(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/21221 E. , 2013/23805 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA : Davacı, yıllık izin, fazla mesai ve ulusal bayram genel tatili ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı ve davalı ... avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşü…
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/21221 E. , 2013/23805 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA : Davacı, yıllık izin, fazla mesai ve ulusal bayram genel tatili ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı ve davalı ... avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının ... nezdinde çalışmakta iken, 6111 sayılı Kanunun 166. maddesi kapsamında başka kuruma tayin edildiğini, davacının ataması yapılırken bir kısım yıllık izin hakkının kullandırılmadığını ve yıllık izin alacağının ödenmediğini, ancak atandığı kurumda da yıllık izinleri kullandırılmadığı gibi yıllık izin ücretlerinin de ödenmediğini, davacının kullanmadığı yıllık izinlerinin mevcut olduğunu, yıllık izin ücretlerinden davalı belediyenin sorumlu olduğunu belirterek, yıllık ücretli izin alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, devir nedeni ile davalının izinden sorumlu olmadığını, fazla mesai ve tatil çalışmaları olmadığını davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 19.11.2012 tarih 2012/32302 esas 2012/38258 karar sayılı kararı ile “ Davalı ... başkanlığında istihdam fazlası olarak belirlenen ve komisyon kararı ile ...'na ... sözleşmesi devredilen davacı işçi nakil kararı sonrası devreden kurumda işe başladığından devir tarihinde ortada fesih bulunmadığı devreden davalı ... başkanlığının doğmamış ve muaccel olmayan yıllık ücretli izinden sorumlu tutulamayacağı, dava dilekçesinin devralan işverene tebliğ edilmesi gerektiği ve taraf sıfatı olmayan davalı hakkında hüküm kurulması hatalı olduğu, kabule göre ise, yıllık ücretli izin ücretinin net ödenen miktar üzerinden ve davacı son yıllarda izin kullanmadığını belirtmesine rağmen, talep dışına çıkılarak tüm süre içinde kullanmadığı izinler karşılığı ücret hesaplanmasının isabetsiz bulunduğu, davalı işyerinde itfaiye elemanı olarak 24 saat çalışma ve 48 saat dinlenme esasına göre çalışan, davacının bu çalışma şekline göre ulusal bayram ve genel tatil günlerine denk gelen nöbetinin olacağı hüküm altına alınan fazla mesai ücret alacağına en yüksek banka mevduat faizi yerine kanuni faiz yürütülmeyeceği gerekçeleri ile karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve dava dışı ... davaya dahil edilmiştir. Bozma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda dava konusu tüm talepler yönünden ... aleyhine açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiş, yıllık izin ücret alacağı ortada fesih işlemi olmadığından reddedilmiş ve fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacaklarının dahili davalı ... Bakanlığından tahsili yönünde hüküm kurulmuştur. Temyiz: Karar süresi içerisinde davacı ve davalı ... vekillerince temyiz edilmiştir. Gerekçe: Dosya içeriğine göre davacının 6111 sayılı Kanun'un 166. maddesi gereğince Milli Eğitim Müdürlüğüne atanmasına karar verildiği ve Milli Eğitim Müdürlüğüne atandığına ilişkin yazının davacıya 30.09.2011 tarihinde tebliğ edildiği davacının davalı ... Müdürlüğü'nde çalışmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. 6111 sayılı Yasanın 166/6. maddesinin “(6) Devredilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal hakları; toplu ... sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir işleminden önce tabi oldukları toplu ... sözleşmesi hükümlerine göre, toplu ... sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2010 yılı Kasım ayında geçerli olan bireysel ... sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir. Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır.” şeklindeki hükmü uyarınca devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken kıdem tazminatı dışındaki borçlardan devralan kurum değil devreden kurum sorumludur" denilmektedir. ... sözleşmesinin devri kendine özgü üçlü bir ilişki olup devreden işverenin, devralan işverenin ve de işçinin rızasının uyuşması sonucu ortaya çıkmaktadır. Devir işleminin gerçekleşmesinden itibaren ... ilişkisi sadece devralan işverenle işçi arasında devam eder. Yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi ancak ... sözleşmesinin sona ermesinden sonra ortaya çıkacağından, sözleşme devri düzenlemesinin esas amacı olan feshin son çare olması ilkesi ışığında sözleşmenin devamını sağlamayı amaçladığından dolayı sözleşmenin devrini kabul ettiğimizde sözleşmenin sürdüğünden bahisle yıllık ücretli izin hakkının alacak hakkına dönüşmesi ve de devreden işverenin sorumluluk durumunun ortadan kalkmasından dolayı devreden işverenin yıllık ücretli izin alacağından sorumluluğu söz konusu olamayacaktır. 