8. Hukuk Dairesi 2023/1046 E. , 2024/3942 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1711 E., 2022/1290 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/294 E., 2021/519 K. Taraflar arasındaki güncellem kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üze
**8. Hukuk Dairesi 2023/1046 E. , 2024/3942 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1711 E., 2022/1290 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/294 E., 2021/519 K. Taraflar arasındaki güncellem kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 2353 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması sonunda 1216 ada 13-14-15-16-17-18-19-20 parseller ile 2100 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara gittiği, taşınmazın 1216 adadaki gitti parsellerinin tümünde beyanlar hanesinde "... oğlu ... 'in 1977 yılından beri kullanımında" olduğu belirtilerek; taşınmazın gitti parseli olan 2100 ada 2 parselin beyanlar hanesinde 102/2019 hissesi ... oğlu ... 'in 1977 yılından beri kullanımında olduğu belirtilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesi ile; dava konusu 2353 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan kullanıcı tespitine yönelik kadastro çalışmaları yapıldığını, davacının bir kısım taşınmazların zilyetlik haklarını dava dilekçesine ekli sözleşme ile 01.11.1994 tarihinde zilyetlerden devir ve satın aldığını, bölgede imar yapıldığı ve taşınmazların imar parseli haline geldiğini, hatta imar uygulaması masraflarının davacı tarafından karşılandığını, dava konusu yerde Kadastro Müdürlüğünün belirlediği program doğrultusunda muhtelif tarihlerde güncelleme çalışması yaptığını, davacının güncelleme listelerini öğrendikçe hatalı yapılan işlemlere karşı düzeltilmesi için dava açmak zorunda kaldığını, yapılan işlemin hatalı olduğunu, davacının zilyetliğini sözleşme ile devraldığı taşınmazlara ait tüm evrakları Kadastro Müdürlüğüne teslim ettiğini, fakat davacı adına güncellemenin yapılmadığını ileri sürerek davacının hak sahibi olduğunun tespitine, davalı adına yapılan güncelleme işleminin iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile; davalıların murisi ... ... ilçesi Çalkaya Mandırlar Köyü (yeni ... Mahallesi) 2/B vasfındaki 2353 nolu parselin ve diğer dava edilen taşınmazların çok uzun zamandan beri şimdiye kadar yapılan tüm tespitlere ve güncellemelere göre zilyet ve kullanıcısı olduğunu, bu parselin 2/B olarak kullanıcısı ve zilyedi iken ekte fotokopisini sundukları aslının büyük ihtimalle Antalya Kadastro Müdürlüğünde bulunan iki sayfadan ibaret 01.11.1994 tarihli Kadastro ve Zilliyet Devir Senedi başlıklı belgenin birinci sayfasında ve 2 nolu sırada yazılı 2353 parselin karşısına atılan imzanın muris ... 'e ait olmadığını, bu imzanın murisin el mahsulü olmadığını, senede ... 'in ve ... 'nin şahit olarak imza attıklarını, diğer imzacı ... 'in o zamanlar ... Mahallesi muhtarı olarak yukarıdaki imzalar adı geçenlere aittir deyip mühür basmak ve imza atmak suretiyle sahte senedi gizlice birlikte ve organize bir şekilde oluşturduklarını, senede imza atan ...'in senedin yapıldığı tarihten iki sene önce vefat ettiğini, ölü olan bir şahsın imza atmasının fiilen mümkün olmadığını, bu kişiler hakkında Antalya CBS 2018/30834 dosyası ile şikayette bulunulduğunu, bu dosyanın bekletici mesele yapılmasını, imza murise ait olsa bile davanın çok uzun zaman sonra açıldığını, bu sebeple zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından imza itirazında bulunulan zilyetlik devir sözleşmesinin aslının davacı tarafça ibraz edilemediği, soruşturma dosyalarında tapu müdürlüğünden evrak aslının getirtilerek inceleme yapıldığı görülmüş ise de alınan kriminal raporda davalıların murisine ait imza incelemesi yapılmadığı, sözleşme aslının celbi için yazılan yerlerde de bulunmadığının anlaşıldığı, yazılı bir sözleşme olduğu düşünülse dahi taşınmazın zilyedi, taşınmazı fiili olarak kullanan kişi olup celbedilen kayıtlardan taşınmazlarda davacı adına herhangi bir elektrik ve su aboneliği bulunmadığının belirtildiği, Antalya Milli Emlak Müdürlüğünün 18.12.2019 tarihli yazı cevabında dava konusu taşınmazlar için davacı adına tahakkuk ettirilen ve davacı tarafından ödenen bir ecrimisil de bulunmadığının belirtildiği, keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazların doğal arazi konumunda olduğu taşlık, çalılık bir zemine sahip olduğunun belirtildiği, mahalli bilirkişilerin taşınmazın davacı tarafından kullanıldığına dair bir beyan bulunulmadığı, taşınmazların kenarında tel çit kalıntılarının bulunduğu, taşınmazın bir kısmında taşlık çalılık olması nedeniyle 25-30 yıldır tarımsal faaliyette bulunulmadığı, herhangi bir imar ihya çalışması olmadığı, etrafının tel çit vs ile çevrilmemiş olduğunun belirtildiği bu nedenle davacının kullanımının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile daha önce yapılan kadastro tespitleri sırasında fiili kullanıcı tespiti yapılan taşınmazlarda, güncelleme çalışmaları sırasında değişiklik yapılabilmesi için sonraki zilyetlerin, bu zilyetliklerini tapu kaydında yazılı fiili kullanıcıdan yasal bir yolla (akdi ya da irsi) devraldıklarını kanıtlamaları zorunludur. Dava konusu taşınmazda 1993 yılında yapılan tespitten sonra davacının zilyetliği devraldığını iddia ettiği 01.11.1994 tarihli sözleşmede davalılar murisinin imzası bulunmakta ise de, senet için suç duyurusunda bulunulduğu ancak senedin aslı ibraz edilmediğinden kriminal inceleme yapılamadığı, bu nedenle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarında taşınmazın eskiden beri davalıya ait olduğunu ve davacıyı taşınmazı kullanırken görmediklerini, yerin davalı tarafından bir başkasına devredildiğini bilmediklerini beyan ettikleri, az yukarıda belirtildiği üzere davacının zilyetliği tapu kaydında yazılı fiili kullanıcıdan devraldığını ve taşınmazda güncelleme çalışmaları sırasında fiili hakimiyete sahip olduğunu kanıtlayamadığıgerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere ve davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.