8. Ceza Dairesi 2022/1423 E. , 2024/1309 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1985 E., 2021/2422 K SUÇLAR : İşkence HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafiileri, katılanlar vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muha…
**8. Ceza Dairesi 2022/1423 E. , 2024/1309 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1985 E., 2021/2422 K SUÇLAR : İşkence HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafiileri, katılanlar vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar ..., ..., ..., ...'in müdafiileri tarafından süresinde duruşma talebinde bulunulmuş ise de; hükmolunan cezaların süresi itibariyle kabulünde kanuni olanak olmayan duruşma taleplerinin reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2018 tarihli iddianamesiyle sanıklar hakkında kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla işkence suçundan cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır. 2. Cizre 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2019 tarihli kararıyla sanıklar hakkında, kamu görevlisine görevi dolayısıyla işkence suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 3. Cizre 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.01.2018 tarihli kararının, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 14.12.2021 tarihli kararıyla, sanıklar ..., ..., ..., ... ile ... yönünden kaldırılmasına ve işkence suçundan sanıklar hakkında 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına; sanıklar ... ile ... yönünden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar vekilinin temyiz isteği; sanıklar ... ile ...'un cezalandırılmaları gerektiğine, sanıkların üzerine atılı suçu işlediğine, ceza miktarlarının daha fazla olması gerektiğine, sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 94 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğine ilişkindir. B. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, delil yetersizliğine, suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. C. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, eylemin sistematik bir şekilde işlenmediğine, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, eylemin ancak 5237 sayılı Kanun'un 86 ve 125 inci maddeleri ve Askeri Ceza Kanunu'nun 117 nci maddesi kapsamında değerlendirilebileceğine ilişkindir. D. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına, delil yetersizliğine, sistematik şekilde işlenen bir eylem olmadığına, eylemin ancak Askeri Ceza Kanunu'nun 117 nci maddesi kapsamında değerlendirilebileceğine ilişkindir. E. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, delil yetersizliğine, suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğuna, takdiri indirim maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. F. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına, delil yetersizliğine, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Dava konusu olay, ... Hudut Karakolunda görevli ölen P.Er ... isimli şahsın karakolun arka bahçesinde bulunan su deposunun üzerinde, sanık P.Asb.Üçvş. ...'a zimmetli olan Kaleşnikof marka silah ile intihar etmesi ve ...'ten olay anında ''ne vatanımı sattım ne de namusumuzu. Ama kendimin satılık olduğunu hiç bu kadar hissetmemiştim. Hissettirmemişlerdi. Usanmıştım şehit haberlerini duymaktan. Tecili bozdurdum geldim. Ben burada asker olmadım komutanım. Ben burada insan dışında herşey oldum. Şahsıma edilen küfürler, hakaretler, babamdan yemediğim dayağı ben burada yaşadım. Yapılacak hatamda oldu, yapılmayacak hatamda. Ama garibanızya, arkamızda kim duracaktı. Kim bize destek çıkacaktı. Uzman'dan Ast'a. Ast'tan takım komutanına aynı.Sustum. Artık kelimeler boğazıma taş oldu benim. Konuşsam fayda etmedi. Sussam hiç fayda etmedi. Usandım. Taşıdığım candan silahlık defterinde korkudan söyleyemeyip paraf attığım yer oldu. Sonra bir fark ettim 53 yok. Banyo yaparken duyupta hesap almadığım konuşmada. Onu bu sefer çok pis sikecekler denilmişti. Ama yansıtmadım. Çünkü yine ben suçlu olacam. Bi siktirin gidin ölün gidin demiştiniz. İstenmemek kaderde varmış komutanım. Her zaman siz haklısınız. Ben yine suçluyum. Olan anama, olan bana.'' ifadelerinin yer aldığı bir not kağıdının ele geçirilmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, aynı karakolda er olarak görevini yapmakta olan tanıklar ... ... K, ... K., ... A., ... Y., ..... ... D., ... E., ... Ç.... Y., ... ... Ö.'nün alınan ifadelerinde, ...'in herhangi bir problemi olmadığını ancak gece santralde görevlendirildikten sonra yaptığı hatalar dolayısıyla, karakol komutanı sanık P.