6111 sayılı Yasanın 166/6. maddesi uyarınca ... sözleşmesinin devri halinde devreden işverenle devralan işverenin sorumluluğu açısından devreden işveren devir tarihine kadar ki kendi ... yerinde geçen çalışma süresi ve de son ödediği ücret ile sınırlı olarak işçilik alacaklarından sorumlu olur. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacının temyiz itirazları yönünden; Davacının ... sözleşmesinin 6111 sayılı Kanun gereğince ...'na devredildiği dava konusu fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günleri ücret alacağı talepleri yönünden davalı tarafların kendi dönemleri ile sorumlu olduğu gözönüne alındığında ... aleyhine açılan davanın husumetten reddi hatalıdır. 3-Davalının temyiz itirazları yönünden; a)Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve genel tatil alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Fazla çalışma ve genel tatil çalışması yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışma ve genel tatil çalışmasının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışma ve genel tatil çalışmasının bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesce bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Fazla çalışma ve genel tatil çalışmasının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır . Ancak, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışmalarının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Somut olayda; davacı, davalı işveren işyerinde itfaiye elemanı olarak çalıştığı dönemde fazla çalışma, gece çalışması ve ulusal bayram genel tatil çalışması yaptığını iddia ederek bu dönem için anılan alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. Mahkemece, davacının 24 saat çalışıp 48 saat dinlenme usulüne göre çalışması nedeni ile 24 saat çalışılan günler için Yargıtay uygulamalarına uygun olarak günde 3 saat fazla çalışma hesaplanması ve genel tatillerin de 1/3'ünde çalıştığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, dosyada bulunan ve davacının belli bir tarihte itfaiye elemanı olarak görevlendirildiğine ilişkin yazı üzerine, bu tarihten dava tarihine kadar olan dönem için fazla çalışma ve genel tatil alacağı hesaplanmış ise de, davacının görevlendirme yapıldıktan dava tarihine kadar aynı işte çalışıp çalışmadığı dosya kapsamı ile denetlenememektedir. Ayrıca, dosyada davacının itfaiye elemanı olarak çalıştığı tüm döneme ilişkin nöbet defteri bulunmamakla birlikte kayıt olmayan dönemde de aynı şekilde çalıştığının kabulü ile hesaplanan alacaklardan hakkaniyet indirimi yapılmaması da yerinde değildir. Mahkemece yapılacak ...; davacı itfaiye elemanı olarak çalıştığı dönem için talepte bulunduğuna göre, davalı Belediyeden davacının hangi tarihler arasında ve ne kadar süre ile itfaiye elemanı olarak çalıştığının sorulması, davacının itfaiye elemanı olarak çalıştığı sürenin tespitinden sonra, bu döneme ilişkin tüm nöbet defterlerinin celp edilmesi, kayıt olan dönem için şimdiki gibi takdiri indirim yapılmaması, ancak kayıt olmayan dönemden dosya içeriğine uygun bir takdiri indirim yapılmasından ibarettir. Bu yönler gözetilmeden yanılgılı bilirkişi raporuna dayanılarak sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. b) Dosya içeriğine göre davacı tarafça fazla çalışma ücret alacağı yönünden dava 28.03.2012 tarihinde ıslah edilmiştir. Bilirkişi ek raporlarının alınmasından sonra 25.05.2012 tarihli dilekçe ile fazla çalışma ücret alacağı talebinin ikinci defa ıslah edildiği görülmektedir. Mahkemece ikinci ıslah ile arttırılan miktarlar üzerinden hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176/2. maddesi uyarınca aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceğinden, fazla çalışma ücret alacağının ikinci ıslah ile artırılan miktarlar üzerinden hüküm altına alınması hatalıdır. SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.