Başvuru, eksik ve hatalı inceleme yapılması, kesin delil niteliği olan bazı delillerin değerlendirme dışı bırakılması sonucu gerekçesiz şekilde karar verilmesi, kararın 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 18. maddesi gereği on günlük süre içinde verilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; eksik ve hatalı inceleme yapılması, kesin delil niteliği olan bazı delillerin değerlendirme dışı bırakılması sonucu gerekçesiz şekilde karar verilmesi, kararın 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun maddesi gereği on günlük süre içinde verilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 3/4/2013 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 20/2/2015 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 25/3/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun annesi 29/7/2010 tarihinde İstanbul İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı şikâyet davasında, İstanbul İcra Müdürlüğünün takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılan E.2004/8172 sayılı dosyasında, anılan dosyayı takip yetkisi bulunmayan, dosyanın tarafı da olmayan, buna rağmen sahte ve geçersiz yetki belgesi düzenleyerek başka avukatlara yetki veren Avukat N.B. tarafından 4/5/2006 tarihinde sahte yenileme işlemi yapıldığını ve dosyanın aynı İcra Müdürlüğünün E.2006/7790 sayılı takip sırasını alarak yeniden işleme konulduğunu belirtmiş; hukuka aykırı biçimde oluştuğunu ileri sürdüğü bu durumdan dolayı E.2006/790 sayılı dosyada yapılan tüm işlemlerin şikâyet yoluyla iptali ile eski hâle iadesini istemiştir. Başvurucu, annesinin 14/3/2011 tarihinde vefat etmesi üzerine diğer mirasçılar ile birlikte davayı devam ettirmiştir. Yargılama sonunda İstanbul İcra Hukuk Mahkemesi duruşma açmaksızın dosya üzerinde yaptığı inceleme neticesinde 30/12/2011 tarihli ve E.2010/2133, K.2011/1728 sayılı kararı ile şikâyet dilekçesinde başvurucunun murisi olan davacının "29/1/2007 tarihindeki infaz işlemlerinde usulsüzlük yok diyerek iddialarımızı reddeden İstanbul İcra Hakimi H.N.A. aleyhine sahte yetki belgesinin varlığı ile Av. N.B.’nin sahte yenileme dilekçesi hakkında araştırma yapmamasından dolayı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ne 26/3/2010 tarihinde şikayette bulunulmuştur.'' beyanının yer aldığını, bu açık beyan ile davacının 4/5/2006 tarihli yenileme işlemine en geç 26/3/2010 tarihli şikâyet ile vâkıf olduğunun kabulü gerektiğini, bu durumda ise davacının 29/7/2010 tarihi itibarıyla İcra Müdürlüğü işlemini şikâyet için 2004 sayılı Kanun’da düzenlenen 7 günlük hak düşürücü süreyi geçirdiğini, ayrıca görülen dava ile İstanbul İcra Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılan E.2007/143 sayılı dava dosyasındaki şikâyetin aynı konuya ilişkin olduğunu ve anılan Mahkemenin kararı ile 29/1/2007 tarihli infaz işleminde bir usulsüzlük bulunmadığının saptandığını belirterek şikâyetin reddine hükmetmiştir. Temyiz incelemesi sonucu anılan karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 12/10/2012 tarihli ve E.2012/9174, K.2012/9121 sayılı ilamı ile onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 15/2/2013 tarihli ve E.2012/13800, K.2013/1578 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Başvurucu 25/3/2013 tarihinde kararı öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 3/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." 2004 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflâs dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. …” 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun maddesi şöyledir: “İcra mahkemesine arzedilen hususlarda basit yargılama usulü uygulanır. Şu kadar ki, talep ve cevaplar dilekçe ile olabileceği gibi icra mahkemesine ifade zaptettirmek suretiyle de olur Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikâyet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir. Duruşma yapılmayan işlerde icra mahkemesi, işin kendisine geldiği tarihten itibaren en geç on gün içinde kararını verir. Duruşmalar, ancak zorunluluk hâlinde ve otuz günü geçmemek üzere ertelenebilir.”