DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/165 E. , 2024/314 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/165 Karar No : 2024/314 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALI : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1-... Mirasçıları -... -... 2-... 3-... 4-... 5-... 6-... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/11/2023 tarih ve E:2022/8200, K:2023/8423 sayılı kararının temyizen incelenerek bozu
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/165 E. , 2024/314 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/165 Karar No : 2024/314 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALI : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1-... Mirasçıları -... -... 2-... 3-... 4-... 5-... 6-... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/11/2023 tarih ve E:2022/8200, K:2023/8423 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bursa ili, Osmangazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede kamulaştırma bilgileri yer alan taşınmazların, Osmangazi Meydanı Projesi kapsamında Osmangazi Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/10/2022 tarih ve 31997 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/10/2022 tarih ve 6314 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın, Bursa ili, Osmangazi ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 20/11/2023 tarih ve E:2022/8200, K:2023/8423 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddelerine yer verilerek, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği ve mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında sayıldığı, mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak, bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağının kabul edildiği, nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğunun görüldüğü, 2942 sayılı Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usulün düzenlendiği, Acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel farkın, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklandığı, Acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerektiği, idarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerektiği, Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiğinin de açık olduğu, Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği, Diğer taraftan, acelilik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği, Uyuşmazlığa konu taşınmazın da bulunduğu alanın ''kısmen ibadet alanı, kısmen meydan alanı'' olarak düzenlenmesini içeren Osmangazi Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilerek, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin dayanağını teşkil eden 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ile 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliğinin yürütülmesinin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararıyla durdurulduğu, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla da iptaline karar verildiği, ayrıca söz konusu uygulama imar planı değişikliğinin yürütülmesinin ... tarihli ... İdare Mahkemesi kararıyla durdurulduğu ve anılan mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla da iptaline karar verildiği, dava konusu işlemin ise 27/10/2022 tarihinde tesis edilerek, 28/10/2022 tarih ve 31997 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, dolayısıyla iptali istenilen acele kamulaştırma kararının tesis edildiği tarihte nazım ve uygulama imar planlarının hukuk aleminde mevcut olmadığının anlaşıldığı, Bu durumda; dava konusu 27/10/2022 tarihli acele kamulaştırma kararından önce, Mahkemece yürütülmesinin durdurulmasına karar verilen, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin uygulama imar planı değişikliğinin, dava konusu acele kamulaştırma kararının dayanağı olamayacağı, dolayısıyla davaya konu acele kamulaştırma kararının tesis edildiği 27/10/2022 tarihinde dayanağının bulunmadığı anlaşıldığından, acele kamulaştırma kararının uyuşmazlık konusu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı tarafından, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, Cumhurbaşkanınca karar verilecek hallerde acele kamulaştırma işleminin sebep unsuru bakımından takdir yetkisi verildiği, başka bir deyişle idarelerce yapılacak hizmet veya yatırımların gerektirdiği kamulaştırmaların aceleliğine karar verme yetkisinin Cumhurbaşkanına bırakıldığı, bu yetki kapsamında, sürecin yavaşlamaması için acele kamulaştırma yoluna gidildiği ve Cumhurbaşkanı Kararı ile alanın Osmangazi Belediye Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasının uygun bulunduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyiz isteminde bulunan Cumhurbaşkanlığı tarafından, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, Cumhurbaşkanına acele kamulaştırma işleminin sebep unsuru bakımından takdir yetkisi verildiği, başka bir deyişle idarelerce yapılacak hizmet veya yatırımların gerektirdiği kamulaştırmaların aceleliğine karar verme yetkisinin Cumhurbaşkanına ait olduğu ve bu yetki kapsamında Cumhurbaşkanı Kararı ile alanın Osmangazi Belediye Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasının uygun bulunduğu belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Takdir yetkisi, temel amacı faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin, belli bir konuda karar alıp almama, yahut karar alma hususunda birden fazla seçenek arasında seçim yapma serbestisine sahip olması şeklinde tanımlanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun düzenleme yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğu hallerde yürürlüğe konulan kanunların Anayasa'ya uygunluk denetimi kapsamında verdiği kararlarda, kanun koyucunun kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiğini vurgulamaktadır (Anayasa Mahkemesinin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararı). Kanun koyucunun sahip olduğu takdir yetkisinin denetiminde, Anayasa Mahkemesince de benimsenen bu görüşün, takdir yetkisi kapsamında türev (ikincil) nitelikte düzenleme yapan idarenin tesis ettiği işlemlerin yargısal denetiminde de kullanılacak ölçüt olarak nazara alınması mümkündür. Bu çerçevede, kendisine düzenleme yapma yetkisi tanınan idarece, düzenlemenin içeriğini belirleme konusundaki takdir yetkisinin Anayasa ve diğer üst normların çizdiği sınırlar içerisinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri gözetilerek kullanılması gerekmektedir. Dolayısıyla, takdir yetkisi kullanılarak ihdas edilen işlemlerin yargısal denetiminde, başta normlar hiyerarşisi olmak üzere yukarıda temas edilen ölçütlere göre işlemin denetlenmesi gerektiği hususunda duraksama bulunmamaktadır. Danıştay içtihatlarında da belirtildiği üzere, idarenin kamu yararını gerçekleştirmek için yapacağı işlem ve eylemlerin türünü, zamanını ve yöntemini belirlemekte sahip bulunduğu takdir yetkisinin sınırsız olmadığı ve yetki, şekil, sebep, amaç ve konu yönlerinden yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerinden olduğundan, idarelerce yapılacak hizmet veya yatırımların gerektirdiği kamulaştırmaların aceleliğine karar verme konusundaki takdir yetkisi kullanılarak tesis edilen acele kamulaştırma kararının da yetki, şekil, sebep, amaç ve konu yönlerinden hukuki denetiminin yapılacağı açık olup, davalı idarenin aksi yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir. Bu itibarla, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığının temyiz isteminin reddine, 2.Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu parsel yönünden yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 20/11/2023 tarih ve E:2022/8200, K:2023/8423 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 21/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.