12. Ceza Dairesi 2021/6778 E. , 2023/1384 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin b…
**12. Ceza Dairesi 2021/6778 E. , 2023/1384 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 10.06.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; "... Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/1003 Esas sayılı hazırlık soruşturması kapsamında müvekkil 25.10.2010 tarihinde gözaltına alınmış, ev ve ... yerinde arama el koyma işlemleri yapılmış, 27.10.2010 tarihinde tutuklanmıştır. Müvekkil hakkında “Suç örgütü Yöneticisi Olmak, Askeri Casusluk, Devletin Güvenliğine İlişkin Bilgi/Belge Çalma, Tahrif Etme vs, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal, Haberleşmenin Gizliliğini lhlal, Kişisel Verileri Kaydetmek, Hukuka Aykırı Olarak Vermek suçları gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmıştır. ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinde 2011/37 Esas sayılı dosya üzerinden, tutuklu olarak yapılan yargılaması sonunda 02.08.2012 tarihli celsede müvekkilin isnat edilen suçlardan dolayı toplamda 15 Yıl 1 Ay 14 Gün Hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tahliyesine karar verilmiştir. Bu arada kamuoyunda Balyoz davası olarak bilinen Kapatılan ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 Esas sayılı davasında da yargılanan müvekkil hakkında bu dosyada hüküm ile birlikte tutuklama amaçlı yakalama kararı çıkmış ve müvekkil Kapatılan ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.10.2012 tarih ve 2012/717 D.... Sayılı kararı ile bu davadan tutuklanmıştır. Anayasa Mahkemesi müvekkilin mahkumiyetine karar verilerek tutuklandığı ve bilahare infazına başlandığı Kapatılan ... 10 Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 Esas Sayılı dosyasında adil yargılama hakları ihlal edildiğinden yeniden yargılanmaları gerektiğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin bu kararı üzerine, ... Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/427 Karar Sayılı Ek Kararı ile 19.06.2014 tarihinde müvekkilimin, diğer tüm sanıklarla birlikte yeniden yargılanmasına ve infazlarının durdurularak tahliyesine karar verilmiştir. Neticeten müvekkilim beraat ettiği dosyalar kapsamında 26.10.2010-27.10.2010 tarihleri arasında 2 gün süreyle gözaltında. 27.10.2010 - 02.08.2012 tarihleri arasında 1 yıl 9 ay 4 gün tutuklulukta ve 02.10.2012 - 01.07.2014 tarihleri arasında da 1 vıl 8 ay 25 gün infazda olmak üzere toplam 3 yıl 6 ay 1 gün süreyle tutuklu/hükümlü kalmıştır. Tutukluluk sebebiyle, çalıştığı şirketteki görevine son verilmesi sebebiyle alamadığı maaşlardan kaynaklanan zararı, cezaevindeki masrafları, eşinin ziyaret için yaptığı masraflar göz önünde bulundurularak 195.474,00 TL maddi tazminatın ve manevi zararının karşılığı olarak 2.000.000,00 TL manevi tazminatın 25.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. 2. Davalı vekili 26.07.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Dava dosyasında öncelikle zamanaşımı, derdestlik ve husumet itirazlarının göz önünde bulundurularak davanın reddini, yine davacının yakalama ve göz altına alındığı gerekçesi ile açılan davada haksız tutuklamanın unsurları oluşmadığından yasal dayanağı olmayan davanın reddini, buna rağmen davaya devam edilmesi halinde gözaltına alınan süre göz önünde bulundurulduğunda talep edilen miktarın davacının haksız zenginleşmesine meydan verecek kadar fahiş olduğundan usul ve yasaya aykırı olarak talep edilen haksız tazminatın reddine karar verilmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur. 3. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.06.2017 tarihli ve 2016/258 Esas, 2017/203 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2017/3290 Esas, 2018/2542 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.01.2021 tarihli ve 2019/18814 sayılı, onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Davacı vekilinin temyiz istemi; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir. B. Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fazlalığına, reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Davacının kamuoyunda Askeri Casusluk, Fuhuş, Şantaj Davası olarak bilinen soruşturma ve kovuşturma kapsamında 25.10.2010 - 28.10.2010 tarihleri arasında 3 gün göz altında kaldığı, 28.10.2010 - 02.08.2012 tarihleri arasında 1 yıl 9 ay 3 gün tutuklu kaldığı ve 02.10.2012 - 01.07.2014 tarihleri arasında 1 yıl 8 ay 25 gün tutuklu ve hükümlü kaldığı, toplamda 1252 gün haksız yere tutuklu ve göz altında kaldığı, davacı ve birlikte yargılandığı 56 sanık yönünden ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/37 Esas, 2012/266 Karar sayılı kararı ile beraat kararı verildiği ve bu kararın da 10.03.