1. Hukuk Dairesi 2011/3698 E. , 2011/5389 K. "" MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanın mal kaçırmak amacıyla 1 ve 2 nolu bağımsız bölümleri satış yoluyla kızları davalılara temlik ettiğini, satışların gerçek olmadığını ileri sürerek muvazaa nedeniyle yasal miras payının kendisine teslimine karar verilmesini istemiştir. Davalı S..., dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, alım gü…
**1. Hukuk Dairesi 2011/3698 E. , 2011/5389 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanın mal kaçırmak amacıyla 1 ve 2 nolu bağımsız bölümleri satış yoluyla kızları davalılara temlik ettiğini, satışların gerçek olmadığını ileri sürerek muvazaa nedeniyle yasal miras payının kendisine teslimine karar verilmesini istemiştir. Davalı S..., dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, alım gücünün bulunduğunu, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı M..., dava konusu taşınmazlarda davacının miras payı olduğunu kabul ettiğini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazlarda davacının da miras payı olduğu, davalı Mine’nin bu yöndeki kabul beyanının kendisini bağlayacağı, diğer davalı bakımından da güçlü delil mahiyetinde olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı S... Tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; miras bırakan K... M...’in 23.01.1996 tarihli akitle 1 nolu meskeni kızı davalı M...’ye, 05.09.2005 tarihli akitle 2 nolu meskeni kızı davalı S...’e satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır. İddianın ileri sürülüş biçimi ve içeriğinden davacının anılan temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu ileri sürüp miras payı oranında iptal ve tescil isteğinde bulunarak eldeki davayı açtığı, davalıların ise miras bırakanın davacıya da taşınmaz devri yaptığını savundukları görülmektedir. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.