21. Hukuk Dairesi 2014/19687 E. , 2014/23964 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul 19. İş Mahkemesi TARİHİ : 10/07/2014 NUMARASI : 2014/147-2014/371 Davacı, yaşlılık aylığının faizsiz olarak geç ödenmesinden dolayı 01/12/2008 tarihinden itibaren her ay ödenmesi gereken yaşlılık aylıklarına ayrı ayrı yasal faiz alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekilince…
**21. Hukuk Dairesi 2014/19687 E. , 2014/23964 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 19. İş Mahkemesi TARİHİ : 10/07/2014 NUMARASI : 2014/147-2014/371 Davacı, yaşlılık aylığının faizsiz olarak geç ödenmesinden dolayı 01/12/2008 tarihinden itibaren her ay ödenmesi gereken yaşlılık aylıklarına ayrı ayrı yasal faiz alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R Dava, geç ödenen aylıkların yasal faizinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın hukuki yarar bulunmadığından reddine karar verilmiştir. Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya, kısmi dava denir. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu ve istem bölümünde “fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” demesi, kural olarak yeterlidir(Yargıtay HGK 17.10.2012 gün ve 2012/9-838-715 sayılı ilamı; Pekcanıtez H./Atalay M./Özekes M.; Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s. 320; Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası, s.286). 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda açıkça kısmi dava düzenlenmediği halde, söz konusu Kanunun yürürlükte olduğu dönemde de kısmi dava açılması mümkün bulunmaktaydı. Çünkü, alacak hakkının bir bölümünün dava edilip geriye kalan kısmının ikinci bir dava ile istenmesini engelleyen bir hüküm bulunmamaktaydı. Kısmi dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 109. maddesinde ise, ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında; talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği; İkinci fıkrasında ise; talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı belirtilmiştir.