Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/1740 E. , 2024/5003 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/1740 Karar No : 2024/5003 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- …/… 2-…Bakanlığı … Başkanlığı/… VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : 30.09.2021 tarihli, 31614 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan özelleştirme kapsam ve programında bulunan İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, Kayışdağı Mahallesi, 1252 ada, 10 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak 29.09.2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurba
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/1740 E. , 2024/5003 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/1740 Karar No : 2024/5003 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- …/… 2-…Bakanlığı … Başkanlığı/… VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : 30.09.2021 tarihli, 31614 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan özelleştirme kapsam ve programında bulunan İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, Kayışdağı Mahallesi, 1252 ada, 10 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak 29.09.2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu imar planında, dava konusu alanda bulunan davacıya ait gecekondu nedeniyle 2981 sayılı Kanun ve 4706 sayılı Kanun uyarınca hak sahipliğinin bulunduğu, bu yapının 1981 yılından önce yapıldığı ve davacının murisi tarafından kayıt altına alındığı, bu alanın daha sonra dava konusu imar planı ile kamu hizmetine ayrılırken davacının mülkiyet hakkının dikkate alınmadığı, kamu hizmetine ayrılmasınına ihtiyaç olmadığı, bu sebeple dava konusu imar planının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu belirtilerek iptali gerektiği ileri sürülmüştür. DAVALININ SAVUNMASI :Davanın süresinde açılmadığı, davacının davayı açmada taraf ehliyetinin bulunmadığı, dava konusu imar planının kademeli birliktelik ilkesine uygun olarak hazırlandıkları, uyuşmazlık konusu taşınmazın çevre imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde planlandığı, dava konusu imar planı ile uyuşmazlık konusu taşınmazın etkin ve verimli kullanılması amacıyla fiziksel ve teknik analizler, mülkiyet durumu, çevredeki kullanımlar ve üst ölçekli plan kararları da göz önünde bulundurularak planlama yapıldığı, gerekli kurum görüşlerinin alındığı, dava konusu imar planının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, 30.09.2021 tarihli, 31614 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan özelleştirme kapsam ve programında bulunan İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, Kayışdağı Mahallesi, 1252 ada, 10 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak 29.09.2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, 30.09.2021 tarihli, 31614 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 29.09.2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında, kısmen ticaret-turizm-konut alanı kısmen ticaret-konut alanı kısmen eğitim alanı kısmen kamu hizmet alanı kısmen ibadet alanı kısmen raylı toplu taşıma istasyon alanı kısmen millet bahçesi kısmen park alanı kısmen genel otopark alanı kısmen yol olarak belirlenen uyuşmazlık konusu taşınmazın, yine aynı işlemle onaylanan dava konusu 1/1000 uygulama imar planında, kısmen ticaret-turizm-konut alanı kısmen ticaret-konut alanı kısmen mesleki ve teknik öğretim tesis alanı kısmen ilköğretim alanı kısmen resmi kurum alanı kısmen cami alanı kısmen raylı toplu taşıma istasyon alanı kısmen millet bahçesi kısmen park alanı kısmen genel otopark alanı kısmen yol alanı olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, dava konusu İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, Kayışdağı Mahallesi, 1252 ada, 10 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak 29.09.2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin E:2022/2829 sayılı dosyada yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda davaya konu planlama alanına ticaret, turizm, konut gibi yoğunluk arttırıcı fonksiyonlar ve ibadet alanının (bölgede mevcutta 7 adet bulunuyor) eklendiği, sağlık tesisi alanı (önceki planda bulunan 4 adet tesisten 1’i) ile kültürel tesis alanının tamamen kaldırıldığı, eğitim ile ilgili alanların azaltıldığı, bir plan değişikliğin yapılabilmesi için gerekli olan koşulların oluşup oluşmadığının ve yapılan değişikliğin plan bütününü nasıl etkilediğinin değerlendirmesi ancak plan raporunda yapılan açıklamalara göre yapılabileceği, ancak, sunulan plan açıklama raporunda belirtilen fonksiyon ve yapılaşma değerlerindeki değişikliğin, meriyetteki plan bölgesi içinde nüfus-donatı dengesizliği yaratıp yaratmadığına yönelik bir değerlendirme bulunmadığı, plan değişikliklerinde kaldırılan bir donatı alanı için uygun yerde, eşdeğer bir alan ayrılmasına dair esasın da karşılanmamasından plan bütününün değerlendirilmediği, dava konusu plan değişikliğine ilişkin analiz ve değerlendirmelerin plan bütününde ele alınmayıp parsel bazında