Ütğm. ..., sanık P.Asb.Üçvş. ..., sanıklar P.Uzm.Çvş. ..., ..., ..., ..., ...'den sürekli dayak yediğini ve sanıkların ...'e sürekli hakaret ettiklerine bizzat şahit olduklarını, santralden nizamiyeye kadar ...'i darp ederek ve ''sen orospusun'', ''geri zekalı'' vb. şeklinde hakaretlerde bulunarak götürdüklerini, ölen ...'in son bir ayda yediği dayaklar, yapılan baskılar ve işittiği hakaretler sonucunda bunalıma girdiğini, en küçük bir hatada bile hakaretler işitip sürekli darp edildiğini, beyan ettikleri, ölenin abisinin, ...'in yaşadıklarını BİMER'e birden fazla kez şikayetle bildirdiği ancak sanıkların eylemlerine sistematik olarak devam ettikleri böylece işkence suçunu işledikleri iddiasına ilişkindir. 2. İlk Derece Mahkemesince, sanıkların ...'e karşı eylemlerinin işkence suçunu oluşturmayacağı, belli bir plan doğrultusunda sistematik ve sürekli şekilde gerçekleşme unsurlarının dosyaya konu olayda bulunmadığı gerekçesiyle, sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, sanıklar ..., ..., ..., ... ile ...'in, ölen ...'i santralde görevlendirilmesinden sonra intihar edinceye kadarki 1 aylık zaman sürecinde, henüz işi öğrenme safhası sayılacak dönemde işlemiş olduğu her hatasında, bazen de keyfi olarak darp ettikleri, ona karşı tehdit ve hakarette bulundukları, ölenin bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine ya da aşağılanmasına yol açacak davranışları belli bir süreç içerisinde, sürekli ve sistematik olarak gerçekleştirdikleri gerekçesiyle sanıkların mahkumiyetlerine; sanıklar ... ile ...'a yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Dosya kapsamında yer alan Van Jandarma Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğü'nden alınan 22.06.2017 tarihli uzmanlık raporuna göre, ölen ...'in atış artıklarının dağılımı ve yoğunluğu itibariyle yapılan atışın bitişik atış olduğunun değerlendirildiği; yine Van Jandarma Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğü'nden alınan 19.06.2017 tarihli uzmanlık raporunda, ...'in ölüm olayı ile ilgili olarak gönderilen 1980 WT 43646 numaralı 7.62x39 mm çapında fişek istimal eden, Polonya yapımı, Kalashnikov marka, yarı ve tam otomatik çalışma sistemine sahip tüfek, 2 adet 7.62x39 mm çapında 539 97 ibareli suç konusu kovan üzerinde yapılan incelemede tüfeğin emniyet ve ateşleme sistemlerinin sağlam ve işler durumda olduğu belirtilmiştir. 2. Ölen ...'in intihar ettiği anda üzerinde çıkan el yazısı notun kendi el ürünü olduğuna ilişkin 15.05.2017 tarihli uzmanlık raporu, 11.09.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'ndan alınan rapor, 03.05.2017 tarihli ölü muayene tutanağı, ölen ...'in abisi ...'in 28.04.2017 tarihinde yaptığı BİMER başvurusu mevcuttur. Bahse konu başvuruda, takım komutanı sanıklar ..., ... ve ...'in öleni, sürekli dövdükleri, sürekli hakaret ettikleri hususlarına yer verildiği tespit olunmuştur. 3. ...'in intihar etmeden önceki yakın bir tarihte ailesi ile yaptığı, kendisinin sürekli darp edildiğini ve kendisine hakaret edildiğini bu yüzden canının çok sıkıldığını, bunalıma girdiğini beyan ettiğine ilişkin ağabeyi tarafından kayda alınan telefon görüşmelerinin mevcut olduğu görülmüştür. 4. Dosya kapsamında yer alan, tanıklardan ... Y.'nin (ölen ...'in ağabeyi) kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde "...sanıklar ..., ... ve ...'tir, kardeşim bana ... üsteğmen ve ... tarafından darp edildiğini, hakarete maruz kaldığını söylemişti, bu konuda yapmış olduğum ses kaydının analizi de dosyanızda zaten mevcuttur, hatta bir keresinde "dayağı düşünmüyorum, ancak anneme yapmış olduğu hakaretlere katlanamıyorum" demişti, ...'ın kendisine santralde yaşanan bir sıkıntıdan dolayı santral odasına götürerek kapıyı kitleyip dayak attığını söylemişti..." şeklinde beyanda bulunduğu; Tanık ...'nin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde "...... samimi bir arkadaşımdı......'i komutanlarımızdan Astsubay ..."