3. Ceza Dairesi 2024/1316 E. , 2024/3576 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/668 E., 2017/686 K. SUÇ : Terör örgütü propagandası yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Ret Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 04.12.2023 tarihli ve 2021/15081 Esas, 2023/9922 sayılı Kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.01.2024 tarihli ve 16 - 2019/114939 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhak
**3. Ceza Dairesi 2024/1316 E. , 2024/3576 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/668 E., 2017/686 K. SUÇ : Terör örgütü propagandası yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Ret Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 04.12.2023 tarihli ve 2021/15081 Esas, 2023/9922 sayılı Kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.01.2024 tarihli ve 16 - 2019/114939 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ 1- İtirazın konusu temyiz sebeplerinin bildirilmesi zorunluluğu nedeniyle, hukuki sebep gösterilmeden süresi içinde yapılmış temyizin varlığı halinde CMK'nın 295/1 inci maddesindeki yedi günlük sürenin sanığa ihtarının zorunlu olup olmadığına dairdir. 2- Anayasamızın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmünü içermektedir. İlk Derece Mahkemesinin hükümlerine karşı kanun yoluna başvuru hakkının sözleşme kapsamında korunması gereken bir hak olarak kabul edilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 7 nolu protokolle gerçekleşmiştir. Protokol, 22.11.1984 tarihinde imzalanmış, 01.11.1988’de yürürlüğe girmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 25.03.2016 tarihinde onaylanarak iç hukukumuzun bir parçası hâline gelmiş bulunmaktadır. Protokolün "Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı" başlıklı 2. maddesi "Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, yasayla düzenlenir. 2. Bu hakkın kullanılması, yasada düzenlenmiş haliyle önem derecesi düşük suçlar bakımından ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olarak en yüksek mahkemede yargılandığı veya beraatini müteakip bunun temyiz edilmesi üzerine verilen mahkumiyet hallerinde istisnaya tabi tutulabilir." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan protokol ile adil yargılama ilkesi kapsamında cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı kabul edilmiştir. Bu hakkın istisnaları ikinci fıkrada gösterilmiş olup yasada düzenlenmiş hâliyle az önemli suçlar ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olarak en yüksek mahkemede yargılanması ve beraat kararının temyiz edilmesi sonrası verilen mahkûmiyet hâlleridir. Bazı görevlilerin özel yetki kuralları uyarınca Yargıtayda veya Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanması hâlinde bu istisna uygulanabilecektir. Sözleşmede istisna getirebilme olanağına rağmen iç hukukumuzda ilk derece olarak Yargıtayda yargılanacak kişiler bakımından verilen hükümlerin temyiz edilebileceği öngörülerek iki dereceli sistem benimsendiği anlaşılmaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231 inci maddesinin ikinci fıkrası; "Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.", "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34 üncü maddesi; "(1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir. (2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.", "Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" başlıklı 232 nci maddenin 6 ncı fıkrası; "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.", "Temyiz" başlıklı 286 ncı maddesi; " (1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. (2) Ancak; a) İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları, b) İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları, c) (Ek: 20/7/2017-7035/20 md.) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar, d) (Anayasa Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve E.:2018/71 K.:2018/118 sayılı Kararı ile İptal; Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, İlk Derece Mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, f) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…)(5) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, h) (Değişik: 18.6.2014-6545/78 md.) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar, ı) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları,", 286 ncı maddeye 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Yasanın 29.maddesi ile eklenen üçüncü fıkrası; "(3) (Ek fıkra: 17.10.2019-7188 S.K./29. md) İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir: a) Türk Ceza Kanununda yer alan; Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra), Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213), Suç işlemeye tahrik (madde 214), Suçu ve suçluyu övme (madde 215), Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216), Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217), Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299), Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300), Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301), Silâhlı örgüt (madde 314), Halkı askerlikten soğutma (madde 318), suçları. b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar. c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar." 7188 sayılı Kanun'un 31 incimaddesi ile eklenen geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi; "286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluyla aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin uygulandığı hâlde, cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece mahkemesince değerlendirilir." "Temyiz başvurusunun içeriği" başlığını taşıyan 294 üncü maddesi; "(1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. (2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.", "Temyiz gerekçesi" başlığını taşıyan 295 inci maddesi ise; "(1) Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir. Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir. (2) Temyiz sanık tarafından yapılmış ise, ek dilekçe kendisi veya müdafii tarafından imza edilerek verilir. (3) Müdafii yoksa sanık, tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapacağı bir beyanla gerekçesini açıklayabilir; tutanak hâkime onaylatılır. Sanığın yasal temsilcisi ve eşi hakkında 262 nci madde, tutuklu sanık hakkında ise 263 üncü madde hükümleri saklıdır." Hükümlerini içermektedir. Bir kanun yolu başvurusunun esas yönünden merciince incelenmesi, Anayasamızın 36 ncı maddesinde yer bulan adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan mahkemeye erişim hakkı kapsamında kalmaktadır. Anayasamızın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13 üncü maddesi "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." şeklindedir. Öğretide de kanun yoluna başvurmanın bir insan hakkı olduğu ifade edilmiştir (Yenisey-Nuhoğlu, Ceza Muhakeme Hukuku, 4. Baskı, s. 838.). Görüldüğü üzere; temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına bağlıdır. Anayasamızın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı da bu anlamda mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak ölçülülük ilkesi uyarınca sınırlamaların mahkemeye erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması da gerekir. Temyiz isteminin reddi, temyiz edenin mahkemeye erişim hakkına karşı ağır bir müdahale olduğundan, mahkemelerin veya Yargıtay'ın birtakım imkan ya da tedbirleri devreye sokarak bu ağır müdahaleyi dengelemesi gerekmektedir. Temyizin incelenebilmesi için CMK'nın 294 üncü maddesi gereğince hukuki sebeplere dayanması gerektiğinin, eğer temyiz dilekçesinde bu sebepler yer almıyorsa CMK'nın 295/1 maddesinde yazılı olduğu şekilde temyiz süresinin bitiminden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde temyiz sebeplerini içeren ek dilekçenin verilmesi gerektiğinin temyiz hakkına sahip olanlara ihtar edilmesinin bu ağır müdahaleyi dengeleyebilecek tedbirlerden olduğu kabul edilmelidir. Bu ihtarat mahkemesince yapılmamışsa Yargıtay tarafından yapılması sağlanıp temyiz edenin süresi içinde temyiz sebeplerini içeren ek dilekçe verip vermediğine göre hukuki durumunun tayini gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 30.03.2022 tarih ve 2019/9.MD-468 Esas, 2022/216 sayılı, 12.01.2022 tarih ve 2019/9.MD-470 Esas, 2022/1 sayılı kararlarında CMK'nın 295 inci maddesinde yer alan yedi günlük süreye ilişkin ihtaratın zorunlu olduğuna karar vermiştir. 3- Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Verildiği tarih itibariyle kesin olan esastan red kararı hakkında sanığa başvurulacak kanun yolu, süresi, şekli gibi hususlarda bir ihtarda bulunulmasının söz konusu olmadığı, ancak 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı yasanın 29 uncu maddesiyle CMK'nın 286 ncı maddesine eklenen 3 üncü fıkra ve aynı yasaya eklenen Geçici 5 inci maddeye göre sanık tarafından hükmün süresi içinde temyiz edildiği, temyiz imkanı verilmesi üzerine sanığın verdiği dilekçede bu imkandan yaralanmak istediğini beyan ettiği, ancak CMK'nın 294 üncü maddesi gereğince bildirilmesi gereken temyiz sebeplerinin dilekçede yer almadığı, bu nedenle sanığa CMK'nın 295 inci maddesinde yazılı sürede temyiz sebeplerini bildirmesi gerektiğine dair ihtarda bulunulmak üzere dosyanın mahalline tevdiine karar verilip bunun sonucunda süresi içinde temyiz sebeplerini içeren bir dilekçe verilip verilmemesine göre sanığın hukuki durumunun tayini yerine, bu ihtar yapılmadan CMK'nın 298 inci maddesi gereğince temyiz isteminin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu düşüncesine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 04.12.2023 tarihli ve 2021/15081 Esas, 2023/9922 sayılı kararına karşı sanık lehine hükmün bozulması talebiyle 5271 sayılı CMK 308 inci maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur. II. GEREKÇE Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 sayılı Kararında açıklandığı üzere; sanığın yokluğunda kesin olarak verilen karara karşı, 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrasındaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine; sanığın 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi ile 5271 sayılı Kanuna eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendinde belirtilen kanunî süre içerisinde 25.10.2019 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak aynı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen kanunî süreler içerisinde veya inceleme tarihine kadar temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı 7188 sayılı Kanun uyarınca temyiz gerekçelerine ilişkin bir ihtaratın gerekli olmadığı, yasa gereği verilen bir hakkın kullanılmasına ilişkin sanığa verilen bir hak olduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dairemizce verilen ret kararında isabetsizlik görülmemekle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 04.12.2023 tarihli ve 2021/15081 Esas, 2023/9922 sayılı ret kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.