yapıldığı, yoğunluk arttıran bir plan değişikliği yapıldığından teknik altyapı etki değerlendirme raporunun da ayrıca hazırlanması gerekirken, bu raporun hazırlanmadığı, dava konusu plan ile 1252 ada, 10 parselde 8860 kişinin yaşayacağı konut alanı kararı getirildiği, İmar Kanunu ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği hükümlerine göre dava konusu planların 8860 kişi için Yönetmeliğin EK-2 Tablosunda belirtilen kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarına yer ayırması gerektiği, 6.630,81 m2 büyüklüğündeki dava konusu parsel planlanırken Yönetmelikte belirtilen tüm bu kentsel hizmet alanlarının her birine ayrı ayrı yer verilmesinin mümkün olmadığı, ancak kentsel hizmet alanları (kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanları) toplamının belirlenerek yeşil alan, kreş vb uygun işlevlerle planlanmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "İmar planı ilkeleri" başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrasında, "İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır. " kuralına, "Uygulama İmar Planı" "başlıklı 24. maddesinin 9. fıkrasında, "Nazım imar planlarında karma kullanım olarak belirlenen fonksiyonların, uygulama imar planlarında ayrıştırılması esastır." kuralına yer verilmiştir. Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında; karma kullanım alanlarında konut, ticaret ve turizm alanlarının belirsiz olduğu, bu durumun uygulamada belirsizlik oluşturacağı, dava konusu plan notlarına göre, "konut kullanımı toplam emsalin %90'ını geçemez." kuralı getirilerek karma kullanımlarda en fazla %30 oranında olabilecek konut kullanımının %90'a kadar yükseltildiği, konut kullanımı için emsal oranının % 0'dan %90'a kadar belirsiz bırakıldığı, alanda yaşayacak nüfusun ne kadar olacağı ve bu nüfus için ne kadar sosyal donatı gerektireceğine ilişkin hesabın yapılmamasına sebebiyet verildiği ve yukarıda yer alan mevzuat hükümlerine göre konut kullanımı için daha fazla oran belirlenmesinin planlama ilkelerine uygun düşmediği, sosyal donatı açısından çevre bütünlüğünde dengenin aleyhe olarak bozulmuş olduğu görüldüğünden imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu uygulama imar planının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, Kayışdağı Mahallesi, 1252 ada, 10 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak 29.09.2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır. Tapu tahsis belgesi olan davacının 2981 sayılı Kanun uyarınca tapu verilmesi ya da eşdeğer başka bir yerden yer verilmesi istemiyle başvuruda bulunduğu, isteminin reddi üzerine dava açtığı ve yargı yerince işlemin iptaline karar verildiği anlaşıldığından davalı idarenin ehliyete ilişkin, ayrıca davanın süresinde açıldığı görüldüğünden süreye ilişkin itirazları yerinde olmadığından işin esasına geçilmiştir. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. " hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmü yer almıştır. Anılan Kanun'un Ek-3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, nazım imar planı, varsa bölge planlarının mekana ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış, 6. maddesinde ise her planın bir üst kademedeki plana uygun hazırlanacağı hükme başlanmıştır. Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkeleri ve kararlarıyla uyumlu olması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, taşınmazın 29.09.2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında, ticaret-turizm-konut alanı, ticaret-konut alanı, eğitim alanı, kamu hizmet alanı, ibadet alanı, raylı toplu taşıma istasyon alanı, millet bahçesi, park alanı, genel otopark alanı, yol alanı olarak ayrıldığı, yine aynı işlemle onaylanan dava konusu 1/1000 uygulama imar planında ise ticaret-turizm-konut alanı, ticaret-konut alanı, mesleki ve teknik öğretim tesis alanı, ilköğretim alanı, resmi kurum alanı, cami alanı, raylı toplu taşıma istasyon alanı, millet bahçesi, park alanı, genel otopark alanı, yol alanı olarak belirlendiği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının üst olan 1/5000 ölçekli nazım imar planına uygun olduğu, 1/5000 ölçekli nazım imar planının ise dava konusu edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda 1/5000 ölçekli nazım imar planına uygun olan dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Daire since, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Mülkiyeti hazineye ait uyuşmazlık konusu İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, Kayışdağı Mahallesi, 1252 ada, 10 parsel sayılı taşınmaz 15/06/2009 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planında kısmen kentsel ve bölgesel donatı alanı, kısmen meskun alan, 26/03/1999 tarihli 1/5000 ölçekli Kayışdağı Revizyon Nazım İmar Planında, lise alanı, mesleki ve teknik öğretim alanı, katlı otopark, kentsel hizmet alanı, sağlık tesisleri alanı, kültürel tesisler alanı, park ve dinlenme alanı, 2. ve 3. derece kent içi yol olarak, 22/02/2011 tarihli 1/1000 ölçekli Kayışdağı ve İnönü Mahallesi Revizyon Uygulama İmar Planında, ortaöğretim