Başvuru, Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir kanun hükmüne dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddiası hakkındadır.
Başvuru, Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir kanun hükmüne dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddiası hakkındadır. Başvuru, 11/9/2014 tarihinde Bartın Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvuruda, Komisyona sunulmasına engel bir eksiklik tespit edilmemiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 28/5/2015 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Bartın Cumhuriyet Başsavcılığının 3/4/2012 tarihli ve E.2012/555 sayılı iddianamesiyle başvurucunun “izinsiz inşaî ve fizikî müdahale yapma veya yaptırma” suçundan cezalandırılması için Bartın Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Bartın Asliye Ceza Mahkemesi, 21/5/2014 tarihli ve E.2012/316, K.2014/476 sayılı kararı ile başvurucunun atılı suçtan 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"İddia, sanık savunması, katılan vekilinin beyanı, mahallinde yapılan keşif, keşif neticesi alınan bilirkişi raporu, nüfus ve adli sicil kayıtları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Bartın ili Kırtepe mahallesi 13 pafta 130 ada 7 parsel numarada kayıtlı ve Ankara Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından 1/10/1991 tarihinde tescillenmiş ve sanık Süleyman Akbağ [başvurucu] tarafından kuyumcu olarak kullanılan iki adet dükkanın sanık tarafından birleştirilmek suretiyle izinsiz uygulamalara tabi tutulduğu, Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 15/6/2011 tarih ve 2345 sayılı kararı ile yapılan uygulamaların basit onarımı aştığının ve restorasyon projesi kapsamında yapılması gerektiğinin, projeler koruma kurulunca onaylanmadan tescilli taşınmazda herhangi bir inşaî ve fiziki faaliyette bulunulmayacağının belirtildiği, mahallinde yapılan keşif neticesinde alınan inşaat bilirkişisi raporundan da anlaşıldığı üzere, sanık Süleyman Akbağ tarafından kuyumcu olarak kullanılan iki adet dükkanın birleştirilmek suretiyle izinsiz uygulamaya tabi tutulduğu, iki dükkanın birleştirilmek suretiyle tek bir mekan oluşturulduğu, bu durumun tescilli taşınmazın özgününe aykırı olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık Süleyman Akbağ'ın üzerine atılı 2863 sayılı yasaya muhalefet suçu sabit olmakla eylemine uyan 2863 sayılı yasanın 65/ maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın sabıkasız oluşu, kişiliği, duruşmalardaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaate varıldığından ve zarar söz konusu olmadığından CMK.231/5-6 maddesi uyarınca sanık hakkındaki hapse ve adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın CMK.231/ maddesi uyarınca 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına, bu süre içerisinde sanık hakkında yükümlülük belirlenmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur." Başvurucu Bartın Asliye Ceza Mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı Bartın Ağır Ceza Mahkemesine itiraz etmiştir. Bartın Ağır Ceza Mahkemesi, 10/7/2014 tarihli kararıyla başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Ret kararı başvurucuya 12/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bireysel başvuru 11/9/2014 tarihinde yapılmıştır.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (5), (6), (8), (10), (11) ve (12) numaralı fıkraları şöyledir:"(5) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.(6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.…(8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.…Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.(10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.(11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. .(12) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir." 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkraları şöyledir:“Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.” 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilen (b) bendi şöyledir:“ Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarına, koruma amaçlı imar plânlarına ve koruma bölge kurullarınca belirlenen koruma alanlarında öngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaî ve fizikî müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.” Aynı Kanun’un, 8/10/2013 tarihli ve 6498 sayılı Kanun ile değişik maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.…Bünyesinde koruma, uygulama ve denetim büroları kurulan idarelerden 57 nci maddenin yedinci fıkrası uyarınca izin almaksızın veya izne aykırı olarak tamirat ve tadilat yapanlar ile izinsiz inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılırlar.” Anayasa Mahkemesinin 11/4/2012 tarihli ve E.2011/18, K.2012/53 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:“…İtiraz konusu Kanun'un maddesinin (a) ve (b) bentlerinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarına zarar verenler ile sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarına, koruma amaçlı imar plânlarına ve koruma bölge kurullarınca belirlenen koruma alanlarında öngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaî ve fizikî müdahale yapanlar veya yaptıranların cezalandırılması öngörülmektedir. Kanun'un tespit ve tescil başlıklı maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespitinin Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde yapılacağı ve bu tespitlerin koruma bölge kurulu kararı ile tescil edileceği öngörülmüştür. Ancak bu tespit ve tescilin maliklere tebliği öngörülmemiştir. Maddenin ilk halinde maliklere tebliğ de öngörülmüşken 1987 tarih ve 3386 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle tebliğ zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır. …Hem tescil kararının tebliğ edilmemesi hem de koruma bölge kurulu kararlarının ilgililere duyurulmasını güvence altına alacak bir yasal hükmün bulunmaması karşısında itiraz konusu kurallarda belirtilen cezai yaptırımların bireyler açısından öngörülebilir olmadığı ve suçların kanuniliği ilkesine uymadığı açıktır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın ve maddelerine aykırıdır. İptali gerekir…” Yargıtay Ceza Dairesinin 13/6/2013 tarihli ve E.2013/11049, K.2013/16111 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:“…Anayasa Mahkemesi'nin 11/04/2012 tarih ve 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanunun maddesi ile değişik maddesinin (a) ve (b) fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, Anayasa'nın maddesinin fıkrası ile 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun maddesinin fıkrası gereğince iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesinin de karar altına alındığı, 13/10/2012 tarih ve 28440 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararının, 13/10/2013 tarihi itibariyle yürürlüğe gireceği, halen yürürlükte bulunan kanun maddesine dayanılarak tesis edilip kesinleşen mahkumiyet hükmünün aynen infaz edilmesi gerektiği, zira Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilen fıkralar ile düzenlenen suçlar için kanun koyucunun ne tür bir yaklaşım sergileyeceği, daha lehe bir uygulama getirip getirmeyeceği hususunun öngörülmesinin bu aşamada mümkün olmadığı, dolayısıyla mevcut durum itibariyle yürürlükte olup tatbik edilmesi gereken kanun maddesinin, henüz iptal hükmü yürürlüğe girmediği halde yok sayılmasının ve anılan madde uyarınca verilen mahkumiyet kararının infaz edilme kabiliyetini haiz olmadığı sonucuna varılmasının, Anayasa Mahkemesince gerçekleştirilen “somut norm denetimi” uygulamasının amacına aykırı olduğu anlaşıl(mıştır.)”