4. Hukuk Dairesi 2024/6173 E. , 2025/266 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/922 Esas 2024/761 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/89 Esas 2022/406 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafında…
**4. Hukuk Dairesi 2024/6173 E. , 2025/266 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/922 Esas 2024/761 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/89 Esas 2022/406 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin........, Hastanesi'nde kadın hastalıkları ve doğum doktoru olarak görev yaptığını; müvekkilinin, davalılar ... ve ...'ın bebekleri olan ...ın 24.03.2017 tarihinde doğumunu gerçekleştirdiğini, tıbbi bir hata bulunmamasına rağmen bebeğin engelli doğduğunu ve 03.02.2020 tarihinde vefat ettiğini, davalıların bu süreç içerinde sosyal medya hesaplarından yapmış oldukları paylaşımlar ve haber kanallarına verdikleri röportajlarla müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, mesleki kariyerine zarar verildiğini belirterek kişilik haklarına saldırının önlenmesi talep edilmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin tüm eylemlerinin hak arama özgürlüğü kapsamında olduğunu, davacıya zarar vermek amacı ile hareket edilmediğini, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların, müşterek çocuklarının %98 engelli doğmasından davacı doktoru sorumlu tutmaları nedeniyle bu süreçte yaşadıkları kızgınlık, duydukları acı, çocukları ile birlikte yaşam mücadelesi verdikleri üç yıllık süreç, vefatından sonra yaşadıkları zorlukları ve çektikleri ızdırabı ifade etmek ve başka ailelerin aynı acı ve zorlukları yaşamamaları amacıyla davacı doktorun görevden alınması ve hakkında cezai işlem uygulanması amacıyla eleştiri niteliğinde dava konusu paylaşımları yaptıkları ve bu konuda basına röportajlar verdikleri; yapılan paylaşımlar ve basına verilen röportajlarda kullanılan ifadeler davalıların bu süreçte yaşadıkları ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde, nezaket sınırlarını aşan kaba ve incitici mahiyette ise de, davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olmadığı, hak arama hürriyeti kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların, çocukları ........'ın engelli olarak doğumundan sonra, davacı doktorun hatalı olduğu iddiası ile adli ve idari yargıda cezai ve hukuki yollara başvurdukları, bu kapsamda basına röportajlar verdikleri, sosyal medya hesaplarından davacı doktorun görevden alınması için imza ve destek kampanyası başlattıkları ve bu amaçla paylaşımlar yaptıkları, çocuklarının yaşam mücadelesi verdiği süreçte ve 03.02.2020 tarihindeki vefatından hemen sonra da paylaşımlarına devam ettikleri, bu paylaşımların büyük çoğunluğunun çocuklarının vefatından hemen sonra 2020 yılı Mart ayında yapıldığı, davalıların eylemleri ve paylaşımların içeriğine göre saldırının önlenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalılar tarafından kusuru olmayan müvekkili doktor aleyhine hatalı doğum yaptırmış şeklinde algı oluşturulduğunu, davalılar tarafından fotoğrafı ve iş adresi de belirtilmek suretiyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, iş ortamında itibarının zedelendiğini, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, davalılar tarafından 2017-2020 yılları arasında karalama kampanyası yürütüldüğünü, saldırının önlenmesi koşullarının oluştuğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalılar tarafından 2017-2020 yılları arasında medya kuruluşlarına verilen röportajlar ve sosyal medyada yapılan paylaşımlar nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile kişilik haklarına saldırının önlenmesi talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir: "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...." AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir: "1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir." TMK'nın "Kişiliğin korunması" kısım başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir: “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM); Bekir Coşkun, B. No: 2014/12151, 4/6/2015; Mehmet Ali Aydın, B. No: 2013/9343, 4/6/2015). İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von ....../Almanya, B. No: 40660/08). Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. En geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12 nci maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur (AYM; Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12.11.2014). Bu itibarla, Anayasa'nın 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır. Davalının söylediği sözlerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez. Dosya kapsamından, davalılar tarafından dava dışı yayın kuruluşları ile yapılan dava konusu röportajlarda eleştiri sınırları aşılmamakla beraber; "mucizebebekkıvanç" isimli sosyal medya hesabından yapılan paylaşımlarda kullanılan söz ve ifadeler bir bütün halinde incelendiğinde ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceği, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek davanın kabulü ile kişilik haklarına saldırının önlenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.