ın darp ettiğini ve hakarette bulunduğuna şahit oldum. ... astsubayın ...'i santralin önünden alıp nizamiyeye kadar döverek götürdüğüne şahit oldum. ... astsubayın ...'e hitaben ''orospu çocuğu, dalağını sikerim, senin ananı sikerim, eşşek oğlu eşşek'' şeklinde ağır hakaret içeren küfürler ettiğini duydum...... bana ... astsubaydan dayak yediğini hemen hemen her gün anlatırdı..." şeklinde beyanda bulunduğu; Tanık Dursun Y.'nin kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde "...bana okumuş olduğunuz sanıkların hepsini askerleri döverken gördüm, ben ... üsteğmen, ... Uzman ve ... astsubaydan dayak yedim, ...'in söylediğine göre ... astsubay ... santralde çalışırken santralin önünden geçen askerlere hitaben ... Astsubayın bunların hepsinin anasını sinkaf edeceksin dediğini bana anlatmıştı, ... kendisinin çok bunaldığını ve zaman zaman intihar etmeyi düşündüğünü söylemişti, bazı rütbeliler zevk için de askerleri dövüyordu, hatta bir keresinde ... üsteğmen Trabzonspor yenildiği için ben ve ...'in içinde bulunduğu 5 askeri zevk için dövdü..." şeklinde beyanda bulunduğu; Tanık ... S.'nin kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde "...olayın akabinde tabur komutanım beni ... karakoluna görevlendirdi, çünkü sinir krizi geçiren askerler vardı, orada görüştüğüm askerler "burada dayağa maruz kalıyoruz" dediler, hatta RDM talebinde bulunan askerler de bu yüzden RDM talep ettiklerini söylediler, benim gözlemime göre karakol içerisindeki askerler genel olarak düşük morale sahiptiler..." şeklinde beyanda bulunduğu; Tanık Muhammed ... K.'nin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde "...Ben ...'i Astsubay ...'ın darp ettiğini ve hakarette bulunduğuna bizzat şahit oldum. ... astsubay ...'i gerek nizamiyede gerekse santralde defalarca dövdüğüne şahit oldum. Ayrıca ... ile samimi olmamdan dolayı ... bana ... üstteğmenden dayak yediğini de anlatmıştı..." kovuşturma aşamasında ise "...sanıklar ..., ... ve ...'dan duyduğum kadarıyla ...'i kum torbası olarak kullanıyorlardı, bunu diğer askerler de duyuyorlardı..." şeklinde beyanda bulunduğu; Tanık ... E.'nin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde "......'e Üstteğmen ..., Astsubay ..., Uzman çavuş ... ve Uzman çavuş ... isimli komutanlarımızın darp ettiğini... ... Üstteğmen ...'i santralden alıp rütbeli gazinosuna kadar döve döve götürdüğünü gördüm bu sırada ...'e ''mal santralciler, orospu çocukları'' şeklinde küfürler ederek götürdüğünü gördüm. Ayrıca bir defasında da santralin içinde ...'i dövdüğünü gördüm. Bunun haricinde de defalarca dövdüğüne şahit oldum. ... uzman ve Usamet Uzmanın da ...'i santralin içinde bir çok kez dövdüğüne ve hakarette bulunduğuna şahit oldum..." şeklinde beyanda bulunduğu; Tanık ... ... Ö.'nün soruşturma aşamasında alınan ifadesinde "...... Uzman, ... Uzman ve Adem Uzman çok iyi komutanlardı, herhangi bir sıkıntılarını görmedik ancak ... Uzman, ... Uzman ve Usamet Uzman askeri personeli sürekli döven insanlardı... Ayrıca Üst Teğmen ...'ın santral odasında defalarca ...'i darp ettiğine şahit olduk. Ayrıca ...'i döverken santral odasında defalarca ...'i darp ettiğine şahit olduk. Ayrıca ...'i döverken ayrıca hakaretlerde de bulunuyordu. Ben ...'i Ast Subay ... ve Üst Teğmen ...'ın darp ettiğini gördüm... ... ölmeden önce sürekli yanıma gelerek ... Üsteğmen'den, ... Astsubay'dan, ... Uzmandan dayak yediğini, kendisine karşı ağır hakaretler yapıldığını bu yüzden bunalıma girdiğini anlatırdı...." şeklinde beyanda bulunduğu; Tanık Yunus D.'nin kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde "......'in üstlerinden şiddet gördüğüne iki kez şahit oldum, birincisinde ...'nin jeneratör odasının orada ...'i dövdüğünü gördüm, ikincisinde ise ...'ın santral kapısının orada ...'i nizamiye kapısına kadar küfürlü bir şekilde dövdüğünü gördüm... ... o zamanlar bana ... üsteğmenin en ufak hatada kendisini dövdüğünü anlattı, hatta Trabzonspor yenilince askerlere karıştığını ve dövdüğünü anlatmıştı, ... olaydan 3 gün önce bizim yanımıza gelerek "arkadaşlar ben dayanamıyorum artık, bir şey yapalım, her gün dayak yiyorum" diyordu, dövenler içinse hatırladığım kadarıyla ... üsteğmen, ... astsubay, ... uzmanın dövdüğünü anlatmıştı, ben bu hususu ...'ten duydum, ... bana anlattığına göre santrale geçtiğinden beri sürekli olarak dayak yiyordu..." şeklinde beyanda bulunduğu; Tanık Muharrem Y.'nin kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde "...özellikle sanık ...'ün askerdeyken dövmediği kimse yoktu, diğer askerlere sorulduğunda aynı cevabı vereceklerdir, sanıklardan ...'