Başvuru, vakıf tarafından yürütülen faaliyetlerin bir iktisadi teşekkül oluşturduğunun kabul edilmesi sonucunda vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tahsili nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, vakıf tarafından yürütülen faaliyetlerin bir iktisadi teşekkül oluşturduğunun kabul edilmesi sonucunda vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tahsili nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Komisyonca 2018/13300, 2018/13455, 2018/13597 ve 2018/17215 numaralı bireysel başvuru dosyalarının konu yönünden ilgisi nedeniyle 2018/11924 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2018/11924 numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, merkezi İstanbul'un Üsküdar ilçesinde bulunan bir vakıf olup başvurucunun İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/9/1967 tarihli kararıyla tasdik ve tescil edilen resmî senedi 5/10/1970 tarihli ve13630 sayılı Resmî Gazete'de ilan edilmiştir. Resmî senede göre Vakfın amaçları özetle şunlardır:i. Üyelerine, üyeliklerinin sona ermesi hâlinde hizmet süresine göre toptan ödeme yapmak ve emekli aylığı bağlamakii. Üyelerin ölümleri hâlinde mirasçılarına veya daha önceden bildirdikleri kişilere belirli bir miktar tazminat ödemekiii. Üyelere konut edinmeleri veya belirli ihtiyaçlarında kullanmaları için faizsiz finansman sağlamakiv. Üyeler ile eş ve çocuklarına toplu sağlık sigortası yaptırmak Vakfın gelirleri ise Vakıf üyesi çalışanların ücretlerinden şirketler tarafından kesilip Vakfa gönderilen %6 oranındaki üye emeklilik kesenekleri ile aynı oranda her üye çalışan için şirketlerce Vakfa ödenen şirket katkı paylarından ve bunların değerlendirilmesinden elde edilen nemalardan oluşmaktadır. Üyelerin emekli aylığına hak kazanabilmeleri için Vakfa en az üç yüz aylık emekli keseneği ödemiş olmaları ve erkekler için elli beş, kadınlar için elli yaşını tamamlamış olmaları öngörülmüştür. Vakıf ayrıca çalışanların ölmesi veya çalışamaz hâle gelmesi durumunda kendilerine veya yakınlarına tazminat olarak ödenmek üzere %0,5 oranında çalışan ve aynı oranda da işveren payı olmak üzere aldığı ödemelerle risk fonu oluşturmuştur. Başvurucu Vakfa 2002 ile 2006 yılları arasındaki döneme ilişkin olarak vergi incelemesi yapılmıştır. Vergi denetim elemanlarınca düzenlenen 17/12/2007 tarihli vergi tekniği inceleme raporunda, Vakfın yürüttüğü faaliyetler dolayısıyla bir iktisadi işletme olduğu ve iktisadi işletme adına mükellefiyet tesis ettirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu raporda sonuç olarak söz konusu dönem için vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve kurum geçici vergisi tarh edilmesi önerilmiştir. Söz konusu raporda eleştirilen hususların 2002 ile 2006 yılları arasındaki dönemlerin katma değer vergisi (KDV) beyanlarını da etkilemesi dolayısıyla akabinde vergi denetim elemanlarınca her yılın ocak-aralık dönemleri için ayrı ayrı sırasıyla 17/12/2007, 30/4/2008 ve 5/12/2008 tarihli vergi inceleme raporları tanzim edilmiştir. Bu raporlarda mezkûr dönemler için vergi ziyaı cezalı KDV tarh edilmesi önerilmiş, vergi dairesi de raporlar doğrultusunda tarhiyat yapmıştır. Başvurucu Vakıf bu tarhiyat işlemlerine karşı 9/3/2009 tarihinde İstanbul Vergi Mahkemesinde davalar açmıştır. Mahkeme 6/4/2010 tarihinde davaları reddetmiştir. Ret kararlarının gerekçesinde Mahkeme şu tespitlere yer vermiştir:i. Başvurucu Vakfın yürüttüğü emeklilik ve sigorta hizmetleri kapsamındaki faaliyetlerinin esasen şirket örgütlenmesi şeklinde yapılabileceğini, şirket örgütlenmesi olmaksızın bir organizasyon içinde ve devamlılık gösterecek şekilde fiilen yürütülen bu faaliyetlerin ticari iş olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemeye göre bu sebeple söz konusu faaliyetler, vergilendirme işlemleri bakımdan iktisadi işletme olarak değerlendirilmelidir. ii. Bu bağlamda emeklilik ve sigorta hizmetleri kapsamındaki faaliyetlerin organizasyon içinde devamlı olarak bedel karşılığında hizmet sunmak suretiyle yapıldığına vurgu yapmıştır. Mahkemeye göre başvurucu Vakıf bir yardım örgütlenmesinden öte ticari bir organizasyon niteliği taşımakta olup bu faaliyetlerin vakıf senedinde yazılı olması faaliyetin bu niteliğini değiştirmemektedir. iii. Son olarak vergi tekniği raporuna atıfla başvurucu Vakfın mükellefiyet tesis ettirmeksizin ticari faaliyet yürüttüğünün tespit edildiğini vurgulamıştır. Danıştay Üçüncü Dairesi (Daire) temyiz edilen kararları 25/2/2016 tarihinde onamış, karar düzeltme taleplerini de 17/10/2017 tarihinde reddetmiştir. Nihai kararlar başvurucu vekiline 3/4/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/4/2018 tarihinde bireysel başvurularda bulunmuştur.