Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1975 E. , 2024/6047 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1975 Karar No : 2024/6047 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA (MÜDAHİL) : ... Üretim ve İnşaat Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Trab
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1975 E. , 2024/6047 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1975 Karar No : 2024/6047 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA (MÜDAHİL) : ... Üretim ve İnşaat Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Trabzon ili, Araklı ilçesinde yapılması planlanan "Ayvadere Regülatörü ve HES (9 Mwm/8,37Mwe) Projesi"ne ilişkin olarak, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Trabzon Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu İdare Mahkemesi kararında, aynı işlemin iptali istemiyle açılan ve ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında görülen davada mahallinde yeniden yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; "Ayvadere Regülatörü ve HES Projesi"nin, ruhsat alanı içerisinde yayılım gösteren birim sert yapısı ile patlatmalı kazı yapılmasını zorunlu kıldığı, ancak bu çalışma şeklinin, yöredeki doğal alanlara ve yerleşme yerlerine zarar verebildiği, bu nedenle, patlatmada kullanılacak materyal miktarının, proje tanıtım dosyasında belirtilen ve dava dosyası içerisinde de bulunan sınır değerlerin en alt limiti ile sınırlandırılması hususunun ek tedbir olarak konulması gerektiği, proje kapsamında biyoçeşitliliği doğrudan ve dolaylı yollardan olumsuz etkileyen birçok hususun bulunduğu, diğer bir ifadeyle mikrobiyota, flora ve faunayı etkileyen gelişmelerin var olabileceği, mevcut proje alanında ekolojik tahribatın ve etkilerin gözlemlendiği, faunadaki bazı canlı türlerin yaşamı için tehdit unsuru oluşturabileceği, ancak yörenin ekolojik koşulları da dikkate alındığında, faunadaki bazı canlı türleri için kalıcı olma ihtimalinin olduğu, orman bitki örtüsü ve faunası açısından ise, uzun süreli olmayacağının değerlendirildiği, proje kapsamında inşa edilecek tesislerin ve boru hatlarının bir bölümünün tarım alanlarının bulunduğu bölgeden geçiyor olması hususu dikkate alındığında, tarım alanlarını ve su kaynaklarını etkileyebileceği, yörenin su rejiminin değişimi göz önünde bulundurularak, projede belirtilen tedbirlere ek olarak sulu tarıma konu alanlar için su kullanım ve koruma tedbirlerinin alınmasının faydalı olacağı kanaatinin oluştuğu, proje alanındaki binalarda oluşan hasarların sadece patlatma kaynaklı olmadığı, binaların ilgili mevzuata uygun yapılmamış olabileceği de dikkate alınarak yukarıda belirtildiği üzere en az patlatma materyali kullanılarak yapılacak olan kazılarda DSİ ... Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı yazısı ile izin vermiş olduğu tünel kazı çapına sadık kalınarak ve mümkün olan tüm noktalarda kazı şeklinde tünel inşasının yapılması gerektiği kanaatine varıldığı, proje çalışması esnasında arazide yapılacak olan kazı ve hafriyat nakil işlemleri ve çalışanların oluşturacağı katı ve sıvı atıkların kontrolü için ne tür önlemlerin alınacağı hususunun, proje tanıtım dosyasında yeterince açıklanmadığı, tünel kazısından çıkan hafriyatın tünel çıkışında geçici de olsa biriktirilmesinin uygun olmadığı, böyle bir işlem sonucunda hafriyatın Karadere akarsuyuna akacağı ve deredeki canlı yaşamını olumsuz etkileyeceği ve akarsuyun kullanımını kısıtlayacağı, bu kapsamda oluşan ve oluşabilecek handikapların ortadan kaldırılabilmesi için tedbirlerin açıkça ortaya konması ve denetleme esaslarına uygun olarak belirtilmesi gerektiği; bu değerlendirmelere dayanarak ve mevcut projenin halihazırda büyük çoğunluğunun bitmiş olduğu da dikkate alındığında; söz konusu tesisin ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile ekolojik yapıya verilecek zarar arasında kamu yararı açısından adil bir denge bulunduğu kanaatine varıldığı, yukarıda maddeler halinde açıklanan ek tedbirlerin alınması kaydıyla; Trabzon ili, Araklı ilçesinde yapılması planlanan “Ayvedere Regülatörü ve HES (9 Mwm/8,37Mwe) Projesi"ne ilişkin olarak, Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği'nin 17. Maddesi uyarınca Trabzon Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı “Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir” kararının