ın ...'i kapının önünde tekme tokat dövdüğünü hatırlıyorum, ... astsubayın ...'i bir merciye yanlış bir evrak gönderdiği için dövdüğünü biliyorum, ben buna kendi gözlerimle şahit oldum, sanıklardan ...'nin de ...'i ağır bir şekilde tekmeleyerek dövdüğünü gördüm, sanık ...'nin ...'i jeneratör dairesinin kapısının önünde sigara içtiğini sanarak dövdünü biliyorum..." şeklinde beyanda bulunduğu; Tanık ... K.'nin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde "......'e Astsubay ... ve Uzman Çavuş ... isimli komutanlarımızın darp ettiğini ve hakarette bulunduklarına şahit oldum..." şeklinde beyanda bulunduğu; Tanık ... Y.'nin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde "......'e Üstteğmen ..., Astsubay ... ve Uzman çavuş ..., Uzman Çavuş Üsamet isimli komutanlarımızın darp ettiğini ve hakarette bulunduklarına şahit oldum.... Bunun dışında ... astsubayın santralde defalarca ...'i yumruklardığına şahit oldum, genelde ...'in göğüslerine vuruyordu.... ...'i santralde defalarca ... üstteğmen yanımda intihar etmeden yaklaşık 3 hafta kadar önce dövdü. ... santralciydi ancak çaycı olmadığı zaman çayı da yapıyordu. Bir seferinde çayı iyi yapamadığından dolayı ... Uzman ...'i darp etti, yine aynı sebepten ötürü Üsamet uzman da ...'i darp etti. ... uzman ve Üsamet uzmanın ...'i darp etmesine ben 2 kez şahit oldum...'' şeklinde beyanda bulunduğu; Tanık ... Ç.'nin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde "... ...'e Üstteğmen ..., Astsubay ..., Uzman çavuş ... ve Uzman çavuş ... isimli komutanlarımızın darp ettiğini gördüm. Olaydan bir iki gün önce ... Astsubayın bizim kahvaltı yaptığımız esnada nizamiyenin önünde ...'i yerde sürükleyerek dövdüğünü gördüm, santralde ...'e hakarette bulunduğuna şahit oldum. ... üstteğmenin ...'in ölümünden 5-6 gün önce santralin önünde ...'i dövdüğüne ve hakarette bulunduğuna şahit oldum. ... uzmanın ...'i santralde dövdüğüne şahit oldum, ...'e sürekli hakarette bulunuyordu, ...'e sürekli sen salaksın, sen malsın senden bir şey olmaz dediğini duydum. ..., bana ..., ..., ... ve Usamet komutanın sürekli kendisini dövdüğünü ve hakarette bulunduğunu anlatıyordu..." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. 5. Türkiye Cumhuriyeti, taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerde yasak olduğunu kabul ederek, işkence ve diğer kötü muamele teşkil eden eylemlerin önlenmesiyle ilgili gerekli tedbirleri alma konusunda taahhüt altına girmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin de üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca 10 Aralık 1948 tarihinde ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 5 inci maddesi; "Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tâbi tutulamaz.", 4 Kasım 1950 tarihli İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme’nin 3 üncü maddesi de; “Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayriinsani yahut haysiyet kırıcı ceza veya muameleye tâbi tutulamaz.” şeklinde düzenlenerek işkence ile birlikte diğer kötü muamele teşkil eden eylemler yasaklanmıştır. 10 Şubat 1984 tarihli İşkence ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 1 inci maddesinin birinci fıkrası; "İşkence terimi, bir şahsa veya bir üçüncü şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla, bilgi veya itiraf elde etmek için veya ayrım gözeten herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvafakatıyla uygulanan fiziki veya manevî ağır acı veya ızdırap veren bir fiil anlamına gelir. Bu yalnızca yasal müeyyidelerin uygulanmasından doğan, tabiatında olan veya arızi olarak husule gelen acı ve ızdırabı içermez.”, aynı maddenin ikinci fıkrası ise “Bu madde, konu hakkında daha geniş uygulama hükümleri ihtiva eden herhangi uluslararası bir belge veya millî mevzuata halel getirmez.” şeklinde düzenlenerek işkence kavramı tanımlanmış ve kapsamı belirlenmiştir. 5237 sayılı TCK'nın "İşkence” başlıklı 94 üncü maddesi ise; "(1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesi; “İşkence teşkil eden fiiller, aslında kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyan fiillerdir. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen işkencenin en önemli özelliği, kişinin psikolojisi, ruh sağlığı, algılama ve irade yeteneği üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, işkencenin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir.” şeklinde açıklanmak suretiyle kamu görevlisinin söz konusu davranışlarının ancak belli bir süreç içerisinde sistematik olarak gerçekleştirilmesi hâlinde işkence suçunun oluşacağı belirtilmiştir. İşkence suçu, serbest hareketli bir suçtur. 