tesisleri alanı, mesleki ve teknik öğretim tesisleri alanı, kentsel hizmet alanları, katlı otopark, sağlık tesisleri alanı, park ve dinlenme alanları, belediye hizmet alanı, kültürel tesisler alanı, I. derece ve II. derece kent içi yol olarak planlanmıştır. Uyuşmazlık konusu taşınmaz, 20.08.2020 tarih ve 2835 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Daha sonra, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 29/09/2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın kullanım kararı, ''kentsel yerleşik alanı'', 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile ticaret-turizm-konut alanı,ticaret-konut alanı, eğitim alanı, kamu hizmet alanı, ibadet alanı, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu , 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile ticaret-turizm-konut alanı, ticaret-konut alanı, mesleki ve teknik öğretim tesisi alanı, ilkokul alanı, resmi kurum alanı, cami, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu olarak değiştirilmiş, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri 14/10/2021-12/11/2021 tarihleri arasında askıya çıkartılmış, davacı tarafından 10/12/2021 tarihinde 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanununun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanunun Ek:3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır. 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, Nazım İmar Planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım istemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise;Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin " İmar planı ilkeleri" başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrasında,"İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır." hükmüne, " Uygulama İmar Planı" "başlıklı 24. maddesinin 9.fıkrasında, "Nazım imar planlarında karma kullanım olarak belirlenen fonksiyonların, uygulama imar planlarında ayrıştırılması esastır." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Yönetmelik'in 26. maddesinde ise; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak imar planlarında değişiklik yapılabileceği, imar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesinin esas olduğu, yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamayacağı, imar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişikliklerinin zorunluluk olmadıkça yapılamayacağı, imar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin, ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair imar planı değişikliklerinde artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılacağı kurala bağlanmış, Yönetmeliğin eki Ek-2 tabloda da farklı nüfus gruplarında asgari sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin standartlar belirlenmiştir. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin " Parsel kullanım fonksiyonlarına göre yapılaşma koşulları" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde," Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanları: Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanlardır. Bu alanlarda; 1) Bu alanlarda plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut veya turizm tesisi için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranır. Her bir kullanım için bağımsız giriş çıkış ve merdiven düzenlenmesi, kullanım oranlarının ve sosyal ve teknik altyapı alanlarının imar planlarıyla tayin edilmesi esastır. (Mülga cümle:RG-25/7/2019-30842) (…) 2) Bu alanlarda ayrıca (Mülga ibare:RG-25/7/2019-30842) (…) gerçek ve tüzel kişilere veya kamuya ait; yurt, kurs, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir. 3) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret+Konut gibi konut da yapılabilen karma kullanım alanlarında konut veya yüksek nitelikli konut yapılabilmesi için, imar planında konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılmış olması şarttır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul yönünden; Davalı idareler tarafından, davanın süresi içinde açılmadığı ileri sürülmüştür. Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 29/09/2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylandığı, 14/10/2021-12/11/2021 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, son askı tarihinden itibaren yasal dava açma süresi içinde 10/12/2021 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ehliyet itirazına ilişkin olarak, idarenin bütün eylem ve işlemlerinin yargısal denetime açık olduğu hukuk devletinde idarenin hukuka uygunluğunun sağlanmasında en etkin araçlardan biri "iptal davaları"dır. İptal davalarındaki sübjektif ehliyet koşulu doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorundur. Dolayısıyla sübjektif ehliyet koşulunun, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Nitekim; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda sübjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır. Esasen çevre ve kültür varlıklarının korunması, kişilerin sağlıklı bir çevrede yaşamalarının sağlanması için idareye başvuruda bulunulması, kural olarak