bilimsel ve teknik açıdan uygun olduğu" yolunda görüş bildirildiği; dolayısıyla dava konusu proje hakkında hazırlanan Proje Tanıtım Dosyasının ÇED Yönetmeliği kapsamında belirtilmiş esaslara göre hazırlandığı ve dosyanın hazırlanması hususunda ÇED sürecine uygun hareket edildiği, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar ile alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu, bilirkişi raporunda açıklanan ek tedbirlerin de alınması kaydıyla söz konusu tesisin ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile ekolojik yapıya verebileceği zarar arasında kamu yararı açısından adil bir denge bulunduğu kanaatine varıldığı ve bilimsel ve teknik açıdan uygun olduğu anlaşıldığından, dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararında ilgili mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu İdare Mahkemesi kararının eksik incelemeye dayalı olarak verildiği, ihtiyaç debisi hakkında inceleme yapılmadığı, karar gerekçesi ile hüküm arasında çelişki bulunduğu, somut iddiaların başka bir dosyada sunulan bilirkişi raporu ile çözümlendiği, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiği, ek tedbir ve taahhütlere duyulan ihtiyacın bilirkişi raporunda belirtildiği, projenin ekolojik tahribata neden olacağının tespit edildiği, mansap su hakları raporunun bulunup bulunmadığının tespit edilmediği, balık geçicinin uygun biçimde dizayn edilip edilmediğinin değerlendirilmediği, belirtilen nedenlerle, davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı tarafından; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının bilimsel ve teknik açıdan uygun olduğu yolunda görüş bildirildiği, davacı tarafından 5 yıllık sürede yatırıma başlanmadığı iddia edilmekte ise de, belirtilen iddia kapsamında görülen davanın reddi yolunda verilen idari yargı kararının kesinleştiği, aynı yer hakkında görülen başka bir davada yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ekonomisine uygun olduğu, proje tanıtım dosyasının projenin ilk planlama aşamasında hazırlandığı ve buna dayalı olarak "ÇED Gerekli Değildir" kararının alındığı, akabinde projelerin daha verimli hale getirilecek değişikliklerin yapılabildiği ve proje tanıtım dosyasında yer almayan bu değişiklikler ile ilgili ilgili kurumlardan izinler alınabildiği, bu bağlamda, çevresel etkileri artırmayacak değişikliklerin proje tanıtım dosyasında yer almamasının, proje tanıtım dosyasının yetersiz olduğu anlamına gelmeyeceği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. 2- Davalı yanında müdahil tarafından; proje tanıtım dosyasının usule uygun olarak ve gerekli tedbirlere yer verilmek suretiyle hazırlandığı, can suyu miktarlarına ilişkin sınırların sağlandığı ve gerekli denetim ve takiplerin ilgili mevzuat çerçevesinde yapıldığı, davacı tarafından ileri sürülen ve temyize konu Mahkeme kararının hüküm ve gerekçesi arasında çelişki olduğunu iddia ettiği hususların, izleme ve denetim faaliyetinin konusunu oluşturacak mahiyette olduğu, davacının hukuki dinlenilme ve gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediği, su kaynakları konusunda yetkili idare olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce olumlu görüşün bulunduğu, gelinen süreçte "Mansap Su Hakları Raporu", "Jeolojik - Jeoteknik Etüt Raporu", "Deprem Sismik Analiz Raporu", vb. raporların hazırlandığı ve onaylandığı, projenin yürütülmesi aşamasında ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından proje hakkında olumlu görüşler verdiği, gerek mevcut, gerek bozma kararından önce yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarında, proje hakkında olumlu görüşlere yer verildiği, davacı tarafından iddia edilen hususların denetim ve izleme faaliyetleri kapsamında olduğu, büyük ölçüde tamamlanan tesisin kısa süre içerisinde faaliyete geçmesinin planlandığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlıkta, aynı işlemin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında görülen davada, Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Orman Mühendisi, Biyolog ve Harita Mühendisi'nden oluşan bilirkişi heyeti ile mahallinde yaptırılan keşif sonucu düzenlenen ve temyize konu İdare Mahkemesi kararında da hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklanan ek tedbirlerin de alınması kaydıyla dava konusu işlem kapsamında yapılması planlanan