Başvuru, gönüllü köy korucusu olarak görev yapmakta iken başvurucunun 30/5/1999 tarihinde güvenlik güçleri ile terör örgütü mensupları arasında çıkan çatışmada yaralanarak malul kalması sonucu oluşan maddi zararının eksik tazmin edilmesi nedeniyle Anayasa nın 17. maddesi kapsamında devletin tazmin yükümlülüğünün, dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkının, sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması hakkının; anılan olay sebebiyle 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması H
Başvuru, gönüllü köy korucusu olarak görev yapmakta iken başvurucunun 30/5/1999 tarihinde güvenlik güçleri ile terör örgütü mensupları arasında çıkan çatışmada yaralanarak malul kalması sonucu oluşan maddi zararının eksik tazmin edilmesi nedeniyle Anayasa'nın maddesi kapsamında devletin tazmin yükümlülüğünün, dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkının, sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması hakkının; anılan olay sebebiyle 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında tazminata hükmedilmiş olmakla birlikte bakiye zararları için 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi, bu işleme karşı açılmış olan davada manevi tazminat isteminin genel hükümler kapsamında değerlendirilmeksizin reddedilmesi, yapılan başvurunun makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 5/11/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Hatay ili İskenderun ilçesi Azganlık beldesinde gönüllü köy korucusu olarak görev yaptığını ve 30/5/1999 tarihinde Köy Hizmetlerine ait dozeri bekleme görevine giderken Kurşundağ mevkiinde güvenlik güçleriyle terör örgütü mensupları arasında çıkan silahlı çatışmada yaralanarak %46 oranında malul kaldığı iddiasıyla 2330 sayılı Kanun kapsamında başvuruda bulunmuştur. İçişleri Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 6/12/2000 tarihli ve 2000/176 numaralı kararıyla 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu'nun maddesi, 2330 sayılı Kanun'un 2/e, 3/b maddeleri uyarınca başvurucuya 743 TL tutarında nakdi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Başvurucu 30/5/1999 tarihinde gerçekleşen olay nedeniyle 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle 4/2/2005 tarihinde Hatay Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. Komisyon 12/4/2005 tarihli ve 51 kararında "... Köy korucusu Ali DİKBAŞ'ın yaralanması nedeniyle 45 gün hastanede yatarak iş gücü kaybına uğradığı ve yine yaralanmadan dolayı % 46 sakat kaldığı ve bu nedenle 2330 sayılı Kanunun 2-eve 3-b maddeleri gereğince toplam 000,000 TL nakdi tazminat aldığı tespit edilmiştir.213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yeniden değerlendirildiğinde 000 TL aldığı anlaşılmıştır. Sakatlanma ve iş gücü kaybından dolayı alması gereken 2005 yılı itibariyle 000 X 0,0401 = 7 olmak üzere 7 X 20 = 614,00 YTL'dir. Yapılan ödeme tutarı, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanunun Geçici maddesi ve ilgili Yönetmeliğin maddesi uyarınca hesaplanan ödeme tutarından fazla olması..." gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi nedeniyle bakiye zararları için Adana İdare Mahkemesinde açılan maddi ve manevi tazminat istemli tam yargı davası, yetkisizlik kararıyla Hatay İdare Mahkemesine gönderilmiştir. Hatay İdare Mahkemesinin 3/12/2008 tarihli ve E.2006/402, K.2008/1336 sayılı kararında süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "...davacının malüliyetine sebebiyet veren terör eyleminin 1999 tarihinde gerçekleştiği ve davacının% 48 oranında malül kaldığının Antakya Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun 1999tarih ve 4911 sayılı kararıyla tespit edildiği ve davacının dava dilekçesinde tazmin sorumluluğuna ilişkin olarak "genel hükümler uyarınca Mahkemeye müracaat zorunluluğunun hasıl olduğu" yönündeki talebi dedikkate alındığında, yukarıda hükmüne yer verilen 2577 sayılı Kanunun maddesinde belirtildiği üzere eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini, başka bir anlatımla, zararın tazminini anılan süreler içerisinde davalı idareden talep etmesi gerekmektedir. Bu Durumda; davacının cismani zararı en geç sağlık kurulu raporuyla öğrendiğinin kabulü ile1999 tarihinden itibaren bir yıl içinde uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle davalı idareye başvurulması gerekirken 2005 tarih ve 458 sayılı dilekçeyle tazminat istemiyle başvuruda bulunulduğu anlaşılmakla zararın tazmini için yapılan başvurunun süresi içinde yapılmadığı..." Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 17/10/2012 tarihli ve E.2011/10326, K.2012/6916 sayılı ilamı ile 5233 sayılı Kanun'un terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının karşılanması konusunda 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinden farklı bir usul öngördüğü ve başvurucu tarafından 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuru üzerine tesis edilen Komisyon kararının iptali istenilmeden anılan Kanun kapsamındaki zararının tazmini istemiyle açılan davada işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiğinden bahisle İdare Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Danıştay bozma kararı doğrultusunda değerlendirme yapılarak dava dosyasının yeniden incelenmesi suretiyle Hatay İdare Mahkemesinin 27/9/2013 tarihli ve E.2013/1420, K.2013/1666 sayılı kararında dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulanmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Hatay İli, İskenderun İlçesi, Azganlık BeldesiSu Yolu Kurşundağ Sırtı Bölgesinde Köy Hizmetlerine ait dozeri bekleme görevine giderken güvenlik kuvvetleriyle PKK terör örgütüne mensup teröristler arasında çıkan silahlı çatışma sonucunda yaralanması olayının,5233 sayılı Yasa kapsamında bir terör eylemi olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın, 5233 sayılı Yasa kapsamında irdelenerek karar verilmesi gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.Bu durumda, 5666 sayılı Yasa, gerekçesinde de anlaşıldığı üzere, 5233 sayılı Yasa kapsamında daha önceden hiç başvuru yapmamış, yani başvuru yapma süresini kaçırmış olan kişilerin terör olayları nedeniyle uğradıkları zararların karşılanması ve mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlamış olup; daha önce 5233 sayılı Yasa ve bu Yasaya 5442 sayılı Yasanın Geçici maddesi ile eklenen hüküm uyarınca zararlarının karşılanması istemiyle Zarar Tespit Komisyonuna başvuranların, 5666 sayılı Yasa kapsamında ve aynı olay nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararların tazmini istemiyle yeniden başvuruda bulunmalarına olanak bulunmamaktadır. Öte yandan,dava konusu uyuşmazlık 5233 sayılı Yasa çerçevesinde irdelendiğinde ise; 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun maddesinde, hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar; yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderler; ... anılan Yasanın maddesinde ise, yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre; çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar; çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar; çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar; ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında nakdî ödeme yapılacağı; ... Ayrıca, Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin maddesinde de, 5233 sayılı Yasanın maddesinde yer alan düzenlemeye yer verilmiş; anılan Yönetmeliğin maddesinde ise, yaralanma ve sakatlık derecelerin tespitine ilişkin düzenleme yapılmıştır Bununla birlikte, davacı tarafından, meydana gelen olay anında yaralanması ve % 46 özürlü olduğuna yönelik raporu kabul ederek uğranılan zararı belirleyen 2005 tarih ve 51 sayılı Hatay Valiliği Zarar Tespit Komisyonu kararında yer verilen miktarın hakkaniyete uygun olmadığı ileri sürüldüğünden, Mahkememizin 2007 tarihli ara kararı ile 1999 tarihinde Azganlık Beldesisu yolu Kurşundağ Sırtı bölgesinde silahlı çatışma sonucu yaralanması nedeniyledavacının uğradığı maddi zararın hesaplanması hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan ve ayrıntılı gerekçesi içeriğinde yer alan bilirkişi raporunda özet ve sonuç olarak; “davacının, terör olayında yaralanarak % 46 oranında çalışma gücünü kaybetmesi nedeniyle maruz kaldığı kazanç kaybının talep tarihi olan 2005 tarihi itibari ile 5233 sayılı Yasa’ya göre alması gereken tazminat tutarının 957,47 TL olduğu, davacıya 2330 sayılı Yasa gereği ödenen ve mahsup edilmesi gereken 743,00 TL tutarındaki ödeme ile ilgili yönetmelik gereği 213 sayılı VUK göre yeniden değerleme oranları ile oranlanıp artırıldığında 028,17 TL (YTL) sine karşılık geldiği, dolayısıyla 2330 sayılı Yasa kapsamında mahsubu gereken ve davacıya ödenen 743,00 TL (YTL) tutarındaki ödeme 028,17 TL( YTL) sine karşılık