gerçek kişilerin hak ve ödevleri arasındadır. Şehir imar planı ana kararlarını bozucu nitelikte ve kamu yararına aykırı olarak dava konusu plan değişikliği yapıldığı iddiasıyla taşınmazın bulunduğu alanda yapısı olması nedeniyle bu planın iptali istemiyle dava açmakta kişisel, meşrû ve güncel bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varıldığından davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, dava konusu İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, Kayışdağı Mahallesi, 1252 ada, 10 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak 29.09.2021 tarihli, 4527 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılan ve Danıştay Altıncı Dairesinin E:2022/2829 esasına kayıtlı olarak görülen davada, dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, taşınmazın konumu dikkate alındığında, taşınmaza verilen fonksiyonların ulaşım bütünlüğüne olumsuz etkisinin olup olmadığının, yapılan değişikliğin trafik yoğunluğuna ek yük getirip getirmeyeceğinin tespiti amacıyla Naip üye … tarafından resen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. …, Doç. Dr. …, Dr. Öğretim Üyesi …'nun katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu alınmıştır. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ve söz konusu bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek dava konusu uygulama imar planı aşağıda başlıklar halinde incelenmiştir. Bilirkişi raporunda; "Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği plan hazırlık sürecinde yapılması gereken analiz ve sentez çalışmalarına ayrıntılı olarak yer vermektedir. Bu Yönetmeliğe göre ÇDP hazırlanırken 19/2 maddesinde, NİP hazırlanırken 23/3 maddesinde ve UİP hazırlanırken 24/10 maddesinde belirtilen yapılması gereken analiz, etüt ve araştırmaların önemli ölçüde eksik olduğu ve yine aynı Yönetmeliğin 22/3 maddesinde zorunlu kılınan Eşik Analizine yer verilmediği görülmektedir. Üstelik farklı ölçeklerde farklı analizler yapılması gerektiği de açıktır. Stratejik karar geliştirmek üzere yapacağınız analiz yöntem ve kapsamı ile uygulamaya yönelik analizlerin yöntem ve kapsamı çok farklı olacaktır. Bu nedenle heyetimiz; dava konusu planların hazırlanma sürecinde yeterli ve gerekli analizlerin yapılmamış olmasını şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine ve İmar Mevzuatına aykırı bulmaktadır. Heyetimiz; dava konusu planları imzalayan müellifin A grubu yeterlik belgesine haiz olduğunu gösterir belge bulunmaması nedeniyle bu planların Plân Yapımını Yükümlenecek Müelliflerin Yeterliliği Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olmadığı görüşündedir. İptal edilen plan olan 22.02.2011 tt.li 1/1000 ölçekli Kayışdağı ve İnönü Mahallesi Revizyon Uygulama İmar Planı raporuna göre “Planlama alanında eksikliği duyulan donatı tesisleri başında sağlık tesisleri gelmektedir. Bu bölgede kamuya ait sağlık tesisi bulunmamaktadır. (...) Yerleşme alanında resmi olarak kullanıma açılmış herhangi bir sosyo-kültürel tesis bulunmamaktadır. Kayışdağı mahallesinde sosyo-kültürel etkinliklere bağlı olarak oluşturulmuş yardımlaşma dernekleri ve cami dernekleri bulunmaktadır. (...) Bölgede yer alan cami sayısı 7'dir. Bunlardan 2 adedi İnönü Mahallesinde, 5 adedi de Kayışdağı mahallesinde bulunmaktadır. (...) Yerleşme alanında daha önce yapılan imar planlarında birçok yeşil alan ayrılmış olsa da aktif olarak kullanılan yeşil alan, çocuk bahçesi, spor alanı sayıca ve alan olarak son derece yetersizdir. Özellikle İnönü mahallesindeki yeşil alan kullanımı Kayışdağı mahallesine nazaran daha kötü durumdadır” (s. 8-9) denilmektedir. Dava konusu planlarda bu detayda bir sosyal donatı analizi bulunmamaktadır. Bir plan değişikliğin yapılabilmesi için gerekli olan koşulların oluşup oluşmadığının ve yapılan değişikliğin plan bütününü nasıl etkilediğinin değerlendirmesi ancak plan raporunda yapılan açıklamalara göre yapılabilir. Ancak, sunulan plan raporunda belirtilen fonksiyon ve yapılaşma değerlerindeki değişikliğin, meriyetteki plan bölgesi içinde nüfus-donatı dengesizliği yaratıp yaratmadığına yönelik bir değerlendirme bulunmamaktadır. Zaten, plan değişikliklerinde kaldırılan bir donatı alanı için uygun yerde, eşdeğer bir alan ayrılmasına dair esasın da karşılanmamasından plan bütününün değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, dava konusu plan değişikliğine ilişkin analiz ve değerlendirmelerin plan bütününde ele alınmayıp parsel bazında yapıldığı sonucuna varılmaktadır. Buna ilaveten, yoğunluk arttıran bir plan değişikliği yapıldığından teknik altyapı etki değerlendirme raporunun da ayrıca hazırlanması gerekirken, bu raporun hazırlanmadığı görülmektedir. Bütün bu bilgiler ışığında, gerek 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planının gerekse 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planının plan nüfusunun gerektirdiği kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını karşılaması gerekmektedir. Mevzi plan niteliğinde olmalarının değiştirdiği bir durum yoktur; üstelik kentin eskiden beri yapılaşmış alanlarında değil de görece yeni yapılaşmış / yapılaşmakta olan alanlarında yer alıyor olmaları nedeniyle dava konusu planlarda donatı standartlarının daha kolay olması beklenir. Bu değerlendirmeyi yapabilmek için de yaklaşık nüfus değerlerinin belirlenmesi gerekmektedir. 