadığı, uyuşmazlığa konu olan iki adet lazer epilasyon cihazının davacı uhdesinde kaldığının kabul edildiği, lazer cihazlarının bedeline (92.512,00 TL) nazaran davacının otomobil için ödediği meblağın (40.750,00 TL) hayli düşük kalacağı, kaldı ki otomobilin bedelinin büyük kısmının davalı tarafından ödendiği görüldüğünden davacının işbu davayla iddia ettiği adi ortaklığın tasfiyesi nedeniyle alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; davanın sunulan tüm yazılı delillerle, tanıklarla ve benzeri tüm olgular ile ispatlandığını, davalı tarafın müvekkiline kâr payı veya herhangi bir para vermediğini, davacının davalı tarafa bankalardan defalarca para gönderdiğini, ayrıca telefon, notebook gibi pahalı eşyalar aldığını ve Türkiye'ye geldiğinde elden davalı tarafa çok miktarda para verdiğini, davalı adına tescilli ... Kişisel Bakım Eğitim ve Medikal Hizmet Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi bulunduğunu, .... Noterliğinden 17.01.2019 tarihli ve 488 sayılı ile tasdikli hisse devir ve temlik sözleşmesi (Ek1) kapsamında sermayesi 100.000,00 TL olan şirketin %49 payının (49.000,00 TL'lik sermaye payının) davacıya devredileceği hususunun noterlikte düzenlenen pay devri sözleşmesiyle hüküm altına alındığını, ancak düzenlenen sözleşme sonrasında geçerli bir devrin son aşaması olarak, devrin ilgili sicil kayıtlarına geçirilmek üzere ilgili ticaret sicili müdürlüğüne gönderilmediğinin ortaya çıktığını, davalının davacıyı kandırarak devretmesi gereken payı devretmediğini, bozuk ve kullanılmış epilasyon cihazlarının uhdesinde kalmasının adi ortaklığın tasfiyesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, ayrıca bozuk ve kullanılmış epilasyon cihazlarının değerinin 92.512,00 TL olduğunun düşünülemeyeceğini, müvekkilinin hem aracın yarısını hem de epilasyon cihazlarını bizzat satın aldığını, bozuk ve kullanılmış epilasyon cihazlarının davacıda olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde adi ortaklık malvarlığının bulunamadığı, söz konusu bazı cihazların davacıda olduğu, davalıdaki cihazların faturalarının adına bulunduğu belirlendiğinden adi ortaklık malvarlığının tespit edilemediği, adi ortaklığın ve aynı zamanda asıl davanın ispatlanamadığı, davacının asıl dava dosyasında 34 LC ... plakalı aracın adi ortaklık için alındığını beyan etmesine rağmen, birleşen davadaki talebinde ise aracın davalı adına alındığı ve araç bedelinin ödünç olarak verildiğini iddia ettiği, davacının buna dair her iki beyanının çelişki oluşturduğu gibi tarafların bir süre birlikte ilişkisi olduğu, davalının bahse konu araç bedelinin kendisine bağış olarak verildiğini ileri sürdüğü görülmekle, bu paranın direkt olarak davalıya ödenmediği de gözetilerek, birleşen davada sebepsiz zenginleşme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf sebeplerini tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 620 vd. maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle davacının araç parasının yarısını davalıya borç olarak verdiğini ispatlayamadığının anlaşılmasına göre, davacının birleşen davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Asıl davaya ilişkin olarak somut olayda; taraflar arasında güzellik merkezi işletmeciliğine yönelik adi ortaklığın kurulduğu, yine taraflarca imzalanmış bulunan 27.09.2016 tarihli sözleşme dikkate alındığında, açılış aşamasında 110.000,00 TL para harcandığı, bu harcamanın %50'sinin davacı tarafından karşılandığı, ortaklık ilişkisinin son bulduğu sabittir. 3. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş; 6098 sayılı Kanun'un 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümlerini dikkate almak ve 642 nci vd. maddelerindeki tasfiye hükümlerini taraflar arasındaki adi ortaklığa uygulamak olmalıdır. 4. Tasfiye usulünü düzenleyen TBK'nın 644 üncü maddesine göre; "Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür. Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir. Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oybirliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır. Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır". 5. Aynı Kanun'un “Kazanç ve zararın paylaşımı” başlıklı 643 üncü maddesinde ise; "Ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç, ortaklar arasında paylaşılır. Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır." hükmü yer almaktadır. 6. Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir. Bu değer belirlenmemişse, geri alma, o şeyin katılım payı olarak konduğu zamandaki değeri üzerinden yapılır( TBK md 642) 7. Keza, aynı Kanun'un “Kazanç ve zarara katılma başlıklı” 623 üncü maddesi de; "Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir. Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder. Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir." hükmünü ihtiva etmektedir. 8. Bu aşamada Mahkemece; yukarıdaki kanun hükümlerine göre, öncelikle tarafların anlaşarak tasfiye memuru belirlemeleri istenmeli; tarafların bu konuda anlaşamamaları halinde ise tasfiye işlemini gerçekleştirecek (ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir veya üç kişiyi) tasfiye memuru resen atanmalıdır. 9. Bundan sonra ise, tasfiye işlemleri; hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde tasfiye memuru tarafından 3 aşamada gerçekleştirilmelidir. 10. Birinci aşamada; ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm malvarlığı (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenmeli, yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde, taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, tasfiye memurunun belirlediği malvarlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazları da karşılanıp, toplanacak delillere göre değerlendirilmelidir. 11. İkinci aşamada; ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi (TMK'nun 634 üncü vd. maddelerinde düzenlenen resmi tasfiye işlemi kıyasen uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse, değerleri bilirkişi marifetiyle saptanmalıdır. 12. Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse) zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir. 13. Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesi uyarınca tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır. 14. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; adi ortaklığın tasfiyesi için öncelikle, ortaklığın kurulduğu tarihten itibaren ortaklığın tüm muhasebesi ile ilgili defterler ve bu defterlerin dayanağı olan belge ve faturaların ibrazının sağlanması, yönetici ortağın belirlenmesinden sonra bu ortaktan yapılan tüm iş ve harcamalar ile gerekli görülecek olan diğer hususlarda hesap listesinin istenilmesi, hesap listesinin verilmemesi halinde yönetici ortağın hesap vermekten kaçınmış sayılacağının kabul edilmesi, hesap listesi verilmesi halinde, defter kayıtları ve diğer belgelerle uyumlu olup olmadığının belirlenmesi, aksi durumda emsal işletmelerin kazanç durumunun araştırılması, ayrıca ortaklığın üçüncü kişilere ve kurumlara olan borcunun olup olmadığının tespit edilmesi suretiyle, güzellik merkezi sektöründe uzman bir tasfiye memurunun da bulunduğu heyetten rapor alınarak tasfiyenin yukarıda açıklanan ve maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek yapılması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazının reddine, 2. Temyiz olunan, asıl davaya ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, Asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.