Başvuru, kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının, hukuka aykırı olarak idari gözetim altında tutma nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının, hukuka aykırı olarak idari gözetim altında tutma nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/6/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) maddesi uyarınca sınır dışı işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Komisyonca yaşamının ya da maddi veya manevi bütünlüğünün ciddi bir tehlike altında olduğunun anlaşılamadığı değerlendirilerek başvurucunun tedbir talebi incelenmek üzere Bölüme gönderilmemiştir. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili kurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1972 doğumlu olup Irak Cumhuriyeti vatandaşıdır. Başvurucu 2016 yılı sonlarında Türkiye'ye yasal olmayan yollardan giriş yapmıştır. Başvurucu, DAEŞ terör örgütüne üye olma suçlamasıyla bir süre tutuklu kalmış; sonrasında adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Başvurucu hakkında Kilis Valiliğinin 10/3/2017 tarihli kararıyla 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) ve (d) bentleri uyarınca sınır dışı etme ve idari gözetim altına alma kararları tesis edilmiştir. Sınır dışı etme kararı, başvurucuya 10/3/2017 tarihinde hem Türkçe hem de kendi dilinde (Arapça) tebliğ edilmiştir. Başvurucunun imzasını taşıyan söz konusu evrakta sınır dışı etme kararına ilişkin itiraz süresi, yolları ve hukuki yardım imkânı açıklanmıştır. Bunun yanında Türkçe tebliğ belgesinde bir tercümanın da imzası yer almaktadır. Sınır dışı etme kararının iptali için 11/4/2017 tarihinde Gaziantep İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açılmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde özetle sınır dışı etme kararına ilişkin tebliğ işlemlerinin hukuka aykırı olduğunu, okuma yazma bilmediğini bu nedenle 20/3/2017 tarihinde yapılmak istenen tebligata imza atmayarak imtina ettiğini, yakınlarının haber vermesi üzerine sınır dışı kararından 4/4/2017 tarihinde haberdar olduğunu, ayrıca ülkesine geri gönderildiği takdirde DAEŞ'in hedefi hâline geleceği için hayatının tehlikede olacağını belirtmiştir. Davalı idare 26/5/2017 tarihinde başvurucuya yapılan 10/3/2017 tarihli tebligatın bir örneğini (bkz. § 10) İdare Mahkemesine sunmuştur. İdare Mahkemesinin 1/6/2017 tarihli kararıyla başvurucunun açtığı dava kesin olarak reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "... davacı hakkında alınan dava konusu sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğ edildiği 2017 tarihinden itibaren en geç 15 (onbeş) gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-e ve 15/1-b maddeleri uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine..." İdare Mahkemesinin kararı başvurucuya 21/6/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, idari gözetim altında tutulduğu geri gönderme merkezinden 2017 Kasım'ında serbest bırakıldığını beyan etmiştir. İlgili hukuk için bkz. Yusuf Ahmed Abdelazim Elsayad, B. No: 2016/5604, 24/5/2018, §§ 37,