12. Ceza Dairesi 2022/9995 E. , 2024/4349 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/383 E., 2022/32 K. SUÇLAR : Hakaret, haberleşmenin gizliliğini ihlal HÜKÜMLER: Ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî ret, kısmî onama Sanık hakkında İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/383 Esas sırasına kayıtlı asıl dava dosyasındaki 07.07.2014 ile 20.02.2015 tarihinde işlendiği iddia olunan hakaret suçundan ilk kez verilen mahkûmiyet hükmünün, da
**12. Ceza Dairesi 2022/9995 E. , 2024/4349 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/383 E., 2022/32 K. SUÇLAR : Hakaret, haberleşmenin gizliliğini ihlal HÜKÜMLER: Ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî ret, kısmî onama Sanık hakkında İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/383 Esas sırasına kayıtlı asıl dava dosyasındaki 07.07.2014 ile 20.02.2015 tarihinde işlendiği iddia olunan hakaret suçundan ilk kez verilen mahkûmiyet hükmünün, daha önce Yargıtay incelemesinden geçmemesi ve bölge adliye mahkemelerinin yürürlüğe girdiği 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş olması nedeniyle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı ve 5271 sayılı CMK'nın 272. maddesi uyarınca hükmün istinaf yoluna tabi olduğu anlaşılmıştır. Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine İstanbul Anadolu 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/808 Esas sırasına kaydedilen birleşen dava dosyasındaki 21.11.2014 tarihinde işlenen hakaret suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına ve aynı tarihte işlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan kurulan mahkûmiyete ilişkin hükümlerin; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 34. Asliye Ceza Mahkemesinin sanık hakkında 21.11.2014 tarihinde işlenen hakaret suçundan 5237 sayılı TCK'nın 125/1, 129. maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükmüne yönelik katılan vekilinin ve aynı tarihte işlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı TCK'nın 132/2-2, 62, 50/a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmüne yönelik sanığın ve katılan vekilinin temyiz isteklerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen 04.12.2019 tarihli bozma ilâmı üzerine İstanbul Anadolu 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/808 Esas sırasına kaydedilen dava dosyasının, İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/383 Esas sırasında kayıtlı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilerek, İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, sanık hakkında asıl dava dosyasındaki 07.07.2014 ile 20.02.2015 tarihinde işlendiği iddia olunan hakaret suçundan 5237 sayılı TCK'nın 125/1-2, 62, 52, 52/4. maddeleri uyarınca 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, birleşen dava dosyasındaki 21.11.2014 tarihinde işlenen hakaret suçundan 5237 sayılı TCK'nın 129/3 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/4-c maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı TCK'nın 132/3, 62, 50/1-a, 52, 52/4. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca asıl dava dosyasındaki 07.07.2014 ile 20.02.2015 tarihinde işlendiği iddia olunan hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddine, birleşen dava dosyasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. 2. Dairemizin 23.11.2022 tarihli ve 2022/5619 Esas, 2022/9061 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında asıl dava dosyasındaki 07.07.2014 ile 20.02.2015 tarihinde işlendiği iddia olunan hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin ve birleşen dava dosyasındaki 21.11.2014 tarihinde işlenen hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükme yönelik sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz istekleri ile ilgili olarak ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca asıl dava dosyasındaki 07.07.2014 ile 20.02.2015 tarihinde işlendiği iddia olunan hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz isteğinin reddine, birleşen dava dosyasındaki 21.11.2014 tarihinde işlenen hakaret suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükme yönelik sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren ek Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanığa yüklenen tüm eylemlerde isnat edilen suçların unsurlarının oluştuğunun ve üst hadden ceza verilmesi gerektiğinin gözetilmediğine, sanık müdafiinin temyiz sebepleri; karar duruşmasında mesleki mazeretleri kabul edilmeyerek, savunma haklarının kısıtlandığına, suç konusu mesajların sanığa aidiyeti ispatlanmadığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken eksik araştırma neticesinde karar verildiğine ilişkindir. III. GEREKÇE ve KARAR A. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Sanık hakkında İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/383 Esas sırasına kayıtlı asıl dava dosyasındaki 07.07.2014 ile 20.02.2015 tarihinde işlendiği iddia olunan hakaret suçundan ilk kez verilen mahkûmiyet hükmünün, daha önce Yargıtay incelemesinden geçmemesi ve bölge adliye mahkemelerinin yürürlüğe girdiği 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş olması nedeniyle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı ve 5271 sayılı CMK'nın 272. maddesi uyarınca hükmün istinaf yoluna tabi olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik kanun yolu başvurularının görevli ve yetkili Bölge Adliye Mahkemesince incelenmek üzere dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Ceza Verilmesine Yer Olmadığına İlişkin Hüküm Yönünden Sanığa yüklenen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan yargılama konusu eylem, 5237 sayılı TCK'nın 125/2. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun'un 125/1. maddesinde hakaret başlığı altında yaptırıma bağlanmış olup, cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e maddesi uyarınca anılan suçun asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 67/4. maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de zamanaşımını kesen en son işlem olan sanığın savunması alınarak sorguya çekildiği 22.12.2015 tarihinden itibaren 8 yıllık asli zamanaşımı süresinin, 5271 sayılı CMK'nın 253/21. maddesi gereğince “Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu” tarih olan 20.01.2020 tarihi ile uzlaştırma raporunun uzlaştırma bürosuna verildiği tarih olan 27.02.2020 tarihi arasında duran 1 ay 7 günlük süre de eklendiğinde, temyiz inceleme tarihinden önce 29.01.2024 tarihinde dolduğu, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesi kapsamında derhâl beraat kararı verilmesini gerektirir hâllerin de bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istekleri bu sebeple yerinde görülmüş olup, hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, C. Sanık Hakkında Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Sanık müdafiinin, 18.01.2022 günü saat 12.50’de elektronik imza ile imzalayarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elektronik ortamda gönderdiği dilekçesinde, esasını ve saatlerini de yazarak, Küçükçekmece 19. Asliye Ceza Mahkemesinde, Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde, İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde, İstanbul Anadolu 17. Aile Mahkemesinde, İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesinde, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde ve Bakırköy 10. Sulh Hukuk Mahkemesinde duruşmaları ve süreli başka işleri olmasından dolayı 18.01.2022 tarihli duruşmanın ertelenip, yeni duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verilmesini talep etmesi karşısında, Avrupa İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Koruma Sözleşmesi’nin 6 ve 5271 sayılı CMK'nın 197. maddeleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin mesleki mazeretinin kabulü ile sözlü savunma yapma imkânı verildikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, “her ne kadar sanık müdafii … mazeret dilekçesi talebinde bulunmuş ise de gerekçenin belgelendirilmediği, iki önceki celse esas hakkındaki mütalaya karşı süre talebinde bulunduğu ve celse arası mütalaya karşı yazılı beyanlarını sunduğu, 19. celsede duruşmaya katılmadığı anlaşılmakla AİHS'nin 6. maddesinin alt başlığı olan makul sürede yargılama ilkesi uyarınca dosyanın safahatı gereği…” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık müdafiinin mesleki mazeretinin reddine karar verilip, yargılamaya devamla sanığın ve sanık müdafiinin yokluğunda yazılı şekilde karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2024 tarihinde karar verildi.