12. Ceza Dairesi 2020/5104 E. , 2023/5645 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/671 E., 2016/441 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yü…
**12. Ceza Dairesi 2020/5104 E. , 2023/5645 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/671 E., 2016/441 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12. 05.2016 tarihli ve 2015/671 Esas, 2016/441 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1/3 artırım yapılarak 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süre ile sürücü belgesinin alınmasına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.09.2020 tarihli bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; Sanığa alt sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü 1."...İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporunda; sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile görüşüne açık alanda fasılalı yanan trafik ışıkları ve yaya geçidi bulunan kavşağa yaklaşırken hızını azaltarak güvenli bir şekilde kavşağa yaklaşması, yaya geçidi olan bölgede karşıdan karşıya geçmek için kaplama içinde bulunan yayalara ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken, seyir hızını azaltmayarak, gerekli tedbirleri almadan dikkatsiz bir şekilde kaplama içinde geçiş yapmakta olan yayaya çarptığı olayda, asli kusurlu olduğunun belirtildiği, müteveffa ...'in ise, meskun mahal dışında yaya geçidi olan yerde karşıdan karşıya geçiş yaparken, kendisine yaklaşan araçların hız ve yakınlık durumunu dikkate alarak korunma tedbirlerine başvurmadığı olayda, olayın oluş şekli ve dosya içerisindeki tüm verilerde dikkate alındığında kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile tali kusurlu olduğunun belirtildiği; vefat eden yolu kendi açısından kontrollü ve güvenli bir şekilde neredeyse tamamlamış durumdayken kazanın meydana geldiği, kaza mahalli yakınında üst geçidin bulunmadığı, sanık her ne kadar 100 km civarı hızla seyir ettiğini beyan etmiş ise de; gerek keşif esnasında edinilen gözlem, gerek bilirkişi raporu, gerekse keşiften sonra aynı mahalden kendi aracımızla geçtiğimiz esnada bu yoldan 100 km hızla seyreden bir aracın, vefat edeni fark etmesi halinde çarpmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Tutanak mümzii ve tanıkların beyanları dikkate alındığında; olay yerinde fren izinin bulunmaması da; sanığın yol kontolünün olmadığını, yola odaklanmamış olduğunu ortaya koyan bir diğer önemli husustur. TİB kaydı incelendiğinde sanığın olay saatinde telefon görüşmeleri yaptığı tespit edilmiştir. Sanığın 100 km'den çok daha hızla ve yol kontrolünü sağlamadan, yola odaklanmadan ilerlerken ve kavşağa girmekte olması nedeniyle hızını daha da azaltması gerekirken bu kazayı yapmış olduğu değerlendirilmiştir. Her ne kadar vefat edene tali kusur verilmiş ise de; bu tali kusurun; kavşak ve yaya geçidi bulunan mahalde olması gereken hızın çok üzerinde seyrettiği anlaşılan sanığın bu eylemini engelleyebilecek derecede olmadığı değerlendirilmiştir. Çünkü sanık; bu kazada bir şoförden beklenen asgari kuralların tümünü ihlal etmiş durumdadır. Sadece yola bakıyor olsa, ya da hızını çok az dahi azaltmış olsa bu kazanın gerçekleşmesinin mümkün olmadığı ortadadır. Bu haliyle; sanığın tama yakın derecede asli kusurunun bulunduğu bu nedenle de alt sınırdan hüküm kurulmasının; adalet anlayışıyla, toplumda oluşması arzu edilen suç işleyenin cezasız kalmadığının bilinmesi gerektiği yaklaşımıyla bağdaşmayacağı gibi vefat edenin yakınlarının acılarını daha da katlayacağı değerlendirilerek; sanığın kusurunun ağırlığı nedeniyle alt sınırdan ayrılmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Aynı şekilde; kaza tespit tutanağı, olayın oluş ve sonrasına ilişkin kayıt ve görüntüler dikkate alındığında; sanığın eyleminin bilinçli taksir hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır..." şeklindedir. 2.Sanık savunmasında: "...ben böyle bir kazanın meydana gelmesini istemezdim pişmanım keşke ölenin yerine ben ölseydim ben Güney çevre yolunda seyir halindeyken kavşağa doğru yaklaştığımda sarı ışıklar yanıp sönüyordu ben hızımı yavaşlattım tahmini 100 km hıza indirdim. yolun sol tarafından bulunan bir şahıs yola doğru indi ben şahsı fark ettiğimde aramızda 30-40 metre civarında mesafe vardı ben kavşağa yaklaşmadan önce önümde bir kamyon vardı ikimizde sağ şeritteydik ben onu sollamaya başladım Habip normalde yolun soluna geçti ben onun geçtiğini görünce tekrar hızımı arttırdım bir anda kaza oldu ben ışıklara yaklaşmadan önce kornaya basmıştım arabamın sol tarafı ile Habip'e çarptım. Ben yaya olan şahsı ve yoldaki bisikletliyi gördüm frene bastım yaya olan şahıs panikledi paniklemesi üzerine yola geri döndü ileri gitti ben kazaya engel olamadım" şeklinde beyanda bulunmuştur. " demiştir. 