(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/1482 E. , 2009/2085 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.10.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, kademeli istek ise tazminat birleşen dava ise elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleşen dava yönünden ise mahkemenin görevsizliğine dair verilen 08.09.2008 günlü hükmün Yargıtay…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/1482 E. , 2009/2085 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.10.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, kademeli istek ise tazminat birleşen dava ise elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleşen dava yönünden ise mahkemenin görevsizliğine dair verilen 08.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-davalı ... vd. Vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Davacılar, arsa payı devri karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapılan binada yükleniciye bırakılan dubleks mesken vasfındaki 4 numaralı bağımsız bölümü yükleniciden 11.7.1999 tarihli adi yazılı sözleşme ile temlik aldıklarını, ancak bu bağımsız bölümün danışıklı olarak davalılardan ...’a tapudan devredildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil, kademeli olarak ise tazminat istemişlerdir. Birleştirilen davada ise; davacı ... dava konusu bağımsız bölümü tapuda satın aldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiştir. Mahkemece tapu iptali ve tescil isteminin reddine, tazminat isteminin kısmen kabulüne, birleştirilen davanın ise kabulü ile dava konusu bağımsız bölüme elatmanın önlenmesine ve ecrimisil isteminin kısmen kabulüne dair verilen ilk hüküm Dairemizce özetle “.... İddia şekline göre, davacıların konut olan çekişmeli bağımsız bölümün oturulmak amacıyla satın alındığı anlaşılmaktadır. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması hakkındaki yasanın 23. maddesi uyarınca davanın Tüketici mahkemesinde görülmesi gerekir...” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, tapu iptali ve tescil, kademeli olarak ise tazminat istemiyle açılan asıl davanın HUMK’nun 409/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiyle açılan birleştirilen davanın ise, görevsizlik kararı ile Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Hüküm, asıl davanın davacıları tarafından temyiz edilmiştir. Bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra davacı- davalı ... ve ...’ün yeni vekili Av.... ... 17.04.2008 tarihli oturuma engelleri nedeniyle mazeret dilekçesi göndermiş, aynı oturumda eski vekilleri Av. ... İstanbulluoğlu ise vekillikten çekildiğini bildirmiştir. Mahkemece, yeni vekillerin mazeretleri kabul olunarak masrafı karşılandığında duruşma günü ve tutanağının bir örneğinin tebliğine karar verilmiş, ancak yeni duruşma günü tebliğ edilmemiş, bir sonraki oturumda da davalarının işlemden kaldırılmasına karar verilerek, aradan üç ay geçmesi ile de HUMK’nun 409/5 maddesi uyarınca davalarının açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Burada irdelenmesi ve değerlendirilmesi gereken husus; bir davanın duruşmasına gelmeyen davacı yada vekili tarafından mazeret dilekçesi verildiğinde mahkemece izlenecek yolun ve yapılacak işlemin ne olduğudur. Bilindiği gibi, mazeret bildirimi ya reddedilir ve duruşmaya devam olunur ya da kabul edilerek duruşma ileri bir tarihe ertelenir. Mazeret kabul edildiği takdirde, yeni duruşma günü için pul verilmiş ise onunla, verilmemiş ise diğer taraftan alınmak suretiyle mazeretli olan kişiye ( ya da vekiline ) bildirilir. Çünkü işin mahiyetine ve mahkemenin türüne göre bir yargısal işlem ancak ya tefhim veya tebliğ ile sıhhat kazanır. Hemen belirtilmelidir ki; HUMK’nunda mazeret üzerine gelmeyen tarafın duruşma gününü mahkeme kaleminden öğrenmesine ya da masrafı karşılandığında yeni duruşma gününün tebliğine karar verilemez. Çünkü, masrafın karşılanması mazeret veren tarafın takdirine bırakılması halinde masraf verilmediği taktirde yeni duruşma günü mazeret bildiren tarafa tebliğ edilemeyeceğinden yargısal işlem sıhhat kazanamayacaktır. Duruşma gününün mazereti kabul edilen tarafa davetiye ile bildirilmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. ( Yargıtay HGK.nun 6.4.1955 tarihli ve 1591/1690 sayılı kararı) Bu bildirim zorunluluğu, hukuka bağlı devletlerin en az “iddia” kadar “savunmaya” vermesi gereken önemden ve bir davanın takip edilmesinin gereklerinden kaynaklanmaktadır. Somut olayda da, yeni duruşma günü mazeret bildiren davacı- davalı ... ve ... vekillerine bildirilmediğinden mazeretin kabulüne dair yargısal işlem sıhhat kazanmamıştır. Hal böyle olunca; mazeret dilekçesi kabul edilen davacı- davalılar vekiline yeni duruşma günü tebliğ edilmeden duruşmaya gelmediğinden bahisle davasının işlemden kaldırılmasına ve üç ay içinde yenilenmediği gerekçesi ile davasının açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 18.2.2009 tarihinde oy birliği ile karar verildi.