tesisin ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile ekolojik yapıya verebileceği zarar arasında kamu yararı açısından adil bir denge bulunduğu yolunda görüş bildirildiği görülmekte olup; "patlatmada kullanılacak materyal miktarının proje tanıtım dosyasında belirtilen ve dava dosyası içerinde de bulunan sınır değerlerin en alt limitinin kullanılması hususunun ek tedbir olarak konulması gerektiği" ve "projede belirtilen tedbirlere ek olarak sulu tarıma konu alanlar için su kullanım ve koruma tedbirlerinin alınmasının faydalı olacağı" ibarelerine yer verilmek suretiyle ortaya konulan ek tedbirlere, proje sahibince uyulmasına ilişkin hukuken bir zorunluluk bulunmadığı; bu itibarla söz konusu ek tedbirlerin bulunması kaydıyla uyuşmazlık konusu tesisin ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile ekolojik yapıya verebileceği zarar arasında kamu yararı açısından adil bir denge bulunduğu ve dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının bilimsel ve teknik açıdan uygun olduğu yolunda bilirkişilerce görüş bildirilmiş ise de; anılan raporda, gerek bilirkişi raporunda belirtilen ek tedbirlerin dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla proje tanıtım dosyası ve eklerinde yer almamış olması, gerekse bilirkişi raporunda yer alan ve proje çalışması esnasında arazide yapılacak olan kazı ve hafriyat nakil işlemleri ve çalışanların oluşturacağı katı ve sıvı atıkların kontrolü için ne tür önlemlerin alınacağı hususunun, proje tanıtım dosyasında yeterince açıklanmamış olması ve tünel kazısından çıkan hafriyatın tünel çıkışında geçici de olsa biriktirilmesinin uygun olmadığı, böyle bir işlem sonucunda hafriyatın Karadere akarsuyuna akacağı ve deredeki canlı yaşamını olumsuz etkileyeceği ve akarsuyun kullanımını kısıtlayacağı, bu kapsamda oluşan ve oluşabilecek handikapların ortadan kaldırılabilmesi için tedbirlerin açıkça ortaya konması ve denetleme esaslarına uygun olarak belirtilmesi gerektiğine dair görüş bildirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozularak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Trabzon ili, Araklı ilçesinde yapılması planlanan "Ayvadere Regülatörü ve HES (9 Mwm/8,37Mwe) Projesi"ne ilişkin olarak, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Trabzon Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı verilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak, "Çevresel Etki Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler... (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelere hiçbir teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez...' kuralına yer verilmiş olup; 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre anılan Yönetmeliğin EK-1 listesinde yer alan projeler ile Seçme Eleme Kriterlerine tabi olup "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu; 15. maddesinde ise, Bu Yönetmeliğin EK-2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK-2 listesinde belirtilen projelerin seçme, eleme kriterlerine tabi olduğu kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, Trabzon Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında görülen davada, Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Orman Mühendisi, Biyolog ve Harita Mühendisi'nden oluşan bilirkişi heyeti ile mahallinde yaptırılan keşif sonucu düzenlenen ve temyize konu İdare Mahkemesi kararında da hükme esas alınan bilirkişi raporunda; ruhsat alanı içerisinde yayılım gösteren birim sert yapısı ile patlatmalı kazı yapılmasını zorunlu kıldığı, ancak bu çalışma şeklinin, yöredeki doğal alanlara ve yerleşme yerlerine zarar verebildiği, bu nedenle, patlatmada kullanılacak materyal miktarının proje tanıtım dosyasında belirtilen ve dava dosyası içeriğinde de bulunan sınır değerlerin en alt limitinin kullanılması hususunun ek tedbir olarak konulması gerektiği kanaatine varıldığı, biyoçeşitliliği doğrudan ve dolaylı yollardan olumsuz etkileyen birçok hususun bulunduğu, diğer bir ifadeyle mikrobiyota, flora ve faunayı etkileyen gelişmelerin var olabileceği, mevcut proje alanında ekolojik tahribatın ve etkilerin gözlemlendiği, faunadaki bazı canlı türlerin yaşamı için tehdit unsuru oluşturabileceği, ancak yörenin ekolojik koşulları da dikkate alındığında, faunadaki bazı canlı türleri için kalıcı olma ihtimalinin olduğu, orman bitki örtüsü ve faunası