gelmekle bu miktar davacının talep tarihi olan 2005 tarihi itibari ile hak ettiği alacak miktarı olan 957,47 TL (YTL) tutarının üzerinde olduğuve davacının 5233 sayılı Yasa kapsamında hak ettiği bir alacağın bulunmadığı görüş ve kanaatine yer verilmiş oluprapor Mahkememiz kararına esas alınabilir nitelikte görülmüştür Bakılan uyuşmazlıkta, davacı tarafından, 2006 tarih ve 26042 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 5442 sayılı Yasanın Geçici maddesi uyarınca, 2006 tarihinde yapılan başvuru üzerine Zarar Tespit Komisyonu'nun 2007 tarih ve 2007/1-49/2 sayılı kararı ile, % 46 özür oranına bağlı işgücü kaybı nedeniyle uğranılan zararın ödenmesine karar verilmesi karşısında; artık, 5666 sayılı Yasa uyarınca yapılan (söz konusu terör saldırısı nedeniyle %46 işgücü kaybı nedeniyle zarara uğradığından bahisle) başvuru üzerine, davacının uğradığını iddia ettiği zararın tazmini mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan, 5233 sayılı Yasa hükümlerine göre, terör olayları nedeniyle kişilerin uğradığı maddi zararların karşılanması olanaklı olup manevi zararların karşılanmasına olanak bulunmadığından, davacıya manevi tazminat ödenmesi de mümkün değildir." Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 27/5/2014 tarihli ve E.2014/136, K.2014/4299 sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Onama kararı 8/10/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 2330 sayılı Kanun'un maddesinin (e) bendinde yer alan hüküm şöyledir:"Bu kanun; ...e) Güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve sivilleri;" 1/4/1998 tarihli ve 4356 sayılı Kanun'un maddesi ile 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun'un maddesiyle değişik hâliyle 2330 sayılı Kanun'un maddesinin (b) bendinde yer alan hüküm şöyledir:"Bu kanun kapsamına girenlerden;...b) Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malül olanlara 200 katı, diğer engelli hâle gelenlere (a) bendinde belirtilen tutarın % 25'inden % 75'ine kadar, yaralananlara ise % 20'sini geçmemek üzere engellilik ve yaralanma derecesine göre, Nakdi tazminat ödenir." 5233 sayılı Kanun’un , , , , geçici , geçici , geçici maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki kararın maddesi. 5233 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrasında yer alan hüküm şöyledir:"Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, Nakdî ödeme yapılır." 5233 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan hüküm şöyledir: "Komisyonun görevleri şunlardır: ...b) Kamu kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca uygulanmış projelerin, zararın giderilmesine katkıları; zarar görenin değerlendirebileceği enkaz ve diğer yararlar; sigorta şirketlerince veya ilgili mevzuata göre kamu kurum ve kuruluşları ile sosyal güvenlik kuruluşlarınca ödenen tazminatlar, tedavi ve cenaze giderleri ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan yapılan yardımların zarar miktarından mahsup edilmesi suretiyle belirlenen ve 9 uncu veya 10 uncu maddelere göre yapılan nakdî veya aynî ödeme miktarını içeren sulhname tasarılarını hazırlamak." 5233 sayılı Kanun’un maddesinde yer alan hüküm şöyledir:"5 inci maddenin (b) bendine göre belirlenen miktarlar, mahsup tarihindeki değerleri üzerinden 8 inci ve 9 uncu maddelere göre hesaplanacak toplam gayrisafi ifa bedelinden düşülür. Mahsup edilecek değerlerin hesaplanması ile ilgili esas ve usuller yönetmelikle belirlenir." 4/10/2004 tarihli ve 2004/7955 No.lu Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) maddesi şöyledir:"19/7/1987 tarihinden Kanunun yürürlüğe girdiği 27/7/2004 tarihine kadar, görevleri başında iken terörden veya terörle mücadele sırasında zarar gören kamu görevlilerinden veya mirasçılarından, ilgili mevzuat uyarınca tazminat almış olup, ancak aldıkları tazminatın hesaplanma kriteri bu Yönetmelikten farklı olanlardan, Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde başvuranlara, yapılan hesaplamada aldıkları tazminat ile bu Yönetmeliğe göre almaları gereken tazminat arasında fark olması halinde, eksik olan tutar yasal faiziyle birlikte ödenir. Ödenen tazminat miktarı fazla ise iade talep edilmez." Aynı Yönetmelik'in maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Mahsup edilecek miktarların hesaplanmasında, mahsup edilecek değerlerin her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır."