11. Ceza Dairesi 2024/5362 E. , 2025/4389 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 26.03.2024 tarihli ve 2021/251909 Soruşturma, 2024/25369 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2024 tarihli ve 2024/509 İddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair mercii İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mah
**11. Ceza Dairesi 2024/5362 E. , 2025/4389 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 26.03.2024 tarihli ve 2021/251909 Soruşturma, 2024/25369 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2024 tarihli ve 2024/509 İddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair mercii İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, bila tarihli ve 2024/403 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 18.09.2024 tarihli ve 2024/18259 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.09.2024 tarihli ve KYB-2024/97704 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.09.2024 tarihli ve KYB-2024/97704 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/04/2024 tarihli kararı ile, şüpheli ...'in beyanında, şirketi kendisine ... ve ... isimli kişilerin kurdurduğunu beyan ettiği, ayrıca diğer şüpheli...'ın da kendisinin şirkette sigortalı olarak çalıştığını beyan ettiği, şüphelilerin bu beyanlarına yönelik soruşturma aşamasında herhangi bir incelemenin yapılmadığı anlaşılmakla öncelikle...ve ... isimli şahısların beyanlarının alınması, iddianameye konu fatura asıllarında yer alan imzaların şüphelilerin eli ürünü olup olmadığı hususunda tespitin yapılması, iddianameye konu şirketin mal veya hizmet sattığı şirket yetkililerinin tanık olarak dinlenerek ticari faaliyet sırasında kiminle muhatap olduklarının sorulması gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında, "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklinde, Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmı ile de ; "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle yapılan kanun yararına bozma başvurusu üzerine, "İncelenen dosya içeriğine göre; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklinde belirtildiği üzere; Dosya kapsamına göre şüpheliler haklarında, defter ve belgeleri ibraz etmemek ve sahte belge düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kamu davası açıldığı, soruşturma dosyası kapsamında İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen 29/11/2021 tarihli vergi tekniği raporunun, yine aynı tarihli vergi suçu raporu ile mütalaa formunun bulunması karşısında şüpheliler haklarında kamu davası açılmasına yeterli delilin bulunduğu gibi, iade sebeplerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade nedenleri arasında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174/1. maddesi; “(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, ...“ İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir." Şeklinde düzenlenmiştir. 3. İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2024 tarihli ve 2024/509 İddianame değerlendirme sayılı kararı ile "...Şüphelilerden ...'ın alınan beyanında iddianameye konu şirkete kendisine ... ve ... isimli kişilerin kurdurduğunu beyan ettiği, ayrıca diğer şüpheli ...'nın da kendisinin söz konusu şirkette sigortalı olarak çalıştığını beyan ettiği, şüphelilerin bu beyanlarına yönelik soruşturma aşamasında herhangi bir incelemenin yapılmadığı anlaşılmakla öncelikle ... ve ... isimli şahısların beyanlarının alınması, iddianameye konu fatura asıllarında yer alan imzaların şüphelilerin el ürünü olup olmadığı hususunda tespitin yapılması, iddianameye konu şirketin mal veya hizmet sattığı şirket yetkililerinin tanık olarak dinlenerek ticari faaliyet sırasında kiminle muhatap olduklarının sorulması..." şeklindeki gerekçelerle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.03.2024 tarihli ve 2021/251909 Soruşturma, 2024/25369 Esas sayılı iddianamesinin iadesine karar verilmiştir. 4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 934 049 6465 vergi kimlik numaralı mükellefi olan şüpheli ... hakkında, "2018 takvim yılında sahte fatura düzenleme" ile "defter, kayıt ve belgeleri gizleme", şüpheli ... hakkında "2018 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçuna iştirak" suçlarını işlediklerinden bahisle Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığının, 29.11.2021 tarihli ve 2021-A-5494/23 sayılı Vergi Suçu Raporunun düzenlendiği, dosya içerisinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 367. maddesi uyarınca dava şartı olan mütalaanın bulunduğu, ilgili vergi tekniği raporunda şüphelilerin düzenlediği iddia olunan sahte faturalar yönünden ayrıntılı açıklamalara yer verildiği, soruşturma aşamasında ifadelerine başvurulan şüphelilerden ...'ın cezaevinden arkadaşı olan K.S.'nin önerisi üzerine 3.500,00 TL karşılığında üzerine şirket kurulmasını kabul ettiğini, herhangi bir fatura düzenlemediğini, iş yerini fiilen başka kişilerin yönettiğini bildirmesine karşın, vergi incelemesi sırasında beyanına başvurulan şirket çalışanı G.A.'nın iş yeri yetkilisi olarak şüpheliyi tanıdığını söylediği, dosyada yer alan bir kısım karşıt inceleme raporlarında faturaları kullanan mükelleflerin ticari ilişki sırasında şüpheli ... ile muhatap olduklarını beyan ettikleri, her ne kadar iş yeri çalışanı olan şüpheli ...'nın savunmasında şirket işleri ile fiilen diğer şüphelinin ilgilendiğini, yalnızca ondan aldığı vekaletnameye istinaden bankadan çektiği paraları muhasebeciye teslim ettiğini söylediği anlaşılmış ise de, dosyada bulunan vergi tekniği raporunda düzenlenen sahte faturalara ilişkin ödemelerin muvazaalı olduğunun ve bu ödemeler sırasında şüpheli ...'ın hesabına yatırılan paraların diğer şüpheli ...'nın hesabı üzerinden adına fatura düzenlenen mükelleflere iade edildiğinin tespit edilmesi karşısında; İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2024 tarihli ve 2024/509 İddianame değerlendirme sayılı kararında belirtilen nedenlerin, 5271 sayılı Kanun‘un 174/1-b. maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı, toplanan deliller ışığında şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunduğu ve belirtilen deliller ile şüphelilerin ifadelerinde dile getirdikleri hususlara yönelik diğer delillerin yargılama sırasında Mahkemece de toplanabileceği anlaşılmakla, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, bila tarihli ve 2024/403 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2025 tarihinde karar verildi.