2. Hukuk Dairesi 2014/25928 E. , 2015/13119 K. MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Hükmü temyiz eden davacı temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuştur. Kanun yolu başvurusu sırasındaki adli yardım talebi hakkında karar verme yetkisi, kanun yolu incelem…
**2. Hukuk Dairesi 2014/25928 E. , 2015/13119 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Hükmü temyiz eden davacı temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuştur. Kanun yolu başvurusu sırasındaki adli yardım talebi hakkında karar verme yetkisi, kanun yolu incelemesini yapacak merciye aittir. (HUMK.md.336/3) Davacının temyiz dilekçesinde yer alan adli yardım talebi hakkında olumsuz yönde bir karar verilmeden, temyiz harç ve giderlerini yatırma yükümlülüğü yoktur. Bu bakımdan mahkemece, temyiz eden davacıya temyiz harç ve giderlerini yatırması yönünde bildirim yapılması hukuki sonuç doğurmaz, dolayısıyla bildirime rağmen yatırmadığından bahisle temyiz talebinin reddine karar verilemez. Bu itibarla henüz adli yardım talebi karara bağlanmadan verilen temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararın, bozularak kaldırılmasına, temyiz harç ve giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğundan bu giderlere münhasır olarak adli yardım talebinin kabulüne ve temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmiştir. 2-Davacının dava dilekçesinde davalının adresini bildirmediği, mahkemece davacıya davalının adresinin bildirilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119. maddesi gereğince bir haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin yer aldığı tensip tutanağının davacıya 30.05.2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 31.05.2013 tarihli dilekçeyle bir adres bildirdiği, ayrıca buraya tebligat yapılamaması halinde, davalının adresinin araştırılmasını istediği anlaşılmaktadır. Bu adrese yapılan tebligatın bila tebliğ iade edildiği görülmüştür. Bu durumda, davacının kesin süre içerisinde, bir adres bildirmekle kesin süreyle verilen yükümlülüğünü yerine getirdiği belirlenmiştir. Mahkemece, davalının yurtiçi ve yurtdışı adresinin usulüne uygun şekilde araştırılarak adres belirlendiğinde bu adrese göre tebligat yapılması, adres belirlenemediği takdirde Tebligat Kanununun 28. vd. maddelerine göre ilanen tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması ve sonucunda davanın esası hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere adli yardım talebinin kabulünde oybirliğiyle, bozmada oyçokluğuyla karar verildi. 18.06.2015 (Per.) KARŞI OY YAZISI Davacı, davalının adresini bildirmeye ilişkin yükümlülüğünü (HMK.md.119/1-b) verilen kesin süre zarfında yerine getirmediğine göre, davanın açılmamış sayılmasında bir yanlışlık ve usulsüzlük bulunmamaktadır. Kararın onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun (2.) bentteki bozma kararına katılmıyorum. 18.06.2015