1/1.000 ölçekli UİP'nda 286237,21 m2 büyüklüğündeki dava konusu parselin 155.496,28 m2'si Ticaret-Turizm-Konut Alanı, 12316,42 m2'si Ticaret-Konut Alanı olarak planlanmıştır. Dava konusu plan raporunda plan nüfusuna ilişkin bir bilgi/veri yer almamaktadır. Bu nedenle plan nüfusu heyetimizce hesaplanmıştır. Bu hesaplama yapılırken konutta kişi başına düşen alan 35 m2 olarak kabul edilmiştir (gerek Türkiye, gerekse İstanbul ortalaması bu değer civarındadır). Parseldeki toplam konut yapılaşma hakkının belirlenmesi için de konut alanı işlevine ayrılan parsel alanı ile KAKS değerinin çarpılması gerekmektedir. Öncelikle karma işlevli alanlardaki Konut olarak kullanılacak alanın belirlenmesi gerekmektedir. Dava konusu İmar Planlarının Plan Hükümlerinde; Ticaret-Turizm-Konut Alanında Konut kullanımının toplam Emsalin %90'ını, Ticaret-Konut Alanında da Konut kullanımının toplam Emsalin %80'ini geçemeyeceği yönünde Plan Notları getirilmiştir. Ticaret-Turizm-Konut Alanı 155.496,28 m2, Ticaret-Konut Alanı ise 12316,42 m2 olarak planlanmıştır. Bu durumda; Ticaret-Turizm-Konut Alanının %90'ı: 155496,28 m2 * 0,90 = 139946,65 m2 Ticaret-Konut Alanının %80'i: 12316,42 m2 * 0,80 = 9853,13 m2 olmak üzere toplam:139946,65 m2 + 9853,13 m2 = 149799,78 m2 Konut Alanı olarak uygulanabilecektir. Bu işlevlerin olduğu alanlarda Emsal: 2,07 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak;149799,78 m2 * 2,07 = 310.085,54 m2 toplam konut inşaat hakkı ortaya çıkmaktadır. Plan kararı ile getirilen nüfusun bulunması için toplam konut inşaat hakkının konutta kişi başına düşen alana bölünmesi gerekmektedir. Plan kararına göre parselde; 310,085.54 m2 / 35 m2/kişi < 8860 kişi yaşayacaktır. Sonuçta dava konusu plan ile 1252 ada, 10 parselde 8860 kişinin yaşayacağı konut alanı kararı getirilmiştir. İmar Kanunu ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği hükümlerine göre dava konusu planların 8860 kişi için Yönetmeliğin EK-2 Tablosunda belirtilen kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarına yer ayırması gerekmektedir. Üstelik bu dava konusu parselin çevresinin ihtiyaçlarından bağımsızdır. Yönetmeliğin EK-2 Tablosuna göre Eğitim Tesisleri Alanları için 6,50 m2/ki, Açık ve Yeşil Alanlar için 10 m32/ki, Sağlık Tesisleri Alanları için 1,50 m2/ki, Sosyal ve Kültürel Tesisler Alanları için 0,75 m2/ki, İbadet Yeri için 0,50 m2/ki ve Teknik Altyapı (Yol ve Otopark hariç) için de 1 m2/ki olmak üzere toplam 20,25 m2/ki kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı ayrılması gerekmektedir. Heyetimiz, 6.630,81 m2 büyüklüğündeki dava konusu parsel planlanırken Yönetmelikte belirtilen tüm bu kentsel hizmet alanlarının her birine ayrı ayrı yer verilmesinin mümkün olmadığı, ancak kentsel hizmet alanları (kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanları) toplamının belirlenerek yeşil alan, kreş vb uygun işlevlerle planlanmasının uygun olacağı görüşündedir. Bu durumda dava konusu planların sınırı içinde; 8860 ki x 20,25 m2/ki =179.415 m2 (17,94 ha) kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı ayrılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Buna karşın dava konusu planlar ile Mesleki ve Teknik Öğretim Tesisi Alanı, İlkokul Alanı, Resmi Kurum Alanı, Cami, Millet Bahçesi, Park, Raylı Toplu Taşıma İstasyon Alanı, Genel Otopark Alanı ve Taşıt Yolu olmak üzere toplam 118.424,51 m2 kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı ayrıldığı görülmektedir. Dolayısıyla kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı olarak planlanmış olması gerekenden bu işlevlerde planlanmış olan alan çıkarıldığında; 179.415 m2 - 118.424,51 m2 - 60.990,49 m2'lik kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanının eksik planlandığı görülmektedir. Kaldı ki, Raylı Toplu Taşıma İstasyon Alanı, Genel Otopark Alanı ve Taşıt Yolu olarak ayrılan bir alan olduğundan Yönetmeliğin EK-2 Tablosunda belirtilen kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı hesabına katılmaması gerekmektedir. Mevzuat gereklerinin karşılanmadığını göstermek üzere nicelik açısından yapılan bu değerlendirmeye ilaveten belirlenen fonksiyonlara dair niteliksel bir değerlendirme ayrıca 4.soruda yapılacaktır. Heyetimiz sonuç olarak; dava konusu planların, bu planlarla öngörülen Konut Nüfusu için gerekli kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanının İmar Kanunu ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin zorunlu kıldığı sınırların altında kalması nedeniyle İmar Mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama tekniklerine aykırı olduğu görüşündedir. '' 1/100.000 ölçekli planın Plan Hükümleri içerisinde “8.2. Genel Hükümler” başlığı altında belirtildiği üzere kullanım kararları şematik gösterildiğinden bu plan üzerinde plan ölçeği ile tespit yapmak mümkün değildir. “8.2.2. 