(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/4406 E. , 2010/9890 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi: Gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı ... şirketine kasko sigorta sözleşmesi ile sigortalı aracının kaza geçirerek hasarlandığını, ancak davalının ödeme yapmadığını ileri s
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/4406 E. , 2010/9890 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi: Gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı ... şirketine kasko sigorta sözleşmesi ile sigortalı aracının kaza geçirerek hasarlandığını, ancak davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, 8.700,00 TL hasar bedelinin avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, poliçe ilk taksitinin kazadan sonra ödendiğini, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, primin ilk taksitinin kazadan sonra ödendiği ve bunun ancak kazadan sonrası için koruma sağlayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekilince temyiz etmiştir. 1-Dosya içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. TTK.nın 1295/2. maddesi hükmüne göre, sigortacının sorumluluğu, primin veya ilk taksitin ödendiği tarihte başlar. Aynı yasanın 1279. maddesi hükmüne göre ise, sigorta sözleşmesinin yapıldığı sırada sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin, rizikonun gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacının rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmesi halinde, sigorta sözleşmesi hükümsüzdür. Öte yandan, prim taksitlerinin zamanında yatırılmaması halinde sigortacıya ihbarsız fesih hakkı tanıyan, TTK'nın 537 sayılı KHK. ile değişik 1295/2. ve 1297/2. maddelerinin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olup, davaya konu poliçe bu iptalden sonra düzenlenmiştir. Buna göre, sigorta poliçesinin feshi, BK'nın 101. maddesindeki borçlunun temerrüdü ve temerrüt nedeniyle akdin feshini düzenleyen hükümlere göre değerlendirilecektir. BK.’nın 101. vd maddelerindeki düzenlemelere göre de borçlunun temerrüde düşürülebilmesi için ihtar zorunluluğu getirilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen poliçeye göre ise, poliçenin teslim edilmiş olması halinde dahi, primin ilk taksiti ödenmemişse poliçe teminatının başlamayacağı öngörülmüştür. Bu açıklamalara göre, somut olayda poliçe 03.10.2006 tarihinde düzenlenmiş, riziko 09.10.2006 günü meydana gelmiş, poliçenin ilk taksiti başka poliçelerin prim taksitleri ile birlikte toplu olarak 12.10.2006 günü kredi kartı ile ödenmiştir. Ancak, sigortaca kazadan sonra poliçeye ilişkin primin ilk taksiti 498,74 TL olarak 28.12.2006’da hesaba alınmıştır. Ayrıca kazaya ilişkin olarak 11.10.2006 tarihli hasar ihbarından sonra sigortaca hasar dosyası açılmış, eksper gönderilmiş ve 30.04.2007 tarihinde eksper raporu hazırlanmıştır. 22.05.2007 tarihli bu dava açıldıktan sonra, davalı sigortaca poliçenin feshedildiği ihbar edilmeksizin, 31.05.2007 tarihli yazı ile hasarın ödenmeyeceği davacı tarafa bildirilmiştir. Bundan sonra, 29.11.2007 tarihli yazıda ise davaya konu poliçenin 11.01.2007 tarihinde iptale alındığı belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre somut olayı değerlendirdiğimizde, kasko sigorta pliçe primin ilk taksiti kazadan sonra ödemiş olup, kural olarak kaza tarihi itibarıyla poliçenin geçersiz Olduğu doğrudur. Ancak yukarıda açıklanan ilkelere göre, kazadan ve ihbardan, diğer anlatımla riziko öğrenildikten sonra, davalının prim tahsil etmiş olması, davalının ve mahkemenin de kabulündedir. Tahsil edilen prim davacıya geri verilmeyerek ve sözleşme bir ihtarla feshedilmeyerek, sözleşme ilişkisinin ayakta tutulmuş olması nedeniyle, davacının geçerli bir prim ödemesinde bulunduğunun ve buna göre tahsil öncesi gerçekleşen rizikondan da davalının sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması bu yöndedir. O halde mahkemece, davalının hasardan sorumlu olduğu kabul edilerek, davanın buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda, 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.