10. Hukuk Dairesi 2025/13339 E. , 2026/2106 K. "" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/771 E., 2025/1152 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/302 E., 2024/62 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından ha…
10. Hukuk Dairesi 2025/13339 E. , 2026/2106 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/771 E., 2025/1152 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/302 E., 2024/62 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 21.05.2020 tarihinde davalı şirkette çalışırken sağ gözüne paletten ağaç kıymığı - parçası sıçraması suretiyle gerçekleşen ve görme kaybına yol açan olayın iş kazası olduğunu ve iş göremezlik oranının tespitine karar verilmesini talep etmiş, 22.02.2024 tarihli celsede Mahkemece iş göremezlik oranının tespiti yönünden davanın tefrik edilmesine karar verilmiştir. II. CEVAP 1-Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; olayın iş kazası olmadığına yönelik SGK incelemesinin yerinde olduğunu, Bursa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/105 E. sayılı dava dosyasında verilen mahkumiyet kararının işbu dava için bağlayıcılığı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2- Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 21.05.2020 tarihinde davalı şirkette geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine, iş göremezlik oranının tespiti yönünden davanın tefriki ile yeni esasa kaydına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1- Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu olayın iş kazası olmadığını, Bursa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/105 E. sayılı dava dosyasında verilen mahkumiyet kararının işbu dava için bağlayıcılığı bulunmadığını, olayın meydana gelmesinde davalı şirketin kusuru da olmadığını, davanın reddi gerektiğini beyan etmektedir. 2- Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının, olayın meydana geldiği tarihte sürekli ve fiili sigortalı olarak adlandırabilecek çalışmaları bulunmadığını, olayın iş kazası olduğunu gösterir somut bilgi ve belge de bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının yaralanması ile sonuçlanan 21.05.2020 tarihli olayın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üyeler ... ve ...'nın muhalefetine karşı, Başkan Vekili ... ile Üyeler ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 25.02.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dava iş kazası tespiti davası olup; ilk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne dair verilen kararın Dairemiz sayın çoğunluğu tarafından onanmasına karar verilmiş ise de aşağıda belirtilen gerekçelerle çoğunluk onama görüşüne katılınmamıştır. İnceleme konusu davada, davacının davalıya ait iş yerinde geçirdiği kazanın iş kazası sayılmasına gerektiği talep edilmiş olup; davacının Suriye vatandaşı olduğu ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında ülkemizde bulunduğu açık olup; Türk vatandaşı değildir. Yabancıların Türkiye'de çalışma usul ve esasları önceden 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkındaki Kanuna göre düzenlenmiş iken bu kanun 28.07.2016 tarihli 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Mülga 4817 sayılı kanunun amaç başlıklı 1. Maddesinde kanunun amacının;"... yabancıların Türkiye'deki çalışmalarını izne bağlamak ve bu yabancılara verilecek çalışma izinleri ile ilgili esasları belirlemek" olduğu belirtilmiştir. Aynı kanunun kapsam başlıklı 2. Maddesinde ; ".... Türkiye'de bağımlı ve bağımsız olarak çalışan yabancıları , bir işveren yanında meslek eğitimi gören yabancıları ve yabancı çalıştıran gerçek ve tüzel kişileri" kapsadığı belirlenmiştir. İzin alma yükümlülüğü ve izin verme yetkisi başlıklı 4. Maddesinde; "Türkiye'nin taraf olduğu ikili yada çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe yabancıların Türkiye’de bağımlı ya da bağımsız çalışmaya başlamadan önce izin almaları gerektiği" ifade edilmiştir. 4817 sayılı Yasayı yürürlükten kaldıran ve 4817 sayılı yasa gibi yabancıların Türkiye'de çalışma izni usul ve esaslarını düzenleyen 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanununun 6/2. Maddesinde "Bu kanun kapsamında yer alan yabancıların çalışma izni olmaksızın Türkiye'de çalışmaları veya çalıştırılmalarının yasak" olduğu düzenlenmiştir. Sosyal güvenlik kamu düzeniyle ilgilidir. Kimlerin sosyal güvenlik hakkından yararlanacağı devletlerin yasalarla ve uluslararası sözleşmelerle kendi milli çıkarları doğrultusunda belirlenir. 1932 yılında yürürlüğe giren 2007 sayılı Türkiye’de Türk Vatandaşlarına Tahsis Edilen Sanat ve Hizmetler Hakkında Kanun gereğince bazı mesleklerin yabancılar tarafından icra edilmelerinin yasaklanması da bu kapsamda yapılan yasal düzenlemelerdendir. Davacı Suriye’den ülkemize sığınmıştır. 6458 sayılı Kanunun 91. maddesinde “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir. (2) Bu kişilerin Türkiye’ye kabulü, Türkiye’de kalışı, hak ve yükümlülükleri, Türkiye’den çıkışlarında yapılacak işlemler, kitlesel hareketlere karşı alınacak tedbirlerle ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar arasındaki iş birliği ve koordinasyon, merkez ve taşrada görev alacak kurum ve kuruluşların görev ve yetkilerinin belirlenmesi, Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir” hükmü gereğince sığınmacılarla ilgili olarak çıkarılan Geçici Koruma Yönetmeliğinin “İş piyasasına erişim hizmetleri” başlıklı 29.maddesinde “Geçici korunanların çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlığın görüşü alınarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca belirlenir. Geçici koruma kimlik belgesine sahip olanlar, Cumhurbaşkanınca belirlenecek sektörlerde, iş kollarında ve coğrafi alanlarda (il, ilçe veya köylerde) çalışma izni almak için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına başvurabilecekleri” düzenlenmiştir. Sosyal güvenlik sistemini doğrudan etkileyen bu durum karşısında sigortalı sayılacak yabancıların yasal bir çalışmalarının bulunması gerekir. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca, yabancının bir işveren yanında çalışabilmesi için, ilgili makamlardan, somut olayda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından çalışma izninin alınmış olması gerekir. Bu nedenle davacının Türkiye'de çalışma izninin bulunup bulunmadığı araştırılarak 5510 sayılı Kanun kapsamanda sigortalı olma hakkı olup olmadığı belirlenerek, bu hakkı varsa geçirmiş olduğu kazanın iş kazası sayılması gerekmektedir. Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığı açık olduğundan verilen karar hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan çoğunluğun onama gerekçesine katılmıyoruz.