4. Hukuk Dairesi 2021/24929 E. , 2024/10182 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/950 E., 2021/1457 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/30 E., 2020/84 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi…
**4. Hukuk Dairesi 2021/24929 E. , 2024/10182 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/950 E., 2021/1457 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/30 E., 2020/84 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Mersin Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyon Üyesi olarak görev yaptığını, müvekkilinin Akdeniz'de yapılan petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri ile ilgili olarak 18.02.2019 tarihinde TBMM Başkanlığı'na soru önergesi yönelttiğini, davalı tarafından bu soru önergesine cevaben 20.02.2019 tarihinde yapılan konuşmada kullanılan söz ve ifadelerin müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini, davalının gerçek dışı beyanlarla müvekkilini kamuoyu nezdinde hedef haline getirdiğini belirterek 33,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili, kişilik haklarına saldırının kınanması ve kararın yayınlanması isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından yapılan konuşmanın davacıya matuf olmadığını, davacının mensup olduğu partiye yönelik siyasi eleştiri niteliğinde olduğunu, soru önergesine cevap mahiyetinde olup, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığını, konuşmada geçen söz ve ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacının kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu üyesi olan davacının 18.02.2019 tarihinde, Akdeniz'de yapılan petrol ve doğalgaz araştırmalarına ilişkin olarak TBMM Başkanlığı'na soru önergesi yönelttiği; davalı tarafından 20.02.2019 tarihinde bu soru önergesine cevaben siyasi eleştiri niteliğinde açıklamalarda bulunulduğu, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eden söz ve ifade kullanılmadığı, davacının siyasi konumu gereğince sert eleştirilere katlanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu konuşmada kullanılan söz ve beyanların ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, değer yargısı niteliğinde olup eleştiri sınırlarının aşılmadığı, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin soru önergesinde ülke kaynaklarının israf edilip edilmediğine yönelik değerlendirmeler bulunduğunu ancak davalı tarafından cevaben müvekkili ve partisine yönelik karalama niteliğinde beyanlarda bulunulduğunu, konuşmada matufiyet unsurunun gerçekleştiğini, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, konuşmanın bütününün kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu, sert eleştiri sınırlarının aşıldığını, kamuoyu nezdinde güvenilirliğinin zedelendiğini, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davacının Akdeniz'de yapılan petrol ve doğalgaz araştırmalarına ilişkin olarak TBMM Başkanlığı'na yönelttiği soru önergesine cevaben davalı tarafından 20.02.2019 tarihinde yapılan açıklamada kullanılan söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği iddiası ile manevi tazminat, saldırının kınanması ve kınama kararının yayınlanması istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davacının 18.02.2019 tarihinde, Akdeniz'de yapılan petrol ve doğalgaz araştırmalarına ilişkin olarak TBMM Başkanlığı'na yönelttiği soru önergesi üzerine, davalı tarafından 20.02.2019 tarihinde cevaben siyasi eleştiri niteliğinde açıklamalarda bulunulduğunun, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eden söz ve ifade kullanılmadığının, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin, davalı tarafından beyan edilen değer yargılarından oluşan bu ifadelerin siyaset üslubunun bir parçası olduğunun kabul edilmesi ve siyasetçilerin konumu itibarı ile yapılan bu sert eleştirilere katlanması gerektiğinin anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.