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacının 1252 gün haksız olarak tutuklulukta kalması, ortaya çıkan haksızlık, üzerine atılı suçun niteliği, sosyal, ekonomik ve kültürel durumu dikkate alındığında duyduğu elem ve üzüntünün tazmini bakımından takdiren 200.000,00 TL manevi tazminatın 25.10.2010 tarihinden tarihinden itibaren; bilirkişi tarafından belirlenen 193.126,85 TL maddi tazminatın 25.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Emekli deniz pilot yarbay olan davacının Havelsan A.Ş.'de uzman mühendis olarak çalışmakta iken, yürütülen soruşturma kapsamında 25.10.2010 tarihinde gözaltına alındığı, ardından çıkartıldığı ... 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/101 sorgu sayılı ve 28.10.2010 tarihli kararı uyarınca Suç İşlemek Amacı İle Kurulan Örgüte Üye Olmak, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Etmek, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Etmek, Askeri Casusluk, Devletin Güvenliğine İlişkin Bilgi/Belge Çalmak, Kişisel Verileri Kaydetmek suçlarından tutuklanmasına karar verildiği, bilahare ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/564 Esas sayılı ve 09.02.2011 tarihli iddianamesi ile Suç Örgütü Yöneticisi Olmak, Askeri Casusluk, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal, Devletin Güvenliğine İlişkin Bilgi/Belge Çalma - Tahrif Etme, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal ve Kişisel Verileri Kaydetmek suçlarından kamu davası açıldığı, açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/37 Esas, 2012/166 Karar sayılı ve 02.08.2012 tarihli kararı ile Suç İşlemek Amacı İle Kurulan Örgüte Üye Olmak suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Etmek suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Etmek suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası, Hukuka Aykırı Olarak Kişisel Verileri Kaydetmek suçundan 3.000,00 TL adli para cezası, Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası, Devletin Güvenliğine İlişkin Belgeleri Çalmak suçundan da 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hüküm ile birlikte tahliye edildiği, bu kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2013/8851 Esas, 4876 Karar sayılı ve 05.12.2013 tarihli ilamı ile Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Etmek, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Etmek, Hukuka Aykırı Olarak Kişisel Verileri Kaydetmek ve Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek suçlarından onanarak kesinleştiği, Suç İşlemek Amacı İle Kurulan Örgüte Üye Olmak ve Devletin Güvenliğine İlişkin Belgeleri Çalmak suçlarından ise bozulduğu, kesinleşen hükümlerin infazı için davacı hakkında yakalama kararı çıkarıldığı, bu sırada Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Cebren Men Etmeye Teşebbüs suçundan da yapılan yargılama sonucunda ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 Esas, 2012/245 Karar sayılı ve 21.09.2012 tarihli kararı ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükümle birlikte tutuklama amaçlı yakalama kararı çıkarıldığı, buna istinaden ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/717 Değişik ... sayılı ve 02.10.2012 tarihli kararı ile yeniden tutuklanmasına karar verildiği ve ancak 02.10.2012 tarihi itibarı ile esasen davacı hakkında kesinleşen hapis cezalarının infazına başlandığı, bu aşamada, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki Anayasa Mahkemesinin 09.01.2015 tarih ve 2014/253 kararı üzerine ... Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.06.2014 tarihli ve 2012/427 sayılı ek kararı ile infaz aşamasında bulunan tüm hükümlerin infazının durdurulmasına ve yargılamanın yenilenmesine karar verildiği, yine bu aşamada yapılan başvuru üzerine ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/37 Esas, 2012/166 Karar sayılı ve 30.06.2014 tarihli ek kararı ile, 2010/283 Esas, 2012/245 Karar sayılı dosyasında tutuklu olarak geçirdiği 02.10.2012 - 19.06.2014 tarihleri arasındaki sürenin 2011/37 Esas, 2012/166 Karar sayılı dosyada mahkum edildiği hapis cezalarından mahsubuna karar verildiği, bu kararın ardından da ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/207 Değişik ... sayılı ve 01.07.2014 tarihli kararı uyarınca koşullu salıverilmesine karar verilerek tahliye edildiği, aşamalardan sonra yeniden yapılan yargılama üzerine ... Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas, 2015/143 Karar sayılı ve 31.03.2015 tarihli kararı ile, ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 Esas, 2012/245 Karar sayılı ve 21.09.2012 tarihli kararı kararı ile verilen mahkumiyet hükmünün iptaline, davacının (sanık) Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Cebren Men Etmeye Teşebbüs suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatına karar verildiği, bu kararın 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, öte yandan yine yeniden yapılan yargılama sonucunda ... Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ve 29.01.2016 tarihli kararı ile, kapatılan ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/37 Esas, 2012/166 Karar sayılı ilamının kesinleşen kısmının iptaline, davacının üzerine atılı ve mahkumiyetine karar verilen suçlar ile daha önce bozulan Suç İşlemek Amacı İle Kurulan Örgüte Üye Olmak ve Devletin Güvenliğine İlişkin Belgeleri Çalmak suçlarından atılı suçları işlemediği anlaşıldığından bahisle ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince beraatine karar verildiği, bu kararın da 10.03.2016 tarihinde kesinleştiği, bu suretle 25.10.2010 - 02/08/2012 tarihleri arasında 647 gün, 02.10.2012 - 01.07.2014 tarihleri arasında da 637 gün olmak üzere, haksız olarak toplamda 1284 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, dava dayanağının 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası olduğu, davanın da 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yasal 3 aylık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili ıslah dilekçesi de vermek sureti ile toplamda 220.600,85 TL maddi ve 2.000.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davacı vekilinin dava dilekçesinde yer alan davacının tutuklu kaldığı dönemde cezaevinde yaptığı masraflar ile eşinin, tutukluluk süresi içinde ikamet ettiği ...'dan davacıyı ziyaret etmek için yapmak zorunda kaldığı masrafların gerçek maddi zarar niteliğinde bulunmadıkları ve bu bakımdan 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesi kapsamında değelendirilebilecek talepler olmadığı, bu nedenle maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyecekleri değerlendirilmiştir. Bundan ayrı olarak davacı Havelsan A.Ş.'de uzman mühendis olarak çalışmakta iken 25.10.2010 tarihinde gözaltına alınıp 28.10.2010 tarihinde tutuklanmış ve 02.08.2012 tarihinde tahliye edilmiş, bilahare 02.10.2012 tarihinde yeniden tutuklanıp 01.07.2014 tarihinde tahliye edilmiştir. Bilirkişi raporu ile davacının bu dönemde Havelsan A.Ş'den alamadığı maaş ve ikramiye miktarının 193.126,85 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacının 25.10.2010 - 02.08.2012 tarihleri arasındaki gözaltı ve tutukluluk dönemi itibarı ile maaş karşılığı çalışmakta iken gözaltına alınarak tutuklanmasından dolayı Havelsan A.Ş'den alamadığı ve ancak alması gereken maaş miktarının kendisine ödenmesi gerekli ve doğrudur. Bu miktar, bilirkişi raporunda yer alan veriler uyarınca resen hesaplanmış ve 89.858,92 TL olarak tespit edilmiş, bu miktar için faiz başlangıcı da 25.10.2010 olarak belirlenmiştir. Diğer yandan davacının tahliye edildiği 02.08.2012 tarihi ile yeniden tutuklandığı 02.10.2012 tarihi arasında kesinti bulunmaktadır. Davacının aradaki 2 aylık süreden sonra yeniden tutuklandığı 02.10.2012 tarihi itibarıyla artık Havelsan A.Ş ile irtibatı kesilmiş ve bir bağı kalmamıştır. Davacının tahliye olduğu 02.08.2012 tarihinden iki ay geçtikten sonra, yine Havelsan A.