10. Hukuk Dairesi 2012/22562 E. , 2012/26270 K. "İçtihat Metni" ... adına Av. ... ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı adına Av. ... arasındaki dava hakkında Zonguldak (3.) İş Mahkemesi’nden verilen 11.04.2012 gün ve 320/172 sayılı hükmün, Dairemizin 12.07.2012 tarih ve 10667/13830 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş olup, davalı Kurum vekili tarafından bu kez maddi hataya dayalı onama kararının düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 1-) Hak sahibi k
**10. Hukuk Dairesi 2012/22562 E. , 2012/26270 K.** **"İçtihat Metni"** ... adına Av. ... ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı adına Av. ... arasındaki dava hakkında Zonguldak (3.) İş Mahkemesi’nden verilen 11.04.2012 gün ve 320/172 sayılı hükmün, Dairemizin 12.07.2012 tarih ve 10667/13830 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş olup, davalı Kurum vekili tarafından bu kez maddi hataya dayalı onama kararının düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 1-) Hak sahibi konumunda yer alan davacıya bağlanan ölüm aylığının kesilmesi yönündeki davalı Kurum işleminin iptali istemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 56. Maddesi gereğince açılan davada verilen hükmün Dairemizce temyiz incelemesi yapılırken, davacının bir süre birlikte yaşadığı ... adlı kişinin, davacının boşandığı ilk eşi olduğu yönündeki olgu, maddi yanılgıya dayalı olarak göz ardı edilip, dolayısıyla davacı anılan madde hükmü kapsamında değerlendirilmeyerek, sonuç itibarıyla hükmün usul ve yasaya uygun bulunarak onandığı belirgin olmakla, Dairemizin maddi hataya dayalı 12.07.2012 gün ve 10667/13830 sayılı ilamının ortadan kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır. 2-) Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazları yönünden; ... adlı ilk eşinden 17.06.2003 tarihinde kesinleşen kararla boşanan davacının, 21.05.2004 günü... ile evlendiği, anılan evliliği de 16.07.2004 kesinleşme tarihli boşanma kararı ile sona eren davacıya 2002 yılında yaşamını yitiren sigortalı babası üzerinden 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla ölüm aylığı bağlandığı, boşandığı ilk eşi ... ile fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı Kurumca 2010 yılının Şubat ayında gerçekleştirilen işlemle 01.10.2008 tarihi itibarıyla aylığı kesilen davacıya, 23.10.2008 – 22.02.2010 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlarda yer almamakla birlikte ilk kez 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlığını taşıyan 56. maddesinin ikinci (son) fıkrasında düzenlenen davanın yasal dayanağı niteliğindeki norm 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş, fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki, inceleme konusu hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvurunun, Anayasa Mahkemesi'nin 15.12.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 28.04.2011 gün ve 2009/86 Esas – 2011/70 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, dolayısıyla iptal edilmeyen fıkranın yürürlükte olduğu belirgindir. Fıkra, oldukça sade biçimde kaleme alınmış, madde başlığında “bağlanmayacak” sözcüğüne yer verildikten sonra fıkra metninde “bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir” ibareleri kullanılmış, böylelikle, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir/aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir/aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Fıkrada yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibarelerine yer verilerek uygulama alanı geniş tutulmuş, böylelikle, boşanma tarihi itibarıyla gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Gelirin/aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme/başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir/aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun/yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmeli, kuşkusuz, hak sahibine, eylemli birlikteliğin sona erdiği tarihten itibaren, diğer koşulların da varlığı durumunda gelir/aylık bağlanabileceği kabul edilmelidir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davacı ile boşandığı ilk eşinin yerleşim yerlerini, nakil hareket ve tarihleriyle birlikte gösterir belgeler, Sosyal Güvenlik Kontrol Memurluğu’nca yapılan araştırmada ortaya çıkan bulgular ve sonrasında düzenlenen rapor, Jandarma Komutanlığı görevlilerince yapılan araştırma sonunda hazırlanan 06.12.2011 tarihli tutanak içeriği, yargılama aşamasında mahkemece dinlenen tanıkların anlatımları ve tüm dosya kapsamı karşısında, ilgililerin 2009 yılının Aralık ayında fiili birlikteliklerini sona erdirdikleri kanıtlanmış olmakla, anılan tarih ve diğer tahsis şartları dikkate alınmak suretiyle elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu istemin aynen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : 1-) Davalı Kurum vekilinin isteminin kabulü ile Dairemizin maddi hataya dayalı 12.07.2012 gün ve 10667/13830 sayılı onama kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-) Temyiz edilen 11.04.2012 gün ve 320/172 sayılı hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.