5237 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre bu suç, kamu görevlisi tarafından insan onuruyla bağdaşmayacak surette kişinin bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine ya da aşağılanmasına yol açacak davranışlarla işlenebilir. Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği gibi kamu görevlisinin söz konusu davranışlarının ancak belli bir süreç içerisinde sistematik olarak gerçekleştirilmesi hâlinde işkence suçu oluşacaktır. Fiillerin belli bir süreç içerisinde sistematik olarak gerçekleştirilmemesi hâlinde ise kasten yaralama, hakaret, tehdit gibi bağımsız suçlar gündeme gelecektir. Anılan normatif düzenlemeler çerçevesinde somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; Dava dosyası kapsamında sanıklar ... ile ...'un ölen ...'i darp ettikleri, hakaret ve tehdit ettikleri yönünde mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin nitelikte bir delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkında İlk derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemecesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. B.Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; 1. Dava dosyası kapsamında yer alan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, ....Hudut Karakolunda görevli olan P.Er ... isimli şahsın karakolun arka bahçesinde bulunan su deposunun üzerinde sanık P.Asb.Üçvş. ...'a zimmetli olan kaleşnikof marka silah ile intihar ettiği, ...'in üzerinden ele geçirilen notta sanıkların kendisine sürekli hakaret ettiklerini ve dövdüklerini ifade ettiği, tanık ...'nin ve aynı karakolda er olarak görevini yapmakta olan tanıklar ....,..,...,....,..,...,...'nin alınan beyanlarında, ...'in sanıklardan sürekli dayak yediğine ve sanıkların ...'e sürekli hakaret ettiklerine bizzat şahit olduklarını, santralden nizamiyeye kadar ...'i darp ederek ve ''sen orospusun'' ''geri zekalı'' vb.şeklinde hakaretlerde bulunarak götürdüklerini, ölen ...'in son bir ayda yediği dayaklar, yapılan baskılar ve işittiği hakaretler sonucunda bunalıma girdiğini, en küçük bir hatada bile hakaretler işitip sürekli darp edildiğini beyan ettikleri, ölenin ağabeyi ... Y.'nin, ...'in yaşadıklarını BİMER'e birden fazla kez şikayetle bildirdiği, dolayısıyla sistematik olarak süregelen ve insan onuruyla bağdaşmayacak nitelikte eylemleri gerçekleştiren sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in üzerlerine atılı suçu işlediği anlaşılmıştır. Ancak; 2. 5237 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Suçun; a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı, b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla, işlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun'un tanımlar başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "kamu görevlisi" deyimi "Kamu kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi" şeklinde ifade edilmiş olup, ilgili maddenin gerekçesinde, askerlik görevini yapan kişiler de kamu görevlisi sayılmıştır. Ölen ...'in ... Hudut Karakolunda Piyade Er olarak askerlik görevini ifa ettiği, dolayısıyla Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisi sayıldığı, ölümünden önceki görevli olduğu santralde bulunan ve geceleri kendisinin sorumlu olduğu defterde hata yaptığı ileri sürülerek sanıklar tarafından sürekli dövülmek ve hakaret edilmek suretiyle insan onuruyla bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya ifade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışların gerçekleştirilerek işkence edildiği anlaşılmasına ve böylelikle atılı suçun kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla işlenmesine rağmen, suç vasfında yanılgıya düşülerek 5237 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi yerine, sanıklar hakkında yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 14.12.2021 tarihli kararında sanıklar müdafiilerince ve katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, B. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle sanıklar müdafiilerinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 14.12.2021 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.