8. Hukuk Dairesi 2016/16644 E. , 2020/2596 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı ... vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, tapuda ...ilçesi ...köyü Köyiçi mevkiinde kain, 226 ada 8 parselde kayıtlı tarlalı kerpiç ev nit
**8. Hukuk Dairesi 2016/16644 E. , 2020/2596 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı ... vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, tapuda ...ilçesi ...köyü Köyiçi mevkiinde kain, 226 ada 8 parselde kayıtlı tarlalı kerpiç ev nitelikli taşınmazda davacının 4/6, davalıların ise ayrı ayrı 1/6 hisseleri olduğunu, aynı yer 226 ada 9 parsel sayılı ve içinde davacının kullanımında olan yazlık ev bulunan taşınmazda ise davacının 2/3, davalıların ayrı ayrı 1/6’şar hisseleri bulunduğunu, bunlardan 226 ada 8 parsel sayılı taşınmazın evvelinde muris babaları adına tapuda kayıtlı iken babalarının vefatı ile taraflara intikal ettiğini, davacının, tapu maliki harici diğer kardeşlerinin de hissesini almasıyla hisse oranının 4/6’ya yükseldiğini, davalı kardeşlerin davacı müvekkile 4 sene evvel verdikleri kabul ve muvafakat üzerine, davacının taşınmazda evvelce mevcut olan eski toprak evi yıkıp yeniden yapmak sureti ile halen mevcut evi inşa ettiğini, bu yeni evi köyündeki yazlık ev olarak kullanmaya başladığını, sonrasında yine dava konusu bu taşınmaza çeşitli meyve ağaçları diktiğini, bu ağaçlarının sulama ihtiyacı için de tüm masrafları müvekkiline ait olmak üzere 1 adet su sondajı tesis ettiğini, dava konusu 226 ada 8 parsel sayılı taşınmazda ayrıntısı belirtilen muhdesatların davacı tarafından yapıldığını, davacı tarafından dikilmiş muhtelif cins ve yaşta 85 adet meyve ağacı olup, taşınmazın etrafını tamamen çevreleyen 10 top tel ve 64 adet demir direk ve telin bağlantısını sağlayan l adet sürgülü kapının da müvekkili tarafından yapıldığını, dava konusu taşınmazlardan 226 ada 9 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak, davalı kardeşlerin davacı müvekkiline 4 sene evvel verdikleri kabul ve muvafakat üzerine dava konusu taşınmazda mevcut eski evle ilgili olarak, davacının taşınmazda mevcut olan eski toprak evi yıkarak yeniden halen mevcut olan betonarme ev yaptığını, bu yeni evi yazlık ev olarak kullanmaya başladığını, yine taşınmaz üzerinde mevcut 26 adet muhtelif meyve ağaçlarını da davacının diktiğini, bugüne kadar ki tüm bakım masraflarını da davacının karşıladığını açıklayarak, dava konusu taşınmazlar üzerinde mevcut ev, su sondajı, meyve ağaçları tel direk ve demir kapının davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili ve davalı ... ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, ...ilçesi ...mahallesi 228 ada 8 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki, 16.09.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen ev ve 16.09.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen yer ile (B) harfi ile gösterilen alanı birbirinden ayıran 78,53 m2'lik tel çit yönünden açılan davaların kısmi feragat nedeniyle reddine, ...ilçesi ...mahallesi 228 ada 8 parsel sayılı 16.09.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen ve 2000,78 m2 olan taşınmaz üzerinde bulunan su sondaj kuyusunun, 226 ada 8 parseli çevreleyen 139,47 m2'lik tel çitin [(C) harfi ile gösterilen yeri ayıran ve hükmün ilk fıkrasında belirtilen 78,53 m2lik tel hariç], ziraat ve inşaat mühendisi bilirkişilerin 05.08.2015 tarihli müşterek raporlarında belirttiği 50 adet asma fidanı, 6 adet dut ağacı, 26 adet ceviz ağacı, 9 adet elma ağacı, 5 adet şeftali ağacı, 5 adet vişne ağacının ve demir kapının davacı ...'a ait olduğunun tespitine, ...ilçesi ...mahallesi 228 ada 9 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 5 adet vişne ağacı ve 19 adet armut ağacının davacı ...'a ait olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684/1.maddesi hükmüne göre, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. 718.maddeye göre de, arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerindeki kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; mevcut bir muhdesata sonradan yapılan imalatlar yeni bir muhtesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bu amaçla yapılan giderler de mevcut muhdesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanunu’nun 61 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez. Hemen belirtmek gerekir ki hukuki yarar dava koşuludur. Somut olaya gelince; mahallinde yapılan keşif sonucunda, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarına göre; aidiyetinin tespiti istenen ve Mahkemece kabulüne karar verilen, 226 ada 8 parseli çevreleyen (C) harfi ile gösterilen yeri ayıran ve hükmün ilk fıkrasında belirtilen 78,53 m2’lik tel hariç 139,47 m2'lik tel çit ve demir kapı taşınmazın bütünleyici parçası, dolayısıyla muhdesat niteliğinde değildir. Az yukarıda açıklandığı üzere, öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan yerleşik görüşlere göre, bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat tespiti davası açılamayacağı, ancak koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanunu’nun 61 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile talep edilebileceğinin mümkün olduğu, eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde de bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gözönünde bulundurularak, tespiti istenen bu kalemler yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ayrıca, somut olayda, hem davalı hem de davacı tanıkları tarafından sınırdaki ağaçların muris tarafından dikildiğinin beyan edildiği fakat Mahkemece bu konuda yeterli bir araştırma yapılmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların yaşı ve sayısının tereddüde mahal bırakılmayacak şekilde belirlenmediği gibi infaza ve denetime elverişli şekilde ağaçların yerlerinin de gösterilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece, mahallinde yeniden keşif yapılarak, dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan (uyuşmazlık konusu olan) ağaçların yaşı ve sayısının duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmesi, ağaçların yerini gösterir şekilde teknik bilirkişiye uygulama ve denetime elverişli basit kroki düzenlettirilmesi, muhdesatların mümkünse bütün halinde fotoğraflanması ve bu suretle denetime elverişli ziraat bilirkişi raporu ile tespit edilecek ağaçların yaşları da göz önünde bulundurularak, muris tarafından dikilen ağaçlar olup olmadığının değerlendirilmesi, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçlar ile ilgili infazda kuşku oluşturmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ve davalı ...’nın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 388/4. (HMK mad. 297/ç) ve 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 16.03.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.