açısından ise, uzun süreli olmayacağının değerlendirildiği, proje kapsamında inşa edilecek tesislerin ve boru hatlarının bir bölümünün tarım alanlarının bulunduğu bölgeden geçiyor olması hususu dikkate alındığında, tarım alanlarını ve su kaynaklarını etkileyebileceği, yörenin su rejiminin değişimi göz önünde bulundurularak, projede belirtilen tedbirlere ek olarak sulu tarıma konu alanlar için su kullanım ve koruma tedbirlerinin alınmasının faydalı olacağı kanaati oluştuğu, proje alanındaki binalarda oluşan hasarların sadece patlatma kaynaklı olmadığı, binaların ilgili mevzuata uygun yapılmamış olabileceği de dikkate alınarak yukarıda belirtildiği üzere en az patlatma materyali kullanılarak, yapılacak olan kazılarda DSİ ... Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı yazısı ile izin vermiş olduğu tünel kazı çapına sadık kalınarak ve mümkün olan tüm noktalarda kazı şeklinde tünel inşasının yapılması gerektiği kanaatine varıldığı, proje çalışması esnasında arazide yapılacak olan kazı ve hafriyat nakil işlemleri ve çalışanların oluşturacağı katı ve sıvı atıkların kontrolü için ne tür önlemlerin alınacağı hususunun, proje tanıtım dosyasında yeterince açıklanmadığı, tünel kazısından çıkan hafriyatın tünel çıkışında geçici de olsa biriktirilmesinin uygun olmadığı, böyle bir işlem sonucunda hafriyatın Karadere akarsuyuna akacağı ve deredeki canlı yaşamını olumsuz etkileyeceği ve akarsuyun kullanımını kısıtlayacağı, bu kapsamda oluşan ve oluşabilecek handikapların ortadan kaldırılabilmesi için tedbirlerin açıkça ortaya konması ve denetleme esaslarına uygun olarak belirtilmesi gerektiği; sonuç olarak mevcut projenin halihazırda büyük çoğunluğunun bitmiş olduğu da dikkate alındığında; söz konusu tesisin ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile ekolojik yapıya verilecek zarar arasında kamu yararı açısından adil bir denge bulunduğu kanaatine varıldığı ve projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu, bilirkişi raporunda açıklanan ek tedbirlerin de alınması kaydıyla söz konusu tesisin ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile ekolojik yapıya verebileceği zarar arasında kamu yararı açısından adil bir denge bulunduğu kanaatine varıldığı ve bilimsel ve teknik açıdan uygun olduğu yolunda görüş bildirildiği görülmektedir. Uyuşmazlıkta; temyize konu İdare Mahkemesi kararında hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklanan ek tedbirlerin de alınması kaydıyla dava konusu işlem kapsamında yapılması planlanan tesisin ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile ekolojik yapıya verebileceği zarar arasında kamu yararı açısından adil bir denge bulunduğu yolunda görüş bildirildiği görülmekte ise de; "patlatmada kullanılacak materyal miktarının proje tanıtım dosyasında belirtilen ve dava dosyası içeriğinde de bulunan sınır değerlerin en alt limitinin kullanılması hususunun ek tedbir olarak konulması gerektiği" ve "projede belirtilen tedbirlere ek olarak sulu tarıma konu alanlar için su kullanım ve koruma tedbirlerinin alınmasının faydalı olacağı" şeklinde belirtilen ek tedbirlere, proje sahibince uyulmasına ilişkin hukuken bir zorunluluk bulunmadığı değerlendirilmektedir. Buna karşın; söz konusu tedbirler her ne kadar proje tanıtım dosyası ve eklerinde yer almamakta ise de, DSİ ... Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı yazısı ile izin verilen tünel kazı çapına sadık kalınması, mümkün olan tüm noktalarda kazı şeklinde tünel inşasının yapılması gerektiğinin belirtilmesi ve mevcut projenin halihazırda büyük çoğunluğunun bitmiş olması, ayrıca DSİ ... Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile "Mansap Su Hakları Raporu"nun onaylanmış olması hususları birlikte dikkate alındığında, belirtilen hususların bu haliyle de proje tanıtım dosyasını kusurlandırıcı bir yönünün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda; temyize konu İdare Mahkemesi kararında bilirkişi raporunda açıklanan ek tedbirlerin de alınmasının hukuken bir zorunluluk arz etmediği, bununla birlikte, gelinen aşamada, dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, ilgili idarelerin denetiminden geçerek onaylanan "Mansap Su Hakları Raporu", "Jeoteknik Etüt Raporu", vb. raporlar ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer verilen "uyuşmazlık konusu tesisin ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile ekolojik yapıya verilecek zarar arasında kamu yararı açısından adil bir denge bulunduğu, projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu, söz konusu tesisin ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile ekolojik yapıya verebileceği zarar arasında kamu yararı açısından adil bir denge bulunduğu kanaatine varıldığı ve bilimsel ve teknik açıdan uygun olduğu" yolundaki nihai görüş dikkate alındığında; dava konusu işlemde hukuka aykırılık, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 31/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak, "Çevresel Etki Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler... (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelere hiçbir teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez...' kuralına yer verilmiş olup; 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre anılan Yönetmeliğin EK-1 listesinde yer alan projeler ile Seçme Eleme Kriterlerine tabi olup "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu; 15. maddesinde ise, Bu Yönetmeliğin EK-2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK-2 listesinde belirtilen projelerin seçme, eleme kriterlerine tabi olduğu kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanunun "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz eden hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Orman Mühendisi, Biyolog ve Harita Mühendisi'nden oluşan bilirkişi heyeti ile mahallinde yaptırılan keşif sonucu düzenlenen ve temyize konu İdare Mahkemesi kararında hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklanan ek tedbirlerin de alınması kaydıyla dava konusu işlem kapsamında yapılması planlanan tesisin ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile ekolojik yapıya verebileceği zarar arasında kamu yararı açısından adil bir denge bulunduğu yolunda görüş bildirildiği görülmekte ise de; "patlatmada kullanılacak materyal miktarının proje tanıtım dosyasında belirtilen ve dava dosyası içerinde de bulunan sınır değerlerin en alt limitinin kullanılması hususunun ek tedbir olarak konulması gerektiği" ve "projede belirtilen tedbirlere ek olarak sulu tarıma konu alanlar için su kullanım ve koruma tedbirlerinin alınmasının faydalı olacağı" şeklinde belirtilen ek tedbirlere, proje sahibince uyulma zorunluluğunun bulunmadığı gibi söz konusu tedbirlerin dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla davalı idarenin denetiminden de geçmediği hususu da göz önüne alındığında, belirtilen tedbirler olmadan proje tanıtım dosyasının düzenlediği tarih itibariyle değerlendirmeye tabi tutulması bir başka ifade ile, proje tanıtım dosyasının teknik ve bilimsel açıdan yeterliliğinin mevcut haliyle değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Öte yandan; proje çalışması esnasında arazide yapılacak olan kazı ve hafriyat nakil işlemleri ve çalışanların oluşturacağı katı ve sıvı atıkların kontrolü için ne tür önlemlerin alınacağı hususunun, proje tanıtım dosyasında yeterince açıklanmadığı, tünel kazısından çıkan hafriyatın tünel çıkışında geçici de olsa biriktirilmesinin uygun olmadığı, böyle bir işlem sonucunda hafriyatın Karadere akarsuyuna akacağı ve deredeki canlı yaşamını olumsuz etkileyeceği ve akarsuyun kullanımını kısıtlayacağı, bu kapsamda oluşan ve oluşabilecek handikapların ortadan kaldırılabilmesi için tedbirlerin açıkça ortaya konması ve denetleme esaslarına uygun olarak belirtilmesi gerektiğine yönelik bilirkişi raporunda yer verilen görüşe karşın, belirtilen hususların proje tanıtım dosyasını kusurlandırıp kusurlandırmadığına dair detaylı ve gerekçeli bir değerlendirmeye yer verilmediği; dolayısıyla bilirkişi raporunun bu yönüyle de hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda; bilirkişi raporu bu haliyle hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi ve yukarıda yer verilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla ek bilirkişi raporu alınması veya yeni bir bilirkişi heyetiyle yerinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak, bunun sonucunda hazırlanacak bilirkişi raporuna göre uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmekte olup; eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle, anılan kararın Dairemiz kararında belirtilen gerekçe ile onanmasına dair çoğunluk kararına katılmıyorum.