Ş.'de çalışmaya devam edeceğinin kabulü bir varsayım olacaktır ve bu nedenle davacının tutuklu ve hükümlü kaldığı sürenin bir bütün olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Dolayısı ile davacının yeniden tutuklandığı 02.10.2012 ile tahliye edildiği 01.07.2014 tarihleri arasındaki süre bakımından, çalıştığı varsayılarak alamadığı ve ancak alması gereken maaş miktarı değil, maddi kaybını gösterir itibar edilir nitelikte herhangi bir belge sunulmadığı da gözetilerek, emekli de olsa emek ve ... gücünün engelenmesi nedeni ile tutuklu kaldığı dönemde vasıfsız bir işçi gibi değerlendirilip bu dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanacak miktarın maddi tazminat olarak kabulü gerekmiş, buna göre davacının tutuklu kaldığı ikinci dönem olan 02.10.2012 – 01.07.2014 tarihleri arasında geçerli net asgari ücret miktarı esas alınarak resen hesaplanan 16.946,32 TL maddi tazminatın kabulüne, bu miktar için faiz başlangıcının da 02.10.2012 olarak belirlenmesi gerektiği kanaatına varılmıştır. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; manevi tazminat miktarının tespitinde davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçların niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, gözaltı ve ikinci tutuklama tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi sureti ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususların gözetilmesi, zenginleşme sonucunu doğurmayacak biçimde hak ve nefaset kurallarına uygun makul ve makbul bir miktarın hüküm altına alınması gereklidir. İşbu dosyaya konu dava nedeni ile ise İlk Derece Mahkemesi tarafından davacı yararına hükmolunan manevi tazminat miktarı açıklanan ölçülere uymayacak şekilde bir miktar az olduğu gibi, davacı hakkında iki ayrı tutuklamanın gerçekleşmesi nedeni ile her bir tutuklu kalınan dönem için ayrı ayrı maddi ve manevi tazminatların ve faizinin belirlenmesi yerine, tek bir gözaltı ve tutukluluk dönemi varmış gibi maddi ve manevi tazminata hükmedilerek ilk tutuklamanın gerçekleştiği 25.10.2010 tarihinin faize esas alınmasının da hatalı olduğu değerlendirilmiş, bu nedenle gerek maddi tazminat miktarının yapılan hesaplama ile kademeli olarak, gerekse manevi tazminat miktarının belirlenen miktardan bir miktar daha fazla ve kademeli olacak şekilde tespiti gerektiği sonucuna varılmış, bu suretle isabetsiz olduğu değerlendirilen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması, buna göre de davacı yararına belirtilen ölçütler ile emsal uygulamalar uyarınca gözaltında ve tutuklu kaldığı 25.10.2010 - 02.08.2012 tarihleri için 89.858,92 TL maddi ve 120.000,00 TL, tutuklu kaldığı 02.10.2012 - 01.07.2014 tarihleri için de 16.946,32 TL maddi ve 125.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan; ... Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile alma, çalma, açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri temin etme suçlarından 25.10.2010 - 02.08.2012 tarihleri arasında 647 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı; ... Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini Cebren İskat veya Vazife Görmekten Men Etmeye Teşebbüs suçundan kesinleşen mahkumiyetin infazı için 02.10.2012 tarihinde tutuklandığı, dosya kapsamında yer alan evraka göre ... Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında yapılan tutuklamanın infazın durdurulması ve yargılamanın yenilenmesine karar verilmiş olması sebebiyle 19.06.2014 tarihinde sona erdiği, ancak bu tarihten sonra ... Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında kesinleşen mahkumiyetinin infazına başlandığı, davacının neticeten 01.07.2014 tarihinde tahliye edildiği, 02.10.2012 - 01.07.2014 tarihleri arasında 637 gün hükümlü olarak cezaevinde kalmış olduğu, ... Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında yeniden yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 10.03.2016 tarihinde kesinleştiği, ... Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında yeniden yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, davanın 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılmıştır. A. Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.01.2020 tarihli ve 2019/9-425 - 2020/4 sayılı ilamında belirtildiği üzere; ''5271 sayılı Kanun'un 295 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçe için öngörülen (7) günlük sürenin; aynı Kanunun 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasamızın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında bir 'Kanun yolu süresi' olmayıp temyiz başvurusunda temyiz nedenlerinin gösterilmemiş olması durumuna ilişkin istisnai bir mahiyet taşıması, mahkemelerin iç işleyişine yönelik olmaması, düzenlemenin yer aldığı kanun maddesinin içeriği itibarıyla ilgilisi bakımından karışık ve dağınık olmayıp açık, belirli ve öngörülebilir bir nitelikte olması, ilgilisinin (15) günlük temyiz süresi içerisinde temyiz nedenlerini bildirir dilekçe verebilmesine engel bir düzenlemenin olmaması, mevzuatımızda yer alan yargısal başvuru sürelerinin tümünün ilgilisine mahkemece bildirilmesi gerektiğine dair bir hükmün bulunmaması, örneğin; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun bireysel başvuru usulünü düzenleyen 47 nci maddesinin beşinci fıkrasındaki 'Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Mahkeme, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder.' hükmü uyarınca, anılan fıkra kapsamında geçen yargısal başvuru sürelerinin ilgilisine bildirilmesi gerektiğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı da gözetildiğinde, istisnai ve sınırlayıcı hüküm içeren düzenlemelerin kıyas yoluyla genişletilmesinin mümkün olmaması nedeniyle ek dilekçe için öngörülen (7) günlük sürenin, mahkeme kararlarının sonuç bölümünde gösterilmesi zorunlu olan, hükme karşı başvurulabilecek kanun yolu süresi olmadığı, dolayısıyla temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçe için öngörülen bu sürenin ilgilisine bildirilmeyişinin mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale olarak görülemeyeceği ve ilgilisine bildirilmesi hususunda zorunluluk bulunmadığı'' kabul edilmektedir. 5271 sayılı Kanun'un ''Temyiz gerekçesi'' başlığını taşıyan 295 inci maddesinin birinci fıkrasında; ''Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir. Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir.'' hükmü; 5271 sayılı Kanun'un ''Temyiz isteminin reddi'' başlıklı 298 inci maddesinde ise; ''Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebepleri içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddedir.'' amir hükmü bulunmaktadır. Tüm bu düzenlemeler gereğince yapılan incelemede; davacı vekilinin yüzüne karşı 18.12.2018 tarihinde verilen hükme karşı süresi içerisinde verdiği 27.12.2018 tarihli ve herhangi bir temyiz gerekçesi içermeyen temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden; 1.Davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz isteği yönünden; Davacı vekilinin farklı koruma tedbirlerine ilişkin tazminat talebinde bulunduğu, ... Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ceza dosyasına ilişkin talep yönünden yapılan incelemede bu dosya kapsamında yeniden yapılan yargılama sonunda davacının isnat edilen suçlardan beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 10.06.2016 tarihinde dava açılması nedeniye dava açma süresinin geçtiği anlaşıldığından; 02.10.2012 - 01.07.2014 tarihleri arasındaki tutukluluk ve hükümlülüğe ilişkin tazminat talebinin değerlendirilebilmesi için davacı ile ilgili hangi tutuklama müzekkeresinin infaz edildiği, infaz tarihleri ile infazı yapılan tutuklama müzekkeresi suç bilgisinin ilgili ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2.Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fazlalığına ilişkin temyiz isteği yönünden; a.Kabul ve uygulamaya göre; davacının ... Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, 25.10.2010 tarihinde gözaltına alınmadan önce çalıştığı şirketten 31.01.2011 tarihinde ayrılışının yapıldığı, 25.10.2010 - 31.01.2011 tarihleri arasında davacıya anılan şirket tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması, işten ayrılış tarihine kadar davacının maaş aldığının tespiti halinde maddi tazminatın ayrılış tarihi itibariyle hesaplanması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. b.Kabul ve uygulamaya göre; nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, takdir edilen manevi tazminat miktarının fazla olmadığı anlaşılmıştır. 3.Reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin temyiz isteği yönünden; Kabul ve uygulamaya göre; kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine ancak davacı yönünden davanın tümüyle reddedilmesi halinde vekalet ücretine hükmedilebileceği göz önünde bulundurularak, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden Gerekçe bölümünün (A) paragrafında açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2017/3290 Esas, 2018/2542 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden Gerekçe bölümünün (B-1) ve (B-2-a) paragraflarında açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2017/3290 Esas, 2018/2542 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.05.2023 tarihinde karar verildi.