1/100.000 ölçekli plan paftasında çizilen çeşitli arazi kullanım ve yerleşme alanlarına ait sınırlar şematik olarak gösterildiğinden; bu plan üzerinden plan ölçeği ile ölçü alınamaz, yer tespiti ve uygulama yapılamaz. Hakim fonksiyonun belirtildiği bu alanların ve bu alanlar içerisinde yer alacak diğer fonksiyonların dağılımları ve bu dağılımların yoğunlukları, sınırları ve detayları alt ölçekli planlarda belirlenecektir.” hükmü yer almaktadır. Dava konusu taşınmaz dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinde, kentsel yerleşik alanda kalmaktadır. Üst planlarda planlama alanının genel işlevi kentsel yerleşik alan/meskun alan olarak belirlenmiştir. Plan uygulama hükümlerine göre “8.1.32. Meskun Alan: Ağırlıklı olarak konut yapılanmalarının yer aldığı alanlardır.” Bu nedenle dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında, dava konusu taşınmazın ticaret-turizm-konut alanı,ticaret-konut alanı, eğitim alanı, kamu hizmet alanı, ibadet alanı, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu olarak planlanması durumlarında üst ölçekli planda öngörülen işlev açısından aykırılık söz konusu olmamaktadır. Dava konusu taşınmaz, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile ticaret-turizm-konut alanı,ticaret-konut alanı, eğitim alanı, kamu hizmet alanı, ibadet alanı, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile ticaret-turizm-konut alanı, ticaret-konut alanı, mesleki ve teknik öğretim tesisi alanı, ilkokul alanı, resmi kurum alanı, cami, millet bahçesi, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, genel otopark alanı ve taşıt yolu olarak planlanmıştır. Eş zamanlı olarak üretilmiş ve onaylanmış olan her iki planın aynı işlevleri getirdiği görülmektedir. 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olarak hazırlanmıştır. Uyuşmazlık konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı plan hükümlerinde: "Ticaret-Turizm-Konut Alanı için İşlevsel Kullanım Kararlarının: Tek başına konut kullanılmamak koşuluyla, iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar ile konut yapılabilir. Bu alanda depolama ve imalat işlevleri yer alamaz. Ticaret-Konut alanında zemin katta konut dışı kullanımlar yer alması durumunda üst kat konut veya ticaret olarak kullanılabilir. Konut kullanımı toplam emsalin %90’ını geçemez. Ticaret-Konut alanında yapılaşma koşulları alt ölçekli imar planlarında belirlenecektir. " düzenlemesine, Uygulama İmar Planında da; “Ticaret-Turizm-Konut alanında; Tek başına konut kullanılmamak koşuluyla, iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar ile konut yapılabilir. Bu alanda depolama ve imalat işlevleri yer alamaz. Ticaret-Konut alanında zemin katta konut dışı kullanımlar yer alması durumunda üst kat konut veya ticaret olarak kullanılabilir. Konut kullanımı toplam emsalin %90’ını geçemez. Ticaret-Turizm-Konut alanında yapılaşma koşulları E=2.07 ve yençok=20 kattır. Planda belirtilen yapı yaklaşma mesafelerine uyulacaktır. Bu alanda sadece ticaret ya da sadece turizm yapılması halinde çekme mesafelerinin içi tamamen kullanılabilir. " düzenlemesine yer verilmiştir. Karma işlev getirilen bu alanlarda ana fonksiyonun Konut olduğu ve 20 kat yüksekliğe izin verildiği görülmektedir. 15.09.2009 onanlı ÇDP ana kararlarının ve her ne kadar yargı kararlarıyla iptal edilmiş olsalar da önceki NİP ve UİP kararlarının göz ardı edilmesi durumunda bu işlevin çevresinden kopuk olmadığı, dava konusu parselin konut olarak işlevlendirilmesine engel oluşturacak bir özelliğinin olmadığı değerlendirilmektedir. Günümüzde park alanlarının yeşil sistemin parçası olarak geliştirilmesi tercih edilmektedir, diğer yandan sistemin parçası olmasa da sağladığı çevre sorunlarına ve kirlilikle ortaya çıkan sağlıksız ortamın azaltılmasına yardımcı olabilmektedir. Bir çok faydası ile yeşil alanların çocuk oyun alanları dışında şehrin her yerine yerleşebileceği düşünülmekte, dolayısıyla dava konusu planlarla getirilen ilgili işlevler de heyetimizce uygun bulunmaktadır. Dava konusu parselin eğitim alanı olarak işlevlendirilmesine engel oluşturacak bir özelliğinin olmadığı değerlendirilmekte; öngörülen işlev heyetimizce uygun bulunmaktadır. Dava konusu parselin resmi kurum alanı olarak işlevlendirilmesine engel oluşturacak bir özelliğinin olmadığı değerlendirilmekte; öngörülen işlev heyetimizce uygun bulunmaktadır. Dava konusu parselin cami olarak işlevlendirilmesine engel oluşturacak bir özelliğinin olmadığı değerlendirilmekte; ancak çevresinde 7 adet cami olması (dava konusu parselin en yakınındaki İmam Hüseyin Camii yaklaşık olarak 160 m mesafededir), buna karşılık ciddi anlamda sağlık tesisi sıkıntısı olması nedenleriyle öngörülen işlev heyetimizce uygun bulunmamaktadır, ancak dava konusu planlarda öngörülen diğer işlevlerin uygun bulunması durumunda 8.860 kişinin barınacağı ilave konut alanı ortaya çıkacağından Cami Alanı işlevinin de uygun olacağı değerlendirilmektedir. Bu işlevle ilgili plan hükmü bulunmamaktadır ve 4287,05 m2 büyüklüğündeki Genel Otopark Alanı heyetimizce uygun bulunmaktadır. Davaya konu alana ilişkin hazırlanan araştırma raporunda yakın çevre ulaşım bağlantılarına ilişkin kısa bir bilgi paylaşılmış, başka bir analiz yapılmamıştır. 20 m'lik yolların Toplayıcı Yol niteliğinde olduğu, dava konusu planlar ile (özellikle Uygulama İmar Planı ile) Erişim Yolu planlanmadığı görülmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere erişim yolları farklı kullanımlara doğrudan erişme imkanı oluşturmakta, yaya ve trafik güvenliğini arttırmaktadır. Bu çerçevede, heyetimiz; Erişim Yollarına yer verilmeyerek 15,5 ha (yaklaşık 20 futbol sahası büyüklüğündeki Ticaret-Turizm-Konut Alanının tek parça olarak planlanmış olması nedeniyle dava konusu planın şehircilik ilkelerine ve planlama tekniklerine uygun olmadığı görüşündedir. 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlardaki fonksiyonlardan da görüldüğü gibi, davaya konu planlama alanına ticaret, turizm, konut gibi yoğunluk arttırıcı fonksiyonlar ve ibadet alanı (bölgede mevcutta 7 adet bulunuyor) eklenmiş, sağlık tesisi alanı (önceki planda bulunan 4 adet tesisten 1’i) ile kültürel tesis alanı tamamen kaldırılmış, eğitim ile ilgili alanlar azaltılmıştır." görüş ve değerlendirilmelerine yer verilmiştir. Dairemizce yapılan değerlendirmede; Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yönünden yukarıda anılan plan hükümleri değerlendirildiğinde ; Planların kademeli birlikteliği ilkesi bakımından yapılan incelemede, Özelleştirme kapsam ve programına alınan uyuşmazlık konusu taşınmazda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, dava konusu imar planları yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu işlemler ile aynı zamanda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında da değişiklik yapılarak taşınmazın "kentsel yerleşik alan" olarak planlandığı, üst planlarda planlama alanının genel işlevinin kentsel yerleşik alan/meskun alan olarak belirlendiği, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine ait plan notlarının “8.1.32. Meskun Alan: Ağırlıklı olarak konut yapılanmalarının yer aldığı alanlardır.” düzenlemesine yer verildiği görülmüştür. Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı plan notları ile planlama ilke ve esasları çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ölçeği göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesi mümkün olmayacağı, bu planda gösterilemeyen kullanımların alt ölçekli imar planlarında yer alabileceği, üst ölçekli planlarda yer verilemeyen ayrıntıların ya da teknik olarak gösterimi imkansız fonksiyonların alt ölçekli planlarda yer almasının üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında şematik veya sembol olarak gösterilen kullanımlara ilişkin yer seçimlerinin ilgili kurumların görüşleri doğrultusunda alt ölçekli planlarda kesinleştirileceği, dolayısıyla 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile ''kentsel yerleşik alanı' olarak belirlenen bir alanda alt ölçekli dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile fonksiyon belirlemesi yapılmasının, taşınmaza ''kentsel yerleşik alan'' kullanımı içerisinde yer alabilecek "ticaret-turizm-konut alanı- ticaret-konut alanı - eğitim alanı - kamu hizmet alanı, ibadet alanı - millet bahçesi - park- raylı toplu taşıma istasyon alanı - genel otopark alanı ve yol " fonksiyonlarının getirilmesinin üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı, parsel bazlı olarak yapılan dava konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında bölgesel nitelikteki büyük bir alan için belirlenen koruma-kullanma dengesini ve ana plan stratejisini bozacak nitelikte olmadığı, üst ölçekli planla belirlenen fonksiyona uygun olduğu, planlar arasında kademeli birlikteliğinin sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Çevre ve imar bütünlüğüne, sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının standardına ve dengesine etkileri ve plan notları bakımından yapılan incelenmede, 1/5000 ölçekli nazım imar planı plan notlarında: "Ticaret-Turizm-Konut Alanı için İşlevsel Kullanım Kararlarının: Tek başına konut kullanılmamak koşuluyla, iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar ile konut yapılabilir. Bu alanda depolama ve imalat işlevleri yer alamaz. Ticaret-Konut alanında zemin katta konut dışı kullanımlar yer alması durumunda üst kat konut veya ticaret olarak kullanılabilir. Konut kullanımı toplam emsalin %90’ını geçemez. Ticaret-Konut alanında yapılaşma koşulları alt ölçekli imar planlarında belirlenecektir. " düzenlemesine, Uyuşmazlık konusu Uygulama İmar Planında da; “Ticaret-Turizm-Konut alanında; Tek başına konut kullanılmamak koşuluyla, iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar ile konut yapılabilir. Bu alanda depolama ve imalat işlevleri yer alamaz. Ticaret-Konut alanında zemin katta konut dışı kullanımlar yer alması durumunda üst kat konut veya ticaret olarak kullanılabilir. Konut kullanımı toplam emsalin %90’ını geçemez. Ticaret-Turizm-Konut alanında yapılaşma koşulları E=2.07 ve yençok=20 kattır. Planda belirtilen yapı yaklaşma mesafelerine uyulacaktır. Bu alanda sadece ticaret ya da sadece turizm yapılması halinde çekme mesafelerinin içi tamamen kullanılabilir. " düzenlemesine yer verilmiştir. Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüşler alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla birlikte, bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "İmar planı ilkeleri" başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrasında, "İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır. " kuralına, "Uygulama İmar Planı" "başlıklı 24. maddesinin 9. fıkrasında, "Nazım imar planlarında karma kullanım olarak belirlenen fonksiyonların, uygulama imar planlarında ayrıştırılması esastır." kuralına yer verilmiştir. Planlama alanı içerisinde barınma ihtiyacının karşılandığı ve günün her saati işlevini dinamik olarak muhafaza eden karma kullanım kararları içerisinde her bir kullanım kararının kapsayacağı alan ve emsal oranının henüz planlama aşamasında belirlenmesi zorunludur. Zira belirlenen kullanıma göre ihtiyaç duyulan sosyal ve teknik altyapı alanlarının miktarı ve konumunun belirlenmesi, ancak bu suretle mümkün olabilmektedir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 24. maddesinin 9.fıkrası uyarınca karma kullanım olarak belirlenen fonksiyonların nazım imar planında ayrıştırılması zorunluluğu bulunmamakla birlikte uygulamaya esas olan imar planı olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında karma kullanım olarak belirlerlenen fonksiyonların ayrıştırılması zorunludur. Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, karma kullanım alanlarında konut, ticaret ve turizm alanlarının belirsiz bırakıldığı görülmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere 1/1000 ölçekli uygulama imar planında konut, ticaret ve turizm alanları gibi karma kullanım alanlarında kullanımların netleştirilmesi gerekte olup netleştirmenin proje aşamasına bırakılmasının uygulamada belirsizlik oluşturacağı açıktır. Dosyada bulunan plan açıklama raporu incelendiğinde, TİCARET+TURİZM+KONUT ALANI yüzölçümünün 155.496,28 m2 olduğu ve toplam alanın %54,32 'sine tekabül ettiği, buna karşın plan notlarına göre, "konut kullanımı toplam emsalin %90'ını geçemez." kuralı getirilerek toplam emsal oranının oldukça yüksek bir rakam olan %90'na kadar bir oranda konut konut yapımına izin verilerek, planların toplam karma kullanım alanı içerisindeki kullanım alanının belirsiz bırakıldığı, neredeyse tamamına yakın bir oranda konut kullanımına izin verildiği, bu halde çok yüksek bir nüfus yoğunluğuna yol açma ihtimali taşıdığı, bu husustaki belirsizliğin planın uygulanması aşamasında giderilmesinin konut yoğunluğunun sosyal donatı alanına etkisi göz önünde tutulduğunda sosyal donatı dengesinin bozulmasına yol açacağı, planın işlevselliği açısından alanda yaşayacak nüfusun ne kadar olacağı ve bu nüfus için ne kadar sosyal donatı alanı ayrılması gerektiği ve bu nüfusun getireceği ulaşım ve trafik yükü ile etkilerinin planlama aşamasında daha belirli olması gerektiği açıktır. Bu durumda 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile uyuşmazlık konusu taşınmaza ticaret-turizm-konut olmak üzere karma kullanım kararları getirilmesi halinde bu kullanımların, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin " İmar planı ilkeleri" başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrası ile 24. maddesinin, 9. fıkrası ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği 19. maddesi, 1. fıkrası, (ğ) bendindeki hükümlere uygun şekilde karma kullanım oranları ayrıştırılarak, açık ve net biçimde tanımlanması gerekmektedir. Davalı idarece planlama alanının yaklaşık %45,58 'inin sosyal donatı alanı olarak planlandığı belirtilmekte ise de, kalıcı nüfusun miktarı belli olmadığından tam bir nüfus hesabı yapılamadığı donatı ihtiyacının sadece yeni planlanan alanın ihtiyacı olan ek nüfus için gerekli olan alan ile sınırlı olmadığı, bu nedenle sosyal donatı açısından çevre bütünlüğünde dengenin aleyhe olarak bozulabileceği görülmektedir. Bu durumda, nazım imar planı ve dava konusu uygulama imar planının birbirinin kopyası biçiminde hazırlanmasının mevzuatta öngörülen plan yapım yöntem ve tekniklerine uygun olmadığı, uyuşmazlık konusu alana, ticaret-konut ve ticaret-turizm-konut olmak üzere karma kullanım kararları getirilirken oldukça yüksek ve belirsiz oranda (%90) konut kullanımına izin verildiğinden yerleşik nüfusun belirli olmaması nedeniyle ihtiyaç olan sosyal donatı alanı miktarının hesaplanmasını dava konusu imar planı ile olanaksız kıldığı, uygulama imar planında kullanım kararlarının somutlaştırılması gerekirken yapılmayıp ve hatta sosyal donatı hesabı yapılmasını engelleyecek nitelikte ucu açık emsal kullanımı düzenlemesinde ve plan açıklama raporunda imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu işlemin İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra, fazladan yatırılan …TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.