(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/11153 E. , 2013/4106 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mah.Sıfatı ile) DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava ziynetlerin mevcutsa aynen iadesine, mevcut değilse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece davanın reddine karar verilmi
**(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/11153 E. , 2013/4106 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mah.Sıfatı ile) DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava ziynetlerin mevcutsa aynen iadesine, mevcut değilse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tararfından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde: Tarafların 28.10.2007 tarihinde evlendiklerini, evlendikten bir müddet sonra davalının müvekkilini baba evine bırakıp bir daha arayıp sormadığını, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/199-764 Esas karar sayılı dosyasında açılan boşanma davasının red edildiğini, kocanın ağır kusurlu olduğunu, tarafların boşanmadıklarını, eşini yanına almadığını kanımızca 3 yıllık bekleme süresini beklediğini, evlendiklerinde düğünde takılan takılarına ertesi gün kayınvalidesinin el koyduğunu bu takıların bir kısmının bozdurularak büyük oğluna ev alınırken kullanıldığını, bu nedenle bir ... burma bilezik, 6 adet ince bilezik, 20 adet küçük altın ve alyansın aynen iadesine, aynen iadesinin mümkün olmaması halinde bedelinin tahsilini istemiştir.Davalı ise takılara annesinin elkoyduğu iddiasının gerçekleri yansıtmadığını, bileziklerinin kolundan hiç çıkarmadığını bu durumun CD'de belli olduğunu, çantaya konan altın ve parayı düğünden sonra annesinin evine gittiklerinde eşiyle birlikte teslim aldıklarını, kendi ailesinin 4 adet ince bilezik taktığını, 20 adet çeyrek altın değil 7 adet çeyrek altın takıldığını, düğünden sonra davacının rızası ile ince bilezikleri ve çeyrek altınları bozdururak 2 adet 24 ayar kalın bilezik aldıklarını.kendisinde kalan 3 adet bileziğin bozdurulmadığını, 5 adet kalın bilezik ve nişanda takılan bir çift küpe-altın kolye ve alyansın sürekli üzerinde olduğunu, iş kurmak için eşinden 2 adet bilezik istediğini davacının kendi rızası ile 2 adet bilezik verdiğini, 3 adet kalın bilezik bir çift altın küpe ve altın kolyenin kendisinde kaldığını, bunları da giderken üzerinde götürdüğünü kendisinde hiçbir takı kalmadığını, sadece alyansın kendisinde olduğunu istediğinde teslim etmeye hazır olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay İçtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamalıdır. Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır. Olayda, davacı kadın evi son terk ettiği tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini dinlettiği tanıkların beyanı ile ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı, delil listesinde açıkça yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya, ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi davalı davaya verdiği cevap dilekçesinde davacıdan 2 adet bilezik alıp bozdurduğunu ve alyansın da kendisinde olup teslim etmeye hazır olduğuna dair beyanı karşısında bu kalemler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.