3.Katılan vekili esasa dair beyanında: "...kazanın meydana geldiği yer dikkate alındığında yol 10 metre 50 cm dir üç şeritli bir yoldur gerek keşif esnasında gerek raporlardan anlaşıldığı üzere maktül kavşağın içerisinde iken sanık tarafından kullanılan aracın çarpması üzerine yaklaşık 15-20 metre fırlatılarak tabelaya çarpmıştır sanık kendi şeridinde gitmiş olsaydı orta şeritte gitmiş olsaydı bu kaza zaten olmayacaktı sanık kullandığı aracın kontrolünü kaybederek maktülün kavşağın içerisinde beklediği noktaya yönelmiş ve maktüle çarpmıştır çarptıktan sonra da tekrar yola girmiştir başta da ifade ettiğimiz üzere sanığın yol dışında başka bir şeyle meşgul olduğunu düşünüyoruz dosyaya gelen telefon kayıtları incelendiğinde de görülecektir ki kaza saatinde sanığın aşırı şekilde telefonla konuşması söz konusudur bir saat içerisinde Kibar Ferda Yılmaz'a ait telefonla 20 kez görüşmesi vardır bu husus dikkate alınarak sanığın dikkatsizliği ve kusuru ile bu kaza gerçekleşmiştir bu kaza normal bir kaza değildir yargıtay kararları da göz önüne alındığında bilinçli taksir söz konusudur bu çerçevede sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasına kazanın oluşu ve kaza sonrası ailenin yaşadığı mağduriyet dikkate alındığında sanık hakkında lehe olan yasa hükümlerinin uygulanmamasını talep ederiz" demiştir. 4.Sanık müdafii esasa dair savunmasında: "...katılan vekilinin beyanlarını kabul etmiyoruz vefat eden tali kusurlu olduğu bellidir bu husus dikkate alınarak müvekkilin öncelikle beraatine mahkeme aksi kanaate ise lehe olan yasa hükümlerinin uygulanmasına ve şartlar oluşmuşsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz" demiştir. 5.Kaza tespit tutanağında; olay tarihinde sanığın idaresindeki otomobil ile saat 14:10 sıralarında, hız limitinin 110 km/s olduğu meskun mahal dışında, 11 metre genişliğinde 3 şeritli yolun sol şeridinde seyir halinde iken, olay yeri dönel kavşaklı ışık kontrollü kavşağa geldiğinde, birinci yaya geçidini geçtikten sonra, kavşak başındaki ikinci yaya geçidine yaklaştığında, yolun sağından soluna bisiklet sürücüsü arkadaşı Abdullah'ın arkasında yaya olarak geçen 14 yaşındaki ölene, sol şeritte çarptığı, öleni 18 metre ileriye fırlattığı, aracın ise 40 metre ileride sağ şeritte durduğu, otomobil sürücüsünün 2918 sayılı Kanun'un 52/1-a maddesinde belirtildiği şekilde kavşaklara yaklaşırken aracını hızını azaltmama kuralı ihlal ettiğinden kusurlu; Yayanın ise, 2918 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendinin üçüncü paragrafına bendine göre; Kendisine yaklaşan aracın hızını göz önünde bulundurmak, uygun zamanda geçmek, kuralına uymadığından kusurlu olduğu belirtilmiştir. 6. Soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda; sanık sürücü ve yayanın eşit derecede kusurlu olduğu; keşfe binaen kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda ise sanık sürücünün asli, yayanın ise tali kusurlu olduğu yönünde görüş verilmiştir. 7.Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı kusur raporunda; sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile görüşüne açık alanda fasılalı yanan trafik ışıkları ve yaya geçidi bulunan kavşağa yaklaşırken hızını azaltarak güvenli bir şekilde kavşağa yaklaşması, yaya geçidi olan bölgede karşıdan karşıya geçmek için kaplama içinde bulunan yayalara ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken, seyir hızını azaltmayarak, gerekli tedbirleri almadan dikkatsiz bir şekilde kaplama içinde geçiş yapmakta olan yayaya çarptığı olayda, olayın oluş şekli ve dosya içerisindeki tüm verilerde dikkate alındığında kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu; yayanın ise kendisine yaklaşan araçların hız ve yakınlık durumunu dikkate alarak korunma tedbirlerine başvurmadığı olayda tali kusurlu olduğu yönünde görüş verilmiştir. 8. Ölenin yakınları şikayetçi olup, katılan sıfatı ile davaya katılmışlardır. IV. GEREKÇE Tebliğname ve Sanık müdafiinin temyizi yönünden; Olay tarihinde sanığın idaresindeki otomobil ile saat 14:10 sıralarında, hız limitinin 110 km/s olduğu meskun mahal dışında, 11 metre genişliğinde 3 şeritli yolun sol şeridinde seyir halinde iken, olay yeri ışık kontrollü dönel kavşağa geldiğinde, sanığın beyanına göre ve keşifte yapılan tespite göre, sanığa sarı fasılalı ışık yanarken kavşağa hızını azaltmadan girdiği, birinci yaya geçidini geçtikten sonra, kavşak başındaki ikinci yaya geçidine yaklaştığında, yolun sağından soluna bisiklet sürücüsü arkadaşı Abdullah'ın arkasında yaya olarak geçen 14 yaşındaki ölene, sol şeritte, refüje 2 metre mesafe kala, aracın sol tarafı ile çarptığı olayda; öleni 18 metre ileriye fırlattığı, aracın ise 40 metre ileride sağ şeritte durduğu, olay yerinde fren izinin bulunmadığı, sanığın tüm ifadelerinde ölen yayanın geçişini gördüğü şeklindeki beyanı, olay yerinin ışıklı yaya geçitli kavşak olması dikkate alındığında sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasında ve temel cezanın takdirinde bir isabetsizlik ve hukuka aykırılık görülmediğinden tebliğname görüşüne iştirak edilmemiş; sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2016 tarihli ve 2015/671 Esas, 2016/441 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2023 tarihinde karar verildi.